H. Rıdvan Çongur abimizi de sonsuzluğa uğurladık - Prof. Dr. İsa KAYACAN - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









H. Rıdvan Çongur abimizi de sonsuzluğa uğurladık - Prof. Dr. İsa KAYACAN
Tarih: 03.04.2013 > Kaç kez okundu? 1728

Paylaş


Vefatla, aramızdan ayrılanların ardından duygularımı sayfalara aktarmak, zorlandığım yazılar olarak çıkar karşıma. Ama yazarım, yazmaya çalışırım yinede.

H. Rıdvan Çongur, Türk Dili sevdalısı, bildiğini açık açık söylemekten çekinmeyen, eleştirilerini yüksek seviyede yapan, açık sözlü, temiz yürekli bir büyüğümüzdü. Şiirimiz, edebiyatımız O’nun öz evlatları gibiydi. Bunların üzerinde titrer, bir santim, bir kelime taviz vermezdi. Benim ağabey olarak hitab ettiğim birkaç kişiden, birkaç isimden biriydi. Rahatsızlandığım, ameliyat geçirdiğim günlerde, O’da rahatsızdı.

Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği İLESAM’ın yönetiminde birlikte çalıştığımız yıllarda, daha çok bir araya geldiğimizde, titizlik ve duyarlılığını sıklıkla gösterdiğini hatırlıyorum. Rahmetli Ahmet Tufan Şentürk’le yakın dostlukları nedeniyle, Seyran bağlarındaki Ahmet Tufan Şentürk evinde, sıklıkla bir araya geldiklerini zaman zaman tartıştıklarını, Cuma namazlarını evde birlikte kıldıklarını, Mezarlık Kültürümüzden Örnekler kitabımın 290,291. sayfalarında yeralan 4 bölümlük “İşte geldik gidiyoruz” adlı 15 Eylül 2004 yazılış tarihli H.Rıdvan Çongur şiirini burada ilk kez dinlediğimi hatırlıyorum.

Bu şiir “Olur ya bir sabah erken/Emr-i Hak vaki olursa/Bülbül susmuş, Ezan okunmuş /Güneş doğmuş olmalı” diye başlıyor, “Ölmüş olabilirm/Varsın olsun yine de/Her sabah ki gibi uyanmak/Yatağımdan kalkmak / Traş olmak, Kahvaltı yapmak/Yarım cıgaramı tüttüre tüttüre çayımı yudumlamak/Yazsa balkonda sabah kahvesini/Karımla birlikte içmek isterim” diye devam ediyor ve ikinci bölümün başında; “Günlerden Cuma olabilir/Vakit öğle üzeri/Seyran Bağları’nda Ahmet Tufan’la/Mutfakta çorbayı karıştırmalı/İsa gelmeli/Sonra namaza durmalı/Yemek yemeli, kahve içmeli/Konuşmalı, tartışmalı, helalleşmeliyim” diyerek, ölümle ne kadar yakın ve iç içe olduğunu gösteriyordu.

H. Rıdvan Çongur: 26 Temmuz 1932 tarihinde Bilecik’de doğdu. Eskişehir lisesinden 1950, AÜ.İlahiyat Fakültesinden 1962 yılında mezun oldu. 1959 yılında Ankara Radyosunda çalışmaya başladı. TRT Radyolarında değişik görevlerde bulundu. TRT Yayın Tanıtma Planlama Dairesi Başkanlığı, Başbakanlık Müşavirliği, Devlet Planlama Teşkilatı Yayın-Temsil Müdürlüğü yaptı.

1982 yılında emekli olan Sürekli Basın Kartı sahibi Anadolu, Gazi ve Selçuk Üniversitelerinin İletişim Fakültelerinde dersler veren, Radyo ve Televizyonlarda okuduğu şiirlerle, gür sesiyle tanınan H.Rıdvan Çongur 1950 yılından itibaren, İkbal Varlık, Türk Yurdu gibi dergilerde yazmaya başladı. Şiir, deneme, araştırma ve biyograf türünde pek çok kitap yayınladı. Ses, Dil tartışmaları, İlhan Geçer, Ahmet Tufan Şentürk isimli kitapları ve öteki yayınlarıyla dikkat çeken H.Rıdvan Çongur 14 Mart 2013 tarihinde Ankara’da vefat etti, 15 Mart 2013 tarihinde Kocatepe Camiinde öğle namazının ardından kılınan cenaze namazından sonra, Cebeci Asri mezarlığında toprağa verildi.

Bir Anı: Ağustos 1997’de Ankara Gazeteciler Cemiyeti yayınları arasında çıkan, “Türk Basınında Unutamadıklarımız” adlı vefat eden gazetecilere yönelik, biyografi kitabımdan bir adet Ahmet Tufan Şentürk ağabeyime bırakmıştım. Rıdvan abi, bu kitabı A.Tufan’ın evinde görüp, beni telefonla aradı: “İsa bu kitap da biz niye yoğuz?” diye sordu. “Abi siz o kitapda yer alamazsınız” deyince “Hadi ben yoğum, A.Tufan niye yok?” diye ısrar edince “Abi O’da yer alamaz bu kitapda” diye söyleyince, kızarak “Ahmet bak, sende yer alamazmışsın bu kitapta öyle söylüyor. Bak kerata, neler söylüyor” diye söyleyince; “Abi bu kitap da vefat eden gazeteciler yer alıyor.. Siz vefat ettiniz mi?” diye sordum.. “Yav kusara bakma, biz yaşayanlar olarak düşündük” diye cevap vermişti, vermişler, biraz mahçup, gülüşmüşlerdi.

***

Üç imzanın Gülpınar Dergisi incelemesi

Prof. Dr. İSA KAYACAN



Araştırmalar, incelemeler zor çalışmalardır.

Bunların bir de değerlendirmesi vardır ki, sabır ister, bilgi-beceri ister.



Dr. Salih Okumuş, Mehmet Nuri Parmaksız ve Sabit Bayram üçlüsü, merkezi İstanbul’da bulunan Zinde Yayınevi kitapları arasında Günyüzü görmesini sağladıkları, Ankara’da Güzide Gülpınar Taranoğlu tarafından 1976–2005 arasında 349 sayı yayınlanan Gülpınar, sanat ve edebiyat dergisi üzerinde bir inceleme gerçekleştirmişler.

Kitabın yayınlanmasında, kısa adı TEVAK olan Emlak Bankalılar Sağlık ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı’nın da (P.K. 10–34142-İstanbul) önemli katkılarının olduğunu biliyorum.

362 sayfalık kitapta, her üç araştırmacının biyografileri yer alıyor. Sonra bir önsöz var. Dr. Salih Okumuş ve Sabit Bayram imzalı. Buranın bir yerinde, “Yazar kadrosu açısından ise, dergiye yazıları ve şiirleriyle sürekli katkıda bulunan kişilere yer verdik. Derginin tüm sayılarında yer alan önde gelen yazar ve şairleri, konu başlıkları altında sıraladık” deniliyordu.

Gülpınar dergisinin, şekil, muhteva ve yazar kadrosu bakımından incelenmesinin yanı sıra, şekil özellikleri, kimlik bilgileri, kapak düzeni, sayfa yapısı, dizi ve baskı tekniği, fotoğraf ve desen görüntüleri, incelenmiş, değerlendirilmiş. Ayrıca, Gülpınar Dergisinin muhteva (içerir) özellikleri, şiir, dil ve edebiyat yazıları, bilimsel yazıları, özel sayılar ve erkek, ilanlar, yarışmalar bakımından da bölümler, satırbaşları itibariyle değerlendirilmiş. Bu arada Gülpınar dergisinde yayınlanan ürünlerin bibliyografyası yapılmış.

Dr. Salih Okumuş, Mehmet Nuri Parmaksız ve Sabit Bayram üçlüsünce hazırlanan ‘Gülpınar Dergisi’ adlı araştırma ve incelemenin, 27, 28, 33, 36, 37, 39, 44, 214 ncü sayfaları başta olmak üzere pek çok sayfasında İsa Kayacan adı geçiyor. İsa Kayacan’ın, adı geçiyor. İsa Kayacan’ın, derginin sürekli yazarları arasında yer aldığı, belirtilerek, “Derginin yazar kadrosunda üzerinde özellikle durmak gerekir” denildikten sonra, bu isimler; Enver Tuncalp, Halil Soyuer, Hamit Fethi Gözler, İbrahim Agâh Çubukçu, Abdullah Satoğlu, Abdülkadir Güler, İsa Kayacan ve Güzide Taranoğlu olarak sıralanıyor. 39. sayfada İsa Kayacan’ın biyografisinden kısaca söz ediliyor.

Tebriklerimi, sevgi ve saygılarımı sunuyorum efendim.

***

Nail Tan’dan:

Türk Halk Edebiyatı Dediğin Bir Sarp Kale

Prof. Dr. İSA KAYACAN



Folklor araştırmaları uzmanı, şair, yazar Nail Tan hoca, birbiri ardına yayınladığı kitaplarıyla göz dolduruyor. Maşallah, kıskanılacak noktada yayın fazlalığıyla dikkat çekiyor. Kıskanmamız, dostça, ağabey başarılarına alkış tutan bir görünüm içindedir. Çünkü onu seviyor, sayıyor, takdir edip sınırsız alkışlarımızla tebriklerimizi sürdürüyoruz.

Yenilerde bir kitabı daha bize ulaştı, ulaştırıldı. Merkezi Ankara’da bulunan Kültür Ajans Yayınlarının 175. kitabı, yayını olan; Türk Halk Edebiyatı Dediğin Bir Sarp Kale, adlı, pırıl pırıl baskılı 304 sayfalık kalıcı bir yayın, bir kitap.

İki sayfalık bir önsöz var Nail Tan imzalı. Bir yerinde; “Halk edebiyatımızın âşık-tekke edebiyatı dallarında şairi karıştırılmış bir çok şiir bulunmaktadır. Bu durumun sebepleri, kitaptaki yazılarda zaman zaman ayrıntılı bir şekilde belirtilmekle birlikte, bir kez de burada toplu şekilde yinelemekte yarar görüyoruz” denilişi, sanki kitabın içeriği hakkında bilgi veriyor.

İçindekiler bölümünden birkaç başlıkla devam edelim:

1- Yunus Emre’nin söz şiirine, Hatayı nazire yazmış olabilir mi?

2- Aşık edebiyatı dediğin bir sarp kale,

3- Karaca Oğlan Ercişli Emrah ve Tufarganlı Abbas yaratıcılığında bu şiirle ilgili sorunlar,

4- Türk halk bilimi tarihimiz açısından önemli bir belgi,

5- Azerbaycan fıkra kahramanı Molla Nasreddin ile Türkiye fıkra kahramanı Nasreddin hocanın fıkraları arasında bir karşılaştırma vd. Bu aldıklarımız, herhangi bir ayırım yapmadan, el yordamıyla aldığımız başlıklarda. Bilinsin, örnek olarak görülsün diye, aldıklarımızdı.

Sayfa 40 ortalarında bir “Değerlendire” başlığı ve burada yeralan cümleler:

Değerlendirme: Türkiye’de yayımlanmış aşık edebiyatıyla ilgili kitaplarda ve TRT THM Repertuarında Karaca Oğlan, Ercişli Emrah, Erzurumlu Emrah, Ruhsatı ve Sefil Ali’ye mal edilen şiir/semai, acaba hangi saz şairine/aşığa aittir. Dil, kavramlar ve üslup açılarından incelediğimizde semainin şairi hakkında bir görüş ileri sürmemiz mümkündür.

Ancak, şiiri 1920’li,1930’lu yıllarda ilk kez yayımlayanlar, aldıkları kaynağı (yazma, cönk) belirtip, tarihleme sorgusunda bulunsalardı, işimiz daha kolay olacak sonraki yıllarda ortaya çıkacak edebiyat karmaşası da bu derecede büyümeyecekti.

Yukarıda verdiğimiz bir örnek, Nail Tan ağabeyimizin araştırmalarındaki, değerlendirme ve yorumlarındaki önemliliği, edebiyatımız açısından gerekliliği ortaya koyması bakımından önem ve anlam taşıdığını sergilemek, gözler önüne koymak, anlatmak istedik.

Tebriklerimi, sevgi ve saygılarımı sunuyor, Nail Tan hocamızdan yeni yeni eserler, araştırma, inceleme ve yayınlar beklediğimiz belirtmek istiyorum efendim.

***

BAKINIZ LÜTFEN (LİNK) :::

26 ŞUBAT - 29 MART 2013





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 30
Dün Tekil 936
Bugün Tekil 489
Toplam Tekil 1642660
IP 54.197.150.143






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































11 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yabancı kültürlere girmek demek, onun hakimiyetine girmek demektir.
(Mete'nin Oğlu)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.502 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu