SMS, EMEYİL, EPOSTA ve ÇAKAL - Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









SMS, EMEYİL, EPOSTA ve ÇAKAL - Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK
Tarih: 09.01.2013 > Kaç kez okundu? 1830

Paylaş


Ormanlar Ülkesi’nin tartışmasız lideri Aslan Kral, yaz tatiline çıkmadan önce; ''hareketlidir, hızlıdır, ormanı çok çabuk dolaşır. Olup bitenleri not alır ve ben tatilden dönünce de bana detaylı bir durum raporu verir' diye düşünüp taşınıp, vekâletini Çakal’a bırakmış.



Görevlendirme bilgisini tüm hayvanlara e-posta (Emeyil!?) mesaj göndermek suretiyle bildirmiş ve kısa mesaj (SeMeSe!?) ile de teyit etmiş… Ayrıca iyice durulsun diye Messencer (MeSeNe) ile de tüm ilgilileri uyarmış.



— Ey hayvanat! Çakal benim vekilimdir. Ben izinde iken ülkemde tek yetkili odur! Sakın ola ki ona ve emirlerine karşı gelmeyin! Ona karşı her hangi bir şekilde saygısızlık ederseniz, o saygısızlığı bana etmiş sayılırsınız! Bu emrime uymayanlar olursa, geldiğimde hesabını sorarım! Diye yazmış.



Aslan, mesajları gönderdikten sonra da mührü vekili Çakal’a bırakmış. Tatil heyecanı ile işlerin aksamayacağından emin bir şekilde, valizlerini toplayarak tatil beldesi Maymanatistan’a hareket etmiş.



Artık Ormanlar Dünyası’nın tek lideri ve karşı konulmaz gücü Çakal’dır.



Çakal, ormanlar dünyasının kralı aslanı temsil etmenin verdiği moral ve motivasyonla ertesi gün büyük, kuvvetli ve kudretli hayvan havalarında ve çalımla ormanda dolaşmaya başlamış. Keyfine diyecek yokmuş… Yetki mi yetki… Güç mü, güç… Zekâ mı, zekâ… Kendisine güven, mi güven… Bir hayvan için daha ne olsun ki?



Kendisine emanet edilen ülkede mutlu bir şekilde dolaşırken, kafasından o kadar çok şey gelmiş geçmiş ki sormayın… Zaman zaman ‘ tatilde olan aslanı ormana sokmamayı’ bile düşünmüş ama bunu becermeyeceği kanaatine ulaşmış.



Şimdiye kadar hiç vekâletle yönetici olmadığı için, kendisine tevdi edilen görev sebebiyle de çok mutlu imiş. Görevi devralır almaz yıllardır anlatılan ‘ibrikçi başı’ vakasını hatırlamış. Vak’a şöyle imiş:

— İnsan denen varlıkların toplu yaşadıkları yerlerde def’i hacet mahalleri, yani WC de denilen yerler varmış. İnsanların, hayvanlardan farklı olarak, def’i hacetten sonra ‘su ile taharet’ denilen bir problemleri de varmış. İşte bundan dolayı, toplu yaşanılan mekânlarda onların ortak ihtiyaçlarını gidermek için kabinler yapılıp, kapılarına birer görevli koyup, su bidonları ve su kapları- ibrikler konurmuş. İnsanlardan bir âdemoğlu def’i hacet için o WC denilen yere gidip sıraya girmiş. Bakmış ki renk renk ibrikler sularla doldurulmuş ve kullanıma hazır vaziyette tutuluyor. O âdemoğlu, kuyrukta beklerken, görevlinin davranışlarını bir türlü anlayamamış. Görevli, her kim ibriklerden birini almaya teşebbüs etse, hemen müdahale edip diğerini almasını söylüyor. Hepsinin içi su dolu olduğuna göre, ‘bunun sebebi nedir’ diye merak etmekten de geri kalmıyor. Derken sıra kendisine de geliyor. Âdemoğlu yeşil renkli ibriği almak için uzandığında, görevli anında müdahale edip kendisine siyah renkli ibriği almasını söylüyor. Âdemoğlu kızıp tepki gösteriyor ve:

— Be adam, sen ne diyorsun? Bu ibriklerin hepsinde aynı su yok mu? Diye soruyor.

Görevli cevap veriyor:

— Evet, aynı su var…

— Öyleyse neden müdahale ediyorsun?

— Ee… Etmezsem, benim burada yetkili ve görevli olduğumu kim bilecek? Beni fonksiyonsuz, def’i hacet için buraya gelip gideni seyreden ve sadece ‘boşalan ibrikleri dolduran biri’ olarak mı görüyorsun?



İşte böyle… Çakal da kendisinin varlığının hissedilmesini arzu ediyormuş. Bunun için fırsatlar aramaya başlamış. Bakalım gücünü herkes biliyor muymuş!



Ormanı dolaşırken, bakmış ki iri bir gergedan dereden su içiyor... Arkasına yaklaşıp bir parmak atmış. Gergedan hışımla geriye dönmüş, bakmış ki çakal… E-posta aklına gelince gıkını çıkartmadan, ‘Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh' deyip sabretmiş ve çekip gitmiş…



Çakal durumdan mutlu…

— Koskoca hayvanın gıkı çıkmadı. Demek ki yetki böyle ilginç bir duygu, diye düşünmüş.



Bir süre daha dolaşan çakal bakmış ki oldukça okkalı bir fil ağaçtan meyve koparıp yiyor. Ona da yaklaşıp bir parmak atmış. Fil kendine parmak atanı ezmek üzere hışımla dönmüş… Aa, bakmış ki çakal… Aslanın mesajını düşünüp vazgeçmiş… Bir ‘Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh' da o demiş… Çakalın eylemini yok sayıp meyve koparmaya devam etmiş.



Çakal’ın mutluluğu artmış.

— Hayret, koskoca filin bile gıkı çıkmadı. Delmek ki benim gücümü biliyorlar, diye düşünmüş…



Çakal, Bir süre daha böyle devam etmiş. Çok sayıda değişik hayvan türlerine aynı işlemi yapmış. Kendisinin gücünü görüp tepki veremeyen hayvanlara bıyık altından gülerek, mutluluk içinde yoluna ve teftiş rolüne devam etmiş.



O kadar mutluymuş ki, mutluluğu iliklerine kadar hissetmiş. Çakal biraz daha gitmiş, bakmış bir erkek ayı kovandan bal yiyor. Gidip ona da parmak atmış. Ayı bir hışımla dönüp Çakal’ı yakalamış, yatırmış bir güzel benzetmiş... Yerden yere vurmuş. Her yer kan revan içinde… Ayı, ‘öldü’ diye Çakal’ı bırakıp gitmiş.



Bir süre sonra kendine gelen Çakal, evine doğru kemikleri kırılmış vaziyette yalpalaya yalpalaya yürürken bir yandan söyleniyormuş:



— Ayı oğlu ayı! Pardon, insanoğlu insan! Yine EMEYİL, MESENE ve SEMESE mesajlarını okumamış! Be ‘insan’ herif! Mademki bir ’emeyil’ hesabın var, bir kısım âdemoğlu gibi, mesajlarını hiç kontrol etmiyorsun! Sana gönderilen mesajları okusan da, bana yaptıklarını yapmasan daha iyi olmaz mıydı?



Vakadan çıkarılacak ders:

Varsa eğer alınacak bir ders isteyen istediği kadar alsın!





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 20
Dün Tekil 790
Bugün Tekil 776
Toplam Tekil 1640318
IP 54.161.241.199






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































8 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Benim Hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.788 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu