“GÜNEY AZERBAYCAN'IN BAĞIMSIZLIĞI, TÜRKİYE'NİN BAŞINA BELA OLAN PKK TERÖR ÖRGÜTÜNÜN DE SONUNU GETİRECEKTİR” - Elnur ELTÜRK - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









“GÜNEY AZERBAYCAN'IN BAĞIMSIZLIĞI, TÜRKİYE'NİN BAŞINA BELA OLAN PKK TERÖR ÖRGÜTÜNÜN DE SONUNU GETİRECEKTİR” - Elnur ELTÜRK
Tarih: 25.01.2013 > Kaç kez okundu? 2243

Paylaş


İSTANBUL AZERBAYCAN KÜLTÜR EVİ BAŞKANI, YAZAR HİKMET ELP İLE RÖPROTAJIMIZDIR



- Sayın Hikmet Bey Güney Azerbaycan'da yaşanmakta olan tarihi olayları nasıl değerlendirmektesiniz?



- Öncelikle şunu kaydetmeliyim ki xx. asrın başlarında İngiltere'nin yürüttüğü siyaset ve oyunların büyük bir kısmı Azerbaycan coğrafyası üzerinde yürütülmüştür.

Bu oyunların devamı olarak, 1924. yılda İran'da ilk kez azınlık olan farsları destekleyerek, çoğunluk olan Türkler üzerine hakim kılınmalarını sağlanmıştır. Tıpkı bu gün Irak'ta uygulanan politikaların (Azınlık olan Kürtlerin, çoğunluk olan Araplar üzerine hakim kılınması) yürürlükte olması gibi... Bunun başlıca sebebi ise içerideki hakim nokta azınlık olursa, dışarıdan desteksiz yaşama şansı olmayacağı içindir. Bu yöntem her zaman emperyal güçlerce kullanılan bir yöntem olmuştur. 90 yıldır azınlık olan Fars yönetimi ve dünya güçleri, İran'da yaşamakta olan Türkleri baskı altında tutmaya çalışmışlar ve her hak arama hareketleri kanlı bir şekilde, acımasızca bastırılmıştır. Türkiye türklüğü ile birbirlerinden uzak tutulmaya çalışılmıştır.Öyle ki İran denen ülkenin Acem olduğunu söyleyerek 100 yıl boyunca iki kardeş topluluğu birbirinden uzaklaştırmışlar, Ne yazık ki bu güne kadar, bizler de sessiz kalarak bu oyunun bir parçası olmuşuz...

ll. Dünya Savaşı ile birlikte, İngiltere ile Amerika rol değişikliğine gitmiş ve İran üzerinde Amerika'nın hegomonyası başlamıştır. Savaşın hemen sonrasında dünyanın her yerinde bağımsızlık hareketleri gerçekleşirken, Güney Azerbaycan'ın özerk olma isteğine dahi tahammül gösterilmemiştir. İran yönetiminin çaresizce Güney Azerbaycan'ın özerkliğini tanımasına rağmen, Amerika ile Sovyetler Birliğinin arka planda anlaşması sonucu, Amerika'nın desteği ile İran ordusu Güney Azerbaycan'a girerek büyük katliamlar yapmış, halk yine susturulmuştur.

1979 devriminin motor gücü diyebileceğimiz Güney Azerbaycan bölgesine, devrim sonrasında İran Anayasasında verilen haklar da tekrar rafa kaldırılmıştır. Bu gün dahi İran coğrafyasında Güney Azerbaycan'ın sınırları Anayasada belirtilmiş, tüm halklara anadilde eğitim hakkı verilmiş ve bu haklardan bu gün sadece Ermeniler yararlanmaktadır. Güney Azerbaycan bu haklardan mahrum bırakılmıştır.



- Hikmet Bey, bu günlerde Türkiye'nin siyasi gündeminde Güney Azerbaycan meselesine önem verilmeye başlanmıştır. Sizce neden bu mesele sıkça gündeme gelmeye başlamıştır?



- Bu gün dünya genelinde mevcut siyasi yelpazenin tesiri ve Sovyetler Birliğinin çöküşü sonucu, Azerbaycan'ın kuzeyinin bağımsızlığına kavuşmasının Güney Azerbaycanda yürütülen hareketi etkilemediğini söylemek mümkün değildir.

Özellikle belirtmeliyim ki Güney Azerbaycan meselesi çok geç kalmış ve karmaşık hal almış bir meseledir. Tarihte, 1200 yıl boyunca Azerbaycanı ve İran'ın tamamını yöneten kadrolar Güneyden çıkmıştır. 100 Yıllık bir suskunluğun arkasından Türk kamuoyu ve medyasında gündeme gelmesinin bir kaç sebebi vardır. Yukarıda da belirttiğim gibi, Azerbaycan'ın Kuzeyinin bağımsızlığını alması, rahmetle anmamız gereken Ebülfez Elçibey'in, "Bizim büyük bir parçamız Güney Azerbaycan'dır." sözünü dile getirmesinin de çok etkisi vardır. Bu söz Güneydeki millî bilincin uyanışına ve gençliğin ayağa kalkmasına sebep olmuştur. Ayrıca, bu günün şartlarını da gözardı etmemek gerekir.

21. Asır, iletişim ve bilgi akışının yoğun olduğu bir asırdır. O coğrafyada alınan bir nefes de haber akışı ile anında dünyanın her yerinde aynı anda duyulabilmektedir.Bu duyumlar, ülkemizde de millî düşüncede olanlarımız arasında çeşitli tepkilere yol açmaktadır.Dolayısı ile Türkiye'deki milli şuurun olaylar karşısında yer yer tepki vermesi de Türk basınının bu olaylara kayıtsız kalmamasını sağlamaktadır. Hatta, Güney Azerbaycan'ın siyasi liderlerinden Dr. Mahmut Ali Cöhreganlı'nın MHP tarafından Türkiye'ye davet edilmesi ve hiç bir gerekçe gösterilmeden ülkeye girişine izin verilmemesinin de medyaya yansımasında büyük rolü vardır. Dahası, Güney Azerbaycan Türkleri Derneği adı ile Türkiye'de dostlarımız tarafından ilk ve tek dernek Adana'da kurulmuştur. Şunu da söylemeliyim ki iki yıl önce İzmir-Çeşme'de, Türkiye'de Yaşayan Azerbaycan Türkleri Kurultayı'nı yaptığımız zaman almış olduğumuz kararlardan üç maddesi Güney Azerbaycan ile ilgili kararlardı.

İran'daki siyasi faaliyetleri sonucunda Türkiye'ye gelen ve şu anda burda siyasi mülteci statüsünde yaşamakta olan bir çok güneyli kardeşimizin de geçici ikamet ettikleri yerlerde birer misyon sahibi gibi, İran gerçeğini yaşayan şahitleri olarak, o bölgelerde daha tesirli ifade etmektedirler.



- Türkiye'de kurulan, Güney Azerbaycan Türkleri Konseyi'nin medya gündemine girmesinde etkisi nedir?



- Elbette, konseyin kurulmasının asıl amaçlarından birisi de Türkiye gündemine bu konuyu getirmekti. Bu çerçevede son sekiz ayda Güney Azerbaycan Türkleri Konseyi'nin gerçekleştirdiği faaliyetler arasında Güney Azerbaycan'da meydana gelen olayları yüksek seviyede dile getirmesi yeterince etkili olmuştur. Ankara, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere bir çok şehirde çeşitli konferanslar ve paneller düzenlemişiz. Yine bu üç büyük şehirde konseyimiz "Tebriz Gecesi" adı ile, sanatçılarının tamamı Güney Azerbaycanlı olmak kaydı ile konserler düzenlemiştir. Tüm halkımızın yoğun ilgisine ve beğenisine mahzar olmuştur. Bu tür faaliyetleri zamana yayarak Türkiye toplumunun dikkatinin buraya çekilmesini sağlamışızdır. Nihayetinde insanlarımızı, İran'da 35 milyon Türkün varlığından haberdar etmişizdir. İlk önceleri, İran'da 35 milyon Türkün yaşadığını söylediğimiz zaman şaşkınlık ve hayretler yüzlerden okunabilmekteydi. Oysa şimdi, İran'ın büyük çoğunluğunun Türklerden ibaret olduğunu, onların haklı mücadelelerinin engellenmek istendiğini biliyorlar. Son zamanlarda milli dava adamlarının anlamsız ve meçhul ölümlerinin tarafımızdan duyurulması ile Güney Azerbaycan hareketine ilgisiz kalmamaya başladılar.

İki yıldır, özellikle büyük şehirlerimizde, Güney Azerbaycan'da yaşanılan ve yaşatılan insanlık dışı vaziyet(Urmu Gölünün kurutulması ile bağlı,Milli dava adamlarının hapsedilmesi vs.) hakkında mitingler düzenleyerek toplumun dikkatinin bu noktaya çekilmesini sağlamaya çalışmaktayız.

Artık, bu mesele sadece Azerbaycan Türklerinin davası olmaktan çıkmış, tüm Türklüğün davası haline gelmeye başlamıştır. Mllî şuura sahip olan her kes biliyor ki Orta Asya Türklüğü ile Anadolu Türklüğü arasında bir koridor görevi gören Güney Azerbaycan'ın varlığı Türk dünyası için "olmazsa olmaz"dır.

Hatta Güney Azerbaycan'ın bağımsızlığı, Türkiye'nin başına bela olan PKK terörünün de sonunu getirecektir.

Şunu da ilave etmeliyim ki Ermenistan tarafından Karabağ'ın işgal edilmesinin ve oraya sahiplenmesinin karşısını almanın yolu da yine Güney Azerbaycan'dan geçmektedir.

Artık her kes tarafından bilinen bir şey var ki o da bölgenin haritası emperyal güçler tarafından kendi siyasi düşünceleri doğrultusunda değiştirilmek istenmektedir. Sözkonusu değişiklikten her güç kendi hesabına bir şeyler koparmanın peşindedir.Bu siyasetin asıl muhatabı olan Türk dünyası kendi insiyatifini kullanmalı ve ulusal çıkarlarını koruma yoluna gitmelidir.

Son olarak şunu ifade etmeliyim ki düne kadar Türkiye'de insanlarımızın % 30u dahi Güney Azerbaycan hakkında bir bilgiye sahip değildi. İran'da 35 milyon Türk'ün varlığından haberi yoktu. Bizler misyonumuza sahip çıkarak, bu konunun daha geniş bir zemine taşınmasını sağlayacağız. Türkiye'de bilinçleri % 80-90 lara çıkardığımız gün Güney Azerbaycan meselesi yolunu bulacaktır ve olması gerektiği noktada olacaktır.



Röportaj: Elnur Eltürk







Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 29
Dün Tekil 767
Bugün Tekil 802
Toplam Tekil 1637863
IP 54.205.8.87






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































5 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Üstümüze kılıç çekilmedikçe, ülkemize girilmedikçe, teb'ama cefa edilmedikçe Bizden kimseye zarar gelmez. (Fatih Sultan MEHMET)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.597 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu