28 ŞUBAT SÜRECİNDE ÜNİVERSİTE TESTİ - Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









28 ŞUBAT SÜRECİNDE ÜNİVERSİTE TESTİ - Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK
Tarih: 05.03.2013 > Kaç kez okundu? 1535

Paylaş


― 28 Şubat sürecinde “Üniversite” denen kurum kim tarafından yönetilirdi?

( ) “Uzman” bir hizmetli tarafından

( ) Gölge bir “Dekan” tarafından

( ) Üniversite inşaatlarını yapan “müteahhitler” tarafından

( ) Her üniversitede görevlendirilen bir “Kurmay Genel Sekreter”in varlığı herkese yeterdi.



― “Üniversite” denen kurumda “Rektör” denen kişi hangi işleri yapardı?

( ) Senede en az 100 defa yurt dışına çıkar bol bol harcırah alırdı

( ) Kâğıt üzerinde kalitenin sürekli olarak artmasını sağlardı

( ) Sadece “protokol” gereği işleri yapardı. İmzalar yardımcılarca atılabilirdi

( ) Yerini en iyi şekilde ‘temsil edecek’ bir Kurmay Genel Sekreter’i olurdu

( ) “Kurmay Genel Sekreter”in kendisine verdiği işleri yapardı



― Üniversite “Dekan” unvanlı kişilerin en önemli özelliği ne idi?

( ) Başında bulundukları Fakültelerinde olup bitenlerden habersiz olmalarıydı

( ) Kendilerinin ‘görünmeden yönetme’ ustaları olmalıydı

( ) Yardımcıları, ‘görünmez yönetici’ olup, kimse tarafından görülmemesiydi

( ) Sekreterli ‘zavallı ve beceriksiz’ insanlardan seçilmeli, Fakülte yerinden götürülse haberi olmamasıydı

( ) Bağlı birim sorumlularının ‘var’lıkları ile ‘yok’lukları belli olmamasıydı.



― Fakültelerde Bölümlerin “Bölüm Başkanları” nasıldı?

( ) Haftada bir işyerine gelmeli, bütün işleri yardımcıları yapmalı ve diğer günlerde değişik yerlerde “iş” kovalamalıydı. Resmen imzalanıp gönderilmesi gereken evrak varsa bunlar başkanların imzaları taklit edilerek göndermeliydi.

İşin zamanda yapılması (!) önemliydi. Bunu en iyi onlar bilirdi.

( ) Kalite konularında uzman olmalı, her türlü kaliteden (!) anlamalıydı

( ) Bazı Bölüm Başkanları, kendilerine tahsis edilen ‘şato’larda oturmalıydı

( ) Yaptıklarından Sadece sahte Reis’e değil, ‘Kurmay Genel Sekreter’e karşı sorumluydu



― Bir kısım “profesörler”, kurumlarında görevli oldukları derslere girmezlerse ne olurdu?

( ) Kurmay’ın bilgisi içindeyse, Hiç bir şey olmazdı

( ) Bunlar ücret ve maaşlarını tam olarak almaya devam ederlerdi

( ) İtibarları daha da artar ve mensup oldukları üniversitenin de kalitesi yükselirdi

( ) Kendilerinden hiç kimse hesap sormadığı gibi “üstün hizmet madalyası” da alabilirlerdi

( ) Şayet ‘Kurmay’ın sevdiği biri değilse, işte o zaman tufandı, soluğu Fizan’da alırdı



― Üniversite denen kurumda kaç “öğretim türü” vardı ?

( ) Örgün Öğretim (1. öğretim ve 2. öğretim)

( ) Yaygın Öğretim (İnternet ve Açık Öğretim)

( ) Yorgun Öğretim ( Yarısı Örgün, yarısı Yaygın Öğretim)

( ) Mahmur Öğretim (24:00 – 08:00 arası yapılan)

( ) Sınıfta kalmak yoktu, nasıl olsa “Hayat Üniversitesi”nde okurlardı



― Üniversitelerde “Öğretim Üyeleri” derslerini nasıl yaparlardı?

( ) Evlerinde oturarak, internet üzerinden, interaktif yöntemle

( ) Sınıfta film göstererek ve bilgisayar-projeksiyon cihazı kullanarak

( ) Klasik usulde tebeşir kullanarak, beyaz önlük giyerek, nostaljik bir ortamda

( ) Ders yapılmasalar da olurdu. Öğrenciler nasıl olsa hayatta yaşayarak öğrenirlerdi



― Bazı Bölüm Başkanlarının baskın özelliği ne idi?

( ) Kurmay’ın verdiği talimatları yerine getirmekti

( ) Kendi kitabını, fahiş fiyatla ve öğrenciye zorla satmaktı

( ) Kitap kontrolü yapıp, kendi kitabını almayan öğrencileri sınıfta bırakmaktı

( ) Bölümüne geldiğinde uzaktan onu gören bir yabancı, onun Bölüm Başkanı olduğunu hemen anlamalıydı.



― Üniversitede hangi dersin müfredata alınacağı nasıl belirlenirdi?

( ) Hocanın her hangi bir konuda bir kitabı varsa, o konu bir “ders” olurdu

( ) O ders olmasa bile, o kitap muhakkak ‘ders kitabı’ olurdu

( ) Hocanın kendi ders kitabı yoksa arkadaşlarından birinin bir kitap veya kitapçığı vardır herhalde...

( ) Müfredatın hiç mi hiç önemi yoktu



— Akademik Organlar yetkilerini nasıl kullanırlardı?

( ) Ana Bilim Dalı Başkanı’nın yetkilerini Kurmay kullanırdı

( ) Bölüm Başkanı’nın yetkilerini Kurmay kullanırdı

( ) Fakülte Dekanı’nın yetkilerini Kurmay kullanırdı

( ) Yüksekokul Müdürü’nün yetkilerini Kurmay kullanırdı

( ) İhale Komisyonlarının yetkilerini Kurmay kullanırdı

( ) “Ivır-zıvır’ görevlerin yetkilerini de sahipleri kullanırdı



— Üniversiteye atama veya atanma vasfı olmayanlar nasıl atanırlardı?

( ) Adil (!) olmayan atama yapılmaz (!), adalete (!) uyulurdu

( ) Kimse görmeden ve kimse bilmeden bir de bakılır ki atama yapılmış olurdu

( ) Önce bir yerlere alınır, sonra da ilk fırsatta atama gerçekleştirilirdi

( ) Hiçbir vasfın olması gerekmezdi, atanması gerekiyorsa atanır, olur biterdi

( ) Dili İngilizce olanlar ‘başarısız’ olunca yeniden bir ilâna çıkılır, onun için Almanca Dil Jürisi kurulur, Japonca imtihan yapılır ve aday ‘başarılı’ kılınırdı



― Üniversitelerin kaliteleri kaç ‘yıldız’ olmalıydı? Onlar için en iyisi hangi yıldızdı?

( ) 5 yıldız… Olmasa 4 yıldıza da razı olunurdu

( ) Önemli olan kalitenin ‘kâğıt üzerinde’ artmasıdır, fiilen olmasa da olurdu

( ) Çalışanların kaliteli olması gerekmezdi, ‘kurum’ kaliteli olsun yeterdi

( ) Sanki eskiden ‘kalite’ mi vardı? ‘Belgesi’ mi vardı? ‘Kalite Ölçüm Şirketleri’ mi vardı? Ölünüyor muydu yani? Bunlar da nereden çıkardı ki…



― Olmazdı ya… Bünyede “İnşaat Mühendisliği”,“Elektrik Mühendisliği” ve “Makine Mühendisliği” Bölümleri olmasına rağmen, Üniversitede yeni yapılan hizmet binalarının kaliteleri nasıldı?

( ) Yapılan binalar ilk 6 ay içinde sıvalarını dökmeye, kalorifer petekleri su akıtmaya başlar ve ilk çürümeler WC kapılarında arzı endam ederdi

( ) İlk altı ay içinde kapılar tutkallı kaplamlardan ayrılmaya ve pencereler su almaya başlardı. WC Sifonları daha çalıştırmadan arızalı olurdu

( ) Asansörler, yapıldığı günden itibaren bozuk olur ve içinde sık sık insanlar kalırdı. Üstelik bunlar pahalıydılar. Tamir edilirler ancak sadece ve sadece ‘kullanılmadığı takdirde bozulmazlar’dı.

( ) İlk altı ay içinde duvarlar çatlamaya, ampuller patlamaya, kapılar ve kilitler kapanmamaya başlayıp, ciddi problemler arz-ı endam etmeye başlarlardı.



— Olmazdı ya, Rektörlük, Üniversiteye “yeni gelen” bir elemanı çok kaliteli bulup, tutuyor. Kendisine lojman tahsis edecek… Fakat eleman yeni olduğu için lojman tahsis puanları tutmuyor. Bunu sırada olan herkes de biliyor. Bu durumda o kişiye öncelikli lojman nasıl verilirdi?

( ) Bu çok kolaydı… Minareyi çalan kılıfını hazırlardı. Her zaman kılıf bulunurdu

( ) Lojman tahsis ederse eder, önceliğin kimde olduğunu sanki Kurmay’dan daha iyi bilen mi vardı ki?

( ) Elemana ‘öncelikli’ bir makam-mevki verilir lojmanı da yanında ‘bonus’ olarak takdim edilirdi

( ) Sıra bekleyenlere illâ lojman tahsis etmek gerekmezdi ki… ‘Beklesinler sıralarını’ denirdi. Sırası gelenler eğer varsa kalmış lojmanlardan alırlardı



― Üniversite’de en iyi “yönetici” kimdi?

( ) Üniversiteye hiç uğramayan ve üniversiteyi ikinci adres olarak kullanandı

( ) Üniversiteyi kimseye ‘görünmeden’ bir hafiye gibi yönetendi

( ) Hiçbir çalışanın kendisinin ‘farkında olmadığı’ yöneticiydi

( ) Bütün yetkilerini “görünmeyen” birine verip kendisi sembolik olandı



― Üniversitelerde akademik unvanlılar arasındaki ilişkiler nasıldı?

( ) Üniversitede görevli tüm Yardımcı Doçentler eşitti. Bazıları daha eşitti.

( ) Üniversitelere görev yapan tüm Doçentler eşitti. Bazıları daha eşitti.

( ) Üniversitelere görev yapan Profesörler eşitti… Bazıları daha eşitti.

( ) Üniversitelere görev yapan Bölüm Başkanları eşitti… Bazıları daha eşitti.

( ) Dekanları, Müdürleri, Daire Başkanlarını ve diğerlerini saymaya gerek yok…

( ) Şekilde görüldüğü gibi her kategoride EŞİTLİK vardı. Daha ne olsundu ki…



― Malûmdur ki hiçbir kurum, “denetimsiz” olmaz. Üniversite Rektörleri de denetim altındaydı. Peki, O’nu kim denetim ve gözetim altında tutardı?

( ) Müstahdemlerden biri çaktırmadan denetleyip rapor ederdi. Günde kaç çay içtiğini bile kayıtlara geçirirdi. ‘Rektör’ kendini ‘Rektör’ sanırdı, ama O’nun haberi olmadan hiçbir icraat yapamazdı. Herkes haddini çok iyi bilirdi!

( ) Yardımcılarından biri çaktırmadan denetleyip üst makamlara rapor ederdi.

( ) Üniversite Kurmay Genel Sekreter’i, denetleyip rapor eder. Günde kaç sigara içtiğini bile kayıtlara geçirir. O’nun haberi olmadan Rektör hiçbir icraat yapamazdı.

( ) Dekanlardan biri çaktırmadan denetleyip rapor ederdi. Günde kaç çay içtiğini bile kayıtlara geçirir. O’nun haberi olmadan Rektör hiçbir icraat yapamazdı.

( ) Binlerce öğrencinin bulunduğu yerde, çeşitli manipülasyonlarla 1 (bir) oy alarak, tüm (!) öğrencileri temsil etmek üzere seçilen Öğrenci Derneği Başkanı, çaktırmadan denetleyip rapor ederdi. Günde kaç bardak çay içtiğini bile kayıtlara geçirirdi. O’nun haberi olmadan Rektör hiçbir icraat yapamazdı.



― Başında bulunduğu Bölümü yönetmekten aciz bir Bölüm Başkanı, yüzlerce bölümden oluşan bir Üniversiteyi yönetebilir miydi?

( ) Yönetebilirdi. Çünkü birim sayısı arttıkça yönetim kolaylaşırdı.

( ) Yönetebilirdi. Küçük birimler yöneticiye dar gelince, daha büyük birimlerin başına geçmesi gerekirdi.

( ) İllâ yönetmesi gerekir miydi? Hele o Rektör olsun bakalım. Bir yerde başarılı olamayanın bir başka yerde de başarısız olacağına dair bir kural var mıdır?

( ) Daha da var, ama saymaya gerek yok



― Üniversite, Uluslar-arası ve evrenler-arası bir ödüle, adı İRİ ÖDÜL, aday gösterildiğinde, bu ödülü almak için yapılan çalışmalar kapsamında yabancı kalite elemanlarına ne kadar ödeme yapılması uygun olurdu?

( ) Ne isterlerse ödenmeliydi. Önemli olan ÖDÜL’ün alınmasıydı.

( ) Paranın ne önemi vardı ki? Toplantı başına hatırı sayılı bir ödeme yapılmalıydı. Gelenler neticede misafirdi, adları denetleyici olsa da… Misafire ne kadar ikramda bulunulursa o kadar sevap kazanılırdı…

( ) Mesela 80.000 Lira, baştan küçük bir avans olarak düşünülebilirdi. Daha sonra hesaplaşmak da mümkündü.

( ) Ödül gelsin, ondan sonra ne isterseniz isteyin… Ağanın eli mi tutulur…



― Önemli bir Üniversite’de Rektör Adayı olması kuvvetli bir ihtimal olan bir Profesör, nihai karar verme kademesinde “yetkili ve etkili” kesimlerce adaylığı engellenmek istenirse nasıl bir yöntem izlenir?

( ) Kendisine bir başka Üniversitede Rektörlük teklif edilirdi

( ) “35 yaş”ın üzerinde olanların Rektör olmamaları telkini yapılırdı

( ) ‘Ahir ömrünü’ rahat geçirmesi ve kendini yormaması tavsiyesinde bulunulurdu

( ) Artık bu tür işleri ‘gençlere’ bırakmanın daha iyi olacağı vurgulanırdı



SONUÇ:



Lütfen kafalar karışmasın!

Her sorunun muhakkak en ‘uygun’ ve ‘doğru’ bir cevabı vardır.

Cevapların bazen tümü, bazen de birkaçı ‘doğru cevap’ olabilir.

Kafanıza göre cevap verin, işte o ‘doğru’ cevaptır!



Çok şükür ki, ‘28 Şubat Süreci’ denen o meşum süreçte, böyle HAYALİSTAN isimli bir ülkede bulunan Sâkârâ Üniversität’ta görev yapmadık! Ülkemizde görev yapan öğretim elemanları hallerine şükretsinler… Çok şükür ki bizim üniversitemizde de böyle garabetler ve gariplikler yoktu (!). Olmadı (!) da…

Elhamdülillâh… Allah’a ne kadar şükür etsek azdır. Şükürler olsun Ya Rabbi, bizi bu güzel ülkede ve dahi bu güzel diyarda yaşattığın için…





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 16
Dün Tekil 828
Bugün Tekil 630
Toplam Tekil 1638519
IP 54.205.8.87






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































6 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Türk Devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk Milletinin teminatı ve istikbali gençliktir.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.382 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu