BAKܒDE İLGİNÇ BİR KONGRE - Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BAKܒDE İLGİNÇ BİR KONGRE - Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK
Tarih: 04.12.2012 > Kaç kez okundu? 1707

Paylaş


23–25 Kasım 2012 günlerinde Azerbaycan’ın Başkenti Bakû’de düzenlenen ve üç gün süren ilginç bir kongreye katıldım. Katıldığım kongre Kafkas Bölgesi’nde ilk olarak düzenlenen bir kongre idi ve Dünyanın çok çeşitli ülkesinden 150 bilim adamı katıldı.



Kongre Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi, İşletme Yönetimi Fakültesi (Azerbaycan Dövlet İktisat Üniversitesi Biznes İnzibatçılığı Fakültesi) tarafından düzenlenmiş ve konusu, “ı. Uluslararsı İşletme Yönetimi ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk Kongresi” (I Biznes inzibatciligi va korporativ sosial mesuliyyat Beynalxalq elmi konfransi) olarak tespit edilmişti. Kongrenin başkanı, İşletme Yönetimi Fakültesi dekanı, Dos. Dr. Hankişi Hankişiyev büyük çaba göstererek Kongrenin bilim adamlarını bir aya getirmesine vesile olmuştur. Bu işte ona yardım eden, kongrenin koordinatörü Sakarya Üniversitesi’nde akademik çalışmasını başarı ile tamamlayıp, Bilim Doktoru unvanı ile ülkesine dönen Dr. Fariz Ahmadov üstlenmişti. Temennim odur ki, Sakarya Üniversitesi’nin bu kardeş coğrafyadan daha çok öğrenci alması ve bunları bilimle teçhiz ettikten sonra, oralarda hizmet etmek üzere, ülkelerine göndermelidir.



Kongre’ye, gerek yabancı ülkelerden gelen iştirakçiler, gerek Azerbaycanlı yetkililer ile akademisyenler ve gerekse Bakû’de bulunan üniversitelerin öğrencileri yoğun ilgi gösterdiler. Gösterilen ilgiden dolayı çok mutlu ve umutlu oldum.



Kongrenin takdim konuşmasını yapan (oradaki kardeşlerimizin hitap tarzıyla) Hörmetli Dos. Dr. Hankişi Hankişiyev, kongre konusunun önemini belirtip, Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi Rektörü, Hörmetli Prof. Dr. Şemseddin Haciyev’i kürsüye davet edip söz verdi. Nefis bir açılış konuşması yapan Rektör’den sonra değişik zevat da söz aldı. Söz verilenler arasında ben de vardım ve duygularımı dile getiren bir konuşma yaptım.



Kongre Olimpik Otel’in değişik salonlarında yapılan oturumlarla üç gün sürdü. Her bildiri üzerinde ciddi tartışmalar yapıldı. İkinci gün akşam, Azerbaycanlı sanatçıların nefis bir şarkı ziyafeti vardı. Hele hele, ‘çırpınırdı Karadeniz’, nefisti… Hayatında, kendi düğününde bile oynamayan ben, dostlarımın isteğini kıramayarak, folklor oyunlara iştirak etmek durumunda kaldım.



Üç günde 23 oturumda 150’ya yakın akademisyenin bildirileri iştirak eden zevat tarafından tartışılmış ve güzel ve verimli sonuçlara ulaşılmıştır. Konferans bildiri metinlerinin iki cilt halinde basılması, bilim dünyamız için bir kazanç olarak değerlendirilmiştir.



Gerek Bakû, gerekse gezebildiğim kadarıyla Bakû dışında ciddî bir kalkınma faaliyeti göze çarpıyor. Tüm cadde kenarları dekoratif ve estetik duvarlarla çevrilmiş. Euro vizyon şarkı yarışmasının burada yapılmış olması, şehre önemli bir katkı yapmış. Her şey elden ve gözden geçirilmiş ve geçirilmeye devam ediyor. Ana caddelere bakan binaların tümünün cepheleri yenilenmiş ve çok estetik bir görünüm almış. Bakû geceleri, tam anlamıyla bir ışık ortamı… Şehir Merkezi’ndeki devâsa binaların ışıklandırılması müthiş… Bakû’ye giderken kafamdaki Bakû ve Azerbaycan çok farklı idi. Gördüklerim, benim sahip olduğum önyargılarımı değiştirdiler. Eğer bu kongre vesile olmasaydı, her halde Azerbaycan’ı hep önyargılı değerlendirmeyle devam edecektim. Benim bu yargımı, kongre boyunca görüştüğüm tüm akademisyenler paylaştılar. Hatta bana bu tür organizasyonları sık sık yapılmasının öneminden ve gerekliliğinden de bahsettiler. Ben de onların bu görüşlerini organizasyon komitesine ilettim. Tavsiye ve görüşlerimi gelecek yıllar içinde belki değerlendirirler.



Bu seyahatim vesilesiyle çok sık duyduğumuz ‘Bir Millet İki Devlet’ sloganının ne kadar doğru bir tespit olduğunu gördüm. Her yer bana aşina ve tüm insanlar benden parçalar... Dil problemi yok. Hatta Türkiye’den gelenleri tebessüm ettirici ifadeler var. Meselâ biz Türkiye’de ‘sigara içmek’ tabirini kullanırken, onlar ‘sigara çekmek’ diyorlar. Araçları ‘park etmek’ yerine, ‘saklamak’ diyorlar ki, çok hoş…



Kongre’nin Organizatörleri, tüm içtenlikleriyle gerek Bakû ve gerekse “Azerbaycan’ı tanıtmak” için çok gayret sarf ettiler. Ellerinden geldiği kadarıyla, konuklarla tek tek ve candan ilgilendiler ve Üniversiteleri adına çok da takdir topladılar.



Dünyanın neredeyse %20’sini gezen Seyyah bir akademisyen olarak, son gün guruptan ayrıldım. İki arkadaşımla birlikte Rusya (Dağıstan) sınırına kadar gidip dönme amacıyla Hazar Denizi sahilini bir dostun rehberliğinde takip ettim. Nefis bir manzara ile Azerbaycan’ın günlük hayatını, Bakû dışındaki insanların yaşayışlarını görme imkânım oldu. Bol bol resim çektim ve not aldım. Uğradığım lokantalardaki damak lezzetini anlatmaya gerek yok. Çayların yanında getirilen ve hayran olduğum reçelleri anmaya da gerek yok. Nefistiler. Bu malzemeleri ele alıp, önümüzdeki günlerde bir yazı dizisi olarak okuyucularımızla paylaşacağım, inşallah.



Ülkenin Kuzey Doğusu’ndaki, Dağıstan sınırına yakın bir yerdeki Kuba şehrine geldiğimde önemli bir bilgi edindim. Burada, büyük ve geniş bir dere yatağı içinde bir ‘Soykırım Müzesi’ inşa ediliyormuş. Görmek istedim ve inşaatı devam eden bölgeye geldim. Çalışan insanlara selam verip, ‘toplu mezarlara’ bakma imkânımız olup olmadığını sordum. ‘Buyurun’ dediler ve üzeri ve yanları, seracılar kullandığı naylon ile kapatılmış, bir ucunda Azerbaycan Bayrağı, diğer ucunda Türk Bayrağı olan ‘naylon çadır’a götürdüler. İçeri girdik, ama girer girmez kanım doğdu. Böyle bir toplu mezarı hayatım boyunca görmedim. Ermenilerin 1918 yılında Komünist Devrim’i bahane ederek katlettikleri insanlar, üst üste yığılıp gömülmüş. Toplu mezar haline gelen insanların mezarlarının bir kısmı açılmış. İskeletlerin yanına kafalara çakılan inşaat çivileri konmuş. Kafatasları, kemikler iç içe geçmiş. Resimler çektim, ama içim parçalandı.



Bu toplu mezar bulunalı çok olmamış. Çevre düzenleme faaliyetleri halen devam ediyor.



Benim Azeri yetkililere âcizane tavsiyem şudur: Üniversiteler, sık sık kongreler düzenlesinler ve iştirakçileri buralar getirip zulmü, soykırımı, insanlık dışı uygulamaları ve katliamları dünya âleme göstersinler. Eminim ki bunları gören hiçbir makûl insan gözü, Ermenilerin yaptıklarını hoş göremez, göremez! Azerilerin mazlumluğunun, soykırıma uğradıklarının somut belgeleridir bu toplu mezarlar.



Acaba diyorum, ‘bu Kongre yapılmayıp, benim yıllarca hasretle görmeyi umduğum ve fırsat çıkmasını beklediğim o diyârı, Can Azerbaycan’ı ziyaretime vesile olmasaydı, benim bunlardan haberim olur muydu?’… Hiç sanmam… Önümüzdeki günlerde, Soykırım Müzesi’nde çektiğim fotoğrafları internetten ve gazetelerde yayınlayacağım. Bu müzeyi halka açıp dünyanın gözünü buraya çevirecek olan kardeşlerim Azerbaycanlı yetkilileri de kutluyorum. Sevgili kardeşim, Devlet İktisat Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Manaf Qabil Nadiroğlu’nun gösterdiği yakın ve sıcak ilgiyi de ayrıca belirtmek gerek…



Arzum ve isteğim odur ki, iki güzel devlette tek milletten oluşan, kardeş Azerbaycan Üniversitelerinin her yıl çok sayıda bu tür Kongreler düzenleyerek kendilerini ve ülkelerini akademik dünyanın mensuplarına tanıtsınlar. Emin ki çok şey kazanacaklardır.







Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 11
Dün Tekil 763
Bugün Tekil 257
Toplam Tekil 1636551
IP 54.163.147.69






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































4 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ne kadar bilirsen bil; söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.907 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu