OKUYUCU GÖZÜYLE TİBET’İN GİZLİ İNCİLİ - Dr. Hasan GÜNAYDIN - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









OKUYUCU GÖZÜYLE TİBET’İN GİZLİ İNCİLİ - Dr. Hasan GÜNAYDIN
Tarih: 28.09.2012 > Kaç kez okundu? 2948

Paylaş


Thomas’ın İncili, Barnabas’ın İncili ve şimdi de Tibet’in Kayıp İncili; hemen tamamı kayıp yada saklı olan bu gibi gizemli İnciller piyasaya sürüldüğünde tartışma yaratıp Hıristiyanlığı gündemde tutmakta, ilgi çekerek sürekli konuşulmasını sağlamaktadır. Böylece insanlar Hıristiyanlığı daha fazla öğrenmekte, düşünmekte ve Hıristiyan Kültürü içinde daha fazla taraf tutar hale gelmektedir. Hatta bu tür yayınlar, film ve kitaplar Da Vinci Şifresi’nde olduğu gibi önemli bir kazanç kapısı haline dönüşmektedir. Böyle bir ortam misyonerlerin işine fazlasıyla yaramaktadır¸ aynen “Hz. İsa gökyüzünden inecek mi, inmeyecek mi” tartışmasında olduğu gibi.



Hindistan’da (Agra’da ) bir devlet üniversitesinde profesör olan J. Archibald Douglas, çalıştığı üniversiteden 3 ay izin almış ve Tibet İncili’nin yazarı Notoviç’le aynı güzergahı izleyerek Himis Manastırı’na gitmiştir (1895-yazardan sadece 8 yıl sonra). Yaptığı araştırma sonucunda, ne içinde Aziz İssa adı geçen herhangi bir belgeye rastlamış, ne de son 15 yıl zarfında o bölgeye kırık bacaklı bir Avrupalının gelmiş olduğunu duymuştur. Kısacası tüm hikaye düzmecedir.



Chicago Üniversitesi’nden Prof. Edgar J. Goodspeed kitabın tercüme sürecine ve içeriğine itiraz ederek yanlışlığını ortaya koymuştur. Yani; para kazanma beklentisiyle çevirmenin yanlış tercümesi bile kuvvetle muhtemeldir. Ayrıca, kitap Matta ve Luka ağırlıklı söylemlere dayanmaktadır ki Hz. İsa’nın zamanında böyle durumun söz konusu olması mümkün değildir.



Kitabın yaşı ile ilgili olarak bugüne kadar Karbon Testi vb. hiçbir bilimsel araştırma yapılmamış olmasına rağmen, Notoviç’in yazdığı bu kitap Tibet İncili adıyla piyasada dolaşmaktadır. Gerçekliği ispatlanmamış bir kitabın muhtelif dillere çevrilerek ortalıkta dolaşıyor olması olayın arkasında bilimsellikten ziyade misyonerlik olduğu kanaatini şüphe götürmeyecek biçimde güçlendirmektedir.



Bu kitapta Hz. İsa’nın Himalayalara gittiği, orada 6 yıl boyunca kutsal yazılar üzerinde çalıştığı ve aşağı sınıfa mensup insanlara, Brahmanları kızdıracak şekilde vaazlarda bulunduğu iddia edilmektedir (hatta O’nu öldürmek istemişlerdir). Başka bir ifadeyle;



- Hz. İsa, her ne kadar çocukluk yılları olsa da (kitaba göre 13 yaşında Kudüs’ten ayrılıp 14 yaşında Sind’e gelmiştir) vaaz edecek kadar bilgi sahibidir ve yöre halkı O’nun konuşmalarını rahatlıkla anlayacak seviyede yabancı dil bilmektedir.

- Hz. İsa Kudüs’ten 13 yaşında yola çıkmışsa, gidiş yolunu bilmediği ve yaşı henüz çok küçük olduğu için beraberinde başkalarının da olması gerekir, yani tek başına karar verip kervana katılmış olması mantıksız görünmektedir. Dolayısıyla, hem kendisinin hem de beraberindekilerin hayat hikayelerinde yolculuk ve güzergahla ilgili bilgilerin yer alması gerekir. Hatta güzergah boyunca içinden geçtiği ülkelerin yazılı literatürlerinde de kendileriyle ilgili bilgiler bulunmalıdır. Pekiyi öyle midir?

- Kitapta “Çünkü adil ve yüce İssa işkence edilerek öldürüldü¸ o ki evrenin ruhunun tecelli ettiği kişiydi” ifadesi yer almaktadır. Buna göre, Tibet İncili Hz. İsa tarafından yazılmamıştır, zira ölen bir kişi kitap yazamaz.

- Tibet’te geçirdiği yılların ardından Hz. İsa’nın Ortadoğu’ya geri döndüğü söylenmektedir. Buna göre, nasıl Tibet İncili’nde Ortadoğu’yla ilgili konular varsa diğer İncillerde de Tibet’le ilgili konuların yer alması gerekir. Zira, orada yaşadığı olaylar da Hz. İsa’nın yaşamının bir parçası demektir. Oysa diğer İncillerde böyle bir şey yoktur. Demek ki Hz. İsa Tibet’te yaşadığı yılları sır olarak saklamış ve hiç kimseye söylememiş; tabii eğer yaşadıysa…



Ortadoğu’da yaşadığı bölgeyi çok etkileyen ve öldürülen bir peygamberin, Tibet’te uzun yıllar yaşayıp vaaz etmesine rağmen, halk tarafından bilinmiyor olması, halk edebiyatında yer almaması ve bugüne kadar 15 – 20 sayfalık tek bir yazma dışında hiçbir belgede adının geçmemesi hayatın gerçekleriyle bağdaşmamaktadır. Ayrıca kitap bu konuda çelişkiler de içermektedir, şöyle ki; kitabın ilk bölümünde Ermiş İssa’nın Brahmanları kızdıracak vaazlar yaptığı iddia edilmekteyken kitabın sonsözünde O’nun Brahman ve Budist yasalarını öğrenmek için Hindistan’a gelmiş sıradan bir öğrenci olduğu ve hayatına hiç ilgi gösterilmediği söylenmektedir.



Nikolas Notoviç dünyaya Rus Gezgini olarak lanse edilmiştir. Bilinen bütün gezginler değişik yörelere ve ülkelere gitmiş, arkalarında gittikleri her ülkeyle ilgili kitap ve yazılar bırakmışlardır. Rus gezgin Nikolas Notoviç’in yazdığı Tibet İncili’nden başka herhangi bir eseri var mıdır? 1 milyarı aşan nüfusa sahip Hıristiyanlık Alemi’nin tamamını derinden etkileyerek böyle bir kitabın altına imzasını atan kişinin daha yakından tanınması, bilinmesi gerekmez mi?



Yolculuğu boyunca araba, at, kayık gibi araçlar, hamal ve tercüman kiralayan Nikolas Notoviç’in zevk için yaptığı ! anlaşılan, bazen de oldukça tehlikeli hale dönüşen macerasını kim finanse etmiştir? Yada; İngiliz işgali altındaki Keşmir’e bir Rus gezgininin yaptığı masumane! geziyi hangi mantıkla açıklayabiliriz? Üstelik zaman zaman İngilizlerin şüpheci sorularına muhatap olmuşken !



Yazarın bölge tarihi ve dinleri üzerine yazdıkları bir gezginin ötesinde uzman analizi gibi görünmektedir. Yaptığı dinler arası karşılaştırmalı analizlerin seyyahlarca yapılması çok düşük bir ihtimaldir. (Örneğin Hz. Musa zamanında o bölgede Hiyeroglif ve Çivi Yazısından başka yazının bilinmediğine (kullanılmadığına), dolayısıyla Tevrat’ın sonradan yazılma bir kitap olduğuna atıfta bulunuluyor.) Hele hele Hindistan’daki dinler, özellikle Brahmanizm konusunda yazdıkları büyük bir inceleme ve araştırmayı gerektirir.



Notoviç’e göre Hz. Musa prenstir ve kendisinden büyük ağabeyi tahta geçeceği için kendi krallığını kurmak istemektedir. Yazar bu ve benzeri konularda Tibet İncili’nden destekleyici ifadeler arayıp bulmaktadır. Bu durumda “Acaba Tibet İncili’ndeki ifadeler mi O’nun düşüncelerini desteklemekte, yoksa O’mu Tibet İncili’ni yazarak kendi görüşlerini desteklemektedir?” sorusu ister istemez akıllara takılmaktadır.



Yazar Himis’te kendisine okunan Hz. İsa ile ilgili yazmaları yayınlayıp yayınlamama konusunda neden büyük tereddüt yaşamıştır ve dünya tarihine geçebileceği böyle önemli bir kararı neden yıllar boyunca verememiştir? Kendisini geciktiren basit olaylar kesinlikle bahane olarak kabul edilemez. Aslında yazar “tek amacının İncil’in sunmadığı yeni ve aydınlatıcı bilgilere ulaşmak” olduğunu belirterek İncil’in yetersizliğini de kabul ve ikrar etmektedir.



“Müslümanların fakir halkı zorla Müslümanlaştırdığı”, “Brahman Dini’nin Hıristiyanlara daha yakın olduğu”, “Kendilerinin de Hıristiyan Dalay-Lama’sına inandıkları”, “Budistlerin Hıristiyanlığı tanıdıkları”, “Budist Ermiş İssa’ya saygı duydukları”, “Hıristiyanların Buda aşığı insanlar olduğu” ve “Müslümanların Budizm’le hiçbir bağlantısının bulunmadığı” gibi Lamalara atfedilen ve cahil halkın kulağına çok hoş gelebilecek söylemler, sıradan bir gezginin basit aktarımlarından ziyade bir Hıristiyan misyonerinin tarafgir yorumlarını anımsatmaktadır. Üstelik tüm dinler ve siyasi olaylar kitapta profesyonelce analiz edilmekte, yazar bu konudaki farklılıkları ve benzerlikleri özellikle vurgulamaktadır.



Netice itibarıyla; Hindistan ve çevresinde yaşayan insanlara şu mesaj verilmektedir: “Müslümanlar sizi baskı ve zulüm uygulayarak zorla Müslümanlaştırıyor. Oysa biz Hıristiyanlar sizin bütün kutsal değerlerinize saygılıyız ve size benziyoruz. Çünkü bizim peygamberimiz sizin aranızda yaşadı ve sizin dilinizle İncil yazıldı. Bu İncil aslında sizin İnciliniz. Gelin kendi İncilinizle Hıristiyanlığı yaşayın. Hem kendi geleneksel değerlerinizi hem de Hıristiyanlığı Budist Ermiş İssa’nın öğretisi doğrultusunda birleştirin.”



Kitap edebi açıdan o kadar güzel yazılmış ki, sanki Rus gezgin Notoviç’ten sonra çok iyi bir edebiyatçı tarafından ustalıkla elden geçirilmiş, belki de seyahatname literatürünün şaheseri haline dönüşmüş; göz kamaştırıcı tasvirler, imrendirici macera, mizansen, akıcılık… her şey çok etkileyici hatta büyüleyici güzellikte…



Uydurma hikayelerle gizem ve sırlar yaratarak insanların merakına sunmak çok yararlı bir propaganda aracı. Hele bir de; “hiç bitmesin istedim”, “bir solukta okuyuverdim”, “insanlığı aydınlatabilmek için ne büyük çilelere katlananlar var” gibi yorumlar da yaptırabilirseniz. Artık çok iyi biliyoruz ki her gizem merak ve araştırma isteği uyandırır. Aynı zamanda tartışma ortamı doğurarak tarafgirliğe yol açar. Tarafgirlik te o düşüncenin benimsenmesini sağlar. Yeni fikri benimsemekse değişim ve dönüşüm demektir.



Thomas İncili, Barnabas İncili ve Tibet İncili; gizem tutkunları ve tutunacak dal arayan çaresiz insanların arayıp ta bulamayacağı şeyler. Kızılderili şefin dediği gibi: “Beyaz adam gelmeden önce bizim zengin topraklarımız vardı, onlarınsa İncili. Şimdi bütün topraklar onların oldu, İncil ise bizim...”





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 22
Dün Tekil 863
Bugün Tekil 508
Toplam Tekil 1639260
IP 54.166.112.64






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































7 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


TÜRK, Yıldırımdır, kasırgadır, Dünyayı aydınlatan güneştir
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.002 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu