EGEMEN DEVLETLERE YÖNELİK EMPERYALİZMİN TEHDİT VE OYUNLARI - Yrd. Doç. Dr. Abbas KARAAĞAÇLI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









EGEMEN DEVLETLERE YÖNELİK EMPERYALİZMİN TEHDİT VE OYUNLARI - Yrd. Doç. Dr. Abbas KARAAĞAÇLI
Tarih: 16.04.2013 > Kaç kez okundu? 1628

Paylaş




Uluslararası kamuoyu Suriye’de olup bitenlerle meşgulken, ABD başkanlığındaki uluslararası emperyalizm dünyanın dört bir yanında egemen, bağımsız ve devrimci devletler ve yönetimlere karşı entrika, tehdit ve şantajlarını artırarak sürdürmektedir. ABD ve yandaşlarının bu doğrultuda hedeflerindeki ülkelerden biri de Kuzey Kore’dir. Bildiğimiz gibi bağımsız ve egemen bir devleti yok etmeye yönelik hareket olan , Kore Savaşı’yla başlatılan süreçte bu ülke devamlı olarak başta ABD olmak üzere bütün emperyalist batılı devletlerin şantaj, tehdit, ambargo ve fili saldırılarıyla karşı karşıya kalmaktadır.

Batılı devletler hiçbir şart ve koşulda kendi tahakküm altında bulunmayan yönetimlere katlanamadığından dolayı periyodik olarak Kuzey Kore devletine yönelik saldırılar planlı bir şekilde sürmektedir. ABD yıkıcı faaliyetlerini haklı çıkartmak için tekelinde bulunan uluslararası medyayı da kullanarak, Kuzey Kore’yi baskıcı, otoriter, militarist ve saldırgan bir devlet olarak göstermektedir. Kuzey Kore bütün ekonomik, siyasi ve askeri ambargolara rağmen egemenliğini ve ulusal bütünlüğünü korumak amacıyla silahlanmaya başlamış hatta nükleer güce başvurmak zorunda kalmıştır.

Son 1 yıl içerisinde ABD donanmasına bağlı yüzlerce savaş gemisi son model nükleer ve konvansiyonel silahlarla donatılmış filoları ile Kore denizinde Kuzey Kore devletinin burnunun dibinde onlarca askeri tatbikat ve manevra gerçekleştirmiştir. ABD hava kuvvetlerine bağlı nükleer balistik füze taşıyan savaş uçakları sürekli olarak Kuzey Kore hava sahası çevresinde tahrik edici uçuşlarını sürdürmektedirler. Bu saldırgan askeri politikaların yanı sıra uygulanan ekonomik ambargolar ve ticari yaptırımlarla ülke ekonomisi çökertilmek istenmektedir. Kuzey Kore yönetimi emperyalist baskılara boyun eğmeyerek egemenliğini ve bağımsızlığını pekiştirerek sürdürmektedir. Her türlü askeri saldırıya misliyle karşılık vereceğini açıklayarak, emperyalizme boyun eğmediğini dünya kamuoyuna deklere etmektedir.

ABD’nin dışişleri bakanlığı, orta doğu başta olmak üzere dünyanın her yerinde sürdürdüğü varlığını her ülkede derin devlet olarak faaliyet göstermektedir.Yeni ABD dış işleri bakanı olan John Kerry sürekli olarak Ortadoğu ve Uzakdoğu ülkelerini gezmesi bu emperyalist ülkenin yeni Pis işler peşinde olduğunu göstermektedir.

Uluslararası arenada ABD ve yandaşlarının baskısına maruz kalan bir diğer ülke ise komşumuz İran İslam Cumhuriyeti’dir. 1979 İslam devriminden beri sürekli olarak batılı emperyalist güçler bölgedeki kukla yönetimlerle ve Siyonist İsrail devletinin baskısı, tacizi, yaptırımları ve ambargoları altında egemenliğini ve bağımsızlığını sürdüren İran yönetimi son 10 yılda gerçekleştirmekte olduğu nükleer faaliyetlerinden dolayı daha da fazla kıskaç altına alınmaya çalışılmaktadır.

ABD, bir yandan da Almanya ile oluşturulan Birleşmiş Milletler güvenlik konseyi daimi üyelerinin bulunduğu beş artı bir diye adlandırılan grupla İran’ın nükleer konuları müzakere etmektedir. Bu müzakerelerin sonuncusu Kazakistan’ın eksi başkenti olan Almata’da geçen hafta sonuç alınmadan sona ermiştir.

Diğer taraftan ABD, İsrail devletini memnun eden İran’a karşı tehditkar ve askeri müdahale seçeneğini sürekli gündemde tutmaktadır.Batı, İran ekonomisini çökertmek amacıyla artarak devam eden uluslararası ambargolar ve yaptırımlar uygulanarak köşeye sıkıştırılarak taviz verdirilmeye çalışmaktadır. Ekonomik, siyasi ve askeri yaptırımların yanı sıra ABD her seferinde askeri müdahale tehditleriyle İran’ı yıldırmaya çalışmaktadır. Önümüzdeki ay 30 ülkenin katılımıyla Fars Körfezi’nde İran’ın burnunun dibinde yeni geliştirilen füzelerinde kullanılacağı büyük bir askeri tatbikat planlanmaktadır. Sözüm ona bütün bu saldırgan girişimler enerji güvenliğinin sağlanması için yapılmaktadır. ABD söz konusu güvenliğin gerçekleşmesine yönelik sürekli olarak Hürmüz Boğazı, Fars Körfezi ve civarında askeri tatbikatlar yapmaktadır. Bu tatbikatınlasın amacı İran’a gözdağı vermektir. ABD bu bölgedeki emir kulu kölelerine yani Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn, Kuveyt gibi satılmış yönetimlere güven telkin ederek ve destekleyerek başlayan halk hareketlerinin bu devletlere sıçramasını önlemeye çabalamaktadır.

ABD’nin İran’a yönelik bir diğer düşmanca tavrı ise, 1980-1988 yılları arasında İran’da yüzlerce terörist saldırı gerçekleştiren Maktul Irak lideri Saddam Hüseyin’in yanında yer alan terörist Halkın Mücahitleri Örgütü’nün (Sazımane Mocahidine Xelg) siyasi örgütü olan Ulusal Direniş Konseyi’ne (Şoraye Mugavemete Milli) başkent Washington’da temsilcilik açma izni verilmesidir. Bu siyaset çerçevesinde geçen sene Halkın Mücahitleri Örgütü ABD tarafından uluslararası terör örgütünden çıkartılmıştı.

ABD yönetimi bu teröristlere kol kanat gererken, devrik İran Şahı’nın oğlu Rıza Pehlevi’yi de sosyal medyada sürekli gündemde tutarak İran yönetimine yönelik tacizlerini sürdürmektedir. ABD ve yandaşlarının İran’ı zayıflatıp hakimiyetini güçsüzleştirmek amacıyla İran’da yaşayan azınlıkları da kullanmaktadır. Eski bir İngiliz siyaseti olan böl parçala yönet politikası çerçevesinde İran’ın güneydoğu bölgesinde (Siyistan ve Beluçistan İli) yaşayan Beluç’ları, güneybatı bölgesinde (Xuziztan ili) yaşayan Arap’ları ve kuzeybatı bölgesinde (Doğu ve Batı Azerbaycan, Erdebil ve Zencan illerinde) yaşayan Türk’leri kandırarak merkezi hükümet karşı ayaklanmaya sevk ve teşvik etmektedir. Bu girişimlere örnek verecek olursak sonuncusu geçen hafta Azerbaycan Cumhuriyeti’nin başkenti olan Bakü’de İran Türk’lerine yönelik geçekleşen toplantıdır. Bu gibi toplantıların arkasında karanlık güçler, ABD ve batıl güçlerin istihbarat örgütler ve tabi MOSAD’IN bulunduğundan kuşku duyulmamaktadır.

Sonuç olarak; ABD ve yandaşlarının Kore ve İran’a yönelik saldırgan ve emperyalist politikaları, bu ülkelerin halkları ve yönetimlerince karşı konularak, akim kalacağa inancındayım. ABD ve batılılar kendilerinin oluşturduğu Afganistan bataklığında öylesine aciz bir durumdadırlar ki Taliban’a sürekli diyalog çağrısında bulunmaktadırlar. Irak’tan çekilme planları aksaklıklarla devam etse de bu ülkeyi işin içinden çıkılmayacak etnik, dinsel ve mezhepsel çatışmalara sürüklemiş, dünyanın en istikrarsız ülkelerinden biri haline getirmişlerdir.

ABD ve yandaşları ,Suriye yönetimini devirmek için El Kaide destekli, El Nusra gibi cihatçı terörist örgütlerle ortaklık kurmaya yönelmişlerdir. Görüldüğü gibi ABD ve müttefikleri dünyanın dört bir yanında giriştikleri saldırgan, kirli savaş oyunları, entrikaları, baskıları ve yaptırımlarıyla dünya istikrarını bozmuş, uluslararası barışı tehlikeye sokmuş, dünyayı istikrarsızlaştırmış ve istikrarsızlaştırmaya devam etmektedir.

Gülünç olan Kuzey Kore ve İran’ı nükleer faaliyetlerinden dolayı hedef tahtasına alan ABD emperyalizminin silah depolarında, nükleer denizaltı ve savaş gemilerinde, uzayda, yer altında 8500 nükleer bombası olduğu bilinmektedir. Üstelik ABD ikinci dünya savaşı sonunda Japonya’da masum, sivil ve silahsız insanlar üzerine nükleer bomba atarak yüz binlerce insanın ölümüne sebep olan tek ülkedir. Yine ABD desteğindeki Siyonist İsrail Devletinin elinde 200 den fazla Nükleer bomba bulunduğunu ve bu terörist devletinde Gazze ve Güney Lübnan’da sivil ve masum insanlara düşük seviyede nükleer bomba kullandığı herkesçe malumdur.

Kara_agacli@yahoo.com

*Giresun Üniversitesi, İİBF. Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi

BİLGESAM Orta Asya Araştırmaları Enstitüsü Direktörü





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 19
Dün Tekil 767
Bugün Tekil 596
Toplam Tekil 1637657
IP 54.205.150.215






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































5 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Üstümüze kılıç çekilmedikçe, ülkemize girilmedikçe, teb'ama cefa edilmedikçe Bizden kimseye zarar gelmez. (Fatih Sultan MEHMET)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.883 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu