KIBRIS’I UNUTMAYALIM VE UNUTTURMAYALIM - Dr. Tahir Tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









KIBRIS’I UNUTMAYALIM VE UNUTTURMAYALIM - Dr. Tahir Tamer KUMKALE
Tarih: 21.07.2012 > Kaç kez okundu? 1955

Paylaş


Efendiler! Kıbrıs düşman elinde bulunduğu sürece bu bölgenin (Akdeniz Bölgesi’nin) ikmal yollari tıkanmıştır. Kıbrıs’a dikkat ediniz. Bu ada bizim için çok önemlidir. (Gazi Mustafa Kemal Atatürk)



Dün 20 Temmuz 2012, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Türk askeri eliyle Kıbrıs Türklerine barış ve özgürlük götürdüğü Kıbrıs Barış Harekatının 38 inci yıldönümü idi.





Herzaman coşku ile kutladığımız bu milli güne ait heyecanın artık tükendiğini görmek çok acı. Türk medyası Suriye, CHP kurultayı ve Mimar Sinan Camiinin açılışı ile meşgul olduğundan bu milli davamızı tamamen unuttu..





20 Temmuz 1974’de doğanlar bugün 38 yaşındalar. O günün çocukları günümüz Türkiyesini yönetiyorlar. Yaşları itibarıyla o günleri hatırlamayabilirler veya önemsememiş olabilirler. Ama Kıbrıs’ın Türklüğü ve daima Türk kalması gerektiği hususu bu milletin hafızasından asla silinmemelidir.





Milletçe Kıbrısı unutmayalım ve unutturmayalım. Küresel güçlerin çekim merkezindeki bu küçük adada dönen büyük oyunları daima hatırlayalım. Bu konuda yeni yetişen nesillerimizi bilgilendirelim ve bilinçlendirelim. Atatürk’ün dediği gibi bizim için çok önemli olan bu ata topraklarını edediyen koruyalım.. Bu ada üzerinde dönen emperyalist oyunları bozalım. Bunun için daima hazır ve uyanık olalım..





20 Temmuz 1974’ de Türkiye, Kıbrıs cumhuriyetini kuran 1960 Garanti Anlaşmalarının kendisine tanıdığı hakkı kullanarak Yunanistan’ın albaylar cuntasının adamı Nikos Sampson’un darbe yaparak idareye el koyduğu Kıbrıs adasına askeri müdahale yapmıştır.. Barış Harekâtı adı altında adaya çıkan Türk askerleri sadece Türklerin değil, tüm Kıbrıs halkının topyekün katliamını önlemiştir. Türkiye bu harekat ile adaya barış getirmiş ve Kıbrıs Türk toplumunun acılarına son vermiştir.



Barış harekatı Kıbrısta iç barışı sağlamakla kalmamıştır. Yunan askeri cuntasının devrilmesinin önünü açarak Yunanistana demokrasiyi geri getirmiştir.



1571de Türk hakimiyetine giren ada, 1878’ de İngiliz yönetimine devredilmiştir. Bu tarihten itibaren ada Rumları ile Yunanlıların tek hedefi Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasını gerçekleştirmek olmuştur. Nitekim Kıbrıs Barış Harekâtı öncesinde bu faaliyet çerçevesi içerisinde hazırlanan AKRITAS Plânı ile Kıbrıs Türk toplumunun tamamen imha edilmesinin hedeflendiği ortaya çıkmıştır.



Türkiye, Yunanistan ve İngilterenin garantörlüğü altında 1960’da kurulan iki ortaklı Kıbrıs Cumhuriyeti yönetimi ancak üç yıl devam edebilmiştir. 1963’den itibaren yönetimden zorla uzaklaştırılan Türklerin evleri ve köyleri yakılmıştır. Türk toplumu evlerini terk ederek açlık ve sefalet içinde yaşamak zorunda bırakılmıştır. Türk ve Rum yerleşim birimleri tamamen birbirlerinden kopmuşlardır. 1963-1974 arasında Türk toplumuna yönelik kanlı şiddet olayları artarak devam etmiş, ancak Türkiyenin organize ettiği Türk milli mukavemeti sayesinde Rumlar Enosis amaçlarına ulaşamamışlardır.



15 Temmuz 1974 sabahı kışlalarından çıkan Yunan askerleri ve fanatik EOKA’ cılar yönetimindeki Rum Milli Muhafız Ordusu, Nikos Sampson liderliğinde ENOSIS amacıyla Makarios yönetimine karşı darbe başlatmıştır. Bu darbe girişimi Türkiye’yi anlaşmalarla öngörülen haklarını kullanarak tek başına adaya müdahale etmek zorunda bırakmıştır.



Adaya Türk askeri müdahalesinin amacı, adada kalıcı barışı sağlamak, Türk toplumunun imhasını önlemek ve adanın Yunanistana bağlanmasına engel olmaktı. Bu harekatla birlikte adada terör olayları son bulmuş ve Türk halkı özgürlüğüne kavuşmuştur.



Bu gün Kıbrısta, kendi bölgelerinde, kendi özgür yönetimleri altında yaşayan iki toplum vardır. Kıbrıs Türk toplumu, 15 Kasım 1983’te kurduğu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çatısı altında kendi geleceğini belirleme hakkına sahip olarak hür ve bağımsız olarak yaşamaktadır. Ancak, Kıbrıs Cumhuriyeti ünvanını yasadışı olarak kullanan ve kendini tüm Kıbrıs’ın meşru hükümeti olarak gören Rum Yönetimi, Kıbrıs Türk halkının yasalardan aldığı haklarını kabul etmemekte direnmektedir.



AB; Türk tarafını senelerce oyaladıktan sonra “1960 Kıbrıs Cumhuriyeti” Anayasasına ve uluslararası kuruluş anlaşmalarına aykırı olarak, Türk tarafının haklı itirazlarını dikkate almadan Rum yönetimini adanın tek temsilcisi olarak 1 Mayıs 2004’de tam üyeliğe kabul etmiştir. Kıbrıs Rum yönetimi halen AB dönem başkanlığı görevini sürdürmektedir. Kıbrıs’ın tek taraflı AB üyeliği hem Kıbrıs Türklerine hem de NATO müttefiki Türkiye’ye yapılan büyük haksızlıktır ve tarihi bir hatadır. Bu hukuksuz durumun oluşmasında ne yazık ki Türk dış politikasının pasif ve yanlış tutumunun önemli etkisi olmuştur.



Kıbrıs sorununa çözüm arayışı adı altında 38 yıldır süre gelen görüşmeler, batının Türk tarafını oyalama politikasının bir parçasıdır ve hiç bir çözüme ulaşamayacağı her iki toplum yönetimi tarafından bilinmektedir. Dini, dili, kültürü ve tarihi gelişimleri ayrı olan iki toplumun aralarında geçen pek çok acılı olaydan sonra hiçbirşey olmamış gibi bir araya gelerek birlikte yaşamaları düşünülemez. SSCB’nin dağılmasını müteakip küresel güçlerin yeni stratejileri gereği ülkeler bölünüp küçük küçük devletçiklere ayrıştırılırken, israrla Kıbrısta her alanda ayrılmış iki toplumun biraraya getirilmek istenmesi tam bir komedidir ve abesle iştigaldir..





Bugün Kıbrıs Türkleri kendi kaderini tayin etme hakkının bir sonucu olan KKTC’nin sonsuza kadar yaşatılmasından başka çözüm olmadığını açıkça görmüşlerdir. Kıbrıs'ta çözüm adı altında taviz üzerine taviz vererek Rum tarafının himayesi altında uydu bir devletçik oluşturma yolunda çırpınan Ak Parti destekli 2 nci Cumhurbaşkanı Talât ve partisi CTP’ye Kıbrıs Türk halkı gereken cevabı milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendi hür iradesi ile vermiştir. ABD, AB ve AKP’nin Talât yönetimine olağanüstü desteğine rağmen Türk toplumunun Derviş Eroğlu’nu cumhurbaşkanlığa ve Ulusal Birlik Partisini iktidara taşımasından alınacak pek çok dersler vardır.



Adada fanatik bir Rumun Türk tarafındaki bayrağı indirmek için bayrak direğine tırmanırken vurulup öldürülmesi dışında 38 yıldır silah sesi duyulmamıştır. Kıbrıs Türk toplumu Tümen seviyesindeki KKTC Güvenlik Kuvvetleri, 1960 antlaşması gereği adada konuşlandırılan Kıbrıs Türk Alayı ve kolordu seviyesinde Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı birliklerinin himayesinde barış içinde yaşamaktadırlar.





Dünya istese de, istemese de fiilen ve 38 yıldır kendi kendini idare eden müstakil bir Kıbrıs Türk Devleti vardır ve bu devleti Türkiye resmen tanımaktadır. Fiili durumun daima hukuki statüden önde olduğunu unutmamak gerekir.





Türkiye, 38 yıldır Kıbrıs Türklerini her alanda desteklemiştir. Bu uğurda evlatlarını seve seve şehit vermiştir. En güçlü ve kuvvetli kolordusunu burada tutmaktadır. Başta ABD olmak üzere müttefikleri olan batı ülkelerinin her alandaki ambargoları ile karşı karşıya kalmıştır. Uluslarası arenada Kıbrıs konusu daima öne sürülerek emperyalist ve işgalci bir devlet muamelesine maruz bırakılmıştır. Ekonomisi önemli zararlar görmüştür.





Bütün bunlara rağmen KKTC Türkiye'nin namusudur, gururudur ve şerefidir. Kıbrıs Türk toplumuna ve topraklarına gelecek en küçük kötülük bize yapılmış demektir. Onlarla birlikte bizimde güvenliğimiz tehlikeye gireceğinden, oraya karşı atılan her şer adım bize karşı atılmış gibi kabul edilmelidir.



Bir cümle ile ile özetlemek gerekirse; Kıbrıs Türk toplumunun çıkarları Anadolu Türk toplumu ile özdeşleşmiştir. O toprakları Tekirdağdan, İzmir'den, Sivas ve Çorum’dan farklı göremeyiz. Bunun için kendi kendimizi inkar etmemiz gerekir ki, bu asla mümkün değildir.



Türkiye’nin Kıbrıs politikaları partilerin politikaları değildir. Kıbrıs politikaları; bütün milletin desteklediği milli davranışları içermek zorundadır. Politikacılar bu konuda milletin sesine ve iradesine kulak vermelidirler. Kıbrısta çözüm konusunda milletin desteğinin alınması ve milletin sesinin dinlenmesi için konunun millete maledilmesi gerekir. Millete maletmek; konuyu bütün çıplaklığı ile ona anlatmakla olur. Oysa bugün görünen gerçek o ki; biz bu davayı millete anlatamamışız. Hatta unutturmuşuz.





Milletimiz içeriğini bilmedikleri ve unuttukları bir milli davaya nasıl destek vereceklerdir. Davayı kendi milletine ve Kıbrıs Türk toplumuna anlatamayan ve desteğini alamayan bir yönetimi, diğer millet ve devletlerin desteklemesini beklemek ve anlayışlı olmalarını istemek boşa kürek çekmektir.



Sonuç olarak; AB’ne tam üye yapılarak sırtı sıvazlanıp bütün adanın tek hakimi kabul edilerek bugün Türkiye’ye açıkça kafa tutan Kıbrıs Rum tarafı ile uzlaşmak ve birarada yaşamak artık mümkün değildir. Zaten Rum tarafıda her fırsatta Türklerle birarada yaşamalarının mümkün olmadığını açıklamaktadır. Onlar, mevcut statülerini koruyarak KKTC ve Türkiye’den daha neleri koparabileceklerinin hesabını yapmaktadırlar.



Ak Parti döneminde verdiğimiz tavizler sonucunda bugün yedi yüz bin kişilik küçük ülke arkasına 25 AB ülkesini alarak yetmişbeş milyonluk Türkiye’ye kafa tutmaktadır.



Türkiye ve KKTC için kısa vadede AB üyesi olmak bir hayaldir. Dolayısıyla Kıbrısla ilgili AB odaklı politikalarımız da geçersizdir. Şimdi KKTC’nin tek hedefi; Türkiye dışında diğer ülkelerin de 38 yaşındaki bağımsız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devletinin dünya devletlerince tanınmasını sağlamak olmalıdır. Bugünkü belirsizliğin ilelebet devam etmesi mümkün değildir. Aslında bütün uzuvlarıyla 38 yıldır kurumsal varlığını sürdüren bu devletin dünyadan görülmemesine imkân yoktur. Mutlaka tanınacaktır. Bu kaçınılmazdır.





Eğer dünyaya KKTC tanıtılamadığı takdirde son çare TBMM’nin KKTC’yi 82 nci vilayet olarak anavatana bağlamak olacaktır.



20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtını icra eden kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerine ve o günlerin siyasi liderlerine şükranlarımı sunuyor, Kıbrıs topraklarını kanları ile sulamış aziz şehitlerimiz ve gazilerimizi rahmetle ve saygı ile anıyorum.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 18
Dün Tekil 813
Bugün Tekil 459
Toplam Tekil 1640814
IP 54.158.119.60






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































9 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Onlara Allah Türk Adını verdi ve Onları yeryüzüne hakim kıldı.
(Kaşgarlı MAHMUT)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.692 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu