52. YILINDA “DİN LİSANINDA EZAN” - Mustafa Nevruz SINACI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









52. YILINDA “DİN LİSANINDA EZAN” - Mustafa Nevruz SINACI
Tarih: 16.06.2013 > Kaç kez okundu? 1597

Paylaş


Bu toprakların gerçek sahibi kadim Müslüman Türklerin, (1941-1950) 10 yıl hasretini çektiği Ezana yeniden kavuşmasının üzerinden 52 ve/veya 63 yıl geçti.



Büyük hasretin giderilmesine hizmet edenlere Rahmet osun.



Anayasal vatandaşlığın temel hakkı olan “Din ve Vicdan Hürriyetini” kısıtlayıp halka sebepsiz yere manevi huzursuzluk veren, “Ezanın Din Lisanında” okunmasını TCK hükmü ile yasaklayan kanun; 9. Dönem TBMM’nin Anayasa’ya sadakat ve samimiyetle bağlı, vatan ve millet sevdalısı; Vatanperver Milletvekillerinin yasama iradeleriyle kabul ettikleri 5528 Sayılı Kanun hükmü ile.; 16 Haziran 1950’de yürürlükten kaldırıldı.



Türkiye’nin 1946’da gerçekleşen halk hareketi (Beyaz İhtilâl) ile çok partili siyasi hayata adım atmasıyla beraber;, Önceden dayatılmışlar dâhil dayatılan türlü siyasi ve sosyal tasarım projeleri karşısında eğilmeden, kanun yollarında yürümeye sadakat göstererek sürdürülen destansı demokratik bir mücadele ile açığa çıkan 14 Mayıs 1950 Milletvekili Genel seçimi iradesinin; ülkede kapılarına kilit vurulmuş pek çok yoksunluk için anahtar olduğu ışıltılı bir gerçektir.



7-12 Haziran 1945’in denetim (milli murakabe) talebi ve antidemokratik ortam ile mücadele hareketi; 7 Ocak 1946’da Demokrat Parti adını aldığında, önüne dikilen çok sert, dayatmacı, antidemokratik ve statükocu yapıya teslim olmamak için bir çare bulmayı, önemli ve acil ana dava olarak gördü ve büyük bir isabet ile “Hürriyet Misak-ı” ve “Sine-i Millet” kavramları ile donandı.



Türkiye’nin İstiklâl Savaşından sonra ilk ve tek halk hareketinde; Özne’nin bizatihi Millet olduğu yürüyüşe önderlik edenler ve bu harekete vücut verenler, ülkedeki sessiz ve yük taşıyan kesimin hücrelerine nüfus ettirilen samimi ve saf fikir hareketinin bayrağını taşırken; varlığı insan için temel hak gören bakış açıları ile ülkenin ve milletin yoksunluk envanterini kolayca belirledi. Sorunlar, “objektif ve orijinal alternatifleri; Namuslu, dürüst ve demokrat çözüm yolları” en açık, net ve dürüst biçimde ortaya konuldu.



Diyanet İşleri Başkanlığı 18 .VII.1932 tarihinde yayınladığı bir tamimle yeryüzünün her yerinde Müslümanlar için namaza çağrı olan Ezan’ın Din Lisanında okunmasına yeni ve değişik bir usul getirdi ve Ezan yerine bir kurul tarafından belirlenen Türkçe namaz çağrısının okunmasını tavsiye etti. Deneme mahiyetinde bir sosyal tasarım projesi olarak ortaya atılan ve Müslüman halka Türkçe Ezan okunmasını ihtiva eden proje;, Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Müslüman halk tarafından benimsenmediği için öneri uygulamaya geçmedi...



1937 yılında Celal Bayar’ın Başbakanlığı döneminde Din Lisanında Ezan okunmasına yönelik eğilimler neredeyse yok oldu ve unutuldu. Ancak, çok arzu edilmesine rağmen Hatay meselesi, Atatürk’ün hastalığı ve TBMM’de yeni bir irade olmaması nedeniyle Ezan hakkında arzu edilen değişikliğe gidebilmek mümkün olamadı ve Türkçe Mealli ezan okuma adet’i yer yer sürdürüldü. 1939’da Celal Bayar’ın Başbakanlıktan ayrılmasını müteakip;, C. Halk Partisi tarafından “sosyal tasarım projesi” olarak uygulanan Türkçe Ezan okunmasını topluma nüfuz ettirmek için Din Lisanında Ezan okuyanların ceza yaptırımı görüşü hükümeti nezdinde hayli ağırlık kazandı. 1941 senesinde TCK’nın MD -526 TBMM’de değiştirildi ve Din Lisanında Ezan ve Kamet okuma suç kabul edildi ve bu suçu işleyenler için hapis ve para cezası kondu. Ülkenin Camilerinin Minareleri için için ağlıyordu…



Merhum Celâl BAYAR der ki:



“1. Dünya savaşından sonra el atılan sadece para - pul olsaydı, hatta sadece İstanbul’da bir hükümranlık peşinde olsalardı, “kader” der İstanbul’un o zaman ki iradesine boyun eğer, belki de hiç sorgulamazdık. Ama ne zaman mukaddesatımıza, dinimize, namusumuza, toprağımıza el attılar; İşte o zaman, İstiklâl Savaşı (milli mücadeleye) karar verdik. Alçak ve menfur düşmanlar İzmir’e ve Ege’ye göz diktiler. Kur-an’a el attılar, Ezanı susturdular. İşte o zaman silahlı mücadeleye karar verdik’’



HASRET BİTTİ, KUTLU VUSLAT’A VARILDI



Mustafa Nevruz SINACI



14 Mayıs 1950 günü seçimleri kazanarak, emsalsiz bir halk hareketi ile iktidar olan DP ve Menderes Hükümeti; 9. Dönem TBMM 16 Haziran 1950 günü saat 15’te, TBMM Başkan Vekili, İstanbul Milletvekili Fuad Hulusi Pemirelli, Manisa Milletvekili Muzaffer Kurbanoğlu ve Bursa Milletvekili Raif Aybar kâtipliğinde toplandı. 1. Menderes Hükümetinin TBMM’ye sevk ettiği TCK MD-526 değiştirilmesi hakkında kanun tasarısı ile Kayseri Milletvekili İsmail Berkok ve 13 arkadaşı ve Tokat Milletvekili Ahmet Gürkan’ın önerge ve teklifler hakkındaki Adalet Komisyonu raporu gündemiyle TBMM’nin 9. oturumu açıldı.



İçtüzükte Adalet Komisyonu raporunun TBMM’de gündeme alınması için 48 saat geçmesi hükmü gereği ilk olarak İstanbul Milletvekili Başvekil Adnan Menderes söz aldı ve Genel Kurula “Muhterem arkadaşlar; Arapça ezan hakkında Demokrat Parti Meclis Grubunda verilen kararın gazeteler ve radyo ile yayınlanması neticesinde kanuni mâniin kaldırılmış olduğu telâkkisinin hâsıl olması ve bâzı vatandaşların Arapça ezan okuması muhtemel olduğu için bu bap/ta Hükümetçe Meclise sevk etmiş olduğumuz Kanun teklifinin bugünkü gündeme alınmasını ve öncelikle müzakere edilmesini yüksek tasvibinize arz ediyorum” dedi.



Başvekil Adnan Menderes’in konuşması ardından oturumu yöneten Başkan, teklifin gündeme alınmasını oylamaya sundu ve yasa önerisi gündeme alındı. Ezanın Din Lisanında Okunabilmesi serbestisi getirecek kanun teklifinin müzakerelerinde ilk sözü; Cumhuriyet Halk Partisi Trabzon Milletvekili Cemal Eyüboğlu aldı ve ‘Hükümetin bugün huzurunuza getirdiği kanun tasarısı hakkındaki C. H. Partisi Meclis Grubunun görüşünü arz ediyorum: “Bu memlekette Millî Devlet ve Millî şuur politikası, Cumhuriyetle kurulmuş ve C. H. Partisi bu politikayı takip etmiştir. Bu politika icabı olarak ezan meselesi de bir dil meselesi ve Millî şuur meselesi telâkki edilmiştir. Millî Devlet politikası, mümkün olan her yerde Türkçenin kullanılmasını emreder. Türk Vatanında ibadete çağırmanın da Öz dilimizle olmasını daima tercih ettik. Türkçe ezan, Arapça ezan mevzuu üzerinde bir politik münakaşa açmaya taraftar değiliz. Millî şuurun konuyu, kendince halledeceği inancıyla Arapça ezan meselesinin ceza konusu olmaktan çıkarılmasına aleyhtarı olmayacağız” dedi.



Demokrat Parti Gurubu adına Seyhan Tekelioğlu: “Sayın arkadaşlar; Atatürk her şeyi Türkçeleştirmek kaidesini ortaya attığı zaman acaba İslâm dinine ait olan kitapların Türkçeye tercümesi mümkün müdür diye bir tecrübeye başvurulmuştu. Bu meyanda ilk olarak ezan’ın Türkçe okunması düşünüldü. Atatürk’ten sonra ise Arapça ezan okuyanı tecziye etmek üzere de bir ceza müeyyidesi olarak, Ceza Kanununa bir hüküm kondu. Arkadaşlar; şayet Atatürk sağ olsaydı hiç şüphe yok ki, o da bu büyük Meclisin düşündüğü gibi düşünecek, elimizdeki Allah Kanununun Türkçe ile tercümesine imkân olmadığını, din ulemalarının vermiş olduğu karara göre, anlayacak ve ezanı din diliyle okutacaktı.



Arkadaşlar; Atatürk inkılâbı gazetelerin yazdığı gibi umdesi değil, Atatürk memlekette yapmış olduğu inkılâpların millet tarafından hazmedilmesini esas olarak kabul etmişti. Bu bir dil meselesi değil; Allahû Ekber ile Tanrı Ulu­dur kelimeleri ikisi bir manâya gelmez. Biz eski zamanlara ait kitapları okursak, birçok tanrılar olduğunu görürüz, yağmur tanrısı, yer tanrısı, ve saire. Binaenaleyh Tanrı Uludur deyince bunların hangisi uludur? Binaenaleyh İslâm dini, Müslüman dili kaidelerine göre camilerinde ancak din dili ile olur. Ve bunu da memleketin yüzde doksan sekizi, bizi seçenler, bizden istemişlerdir. Kaldı ki, Hıristiyanlar bile bir ölümü ilân için çan çalarlar, onlar çan çalınırken çanın ne demek istediğini anlıyorlar. Müslümanlar bir sala sesi duymuyorlardı. Dışardan Türk dili ile ezan okunurken, içerde yine din dili ile Kuran okumaya müsaade ediliyordu. Binaenaleyh arada birbirine uymayan, zıt esaslar vardı.



Ben Menderes Hükümetine ve Hükümetin istinat etmiş olduğu milletin reyi ile mutlak reyi ile buraya gelen DP milletvekillerini tebrik ediyorum…”



Sonuçta: TBMM'nin 16 Haziran 1950 tarihli oturumunda görüşülen tasarı alkışlarla yasalaştı ve 17 Haziran 1950'de resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi….





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 24
Dün Tekil 936
Bugün Tekil 583
Toplam Tekil 1642754
IP 54.158.92.239






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































11 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yabancı kültürlere girmek demek, onun hakimiyetine girmek demektir.
(Mete'nin Oğlu)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.692 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu