ORTA VADELİ EKONOMİK PROGRAM ÜZERİNE - Doç. Dr. Şevki ÖZBİLEN - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









ORTA VADELİ EKONOMİK PROGRAM ÜZERİNE - Doç. Dr. Şevki ÖZBİLEN
Tarih: 17.09.2009 > Kaç kez okundu? 3881

Paylaş


2007de ABD krizin ilk izleri ortaya çıktığı zamandan beri hep aynı

şeyi söylüyoruz ama sesimizi duyan olmadı maalesef. Krizin en dip

yaptığı yerde, biz, bu iktidar hiç bir şey yapmıyor, krizden çıkış

planları yok, herşeyi kendi seyrine bıraktılar diye yırtınıp durduk.

Maalesef, durum buydu. Ortada krizi ağzına alan olmadığı gibi, bir

kısım medya krizden söz edince Başbakan, "Felaket tellallığı yapıyorlar"

diye sert çıkıyordu. "Kriz bize teğet geçer", diyordu. Ve ilginçtir,

babalar gibi satmaya devam ediyorlardı. Bunun adı, onların gözünde

yeni dünya düzeni oldu maalesef. Devletini sen yönetmezsen, olacağı

buydu. Nitekim de öyle oldu. Şimdi kalkmışlar orta vadeli planlardan

bahsediyorlar ve bildiğim kadarıyla ocak ayından beri de IMF ile gizli

bir görüşme içindedirler. Neden gizli? Çünkü, Başbakan bir gün çıkıp

IMFye gırtlağımızı sıktırmayız, dedi ya... Güya sözünde duran bir

yiğit görüntüsü... Sevsinler. Peki, bu Programdaki IMF izleri neyin

nesi. Siz orta vadeli programı, gizlice görüştüğünüz IMF ile birlikte

mi yaptınız? Evet öyle oldu. Birlikte yaptılar. Bakın nasıl yaptılar;



İŞTE O PROGRAM VE ANALİZİ. Lütfen dikkatle okuyun ve bizi gene kime

teslim ettiklerine bir bakın.



Orta Vadeli Programda IMF izi var, yeni ekonomik önlemler geliyor.

İMF kemer sıkma politikası uygulaması gene Türkiyeyi daraltacak ve

küçültecek. Küçülecek neremiz kaldıysa. Ekonominin eksi %8lere indiği

bir zamanda ancak kemerler sıkılır efendiler. Biz bu filmi, 1965ten

beri görüyoruz. 1970de yeni bir aşamaya geçmişti. Şimdi başka bir

aşama ve temelde hep aynı uygulama. Kemer sık, piyasalara zam yap,

halkını açlığa ve yoksulluğa batır, onlar kendi dertleriyle

çırpınırken, sen devleti yönettiğini sanarak rahatla... Ne güzel değil

mi? 36 kısım tekmili birden. Renkli, sinemaskop.



Başbakan Yardımcısı Babacan Orta Vadeli Programı açıkladı. Programı

hazırlarken IMF ile anlaşırsak bu kaynak doğrudan piyasaya verilecek,

varsayımında bulunduk dedi. Bazı vergiler artırılacak, sosyal

güvenlikte ve enerji KİTlerinde kemer sıkılacak, zam yapılacak, vs.

İşte Programın temel yapı taşları. Gene milletin sırtına binecekler.



Hükümet, Orta Vadeli Programda gelecek yıldan başlamak üzere

Türkiyenin tekrar büyümeye başlayacağını vaat ederken, bu büyüme özel

sektörün yatırımları, sosyal güvenlik harcamalarının kısılması, maktu

vergi artışı ve elektrik, doğalgaz gibi kaynakların yönetiminden

sorumlu enerji KİTlerine yönelik yapılacak düzenlemelerle

gerçekleştirilecek. Türkiyenin 2010-2012 yıllarını kapsayan Orta

Vadeli Programı kamuoyuna açıklayan hükümet, bu programla Türkiye

ekonomisinin 2009 yılında %6 oranında daralacağını, 2010 yılında %3.5

büyüyeceğini öngörüyor



Biz ekonomistler bu büyümenin IMFden gelecek kredinin dikkate

alınarak hedeflendiğini söylüyoruz.



Devlet Bakanı Ali Babacan ise bu büyümenin dinamosunun bankacılık

sektörü olacağını dile getirirken, tasarruf tedbirleri ve maktu

vergilerdeki artışla bunun destekleneceğini konuşmasında ifade ediyor.



IMF hesaplarda var. Türkiyenin ekonomide üç yıllık makro

hedeflerini içeren Programa göre, bu yıl ekonominin % 6 oranında

daralması beklenirken, bu sene için 10.1 milyar TL açık vermesi

hedeflenen bütçenin son gelişmeler ışığında 63 milyar TL açık vereceği

belirtildi. Ayrıca bu yıl tüm döviz geliri ile döviz gideri arasındaki

farkı (cari işlemler dengesi) gösteren cari dengenin eksi (açık) 11

milyar dolar olarak gerçekleşeceği öngörüldü. Devlet Bakanı Ali

Babacan, Orta Vadeli Programda makro ekonomik hedefler belirlenirken,

şu sözlerle programda IMFnin etkisi olduğunun işaretini verdi:



"Hazırlık yaparken şöyle varsayımda bulunduk: IMF ile anlaşırsak bu

kaynaklar direkt olarak piyasanın kullanımına sunulacak. İç borçlanma

ihtiyacımız IMFden sağlanacak kaynakla azalacak. İçerden

borçlancağımız kadar dışardan borçlanılacak. Bu kaynak Türk bankacılık

sektörüne, özel sektöre yatırım ve tüketim için kullandırılacak kaynak

haline gelecek. Görüşmelerimiz olumlu seyrediyor."



Babacan, "Biz açıkladık, IMF heyeti inceleyecek. Sonra onlarla program

temelinde bir tur daha görüşme yaparız. Görüşmeler sonucunda stand-by

düzenemesiyle ilgili mutabakat oluşursa böyle bir düzenleme yapmayı

tercih ederiz. Şartlarında, çerçevesinde mutabık kalmamız lazım. Kriz

döneminde IMF kaynakları güçlendirildi. Sermaye artışı ve borçlanma

imkanıyla kaynakları çoğaltıldı. IMFnin kaynakları piyasa

şartlarından daha uygun. Sadece bu açıdan bakınca Türkiyeye uygun

şartlarda dış kaynak. Türkiye ekonomisine katkıda bulunacaktır. Orta

Vadeli Programda IMF finansmanı olmazsa olmaz değildir."

Babacanın, bu bağlamda çelişkilerle dolu ifadelerine bakılırsa IMF ile

çoktan anlaşma sağlanmış bile. Ama Başbakan, "Ümüğümüzü sıktırmayız"

dedi ya... Gizli kalması gerekiyor. Biz de yutmuş olalım. Ve devam

ediyor bakan efendi;



"Program bizim. Doğru bildiğimiz, inandığımız politikaları

uygulayacağız. Türkiyenin şartlarını biliyoruz. Ne uygulanır ne

uygulanmaz hangi politika sonuç verir bunun takdiri nihai karar alıcı

hükümettir" dedi. Bilgisi olmayanın, icraatı olmaz. Bunu da göreceğiz.

Filmi geri sarmaya devam edelim.



Bankacılık dinamo sektör. Bu arada OVPda bu yıl % 6 daralma hedefi

konulurken, 2010 yılı için % 3.5 büyüme hedefinin nasıl sağlanacağına,

hedefin gerçekçi olup olmadığına ilişkin soruya Babacan, bankacılık

sektörünün sağlamlığı ve önümüzdeki dönemde uygulanacak tasarruf

tedbirleriyle sağlanacağı yanıtını verdi. Başbakan Yardımcısı Babacan,

" En önemli faktör bankacılık sektörü. Bu sektör sebebiyle kamuya

maliyet üstlenmememiz. OECD ülkeleri içinde sadece Türkiye bankacılık

sektöründe ne bir garanti ne bir teminat artışı ne bir kamu kaynağı

artışı yapmadı. Bu da toparlanma sürecinde bizim en önemli artımız

olacak. O dev anlı şanlı bankalar çok düşük sermaye rasyoları ile

ayaktalar. O rasyolar da kamu desteği ile sağlanmış. Avrupa, ABD

yıllarca bunun için bedel ödeyecek. Ekonomik büyümeyle vergi artışları

Avrupada ABDde kaçınılmaz. Ciddi tedbir almak zorunda kalacaklar.

Biz vergi gelir düşmesiyle oluşan kamu açığını, ekonomik toparlanma

ile kapatıyoruz. Tasarruf alalarında da her türlü tasarrufu yaparız.

Finans sektörü ekonominin dinamosu, büyümenin temel unsuru olacak."

Babacanın unuttuğu bir şey var; Türkiyenin elinde finans sektörü mkü

kalmışta, bu sektör kalkınmanın motoru olacak. bütün bankalarımızı

yabancılara satmadık mı.Hollandalıya, belçikalıya, İsraile satılan

bankalarla başlayan ve Finansbank Yunanlının değil mi? diye devam

eden sorulara cevap vermek gerekmiyor. Hepsini yabancılaştırdık. Sonra

da bizim diyebiliyoruz. Bunun açıklanması gerekmiyor mu? Bu bankaların

neresi bizim.



Kemerler sıkılacak. Gene aynı hikaye. Ne zaman IMF devreye girske,

hemen klasik sistem, kemerler sıkılmaya başlanır. biz bunu da 1970lı

yıllardan beri gördük, yaşadık. Sıka sıka kemerlerde delik kalmamıştı.

Tasarruf tedbirleriyle ilgili olarak, Babacan, kara delik olarak

adlandırılan sosyal güvenlik harcamalarının disiplin altına alınması

ve enerji KİTlerinin kamu zararlarının önüne geçilmesi olduğunu

belirtti. Babacan, "Enerji KİTlerinden beklediğimiz kâr edip hazineye

kâr aktarmaları değil. Başa baş bile gitseler razıyız. Ama zarar

etmesinler, borç biriktirmesin, eksi alana düşmesinler. Para kazanma

derdi olmasın. Son 1.5 yıldır enerji KİTleriyle ilgili rakamsal

noktada sıkıntı var. Elektrikle ilgili fiyat ayarlaması mevcut zararın

bir kısmını kapatmaya yönelik. Kaynak arayışı değil. Mevcut zararın

bir miktarı kapatılınca toplam kamu dengesini de toparlamış oluyoruz.

Ayrıca yerel yönetimler öz gelirlerini artırmak önemli. Yasal altyapı

hazırlanacak. Belediyelerin kendi seçecekleri alanlarda gelir

oluşturma imkânlarının önünü açacağız" dedi. Fikirlerinin altındaki

gerçeği gördünüz değil mi? Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi. Yani,

Bölgesel Kalkınma Ajanslarının yetkilerinin artırılması vs. Bunun

eyalet sisteminin temel yapısı olduğunu defalarca söyledik. Yedi bölge

ve BKA. Ayrışmanın ilk adımı... BKAları iyi inceleyin. Tehdit ve

tehlikelerle dolu bir kanun. YAZIKLAR OLSUN.



Tasarruf tedbirleri kapsamında sigara ve akaryakıt gibi ürünlerden

alınan maktu vergilerin güncellenmesine de yer vermesi, sigara ve

akaryakıta yeni bir vergi zammı geleceğinin sinyali oldu. Babacan, "

Vergi sisteminde maktu sabit vergiler var. Sabit TL olarak orada

duruyor. Bu tür maktu vergileri de enflasyon ve ekonomiye göre makul

oranda güncellenerek devam edecek.Yani açıkcası vergiler artırılacak

demek istiyor. Onların dilinde gücelleme, ZAM anlamındadır. Dönem

dönem enflasyona bakarak güncellenecek. Bunlar geniş değil, dar

alanlarda yapıldı. Yapılabilir" dedi. Bakan Ali Babacan, ayrıca

önümüzdeki üç yıllık süre içinde 1 milyon 250 bin kişilik bir

istihdamın oluşacağını belirtirken, bu sayede elde edilecek prim

gelirinin de büyümeyi sağlayacak unsurlardan olduğunu kaydetti. Sahi

yatırımın olmadığı bir ekonomide 1.250.000 kişiye nasıl bir istihdam

sağlayacaklar merak ediyoruz doğrusu. Yatırım - istihtam dengesinden

de haberleri yok bunların, anlaşılan.



Ziraatte halka arz sinyali geldi. Babacan, tasarruf tedbirlerinin

yanı sıra büyümeyi sağlayacak gelir kalemleri arasında

özelleştirmeleri de sayarken, Ziraat Bankasının önümüzdeki dönemde

özelleştirileceğini dile getirdi. Babacan, özelleştirmenin ne zaman

yapılacağına ilişkin soruya, "Ziraat Bankası takviminde çok erken

aşamadayız, bakacağız" dedi. Yani, ihanet bir süre için ertelendi.

Hani satacaklar ya, halkın nabzını tutuyor güya. Ülkenin iki önemli

bankası ve biri küçük esnafı, diğeri çiftçiyi destekliyor ya... onlar

satıldığı zaman Türkiyede kopacak kıyameti seyreyleyin. Bunu yazmıştık

daha önce.



Toplantıya katılan Çalışma Bakanı Dinçer, sağlık alanında yapılması

planlanan tedbirlerin alınacak önlemlerin toplamının 3 milyar TL

olduğunu söyyledi. Dinçer sağlık hizmeti kapsamı ve erişimi ile ilgili

bir kısıtlama yapmayı planlamadıklarını söylerken, ilaç sektörüne

yönelik alınacak tedbirler ile fiyatların düşmesini planladıklarını,

ve "Kaliteli hizmet sunumuyla ilgili idari tedbir alacağız. Bu

alandaki tasarruflar, harcamaların hizmet, ilaç ve benzeri ürün

tedarik ettiğimiz firmalarla olan ilişkilerimizde ortaya çıkacak. İlaç

sektörüyle ilgili alınacak terbirle fiyatların düşürülmesini

planlıyoruz. Vatandaşlar sağlık hizmeti alırken ödediği katkı payıyla

ilgili düzenleme yapacağız.Yani fiyatlyarın artması söz konusu gene.

Zam diyemiyor. Düzenleme diyor. biz de yutuyoruz yani. Talebin

dengelenmesi için yapılacakmış. Bütün basamaklarda sadece 2 lira katkı

payı ile hizmet alıyorlar. 1. basamakta maliyet düşürkken maliyetin

yüksek olduğu diğer basamaklarda tedavi alıyorlar. Grip olan hastanın,

sadece ilaç yazdırmak için hastaneye gitmesinin maliyeti yüksek. 3

liralık ilaç için maliyet 15 lira oluyor. Hastanede maliyet 30 liraya

çkıyor. Özel hastane ve üniversite hastanesinde 40 liraya çıkıyor. Bu

maliyetleri kendi içinde dengelemeler yaparak kısabilceğimizi

düşünüyoruz."



Ayrıca Dinçer, hastanelerden sundukları hizmete göre fark alınacağını

açıkladı. Çalışlma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dinçer, "Hastaneleri

sundukları hizmetlere göre kendi içinde tasnif edeceğiz. Büyüklük,

kalitesi ve uzmanlık alanına göre tasnif edeceğiz. Yüzde 30 fark alma

imkânları var. Bunu yüzde 30dan 40, 50, 60, 70e kadar çıkarıyoruz"

diye konuştu.Yani her şey çok daha pahalı olacak ama memuruna işçisine

verdiği %4 lük maaş artışıylya %70lik sağlık harcaması artışı nasıl

karşılanacak onu söylemiyor.



İşte gördünüz. Programda neler olduğunu. IMF güdümlü, kemer sıkma,

giderek artacak olan ve insanlırımızı bezdirecek olan zamlar,

yükselecek olan ama yükseldiği milletten saklanacak olan enflasyon

çerçevesinde bu zamlar yapılırken, ağızlarına hiç enflasyon lafını

almayacaklar. Tıpkı, elektriğe %22,3 zam yapılırken, memuruna %4 zammı

çok gören bu hükümetin her icraatında olduğu gibi.



Efendiler, daha kötü gelecek zamanlara hazır olmanız temennisiyle,

uzaklarda olmanın verdiği sıkıntıyla bakıp da görmemek olmaz

kabilinden hatamız olduysa affola. Bilesiniz diye yazdık.



şevki, Tanrı Dağlarının eteklerinden yazdı







Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 14
Dün Tekil 767
Bugün Tekil 398
Toplam Tekil 1637459
IP 54.197.142.219






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































5 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Üstümüze kılıç çekilmedikçe, ülkemize girilmedikçe, teb'ama cefa edilmedikçe Bizden kimseye zarar gelmez. (Fatih Sultan MEHMET)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.788 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu