TERÖRLE MÜCADELE ve PKK GERÇEĞİ - Dr. Tahir Tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









TERÖRLE MÜCADELE ve PKK GERÇEĞİ - Dr. Tahir Tamer KUMKALE
Tarih: 01.09.2012 > Kaç kez okundu? 1734

Paylaş


Bizim yolumuzu çizen; içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk milleti ve bir de milletler tarihinin binbir facia ve ızdırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız neticelerdir. (Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1927)



Terör, Türkiye’nin gündemindeki başrolü oynamaya devam ediyor. Bölücü terör örgütü PKK Anadolu sathında sürdürdüğü kanlı eylemleriyle devlete kafa tutarak adeta güç gösterisi yapıyor.





1979 yılında hazırladığım kurmaylık tezimin konusu “ Devletin bütünlüğü ve vatanın bölünmezliğini hedef alan anarşi ve terör örgütleri incelenerek devletçe terörü önlemeye yönelik tedbirlerin neler olduğunun belirlenmesi” idi. O zaman Kara Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığında Plan Subayı olarak çalıştığımdan doğrudan devletin elindeki bilgilere ulaşmam kolaydı. Bloklar arası soğuk savaşın bütün hızıyla devam ettiği o günlerde de terör ülkenin ana gündem maddesi idi ve bu kaos ortamı ancak 12 Eylül 1980’de ordunun yönetime doğrudan el koyması ile önlenebilmişti.





Bugün terör dendiği zaman akla ilk gelen örgüt 1978’de kurulan PKK olmaktadır. Oysa o günlerde Aşırı Sağ, Aşırı Sol, Etnik Bölücü ve İrticai kesim olmak üzere dört ana istikamette faaliyet gösteren örgütlerin sayısı 500 civarındaydı. Bunlar bir taraftan devletle mücadele edip güç gösterisi yaparken ayni zamanda birbirleri ile de çatışma halinde idiler. Hatta her fraksiyon kendi içlerinde dahi birbirleriyle kıyasıya bir mücadele içindeydiler. 12 Eylül 1980 askeri yönetimi döneminde pek çoğu dağıtılan bu örgütlerin çok küçük bir bölümü günümüzde de hayatiyetine devam etmektedir. Fakat güçleri zayıflamıştır ve eylem yapacak durumları yoktur. Bu örgütlerin, Türkiyenin yönetiminin zaaf içinde bulunduğu zamanlarda yıkıcı ve bölücü eylemlerini her zaman başlatabilecekleri de unutulmamalıdır.





Günümüzde PKK terör örgütünün ulaştığı gücü ve eylem yapabilme kabiliyetini (kendilerini bu örgütün parlamentodaki temsilcisi olarak tanımlayan) BDP’nin eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın basında yer alan sözleriyle şu şekilde açıklamaktadır;





- Son 45 gündür Şemdinli Çukurca hattındaki 300-400 kilometrekarelik (Irak sınırından Türkiye’ye doğru 10-15 km içeri ve Çukurca’ya doğru da 30 km’lik bir hattan söz ediyorum) alan PKK denetimindedir. Kırsal alandaki tüm yolların denetimi PKK ’dadır. Bunun aksini iddia eden bir hükümet yetkilisi, bir bakan varsa buyursunlar beraber gidelim. Bakalım orada askeri bir nokta mı göreceğiz, yoksa PKK askeri noktasını mı göreceğiz?





- Bu bölgelerde asker tarafından karadan operasyon yapılmamıştır. Ordu sadece havadan karakollara lojistik destek yapmıştır. Karadaki denetim PKK tarafından ele geçirilmiştir. Bu durumu saklamak için Hakkari Valisi ‘operasyon bitti’ diyor. Türk Ordusu operasyon yapmadı ki bitsin.





- Askeri açıdan PKK’nın bitirilemeyeceğini Şemdinli’de 40 gündür süren savaş ve acı gerçek bir kez daha ortaya koymuştur.





- Hükümetin ciddi ve radikal politika değişikliği ile savaş konseptinden çıkıp müzakere konseptine geçmesi gerekir. Böyle bir sürece girilirse BDP hükümet ile bu konuları görüşür ve ona destek olur. İki tarafın da savaşı artık bir seçenek olmaktan çıkarıp yeni bir müzakere süreci başlatması lazımdır. Şemdinli bunu yakıcı bir şekilde göstermiştir.





Kürdistan İşçi Partisi (Partiya Karkerên Kurdistan), yani yaygın adıyla PKK terör örgütü Türkiye’nin son 30 yılına damgasını vurmuştur. Örgüt, Türkiye’ye çok önemli kayıplar verdirmiştir. PKK uyguladığı asimetrik savaş ile hedefine tam olarak ulaşamamıştır, ama kendisini yaratan küresel güçlerin hedefleri doğrultusunda verilen görevleri harfiyen yerine getirerek Türkiye’yi kaos içinde ve istikrarsız bir durumda tutmayı başarmıştır.



PKK’nın Türkiye’ye her alanda verdiği zarar tahminlerin çok üzerindedir. Türkiye başlangıçta PKK örgütünü diğer yıkıcı ve bölücü örgütler gibi gelip-geçici olarak görmüş ve gereken önemi vermediği için büyümesini engelleyememiştir. Devlet gerekli tedbirleri alma kararı verdiğinde de gücü bir terör örgütünün ulaşabileceği en üst düzeye ulaşmıştır.



PKK’nın kendi dışında gelişen ve destek aldığı küresel güçler tarafından yayılan isminin ulaştığı boyutları başımdan geçen bir olayla açıklamak istiyorum.



1998’de Sao Paula Üniversitesinde bir seri konferans vermek üzere Brezilya’ya gittim. Konferansın verildiği Hukuk Fakültesi amfisinde bine yakın dinleyici vardı. Bunların çoğu Türkiye’yi hiç bilmiyorlardı ve belki de ilk defa Türk bayrağı ve bir Türk görüyorlardı. Türkiye’nin yerini dahi bilmeyen bu insanların bana sorduğu soruların tamamı; “Siz Kürtleri neden kesiyorsunuz? PKK’ya neden izin vermiyorsunuz? Kürdistanı neden işgal ettiniz?” Şeklinde idi.





Şaşırdım ama gerçek buydu. Devlet olarak bu insanlara kendimizi anlatamamıştık ama bir terör örgütü bunların beyinlerine girmeyi başarmıştı. Doğal olarak bu başarı PKK’nın değil, onu kullanan küresel güçlerindi. Karşı taraf böyle çalışınca sonuçta dünyada dışlanan taraf Türkiye Cumhuriyeti oluyordu.



27 Ekim 1978'de Diyarbakır'ın Lice ilçesi Fis köyünde Abdullah Öcalan tarafından kurulan PKK'nın kuruluş dönemindeki ideolojisi Marksist- Leninist çizgide bir Kürt millliyetçiliği idi. Bugün ise PKK; Türkiye'nin güneydoğusu, Irak'ın kuzeyi, Suriye'nin kuzeydoğusu ve İran'ın kuzeybatısını kapsayan bölgede Kürdistan isimli bir devlet kurmayı amaçlayan ve bu amaçla söz konusu toprakların Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilinde kalan kısmına sahip olabilmek için Türkiye’ye ve Türk halkına karşı silahlı eylem yapan küresel destekli organize bir terör örgütüdür.



PKK ismi ile bilinmesine rağmen KADEK (Kongreya Azadî û Demokrasiya Kurdistanê / Kürdistan Özgürlük ve Demokrasi Kongresi) ve KONGRA-GEL (Halk Kongresi) isimlerini de kullanmıştır.





PKK'nın eylemleri Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşayan halkı sağlık ve eğitim gibi en temel haklardan yoksun bırakmıştır. PKK eylemleri bölge insanına acı, ölüm ve yıkımdan başka bir şey getirmemiştir.



Ak Partinin iktidar olduğu uzun dönemde önce demokratikleşme adı altında kabul edilen Uluslararası İKİZ YASALAR ve bu yasaları eyleme dönüştürecek tarzda çıkartılan AB UYUM YASALARI ile yürütme erki ayrılıkçı güçlere karşı bir şey yapamaz hale getirilmiştir. Yani ülkenin bölünme ve parçalanmasını isteyen ayrılıkçı güçlere yasalarla serbest hareket ortamı tanınırken, devletin bölünüp parçalanmaya karşı tedbir almak durumundaki yetkili organlarının eli kolu bağlanmıştır.





Sonunda terör her gün kan dökmeğe devam ederken bu işe çare bulması gerekenlerin sadece hamaset ürettiği bir çıkmaza girilmiştir. Bugün Ak Parti yönetimi, giderek artan şehit cenazeleri karşısında şaşkındır ve kanaatimca ne yapacağını bilememektedir. Çünkü hükümet , terörle mücadeleyi Türkiye’nin yalnız olarak değil, ABD ile birlikte yapmayı istemektedir. Nitekim Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel Kandil Dağına Silahlı Kuvvetlerin askeri bir harekat yapabilmesinin olmazsa olmaz şartları arasında “ABD’nin izin alınması gerektiğini de ilave ederek konuya son noktayı koymuştur.





Yetkililer ne derse desin terörle mücadelede Türk milleti şunu bilmelidir;



- PKK’nın hedefi Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. ABD değildir...

- PKK’nın çalışma alanı Anadolu topraklarıdır. Arizona değildir...

- PKK’nın kurmak istediği devlet ABD’den değil, Türkiye’den toprak istemektedir...

- PKK saldırılarında ölenler Amerikalı değil, Türk kanı taşımaktadır..

- Dolayısıyla PKK bizim sorunumuzdur ve bu sorunun çözümü de bizim elimizdedir.





Türk insanı terörü ve terörle mücadeleyi iyi bilmektedir. Fakat bugün bu mücadeleyi yapması gerekenlerin elleri kolları bağlanmıştır. Güvenlik güçleri halen uygulanan yasalarla terörle mücadele değil, teröre karşı kendi güçlerini savunma durumu ile karşı karşıyadır. Mücadele için güvenlik güçlerinin elinin kuvvetlendirilmesi gerekmektedir.



Sonuç olarak;





PKK terörüne karşı etkin mücadele ancak kendi milli güç unsurlarımıza dayanılarak yapılabilir. Oysa bölgede halen ABD gerçeği vardır ve ABD bugüne kadar “PKK ile mücadeleleyi bölgede ben yapacağım siz karışmayın” diyerek hem Türkiye’yi oyalamış ve hemde örgütün yeniden güçlenip toparlanmasını sağlamıştır. Şimdi saldırılar devam ederken operasyon yapmamıza izin vermediği gibi “ Biz PKK için askeri operasyon düşünmüyoruz ” diyerek PKK yanlılarının siyasi davranışlarına destek verdiğini de açıkça vurgulamaktadır..



Türkiye’nin PKK ile mücadelesinde ABD gibi kaldırılması gereken önemli bir bir engeli vardır. Bu husus iyi algılanmalı ve tedbirler ABD ile birlikte değil, milli olarak planlanıp uygulanmalıdır. ABD engeli durduğu sürece alınacak bütün tedbirlerin terörü önlemek yerine arttıracağı hususu asla unutulmamalıdır...





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 14
Dün Tekil 790
Bugün Tekil 204
Toplam Tekil 1639746
IP 54.146.176.35






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































8 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Benim Hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.002 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu