AKIL TUTULMASI - Süleyman GÖK - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









AKIL TUTULMASI - Süleyman GÖK
Tarih: 12.09.2009 > Kaç kez okundu? 2134

Paylaş


Gelinen noktada aklıma başka bir söz gelmiyor: Akıl Tutulması. Biz nasıl bir millet olduk, bizlere yapılan davranışlar, eylemler, sözler, icraatlarin hepsini gerçekten normal mi karşılıyoruz yoksa sessiz atın çiftesi ağır olur icabı zamanımı bekliyoruz anlamış değilim. Her zaman, her yerde söylediğimiz, yazdığımız bir şey var:Haksızlıklara boyun eğmeyelim,sessiz olmayalım,mücadele edelim.Biz bunları söylüyoruz fakat insanlar tam tersini yapıyor.Demek ki herkesin ortak bir çerçevede birleşmiş olması doğruluğu mu gösterir her zaman?Onu tartışmak lazım.Bugün kurunun yanında yaşta yanar olması ne kadar adaletli ne kadar doğru,ahlaklı bir davranış orasını kavramakta zorluk çekmekteyim.

Yaşam dediğimiz kavramı 71 milyonluk ülkemizde ne kadar hakkıyla, ne kadar ahlaklı ve gerçekten sağlıklı, mutlu yaşıyoruz.Biz bunları ne kadar bilinçli bir kafayla sorguluyoruz.Olan olaylar gerçekleşen meydana gelen bir takım eylemler sadece bir güç istediği için mi oluyor yoksa bizler bu olayları gerçekten hakkediyor muyuz?Önemli olan insanların yani bizlerin neden,niçin yaşamakta olduğumuzu,bize karşı yapılan iyiliği ve kötülüğü görmemiz,yapılan haksızlığa,adaletsizliğe karşı mücadele etmemiz gerektiğidir.Bir millet,kendine yapılan kötülüklere karşı hiçbir ses,tepki vermiyorsa orada bir sorun olduğunun göstergesidir.Oysaki bizler sorgulayıcı,bilinçli bir toplum olsaydık bugün yaşanılan olaylara karşı kayıtsız kalmazdık.Sessiz kalıp bazı kesimleri mutlu etmezdik.Bütün sorun,suç aslında bizde.Bizler ne istediğimizi tam olarak bilmiyoruz.Bilenler var fakat ilk başta söylediğim gibi kurunun yanında yaşta yanar.Onun için bugün ülkemizin çoğunluğu halinden memnun olmamasına rağmen bazı güçler bizleri yönetmekte,istesek te istemesek te başımızda tutmaktayız.Bunların bir çaresi yok mu?Var.İlk önce dağınık olan güçleri birleştirmek gerekir.Çünkü,her zaman dediğimiz gibi birlikten kuvvet doğar,bizler kendi içimizde bölünmüşlük hissi doğurur,rakiplerimize karşı güçsüz olduğumuz noktaları gösterirsek onlar da bizlerin zayıf yönlerimizden vurmakta doğal olarak.Bizler her zaman uyanık olmalıyız,güçlerimizi birleştirmeliyiz.En önemlisi isyan etmeliyiz.

Kısa bir gelişme bölümünden sonra yazımın başlığı hakkında yazmak istiyorum. Neden akıl tutulması? Kimin aklı tutulmuş? gibi sorularla muhatap kalıyorum.Bu yüzden anılarımı yazılarımla paylaşarak rahatlama gereği buluyorum.Çünkü,insanların akılları gerçekten tutulmuş,önlerini göremiyorlar veya görmek istemiyorlar.İnsanlarla sohbet ettiğimiz zaman herkes mutsuz,herkes sıkıntılı,herkes sorunlu fakat bunun sebebini araştıran,ilgilenen,okuyan,gerçek aydınları izleyen yok.Böyle mi olması lazım.Eğer sorunun kaynağını tespit edersek o sorunu kökünden halledememek için hiçbir neden olamaz.Ben her zaman söylüyorum.Okumuyoruz.Okumayan bir millet olduğumuz için bizleri gözlerimizin içine bakarak yalan söylemekte,gerçek gündemleri değiştirmekte sanal,yapmacık gündemlerle gerçek sorunların üstünü örterek bizleri kandırmaktadırlar.Fakat onların amaçları gereği yapmalarına rağmen ezilen,soyulan,yağmalanan halk ise hiç sesini çıkarmıyorlar.

Halkımızın üstüne ölü toprağı örtülmüş durumda. Aklı başında, objektif gözle bakan insanlar gerçeği görmekteler ve ne kadar acı ve kötü bir durumda olduğumuzu insanlara anlatmaktadırlar. Bunları dinleyen insan sayısı ne kadar? Bizlerin yapması gereken tek şey üzerimizdeki ölü toprağını bir an önce atıp, sanal gündemden uzak gerçek gündemle ilgilenmeliyiz. Emekli,öğrenci,işçi,çiftçi kan ağlarken birileri çıkıp zevk,sefadan söz etmekte,ekonominin iyileştiğini,krizden az etkilenen bir ülke olduğumuzu,çalışanlara yapılan zamlar karşısında bir o kadar okul harçlarına yapılan zamlar,alınan vergiler karşılaştırıldığında neler hissetmekteyiz?Fakat ünlü bir söz vardır.Halk,hak edildiği şekilde yönetilir.Ancak bu böyle olmamaktadır.Çünkü,göz göre göre işin kötüye gittiğini bile bile aynı hataları yaparsak bizler her zaman kötü yönetilmeye,her zaman itilmeye mahkum oluruz.

Gerçekleri yaşayan insanlar isyan etmekte, açlıktan, susuzluktan en önemlisi işsizlikten, yoksulluktan söz etmektedir. Bizi yönetenlere seslerini bir şekilde duyurmak için çaba harcamaktadırlar. Ancak seçim zamanı geldiğinde sandıklara gitmekten üşeniyorlar. Sonra dert yanmaktadırlar. Bizlerin ilk önce eğitimli olmamız gerekmektedir. Akıl tutulması yaşamamak için gerçekleri görmek için eğitimli ve kendimizi yetiştirme gerekliliğinin bilincine varmamız gerekir. Örnek vermek gerekirse;bu ülkede yaşayan akıllı ve gerçekten duyarlı insanlar neden cahil,gündemi takip etmeyen,oy vermeyen insanların cezalarını çeksin ki?Demokrasi bu olmamalı bence?Eğer burada demokrasi ararsak çok yanlış yollara sürükleneceğimizi düşünmeliyiz.Çünkü,dağda yaşayan birisi hiçbir şeyden haberi olmadan,sadece bazı duygular tatmin olsun diye bir partiye oy vererek seçimler gerçekleşmektedir.Ve daha sonra seçimi kazanan partide halkın partisi olarak tek başına iktidar olmaktadır.Burada sorun yok mu?Eğer eşitlikten,adaletten söz ediyorsak ben bu durumda adalet ve eşitlik kavramlarının var olduğunu görmüyorum.Ben mecliste kendi yöneticimin olmasını görmek istiyorum.Başkalar seçti diye benim partim baraj altında kalarak iktidar partisine kayan oylar yüzünden büyük çoğunluğu yansıtan siyasi partilerin hakkı yenmiş olmuyor mu?Demokrasiden,hukuktan,adaletten,ahlaktan söz eden çevreler ilk önce siyasi partiler yasasını değiştirmeyi düşünmüyorlar mı?Baraj sorununu kaldırdıktan sonra demokrasimizin güçlenmeyeceğine mi inanıyorlar?

Gündemimiz çok derin. Son günlerde yaşanan gelişmelere derinlemesine inmeden bakarsak bütün suçun halkımızda yani bizde olduğunu görürüz.Çünkü ilk başta da dediğimiz gibi isyan ve mücadeleci yeteneğimizi kaybetmiş,her şeye duyarsız,sessiz kalmış bir millet haline geldik.Onun için suçun en büyüğü bizdedir.

Bazı çevreler özellikle iktidar partisi yetkilileri açılım(!)adı altında ve içeriği bilinmeyen bir konuyu ortaya çıkardıkları günden beri yoğun bir tartışma içinde bulduk kendimizi. Fakat, dikkat edilmesi gereken nokta bu projenin kim tarafından ve neden şimdi ortaya çıktığıdır. Onu daha sonra sorgularız. Tam bu süreçte gelinen noktada dün itibariyle 11 şehit vererek ülkemizde yine terör rüzgarları esmeye başlamıştır. Fakat,bizi üzen yıkan noktalar var.Son 3 gündür hangi kanalda,hangi ilde,hangi programda şehitlerimize yeterince değer verdik yer ayırdık.Biz bu kadar aciz bir miller haline nasıl geldik?Nasıl akıl tutulması olayı yaşıyoruz.11 ailenin ocağında alevler yanarken bazıları çıkmış dansöz oynatırken,bazıları çıkmış evlenme programlarında neydüğü belirsiz bir şeyler yaparken,bizlerin geleceğini savunan vata evlatları canlarını feda eden yiğitlerimiz neden şehit oldu?Onlar bu değeri mi hakketmektedirler?Yazıklar olsun bizlere gerçekten yazıklar olsun.

Bizler akıl tutulması olayından vazgeçmediğimiz sürece, bazı gerçekleri görmediğimiz, isyan ve mücadele etmediğimiz sürece ezilmeye, itilmeye, hakir görülmeye her zaman mecbur ve zorunluyuz.Bunu unutmamak gerekir.Bazı güçler bunları istiyor biliyoruz fakat bizimde içimizde var demek ki hemen ayak uyduruyoruz.Ne güzel değil mi TÜRKİYE?Uyumaya devam etmek.









Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 33
Dün Tekil 936
Bugün Tekil 484
Toplam Tekil 1642655
IP 54.197.150.143






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































11 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yabancı kültürlere girmek demek, onun hakimiyetine girmek demektir.
(Mete'nin Oğlu)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.502 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu