2013 Yılı Dünya Çevre Günü’nün sloganı: Düşünmek-Yemek Tasarruf Etmek ve Gezi Parkı Mesajı - Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









2013 Yılı Dünya Çevre Günü’nün sloganı: Düşünmek-Yemek Tasarruf Etmek ve Gezi Parkı Mesajı - Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ
Tarih: 05.06.2013 > Kaç kez okundu? 1515

Paylaş


2013 Yılı Dünya Çevre Günü’nün sloganı:

Düşünmek-Yemek Tasarruf Etmek ve Gezi Parkı Mesajı

Prof. Dr. İbrahim Ortaş,

Çukurova Üniversitesi, asortas@cu.edu.tr



1972 yılından bu yana İsveç’in Stockholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında alınan bir kararla, her 5 Haziran günü Dünya Çevre Günü olarak kutlanmaktadır. Her yıl farklı bir tema ile çevresel sorunlara dikkat çekiliyor. BM’nin bu yılki teması ise “Düşünmek-Yemek-Korumak ve Tasarruf Etmeyi” öngörmektedir. Dünyaya ve yaşama bakış açımızı “düşünmek” ile başlaması bir bilinç içinde yemeyi, doğayı korumayı ve tasarrufu etmeyi önermesi çok önemli. Tüketimin bilinçle işlenmesi her yılki tema ve etkinliklerden farklıdır. Doğanın bir bütünlük içinde ele alınması ve insanın ihtiyacı olan besinlerin bilinçli olarak üretilmesi, sürdürülebilirlik ilkesi içinde doğayı da koruyacak bir yapıda sağlaması başlı başına bir düşünsel derinliği gerektiriyor. Çevre bilinci bu düşünsel derinlik içinde kazanılmaktadır.



Dünyanın Nüfus Yoğunluğu ve Yer yüzeyindeki Etkisi Çevre Konusunu Zorunlu Kılıyor

Dünya nüfusu günümüzde 7 milyarın üzerinde ve bu nüfusun büyük çoğunluğu kentlerde yaşamaktadır. Dünyada nüfusu 30 milyonu bulan mega kentler oluştu ki bu dünyada bir ilktir. Dünya bugüne kadar bu denli yoğun nüfuslu ve doğa üzerinde baskı yapan bir durumu ilk defa yaşıyor. İstanbul da dünyada 15 milyonluk nüfusu ile hatırı sayılır bir kent. Bugün dünyanın artmış olan nüfus baskısı altındaki iktisadi yönetim anlayışı doğal olarak sosyal yaşamı da zorlaştırmaktadır. İnsanlığın bütün geçmişi incelediğinde üretim tüketim ilişkisi, yeni yaşam tarzı bugün dünyanın en ciddi sorunu çevre sorunudur.

Günümüzün üretim ve tüketim ilişkilerinin gözünü kör eden kâr duygusu ve bu konuda her şeyin mubah oluğu bir yapı oluşmuştur. Gelişmiş ülkelerin özellikle G8’lerin ağırlığının uyguladığı ekonomik siyaset temelde rekabet eksenli, açgözlülük ile bütün doğayı kar duygusuna dönüştüren bir yapı oluşturmuştur. Değer taraftan artan çevre sorunlarına karşılık daha barışçı bir dünyayı savunan ekolojinin ilkelerine saygı duyulmasını isteyen, yeşili korunmasını isteyen bunun için daha eşitlikçi, yaşamda herkesin hakkı olduğunu belirten daha katılımcı ve özgürlükçü bir anlayışı isteyen geniş bir taban anlayışı. İnsanlığın temel kaygılarından olan beslenme, cinsellik ve barınma temelde doğrudan tarım ve biyoçeşitlilik ile doğrudan ilişkilidir. Sürdürülebilirliğin iktisadî-ekolojik-toplumsal bileşenlerinin iyi analiz edilmesi dünyanın yaşanıla bilirliği daha doğru yönetilmelidir. Bu arada iklim değişimlerinin doğa üzerindeki olumsuz etkileri bir ciddi uyarı oluşturdu. Artan çevre kirliliği, yoğun yerleşim yerlerinin doğa ve toprak üzerindeki etkisi atmosferdeki C02 kirliliğinin diğer bir ifade ile konsantrasyonu arttı da. İklim değişimlerine neden olan C0 2 kirliliğinin etkisinin azaltılması ancak yer yüzeyinin bitkilendirilmesi ile sağlanmaktadır.



Sağlıksız ve Kalitesiz Gıdalar Toplum Sağlığı ve Çevreyi Kirletiyor.

BM’in bu yılki ana temanın amacına uygun olarak gıda israflarını ve gıda yitimlerini azaltması için başta varsıl ülkelerin ve kişilerin dikkatli olması gerekiyor. Günümüzde üretilen gıdaların üçte biri kullanılmadan çöpe gitmektedir. BM Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre her yıl çöpe gide gıdanın değerin yaklaşık 1,3 milyar ton gıda israf edilmektedir. Türkiye'de her gün 8 milyon insanı doyuracak ekmek israf ediliyor. Türkiye’de yıllık 700 milyon dolarlık ekmek israf edildiği belirtiliyor. Dünyada günde 2 milyar insan sağlıksız su tüketmektedir. Bir milyar insan suya erişme sorunu yaşıyor. Ancak iklim değişiminin yarattığı etki, insanlığın temiz hava alamama talebi günümüzde en ciddi sorundur. Dünya’da 1,5 milyar insan günlük yetersiz beslenmektedir. Afrika ve Asya bata olmak üzere 300 milyon kişi yetersiz vitamin almaktadır. Günlük 30-40 bin arası çocuk yeterli beslenemedikleri için ölmektedir. Artan dünya nüfusunun beraberinde getirdiği yeterli gıda üretimi sorunu çok ciddi ve bugün uygulanan iktisadı model sorunlara çözüm olarak sunduğu endüstriyel tarımsal üretimine bağlı olarak kalitesiz ve korumalı-işlenmiş gıdalar beraberinde ciddi bir sağlık ve çevre sorunu doğurmuştur. Endüstriyel tarım ve gıda endüstrisi ile bugün insan beslenmesi sağlıksız bir duruma gelmiştir. Artan doymuş yağlar içerikli gıdalar, artan tuz ve şeker tüketimi yeni sağlık sorunu yaratmıştır. Bugün sağlıksız beslenme sisteminin sonucu insanlık obezite gibi bir başka felaketle karşı karşıyadır. Sıkça gündeme gelen kalitesiz gıda tüketim bizlerin önüne yeni bir tarımsal üretim modeli ve anlayışını ortaya koymamızı gerektiriyor. Ekolojik ilkelere göre üretilen organik ürünleri tüketmek, kendi ürettiğini tüketmek, işlenmiş ve korumalı ürünleri tüketmemek, gereksiz tüketimden kaçınmak, ihtiyaç dışı gıda tüketimden kaçınmak için yeni bir iktisadî model sunmak zorundayız.

Bu bağlamda "Düşünmek, Yemek ve Tasarruf Etmek" başlıklı BM önerisi önemli ve ciddi bir bilinç içinde gerçekleşmesi ve toplumu aydınlatmayı gerektiriyor. BM'nin önerisi gıda üretimi ve tüketimi kadar bu bilincin sonuçta iklim değişimine neden olan karbon emisyonunun azaltılması ve yaşanılabilir bir dünya yaratmaktır.



Çevre Politikamız İnsan Ekseni Yerine Ranta Dayalı

Genelde neo-liberal ekonomi yönetimlerinde doğa, toprak, su, bitki ve çevre para ile değerlendirilmektedir. Ülkemizde uzun zamandır B2, TOKİ arazileri, HES’ler ve Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma yasa taslağı, Kamu arazilerinin kurumlar arsında el değiştirmesi gibi doğruda çevre ile ilgili konularında her şey “ne kadar para ettiği” ekseninde bakılır oldu. Doğa, çevre ve yaşam alanları, insanın kentlerde artık nefes alacak yer araması, gerektiğinde betonlaşan kentin boğucu havasından kaçınıp ayağını toprağa değineceği bir yer arayabileceği duygusu genelde göz ardı ediliyor. Öğrencilerimize toprak tanımı yaparken değişik bakış açılarını da ortaya koyarız. Bize göre bitkisel hayvansal kaynaklı gıdanın kaynağı olarak vurgularız. Bir inşaat mühendisi için “zemin mekaniği”, hukuk için “mülk”. Ancak bir belediye başkanı için toprak “arsa’dır”. Bu bağlamda Gezi parkındaki iki ağacın kesilmesi yalnızca ağaç değildir. Ağaç yaşam alanı, oksijen kaynağı, dinlenme alanı ve hepsinden önemlisi kişilerin kendilerini ifade etikleri bir alandır.





Çevre Anlayışı Temelden Bir Yaşam ve Düşünsel Bilinç ve Siyasettir

Çevre bilinci dünyaya bütünsel bakmayı, uzun süreli sürdürülebilir yaşamın düşünülmesi ve doğal yaşamı kapsar. İletişim çağında çevre bilinci gelişmiş yeni kuşaklar konuya daha hassasiyet gösteriyor. Bir toprak çevre bilimcisi olarak uzun zamandır gözlediğim genelde siyasi partilerin ve devletin çevre konusundaki politikaları ya yok yada moda deyimi eksenindedir. Çevre bilinci derinden hayata bakış açımızla doğrudan ilgilidir. Hayata para ekseninden mi yoksa insan doğa ve yaşamı bir bütün olarak bakan bir anlayış mıdır? Bu soru aslında hayata nereden baktığımı ile doğrudan ilgili olup bir günde de gelişmiyor. Konu basit çevre konusunun da ötesinde artık bilinçli bir siyasi konudur.



Yöneticiler Taksim Gezi Parkı ve Onun Çevre Boyutunu Yetenince Algılayamadı

Dünya son 100 yılda doğanın oluşturduğu bütün enerji rezervi dahil fiziksel ve beşeri sermayeyi tüketmeye geçmiş. Bu da beraberinde yaşamın her alanında inanılmaz bir çevre kirliliği yaratmıştır. İnsanlığın gözünü kör eden bu kâr hırsı ne yazık ki insanı bir tüketici olarak görmüş ve artık günümüzde insanlık yaşadığı birçok olumsuzluktan dolayı daha bilinçli olarak buna dur diyor. Bunun erken fark eden çevreciler uzun zamandır doğanın korunması ve geleceğin bir bütünlük içinde düşünülmesini istiyorlardı. Ne yazık ki devletleri yönetenler, siyasiler hatta bazı bilim insanları dahi bunu algılamada geç kaldılar.



Yöneticilerin Çevre Danışmanı Olması Gerekir

Gazi parkındaki yeşilin yerine AVM yapılması doğal olarak dünyada hızla gelişen çevreci bakış açısını sahip kişilerin tepkisi ile karşılandı. Sanırım hükümet tabandan gelen ve gençliğin yeni yeni önemsediği çevre bilincini göremedi. Taksim Gezi parkı eylemi sonrasında çığırından çıkan olaylar sonrası Başbakan yarımcısı Sayın Bülent Arınç 4 Haziran 2013 günü yaptığı açıklamada olayı başlangıçta algılayamadıkları anlamında cümleler kullanmıştır. Bu bağlamda devlet yöneticilerinin birer çevre danışmanının olması önemli olduğu burada bir kez daha net olarak anlaşılmıştır. Gelişmiş batı ülkelerinde siyaset çevreci parti ve organizasyonlar tarafından yaygın olarak yapılmaktadır. Bütün iktidarlarda çevrecileri dikkate alırlar. Açıkçası çevre politikaları da halktan ciddi destek de görmektedirler.

Genelde günümüze kadar yetkililer çevre ile ilgili etkinlikleri siyaset üstü bir olgu olarak gördükleri için birkaç maceraperestin talebi olarak kulak ardı edildiler. Ancak dünyada çevre hareketleri ve antikapitalist hareketler batı dünyasında çok yaygın olarak gençliğin içinde en çok değer gören görüş olarak izleniyordu. Benim görebildiğim kadarı ile bütün dünyada artan orada bir çevre bilinci gelişmiş başta ülkelerde değer görüyor. İklim değişimleri bunun doğa üzerindeki olumsuz etkileri gıda kalitesi ve güvenliği konular artık herkesin hayatını ilgilendiriyor. Ülkemizde de yeni yeni çevreci ve çevre koruma konusundaki talepler artmaktadır. Basında izlediğim kadarıyla devletin ve bazı yetkililerin halen Gezi parkının yerinde kalmasını isteyen kişilerin talebi ve gücünü nereden aldığını tanımlayamadıkları anlaşılıyor.



Gelecekte İhtiyaç Duyacağımız Çevreci Aktivitislerini Koruyalım

Dünyanın bugün artık yönetilemeyen durumu doğal olarak gıda güvencesi için bilinçli olmayı gerektiriyor. Gıdanın kaynağı olan toprağın-suyun bitkinin korunması ve ihtiyaca uygun kullanımı bilincinin yaratılması önemlidir. Günümüzde artık tıkanan iktisadı yönetim anlayışı artık ekolojik ayak izi, gıda ayak izi ve karbon ayak izi vb. unsurları dikkate almak zorundadır. Çağımız çevre ve gıda güvenliğinin korunması çağıdır. İklim değişimleri gıda güvenliği başta BM olmak üzere devletlerin ve bilimin ana konuları arasındandır. İleride bu konuda iyi yetişmiş duyarlı insanlara çok fazla gereksinim olacaktır. Gezi parkı ve toplumun çevreye ve özgürlüklerine dokunulması konusundaki tepkisi dünyada beklenenin ötesinde olumlu-olumsuz etki görmektedir. Özellikle çoğu zaman dikkate görmemezlikten gelinen Türkiye’de çevre bilincini gündeme getirilmesi dünyada beklenmedik ölçüde yankı buldu.

Bu vesileye BM’lerin öngördüğü üzere bilinçli bir tüketici ve doğanında bütünlük içinde korunması dileği ile herkesin çevre günü kutlarım. Doğamıza, toprağımıza sahip çıkma bilincinin ülkemizde yaygınlaşması, yaşanılabilir bir dünya için herkesin çaba göstermesi dileği ile.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 18
Dün Tekil 767
Bugün Tekil 596
Toplam Tekil 1637657
IP 54.205.150.215






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































5 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Üstümüze kılıç çekilmedikçe, ülkemize girilmedikçe, teb'ama cefa edilmedikçe Bizden kimseye zarar gelmez. (Fatih Sultan MEHMET)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.502 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu