31 MART OLAYI BİLİNMEDEN TÜRKİYE'DE SİYASET YAPMAK ZORDUR.. - Dr. Tahir Tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









31 MART OLAYI BİLİNMEDEN TÜRKİYE'DE SİYASET YAPMAK ZORDUR.. - Dr. Tahir Tamer KUMKALE
Tarih: 31.03.2013 > Kaç kez okundu? 1630

Paylaş


Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak, evvela bizim kendi benliğimize ve milliyetimize bu hürmeti hissen, fikren, fiilen, bütün iş ve hareketlerimizle gösterelim; bilelim ki milli benliğini bulmayan milletler başka milletlerin avıdır. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1923)







31 Mart İsyanı (31 Mart Vakası ya da 31 Mart Ayaklanması) II. Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'da yönetime karşı yapılmış büyük bir ayaklanmadır. Rumî Takvim'e göre 31 Mart 1325'te (13 Nisan 1909) başladığı için bu adla anılmıştır. 31 Mart Vakası, Meşrutiyet'in muhafazası için Selanik'ten İstanbul'a getirilen Avcı taburlarının çıkardığı isyandır. İsyanın sonucunda Sultan II. Abdülhamid tahttan indirilmiş ve meşrutiyet kaldırılmıştır.



Bu olayın bastırılmasını müteakip İttihat ve Terakki Cemiyeti Osmanlı devletinde yönetimin kontrolunu tamamen eline geçirmiştir. Kendine sınırsız hedefler çizen cemiyet nerede durması gerektiğini bilememiştir. İttihat ve Terakki cemiyeti yaptığı büyük hatalar ile 1909-1919 arasındaki dönemde Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasına sebep olmuştur.



Mondros Mütarekesi uyarınca ülke toprakları işgal edilen Türk milleti; Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde emsaşsiz bir milli mücadele vererek işgâlcileri yurttan kovmuş ve Türkiye Cumhuriyeti Devletini oluşturmuştur.



İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kuruluşunu hazırlayan şartların, teşkilat yapısının, önemli işlevlerinin ve Türk tarihi içindeki yerinin iyi bilinmesiyle günümüz Türkiyesinin gündemindeki pek çok olayın perde arkasındaki entrikaları anlamamız kolaylaşacaktır.



3 Kasım 1839 Tanzimat Fermanı, tarihimizdeki demokratikleşmenin somut ilk adımıdır. Bu ferman ile Osmanlı’da batılılaşma hareketleri hız kazanmıştır. Aslında batılılaşma adı altında imparatorluk bünyesinde yer alan milletler için özgürlük arayışları yani bölünme ve parçalanma hareketleri artmıştır.



Batılı ülkelerin desteğini alan azınlıklar tek tek isyan edip imparatorluğun her yerini kan ve ateşe boğarken, devletin yüksek faizlerle aldığı borçlar giderek artmış ve Osmanlı her alanda gerileme sürecine girmiştir. Yenileşme ve batılılaşma adı altında gelen ayrılıkçı fikirlerle mücadelede ve borç veren ülkelerin isteklerini karşılamakta zorlanan Osmanlı 1875 yılında iflâsını ilan etmiştir. 1876’da tahta geçen II Abdülhamit hem borçları ödemek ve hem de toprakları korumak amacıyla merkezi bir baskı uygulamaya başlamıştır. Bu dönemde istikrar tedbirleri ile birlikte dengeli bir dış politika izlenirken diğer taraftan devlet borçları ödenmeye başlanmış ve kalkınma hamlelerine de girişilmiştir.



Osmanlı topraklarını kısa sürede parçalayacaklarını uman emperyalist güçler II nci Abdülhamit’in imparatorluk harcını dağıtmamak için gösterdiği direnç karşısında mücadeleyi içeriden satın aldıkları ve kendi milli çıkarları doğrultusunda kullanabilecekleri siyasi gruplarla yapmaya karar vermişlerdir. İşte bu içerideki müttefikleri de Osmanlı’yı kısa sürede parçalayıp dağılmasını sağlayan İttihat ve Terakki Cemiyeti idi.



İttihat ve Terakki Cemiyeti, Osmanlı Devleti'nde 1908 Devrimi'ne önayak olan ve 1908-1918 arasında imparatorluk yönetimine hakim olan siyasi örgüttür. Örgüt üyeleri batıda Jöntürkler adı ile anılmıştır. Türkiye’de kurulan ilk kitlesel siyasi partidir. 1913-1918 yılları arasında parlamentodan diğer partileri dışlayarak kurduğu rejim, yeryüzündeki tek parti rejimlerinin en erken örneklerinden biridir. İttihat veTerakki iktidarının 1914'te imparatorluğu tek taraflı olarak Almanya’nın yanında dünya savaşına sokması ve savaş sırasında uyguladığı yanlış politikalar, muhalifleri tarafından ülkenin felakete sürüklenmesi olarak değerlendirilmiş ve şiddetle eleştirilmiştir.



İttihat ve Terakki örgütü üyeleri milli kurtuluş hareketimizin çekirdek kadrosunu teşkil etmiştir. Mustafa Kemal 1907'de cemiyete üye olmuş, 22 Eylül 1909 tarihinde Trablus delegesi olarak cemiyetin genel kongresine katılmıştır ve bu kongrede partiyi şu şekilde tenkit etmiştir; “Parti içinde subaylar bulunmamalıdır. Siyasetle uğraşanlar askerlik görevini bırakmalıdır. Aksi halde askeri emir komuta zinciri, cemiyetin hiyerarşisi ile karışır ve askeri disiplin sekteye uğrar. Bunun orduda olumsuz sonuçları olur .Cemiyet, komitacı hüviyetinden çıkmalı ve partileşmelidir.”



Kazım Karabekir dışında Mustafa Kemal'in görüşlerine kimse katılmamış, bu tarihten sonra Mustafa Kemal, İttihat ve Terakki Cemiyetinden ayrılmıştır.



İttihat ve Terakki'nin siyasi liderleri Enver, Talat ve Cemal Paşalardır. Talat ve Cemal Paşalar Ermeni kurşunuyla, Enver Paşa ise Türkistan yolunda savaşırken şehit edilmiştir. Teşkilâtın ikinci derecedeki liderlerinden bazıları da 1926 yılında İzmir Suikasti davası kararları ile idam edilmiştir.



31 Mart adını alan başkaldırı hareketi, II. Abdülhamit'in baskıcı rejimine karşı mücadele etmek amacıyla yurt içi ve dışında örgütlenen grupların birleşmesiyle oluşmuştur. Yurt içindeki nüvesini 1889'da Askeri Tıbbiye'de beş öğrencinin kurduğu “İttihad-ı Osmani Cemiyeti” adlı gizli örgüt meydana getirmiştir.



1895'ten itibaren ordu içindeki ihtilâlci örgütlerin birçoğu İttihat ve Terakki Cemiyetine katıldı. Selanik'teki 3. Ordu, ihtilâlci örgütlenmenin merkezi oldu. 1903'te başlayan Makedonya İsyanı'nı bastırmakla görevlendirilen bu ordu içinde ihtilalci gruplaşmalar oluştu. Örgüte katılan subay ve siviller silah üzerine yemin ediyor ve örgüt sırlarını dışa vurdukları takdirde öldürülmeyi göze alıyorlardı. 1908 Meşrutiyet hareketini cemiyetin Selanik'te bulunan Merkez Komitesi organize etti. 1908'den sonra Osmanlı siyasetinde ön plana çıkan cemiyet liderlerinin hepsi Selanik'teki İTC kuruluşunda yer alan isimlerdi.



Nisan 1909'da cemiyete muhalif bir gazetecinin Galata Köprüsü üzerinde kimliği belirsiz bir kişi tarafından öldürülmesi üzerine çıkan olaylar, İTC iktidarına karşı "31 Mart Vakası" olarak bilinen irticai ayaklanmaya yol açtı. Bu ayaklanma Selanik'ten gelen Hareket Ordusu tarafından bastırıldı. Cemiyet eskisinden daha güçlü bir şekilde iktidara yerleşti. II. Abdülhamit'in yerine getirilen V. Mehmet Reşat, iktidarın elinde bir kukla olmaktan ileri gidemedi. Yapılan Kanun-ı Esasi değişikliğiyle siyasi güç, meclisin tekeline alındı.



Ekim 1912'de çıkan Balkan Savaşı'nın kısa zamanda hezimete dönüşmesi, siyasi ibrenin bir kez daha İTC yönüne dönmesine yardım etti. 23 Ocak 1913'te Enver Bey öncülüğünde silahlı bir grub Babıali'de toplantı halindeki hükümeti bastı. Harbiye Nazırı öldürüldü. Sadrazam istifa ettirildi.



İktidarı darbe ile ele geçirdikten sonra da saygın bir asker olan Mahmut Şevket Paşa'yı sadrazamlığa getirdi. Ancak 11 Haziran 1913'te M. Şevket Paşa'nın bir suikaste kurban gitmesi üzerine, Sait Halim Paşa sadrazamlığında kapsamlı bir diktatörlük yönetimi kuruldu. Aralarında muhalif siyasi liderlerin bulunduğu 24 kişi Mahmut Şevket Paşa suikastiyle ilgili görülerek idama mahkûm edildi. İTC yönetiminin muhalifleri arasında bulunan, çoğu yazar, gazeteci ve milletvekili olan 250 dolayında kişi Sinop'a sürgün edildi. Tüm muhalif gazeteler kapatıldı.



Kendini bir inkılâp rejimi olarak gören İTC iktidarının ülkeyi hızla parçalanmaya götüren politikalar uygulamıştır. Birinci Dünya Savaşı'ndaki yenilginin kesinleşmesinden sonra Talat Paşa hükümeti 8 Ekim 1918'de istifa etti. 2 Kasım'da İTC liderleri Enver, Talat, Cemal Paşalar ile Bahaeddin Şakir ve Dr. Nazım yurt dışına kaçtılar.



Savaşın kaybedilmesi ve ülkenin işgâli ihtimaline karşı 1915'te Enver Paşa öncülüğünde bir direniş örgütü kurulmuştur. Nitekim 1918-1919 kışında, daha sonra milli mücadele'de kilit roller oynayacak olan kişiler İstanbul'a çağrılarak eğitilmiş, Anadolu'nun çeşitli kentlerinde gazeteler ve dernekler kurdurulmuş, eski Teşkilat-ı Mahsusa üyelerinin önderliğinde Kuvvay-ı Milliye örgütleri teşkilatlanmıştı. Enver'in yurda dönerek yönetimi ele alacağı beklentisi, 1921 baharına dek, kamuoyunda yaygındı.



Birkaç kişi dışında milli mücadele kadrolarının tamamı eski İttihatçılardan oluşmaktaydı. [Mustafa Kemal, Rauf Orbay, Fethi Okyar, Kâzım Karabekir, İsmet İnönü, Celal Bayar, Adnan Adıvar Bekir Sami, Yusuf Kemal, Celaleddin Arif, Recep Peker, Şemsettin Günaltay, Hüseyin Avni gibi liderlerin tümü eski İTC üyesi ve hatta Teşkilat-ı Mahsusa görevlileriydi. İttihatçı hareketin basın ve propaganda kadrosundan Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Mehmet Akif Ersoy, Celal Nuri İleri, Yunus Nadi Abalıoğlu, Falih Rıfkı Atay, Velid Ebüzziya ve diğerleri Milli Mücadele'nin de savunuculuğunu üstlenmişlerdi.



Milli Mücadele kadroları içinde Mustafa Kemal'e örgütlü bir biçimde karşı çıkan İkinci Grup (1922-1923) ve Terakkiperver Fırka (1924-1925) liderlerinin tamamının, eski İTC teşkilatı adamları olmaları dikkat çekicidir. Bu kişilerin büyük bir bölümü 1925'te çıkarılan Takrir-i Sükûn Kanunu ile siyasi hayattan tasfiye edilmiştir. Bunlardan 13 kişi 1926'da İzmir Suikastine karıştıkları iddiasıyla İstiklal Mahkemesi'ne sevkedilerek idam edilmiştir.



Sonuç olarak; İttihat ve Terakki Cemiyeti illegal olarak kurulmuştur. Mevcut düzeni silah zoru ile değiştirmek hedefi vardır. Başlangıçta örgütün gizli olan kuruluş safhasında pek çok gayrimüslim ve azınlık milliyetçisi örgütte yer almıştır. Örgütün tepe kadrosundaki Enver, Talat ve Cemal Paşalar aslında Türk milliyetçisidir. Fakat padişaha karşı tamamen dışarıdan desteklenen ve imparatorluktan bağımsızlık isteyen azınlık grupları ile işbirliği yapmışlardır.



Cemiyetin kuruluş, teşkilatlanma, operasyonlar, iktidarı ele geçirme mücadelesi, iktidarın sürdürülmesi, milli mücadelenin desteklenmesi, Teşkilat-ı Mahsusa’nın kuruluşu gibi her biri birbirinden ayrı ama birbirini tamamlayan faaliyetlerinde kural dışılık ve kontrol edilemeyen şiddet ön planda tutulmuştur.







Son söz: 31 Mart Olayı ve İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin faaliyetleri iyi bilinmeden Türkiye’de yöneticilik yapmak kolay değildir..









Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 10
Dün Tekil 825
Bugün Tekil 159
Toplam Tekil 1635690
IP 54.147.236.192






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































3 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ben sadece asil bir ailenin evladı olmakla değil, fakat asil bir milletin evladı olmakla gururluyum.
(ATİLLA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.502 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu