İNSAN VE MÜSLÜMAN OLMAYA ÇAĞRI - Mustafa Nevruz SINACI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









İNSAN VE MÜSLÜMAN OLMAYA ÇAĞRI - Mustafa Nevruz SINACI
Tarih: 28.07.2012 > Kaç kez okundu? 1763

Paylaş


Osmanlı’nın sükûtundan (devlet varlığının kaybettirilmesinden; evrensel adalet, hak ve hukuk stabilizatörünün ortadan kaldırılmasında) itibaren insanlar mutsuz, Müslümanlar ve Türk âlemi giderek artan bir ıstırap, sıkıntı, hayâl-i sükut ve hüsran içinde kıvranıyor..

Yeryüzünde Müslümanların imdadına koşacak bir devlet, örgüt veya lider yok!..

Sağır İsmet Jandarması misal: “birleşik mafya örgütü Amerika”dan başka..

O, eli kanlı, 50 milyon Kızılderili ve bilmem ne kadar masum insan katili Amerika ki;

Osmanlı ve İslâm medeniyetinin en büyük düşmanıdır. Avrupa’nın itilmiş, kakılmış ve Amerikanın keşfinden sonra “açık hapishane” sıfatıyla kovularak, lânetle buraya sürgün edilmiş, haramzade, hırsız, yolsuz bir ceddin çocukları şimdi insanlığı soyup soğana çevirmekle meşgul..

Ve “HAÇLI” oyunu oynanmakla,

Bütün dinleri ve dünyayı “kendi çıkarları doğrultusunda” dizayn etmeye uğraşmakla,

Kendi iç düşmanlarını elektrikli sandalyede kızartıp; Müslüman ülkelerde peyda olan anarşist, terörist, hırsız, yolsuz, dâhili ve harici bedhahları “iş ve suç ortakları” sıfatıyla ülke yönetimlerinin başına tebelleş eden Amerika…

225 yıl zulme direnen, dâhili ve harici düşmanlarına karşı efsanevi bir güçle dayanan, direnen Osmanlı’nın çökertilmesinden sonra, insanlığa lâyık görülen jandarma bu…

Güncel örnek verecek olursak; Tıpkı Suriye, Afganistan, Irak ve en son Burma ile Mymar’da olduğu gibi, en masum, müsemma ve zararsız insanların bile dünyada can, mal ve ırz güvenliği yok. Çoğu yerde sözde Müslümanlar birbirini yiyor, rejimler kendi halkını hunharca katlediyor. Buna “DUR” demekle görevli İslâm Konferansı ve Arap Birliği zayıf, aciz, etkisiz ve toplantılarına NATO, BM ve müştemilâtı gibi “apaçık insanlık düşmanı”; Hıristiyan, Yahudi ve ateist, satanist koruma örgütleri katılıyor. Kararlarını etkisizleştiriyor, saptırıyor ve tıpkı AB’nin Türkiye dayatması gibi, Müslümanlarla oyun oynanıyor….

NEREYE KADAR?...

Dünya Müslümanları adına bu durum asla kabul edilemez…

Bazı İslami toplantı ve plâtformlarda “istişare ve ifade dilinin” İngilizce, Fransızca, Almanca, Portekizce ve İspanyolca olması ise; Tam nefreti calip bir şahsiyetsizlik, alçaklık, sünepelik ve iğrenç bir dalkavukluktur.

Hele bir takım din tüccarı, rantiyeci, mukallit ve echelü cühelâ takımının masonluk ve türevlerinden birine aidiyet iktisap etmeleri, ne büyük bir ilimsizlik, karaktersizlik ve rezillik. Kendini Müslüman olarak açıklayan bir çeşit mahlûkatında; Aziz, mübarek, kadim ve kutsal Ramazan ayında;, Hürmeten, saklıda, gizlide, meskün yerde falan değil, açıkça, alçakça halk içinde sigara, su ve meşrubat içmeleri… Her türlü tahrikten geri durmamaları, insanlık, dinler tarihi, evrensel hukuk ve insanlık adına ne kadar utanç verici…

Yine bu kutsal sevince, ahlâki yükseklik, insani değerler adına tetkik ve tefekkür ayına rağmen; Yolda, sokakta, parkta-bahçede, metroda, hattâ toplum taşım araçları vapur, tren, tramvay, otobüs ve dolmuşta adeta sevişecek kadar ileri gitmeleri ve hayvanların dahi hayâ etmesine rağmen kucaklaşmaları ve öpüşmeleri; Bunlar nasıl bir tür olabilir? Allah aşkına?..

Hıristiyan, Yahudi veya başkaca din mensupları gibi “gayrimüslim” olsalar, bunu asla yapmazlar. Nitekim çok iyi tanıdığımız, Ermeni, Rum, Yahudi ve sair milletlerden olanlar, tarih boyunca böyle bir edepsizlik, saygısızlık ve şerefsizlik yapmadılar. Şimdi de, bu kadar alçalan ve insanlık dışına çıkanını görmedik!..

Müslüman olsa, bu nevi ahlâksızlığı aklından bile geçiremez…

Türk’ler ise; Edeben yüksek, çok şerefli ve soylu bir millettir.

PEKİ KİMLER?

Ülkemiz unsurlarını böylece saydık. Aralarında din, inanç ve ibadetlere küstahça saldıracak, istihza ile alay edecek kadar “düşük varlık” yok!.. Peki kim bunlar ve Müslümanların “aleni, genel ve sosyal” oruç ibadetlerini, inanç ve ilkeleri ile alay ederler?

AGOP MARTAYAN'I TANIMAK!..

Mustafa Nevruz SINACI

1915'lerde ve tabii bugün de Türkiye'de pek çok Agop Martayan'lar vardır.

Eğer Türkler Ermenilere soykırım uygulasaydı bu topraklarda

bir tek bile Agop Martayan'ın mezarı dahi kalmazdı.

Agop Martayan İsminden de anlaşıldığı üzere bir Ermenidir.

22 Mayıs 1895'te İstanbul Büyükdere'de ticaretle uğraşan köklü bir Ermeni ailesinin çocuğu olarak doğmuştur.

Sizlerin, "Osmanlı bize soykırım uyguladı" dediğiniz 1915'te Robert Kolej'i bitirmiştir.

Neymiş? Demek ki,

Bir Ermeni 1915'te Robert Kolej'de okuyabiliyormuş.

Ticaretle uğraşan ailesine yan gözle bakılmıyormuş.

Üstelik Agop Martayan bir Ermeni olarak Osmanlı ordusunda Birinci Dünya Savaşı'nda yedek subay olarak görev alır.

Demek ki yine neymiş:

Osmanlı o yıllarda bir Ermeni'yi en mahrem noktasında eline silah verip vatan ve bayrağını ona emanet edebiliyormuş..

Soykırım yapan bir millet böyle abukluklar yapar mı?

Hitler, Yahudileri orduya alıp subay yaptı mı, ellerine silah verdi mi?

Doğu cephesinde yani kimi Ermenilerin Osmanlıyı arkadan vurduğu cephede Osmanlı saflarında görev yapan Agop Martayan bu cephenin ihanet eden soydaşlarının da yardımıyla çözülmesi üzerine Güney Cephesinde görev alır.

Ve burada Mustafa Kemal Paşa'nın karşısına kötü bir talih olarak "esir" diye çıkartılır.

Uzatmayalım...

Mustafa Kemal Paşa Agop Martayan'a hürriyetini iade eder. Cebine para koyar, eline serbestçe dolaşabileceğini dair bir belge verir.

Bu süreçte gelişen ilgi çekici olayları bilmeyenlerin merakını tahrik için atlıyor, sonuca geçiyorum.

Hani biz Mustafa Kemal Paşa'ya "Atatürk" diyoruz ya..

İşte bu Agop Martayan, Mustafa Kemal Paşa'ya "Atatürk" soyadını teklif eden adamdır.

Agop Martayan, Mustafa Kemal Paşa'ya "Atatürk" dediği için biz O'na Atatürk diyoruz. Çünkü Mustafa Kemal vatanı kurtarıp Cumhuriyeti kurduktan sonra her alanda olduğu gibi Türk dili üzerinde de derinlik ve genişliğine çalışmalara başlar.

22 Eylül 1932 tarihinde Dolmabahçe Sarayı'nda gerçekleştirilen Türk Dili Konferansı'na Agop Martayan ile birlikte İstepan Gurdikyan ve Kevork Şimşyikyan da uzman olarak davet edilirler.

Çünkü, Agop Martayan devrin en büyük dil alimlerinden biridir.

İngilizce, Yunanca, İspanyolca, Latince, Almanca, Rusça ve Bulgarca bildiği gibi, "Türkçe gramer" kitabı da yazmıştır.

"Türk-Sümer ve Hitit Dilleri Arasındaki İlişkiler" bildirisini Agop bu kurultayda sunar.

Ve 1934 yılında Atatürk tarafından

TDK Başuzmanı olarak atanır.

Yabancı sözcüklerin kökünü açmada uzman olduğu için Atatürk tarafından kendisine "Dilaçar" soyadı teklif edilir, O da bu soyadı memnunlukla kabul eder.

"Beni buraya Atatürk getirdi, ölünceye kadar O'na ve Türkçeye layık olmaya çalışacağım" diyen Agop Dilaçar TDK Başuzmanı olarak 45 yıl görev yaptı.

Ey, "Türkler Ermenilere soykırım uygulamıştır" diyen iftiracılar, Agop Martayan'ı bu tezinizde nereye oturtacaksınız?

* Kaynak: Türk Dil Kurumu Dergisi, Nutuk ve ADD

Ankara, 28 Temmuz 2012





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 14
Dün Tekil 813
Bugün Tekil 270
Toplam Tekil 1640625
IP 23.23.50.247






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































9 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Onlara Allah Türk Adını verdi ve Onları yeryüzüne hakim kıldı.
(Kaşgarlı MAHMUT)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.598 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu