TÜRK MİLLETİ’NİN REDDETTİĞİ İHTİLÂL - Mustafa Nevruz SINACI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









TÜRK MİLLETİ’NİN REDDETTİĞİ İHTİLÂL - Mustafa Nevruz SINACI
Tarih: 27.05.2013 > Kaç kez okundu? 1522

Paylaş


Büyük kırılma, uğursuz şeamet ve bedhahların bekraundu üzerinden tam 53 yıl geçti.



Sulbünün (zürriyet, soy, sülale) üstüne mezar toprağı serpilen, geleceği karartılan ve makûs bir talihe mahkûm edilen millet; hâlâ gaflet, (paralize) dalâlet ve şeamet uykusundan hıyanete uyanamadı. Bu gidişle, pek uyanacak gibi de görünmüyor…



Oysa o günden bugüne geçen 53 yıla rağmen, Türk siyasi hayatı ve kadim millet 27 Mayıs’ın etkisinden kurtulamadı. Ne, aslında ihanet şebekelerinden olup, Atatürkçü görünen sahtekârların ve ne de; Dini siyasete alet ederek, ticarete soyunanların farkına varamadı!



Dahası, tıpkı “ilâh, silâh ve ilâç tüccarlığı” yaparak insanlık âleminin kanını emen emperyalist vampirler ile vahşi kapitalistler gibi.; “İleri demokrasi, insan hakları, adalet ve hukuk” söylemleri ile sözde “barış, helâlleşme ve kardeşlik” adına açılımlar yaparak aziz ve kadim Türk Milleti’ni yeniden yapılandırmaya kalkan simsarların oyunlarını da anlamadı..



Darbeleri Araştırma nam komisyon uzun süredir faaliyette… Bizce son derece haklı, doğru ve yerinde; Silsile-i meratibe müsteniden (emir ve komuta zincirine uygun olarak ifa ve icra edilen) vaki 12 Eylül yargıda. Demokratlar olarak şiddetle karşı olduğumuz 28 Şubat post modern darbesi ise; milyarlarca dolar soygun, vurgun ve aleni yolsuzluğa-soysuzluğa rağmen, asli failleri ‘mağdur’ hanesine duhul edilerek “siyaseten” muhakeme edilmeye başlanıyor..



Bu tam bir kepazeliktir. Yüce milletle alay etmektir.



Zira 28 Şubat, tam bir “hesaplaşma ve yüzleşme” biçiminde muhakeme edilmedikçe üstündeki şaibe asla kalkmayacak ve kamuoyunda: “28 Şubat aslında, Milli Görüş’ü iktidara taşımak için sahnelenmiş menfur bir oyundur” şüphesi kamu vicdanından kalkmayacaktır.



Öyle ise, hükümet “sorgulama-yargılama, hesaplaşma ve yüzleşmeye” doğru yerden başlamak zorunda idi. “27 Mayıs 1960” Vakit geç değil. Nasıl olsa kurulu bir komisyon var. “Niyet hayr, akibet hayr” hakikatinden hareketle; Eğer, en kısa sürede 27 Mayıs yargı önüne getirilir ise amenna!.. Değilse, bütün bu olup bitenler, yukarda ifade edildiği gibi bir düzmece, lânetli 27 Mayıs cuntasının kurmaya cüret ve cesaret gösteremediği; İstiklâl Mahkemelerinin zıttı “İnkılâp Mahkemelerinin” zımnen devreye sokulması gibi bir şey!...



Şimdi dönelim ve bakalım 53 sene önce Türk Milleti nelere maruz kalmış?..



27 Mayıs Nedir? Bir ihtilal midir? Darbe midir? Fiili durum mudur?



Öncelikle bu olayın hukuki adını koyalım. Bana göre 27 Mayıs olayı, Ordu Hareketi değildir! Şerefli Türk ordusunu bu bühtandan uzak tutmak lazım... Her ne kadar asker libasına bürünmüş sergerdelerce icra edilmiş olsa da; Kalkışmada emir ve komuta zinciri bulunmadığı cihetle, bu menfur olayın ordu iradesiyle yapıldığını iddia etmek abestir. Çünkü o günün yasal Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rüştü Erdelhun ve bütün Kuvvet Komutanları; Atatürk ve Türk Milleti adına hareket ettikleri yalanını ileri süren isyancılar tarafından tutuklanmıştır.



Bu gün, bu cihetle Silivri davalarını eleştirenler bilmelidir ki:



O gün ordumuzda 260 general görev yapıyordu. Bu generallerin 235’i, hain isyancılar tarafından emekli edilmiş; ayrıca çoğunluğu albay, yarbay ve diğer kademelerden olan 13 000 subay Maarif Bakanlığı (MEB) emrine verilmiş; 5 bin subay da ordudan uzaklaştırılmıştır ki; Sonuçta: Generaller dahil olmak üzere Türk Ordusu bünyesinde vaki tasfiye ile 235 + 13 000 + 5 000 = 18.235 Subay, Üst Subay ve General ile 1936 askeri öğrenci da dahil olmak üzere: 18.235 + 1.936 = Toplam: 20.171 (yirmi/bin/yüz/yetmiş/bir) askerin Türk Ordusu ile resmen ve fiilen ilişikleri kesilmiştir.



Bu, mütegallibenin tıpkı İstiklâl Savaşı öncesinde olduğu gibi “Milli Ordu”yu tasfiye etmesidir. Atatürk’ün 1924 (1928) Anayasasının ilgası, Cumhuriyetin kesintiye uğratılması, demokrasi, insan hakları, adalet ve hukukun askıya alınarak; Bütün Anadolu’da infaz timleri ile toplama kampları kurulması olayından ibarettir. Dolayısıyla menfur ve meşum 27 Mayıs kalkışmasının acıları henüz bitmemiş, yaraları sarılmamıştır.



Bunları belirttikten sonra yeniden 27 Mayıs’ı soruşturmaya devam edelim:















27 MAYIS BİR İHTİLAL MİDİR?



Mustafa Nevruz SINACI



27 Mayıs bir ihtilâl midir? Kesinlikle hayır!..



“Çünkü ihtilallerde halk hareketi ve desteği gereklidir. 27 Mayıs bir siyasi partiden destek alsa da halkın desteklediği bir sistem değişikliği için yapıldığı asla söylenemez.



27 Mayıs bir darbe midir, fiili durum mudur?



Ord. Prof. Ali Fuat Başgil Hoca’nın hususi tespitine göre 27 Mayıs “klasik hükümet darbesi”dir. Çünkü 27 Mayıs’ta, bir siyasi kadronun tasfiyesi hedef alınmıştır. Devrin C. Başkanı Celal Bayar ise 27 Mayıs hakkında şunları söyler: “Hükümet darbesi midir? Hayır! Çünkü hükümet darbesi iktidarda kalmak ve devleti sürekli yönetmek hevesi ile yapılır. Bir çeşit iktidar hastalığıdır. Küçük bahanelerle veya bahanesiz gelir oturur, sonra başka bir darbeyle yıkılır gider. 27 Mayıs fiili durumdur. Osmanlı’dan kalma geleneksel yönetimimizde ordu-medrese işbirliğinin, kanun yapma ve yürütme gücüne karşı direnişidir.”



Sanırım bu konuda Celâl Bayar haklıdır. Çünkü iktidarda kalma süresi, üç ay, üç yıl veya 30 yıl mıdır? Darbe, 27 Mayıs 1960 günü başlamış, 15 Ekim 1961 gününe kadar MBK cuntası tarafından yönetilmiştir. Kaldı ki, darbecilerin niyeti CHP’yi iktidar yapmaktır. Darbeci, cunta ile netice almış, iktidarda kalma eylemini ise aynı fikri paylaştıkları CHP ile devam ettirmek istemiştir. İktidarda sürekli olarak kalma niyetlerini belli etmişlerdir.



Dolayısı ile Ali Fuat Hoca’nın görüşü doğrudur:



27 Mayıs 1960 olayı hukuki manada bir hükümet darbesidir.



Nitekim darbeyi yapanların, sivil uzantıları vasıtasıyla uzun süre iktidarı elde tutmak oyununu bozan şey, 15 Ekim 1961 seçimleri olmuştur. Demokrat Parti’nin devamı olan siyasi kadrolar büyük bir başarı kazanmıştır. Darbeci seçimlerde tokat yemiştir. Milletin tercihini beğenmeyen cuntacılar ise “Yıldız Protokolü” ile seçimleri iptal etmek istemişlerdir.



27 Mayıs sosyal ve siyasi proje midir?



Bu olayın içinde bulunan iç ve dış dinamiklerin ne olduğunu, kim olduklarını, niyetlerini sağlıklı olarak ortaya koyamadığımız sürece doğru bir tahlil ve tespit yapmış olamayız. 27 Mayıs 1960 Darbesi’nin doğru yorumunu yapabilmek için çeşitli odakların neler düşündüğünü, nasıl hazırlandıklarını ve uygulamaya nasıl koyduklarını bilmek lazımdır. Mesela; Asker kesiminde (cunta) olup bitenler; Siyasi kesimi (CHP ile olan ilişkiler): kimler destekledi, ne umuldu? Üniversite kesimi (öğrenci ve öğretim üyelerinin rolleri). Basın. Yurtdışındaki güç odakları ile bağlantılar. Bütün bunları gün ışığına çıkarmak gereklidir. (Bu unsurlar bir araya getirip değerlendirmediğimiz sürece yorum yanlış olur)



Yarım asra yakın geçen zaman içinde darbeyi hazırlayan cuntanın ne zaman kurulduğu, nasıl kurulduğu, kimler tarafından nelerin yapıldığı yazılan ‘hatırat’lar ışığında bilinir hale gelmiştir. Üniversite kesimindeki öğrenci olayları ve cuntaya destek olan öğretim üyelerinin tutumu da aşağı yukarı bellidir. Siyasî kesim ve CHP’nin katkısı yine yazılmış olan hatıraların ışığında üç aşağı beş yukarı gözükmektedir. Basının da bu olayda iftira ve yalan habercilik yaparak çok kötü bir sınav verdiği malumdur.



Geriye kalan en önemli nokta olayın dış bağlantılarıdır. Amerika, Rusya ve diğer batılı ülkelerin arşivlerinden sızan bilgilere göre dış bağlantıların varlığı belgelenmiştir. Belgelerin büyük bir kısmı henüz günışığına çıkmamıştır. İşte bu kaynakların tamamına ulaşabildiğimiz gün, doğru bir yorum yapma imkânı bulacağız.



27 Mayıs 1960 sabahı Türkeş’in sesiyle, “Kardeş kavgasını önlemek ve siyasi partilerin içine düştüğü uzlaşmazlıktan kurtarmak için Türk milleti adına Silahlı Kuvvetler yönetime el koymuştur.” Ayrıca “girişilen teşebbüsün hiçbir şahsa ve zümreye karşı olmadığı” ilan edilmiştir. O gün, başta Reisicumhur olmak üzere Başbakan, hükümet üyeleri ve milletvekilleri tutuklandı, TBMM feshedildi. Yerine 38 kişilik MBK üyeleri ve onların tayin ettiği örfi idare komutanları yönetim el koydu. Sonrası malum.



Ama neden ve niçin?.. Bunun cevapları esaslı bir yargılama ile bulunmalıdır!..





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 14
Dün Tekil 828
Bugün Tekil 832
Toplam Tekil 1638721
IP 54.161.175.236






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































6 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Türk Devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk Milletinin teminatı ve istikbali gençliktir.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.193 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu