10 ŞEHİT + 70 GAZİ=80 (Günlük Muharebe Kaybı) - Dr. Tahir Tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









10 ŞEHİT + 70 GAZİ=80 (Günlük Muharebe Kaybı) - Dr. Tahir Tamer KUMKALE
Tarih: 19.09.2012 > Kaç kez okundu? 1699

Paylaş


Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar, elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar.(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1924)



Bingöl’de yapılan PKK saldırısında 10 askerimizin şehit olup, 70 askerimizin de yaralanması Türkiye’de ilan edilmemiş ama fiilen sürdürülen asimetrik savaşın ulaştığı seviyeyi göstermektedir. Bu vahim tablonun bir adım ötesi Türk ve Kürt toplumları arasında çıkartılmaya çalışılan muhtemel iç savaşın başlatılmasıdır.



Küresel mihraklar, bu savaş esnasında yapacakları destek operasyonları ile Büyük Ortadoğu Planında gösterilen bölünmüş Ortadoğu haritasında Türkiye’ye verilen rolün tamamlanacağını, vaadedilen Büyük Kürdistan’ın kurulacağını, 90 yıllık üniter cumhuriyetin fiilen son bularak Sevr Antlaşması şartlarına dönüleceğini beklemektedir.



Bu coğrafyada ayakta kalabilmenin ve bağımsızlığı koruyabilmenin tek şartı güçlü bir ordu ile devletin üniter yapısının mutlaka muhafaza edilmesidir. Dış güçler, yıllardır yürüttükleri psikolojik harekât operasyonlarıyla Türk halkını birbirine düşman ederek parçalanma süreci için yeterli düzeye getirdiklerini düşünmektedirler. Ve bu küresel efendiler bekledikleri parçalanma süreci başladığında Anadolu’nun kısa bir süre içinde Sevr haritasında istenilen duruma getirileceğine de inanmaktadırlar.



İşte bu yüzden yöneticilerimizin Osmanlı devletinin parça parça olmuş Anadolu beyliklerini tek çatı altında toplayarak bir cihan imparatorluğuna dönüştürme sürecinin tam 300 yıl sürdüğünü asla unutmaması gerekmektedir.



11 Eylül 2001’de İkiz Kulelere yapılan saldırıyı bahane ederek bütün Müslümanları potansiyel terörist olarak gören ABD yönetimindeki Haçlı saldırıları 11 yıldır artarak devam etmektedir. ABD’nin üç yılı aşkın bir süredir fiilen devreye soktuğu Büyük Ortadoğu Planı, Müslüman ülkeleri ABD’nin milli hedefleri doğrultusunda dağıtıp parçalayarak yeni bir dünya yaratmayı hedef almıştır. ABD, planın uygulamasında Hristiyan Avrupa’nın ve özellikle NATO’nun büyük desteğini almaktadır.



ABD, kendi kurduğu nizam içinde belli bir hayat seviyesine ulaşmış Irak halkını kendi seçtikleri liderleri Saddam Hüseyin’in zulmünden kurtarmak için okyanus ötesinden geldi ve ülkeyi bir uçtan bir uca işgal etti. Bu demokrasi oyununa kendi gibi ülkeleri de kattı ve koalisyon güçleri adı altında dünya ordularını bölgeye yığdı. Havadan ve karadan yapılan acımasız saldırılarla bir milyonu aşkın Irak’lı hayatını kaybederken Irak toprakları bütün tarih, kültür ve tabiat varlıklarıyla bir harabeye çevrildi.



Ülke yağmalanırken Irak halkı kendi içinde birbirine düşürülerek işgalci güçlerle değil, birbirleri ile savaşır hale getirildi. Iraklılar her alanda zayıflar ve fakirleşirken ABD kontrolündeki petrol patronları ve silah tüccarları, para babası bankerler, medya patronları ve nihayet küresel işadamları kârlarını katladılar.



Başkan Bush, Irak’a demokrasi getirdiklerini(!) ve bu demokrasinin benzerini Büyük Ortadoğu Plânı çerçevesinde diğer 24 Ortadoğu ve İslam ülkesine getireceklerini dünyaya duyurdu. İşte şimdi bunun gereğini yerine getirmekle meşgüller. Suriye’nin uluslararası dengeler gereğince geciken parçalanması tamamlanınca sıra Türkiye ve İran’ın parçalanmasına gelecektir.



Irak’ın işgâlini takiben Kuzeyde ABD ile sınırdaş olarak bölge ile doğrudan teması kesilen Türkiye’nin baskısından uzak kalan PKK terör örgütü, ABD’nin kontrolundaki Kandil bölgesinde giderek güçlendi. Aldığı ABD, AB ve Barzani desteği ile silahlarını ve kadrolarını yenileyerek giderek gücünü arttıran PKK, yeterli düzeye eriştiğine kanaat getirdikten sonra 2003’den başlayarak soktuğu militanları ile ülkemizi yeniden asimetrik savaşın harekât alanı haline getirmiştir.



PKK, Türkiye’ye karşı açtığı savaş ile Türk halkının büyük nefretini kazanmıştır. Çünkü bu savaşta Türkiye’nin maddi ve manevi kayıpları çok büyük olmuştur. PKK’nın baş aktör olduğu anarşi ve terör ortamını insanlarımız 30 yıldır bütün vahşeti ile yaşamıştır. Bu coğrafyada kaldığımız sürece yarında benzeri olayları yaşayacağımızın bilinci içindeyiz.



30 yıl önce 10 milyar dolara tamamlanması plânlanan Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ile Türkiye’nin sulu tarıma açılacak toprakları ve tamamen kontrol altına alınacak su kaynakları ile Güneydoğu mamur ve en zengin bölge haline gelecekti. Dolayısıyla bölgenin ve ülkemin insanları bu zenginlikten nasiplerini alacaklardı.



Ama olmadı. Yapamadık. Aslında yaptırmadılar. Güçlenmemizi istemediler. Küresel güçler sinsi plânları ile bölgeyi harabeye çevirirken insanlarımızı fakirleştirip anarşi ve terörün acımasız ellerine teslim ettiler. Güneydoğuda yakılan ateşi bütün Anadolu sathına yaydılar. Türkler ve Kürtler arasında oluşan bin yıllık birlikteliğin sağladığı milli birlik ve dayanışmayı muhtemel bir iç savaşa döndürmek için gayretlerini her geçen gün arttırdılar.



2012 Eylülünde PKK, tarihinde görülmeyen şekilde devlet güçlerine saldırarak toplumda infial yaratmaktadır. Milletin sabrı sınanmaktadır. Ak Parti iktidarı ise teröre karşı tedbir almada insiyatifi tamamen kaybetmiş bir görünüm içindedir. Gerekli yasal düzenlemeler zamanında yapılmadığı için bugün güvenlik güçleri sadece savunma yapmaktadır. Bu da şehit ve gazilerin sayısını her geçen gün arttırmaktadır.



Burada Türkiye ile birlikte Ortadoğu halkları ve dünya milletlerini doğrudan tehdit eden “Asimetrik Savaş” bütün şiddetiyle sürdürülmektedir. Bir başka değişle gayrinizamı şartlar altında gayri nizami güçlerle sürdürülen bir savaş yapılmaktadır.



Bu savaşta terörizm ve teröristler kullanılmaktadır. Bu savaş klasik savaş hukuk ve kaidelerine göre yapılmamaktadır. Bu savaşın önceden belirlenmiş bir savaş alanı da yoktur . Tamamen gayri nizami metotlarla, kuralsız şiddet uygulayarak, sinsice ne zaman, nerede ne gibi bir yıkım yapacağı belli olmayan bu insanlık dışı vahşi uygulamalar gerçekleşmektedir.



Hemen her gün toplanan terör zirvelerinde görüşülen konular arasında, bu savaşı kimler istiyor ve neden istiyor? Hangi taktikleri uyguluyorlar? Savaşı en az zaiyatla atlatabilmemizin yolları nelerdir? Sorularının cevabının aranmadığını düşünüyorum. Çünkü şimdiye kadar bu konuda somut ve kalıcı tedbirlerin alınması gerekirdi. Ama israrla tedbir değil, söz üretilmeğe devam edilmektedir.



En son Bingöl’de anayol üzerindeki 10’u şehit toplam 80 askerimizin kaybı ile sonuçlanan bu acımasız savaşın muharebe sahası aslında bütün Türkiyedir.



Bu savaşın saldıran tarafı olan PKK’nın hedefi, ülkemizin parçalanarak topraklarında Büyük Kürdistan devletinin kurulmasıdır.



Savaşın boyutları ve etki alanı uluslararası alana taşmış olmasına rağmen çaresi tamamen millidir.



Peki, PKK’nın yok edilerek ülke bütünlüğünün tesisi için nasıl bir yol haritası uygulamamız gerekmektedir? Bugün olduğu gibi siyasi partilerin birbirini suçladığı ve hiç bitmeyen içi boş güvenlik zirveleri ile terörün sonunun getirilemeyeceği açıkça ortaya çıkmıştır. O halde ne yapılmalıdır ki milli güç unsurlarımız terörü önlemede tek yumruk haline getirilip başarılı olabilsin?.



Şimdi geçmiş tecrübelerin ışığında çare için akıl yürüterek ve mantıki bir sıra takip ederek neler yapılabileceğini bulmaya çalışalım..



1. Önce terörün gelişmesini sağlayan Uluslararası İkiz Yasalar ve bu yasaları uygulamaya koymak için çıkartılan AB Uyum Yasaları TBMM tarafından derhal iptal edilecektir. Bu şekilde PKK’nın aldığı yasal iç ve dış siyasi destek tamamen ortadan kaldırılacaktır.



2. Terörün etkili olduğu büyükşehirlerde gözönüne alınarak bütün yurt sathında sıkıyönetim ilan edilerek devletin gücü hakim kılınacaktır. Bu şekilde devlet ve terörist arasında kalan halkın yeniden devlet güçlerine güveni sağlanacaktır. Bir bakıma anarşi ve terörü besleyen halk desteği kaynağı ortadan kaldırılacaktır.



3. Teröre karşı kullanılacak Ordu ve Polis güçleri ile Yargı bu savaş için yeniden teşkilatlanacaktır. Bu yeni teşkilat asimetrik savaşı güçbirliği içinde yürütebileceği yasal yetkilerle donatılacaktır.



4. Tamamen milli istihbarat verilerine dayanarak baskın tarzında yapılacak sınır ötesi askeri harekat ile terör örgütü için yığınak bölgesi görevi yapan sınır ötesi kamplar ele geçirilip kontrol altına alınacaktır. Bilahare buradan ileri harekat ile Kandil Dağına gidilerek bu dağın her noktası taranarak bölge teröristlerden temizlenecektir. Bu bölgede Türk askeri için kalıcı üsler kurulacaktır.



5. Kandil ve dış kamplar temizlendikten sonra güvenlik kuvvetleri kışlalarından çıkarak araziye konuşlandırılacak bu şekilde yurt sathında güvenlik güçlerinin alan hakimiyeti sağlanacaktır. Bilahare bu alan içinde yapılacak özel kuvvet operasyonları ile Türkiyenin kır ve şehirlerinden teröristler teker teker toplanarak adalete teslim edilecektir..



Kanaatimce bütün bunların yapılması için altı ay yeterli bir süredir. Bugün başlandığı takdirde 2013 yazına Türk insanı 30 yıldır devam eden terör belasından kurtulmuş olacaktır. Bu operasyonlarda verilecek personel zaiyatının bugünkü belirsiz ortamda verdiğimiz zaiyatla kıyaslanamayacak kadar az olacağı görülecektir.



6. Terörün sona ermesi ile birlikte terörden büyük acı çekmiş, maddi ve manevi kayıplar vermiş Doğu ve Güneydoğu Anadolunun süratle kalkınması için devletçe seferberlik ilan edilecektir.



Peki, geçen 10 yıllık iktidarı döneminde sıfır olarak teslim aldığı terörü bugünkü durumuna getiren Ak Parti yönetimi bunu tek başına bunu başarabilir mi?



Hayır başaramaz. Çünkü sorun Ak Partinin değil, topyekün Türk milletinindir. Ayrıca bu işi bir partinin sorumluluğuna vermek güç israfını da beraberinde getirecektir.



Terörün Türkiye’den sökülüp atılması milli bir davadır. Milli dayanışmayı ve bütünleşmeyi gerektirir. Burada milli güç unsurlarımızın milli iradenin kontrolunda birlikte hareket etmesi şarttır.



Terörü önlemede stratejik bir plânlama yapmadan ve buna göre yeterli ön hazırlığı tamamlamadan yürütülecek mücadelenin mevcut kaos ortamını arttırmaktan, yani muhtemel iç savaşı tetikleyerek bölünmeyi gerçekleştirmekten başka işe yaramayacağı iyi bilinmelidir.



Ben Türkiye’nin terör mücadelesinden başarıyla çıkacağını ve cumhuriyetin kazanımlarını sonsuza kadar muhafaza edeceğine inanıyorum.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 14
Dün Tekil 828
Bugün Tekil 832
Toplam Tekil 1638721
IP 54.161.175.236






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































6 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Türk Devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk Milletinin teminatı ve istikbali gençliktir.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.788 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu