ASKERLERİN FUHUŞ, ŞANTAJ VE CASUSLUK DAVASI - Dr. Tahir Tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









ASKERLERİN FUHUŞ, ŞANTAJ VE CASUSLUK DAVASI - Dr. Tahir Tamer KUMKALE
Tarih: 12.07.2012 > Kaç kez okundu? 1973

Paylaş


30 yıllık fiili askerlik hizmeti sonrasında ulaştığım emeklilik dönemimde ordunun daha önce hiç şahit olmadığım yeni bir hukuksuzluğu ile tanışıyorum.







Yönlendirilmiş medyadan her gün ayrı gayri ahlaki bir olayının sergilendiği ordunun benim içinden geldiğim ordu olup olmadığını anlamakta zorlanıyorum.







Gerçek şu ki, bugün her rütbeden ordu mensuplarına sahte olduğu pek çok kez ispat edilen digital belgelerle atılan suçlamalardan sonra gelen tutuklamaların sonu geleceğe benzemiyor. Oysa, “Orduyu darbecilerden temizliyoruz” diyerek askerlerini güçsüz ve çaresiz bir hale düşürenlerin, devleti ve milleti güvensiz bir ortama sürüklediklerini ve düşmanlarımızı sevindirdiklerini bilmeleri gerekiyor.







Artık televizyonları açamıyorum ve gazeteleri okumaya korkuyorum. Bugün acaba hangi asker ne yaptı ve yine kimler tutuklanarak cezaevine kapatıldı? Gibi haberleri aklıselim sahibi her Türk vatandaşı duymak istemiyorum..







1996 yılında emekli oldum. Terör suçlaması ile tutuklanan Orgeneraller Hasan Iğsız ve Ergin Saygun benim tam elli yıllık sınıf arkadaşlarım. Diğerleri komutanlarım ve pek çoğu maiyetimde görev yapmış şerefli askerler. Ne oldu da gururla ve büyük özveri ile görev yaptığım, ve dualarla vatan hizmetine gönderilen Mehmetçiklere savaş sanatını öğrettiğim ordumuz bu hale geldi veya getirildi.







Başlıkta yer alan İzmir’deki askeri casusluk iddialarına yönelik başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve tutuklanan genç subayların durumunu anlayıp algılamam mümkün değil. Bu soruşturmada birbiri ardına gelen dalgalarla 51’i muvazzaf olmak üzere tutuklu sayısının 85’e yükseldiği bildiriliyor.







Genelkurmay dahil üst düzey komutanlık karargahlarında 16 yıl görev yaptım. Bu süre içinde komutanlara santaj yapacak ve gizli bilgileri dış ülkelere satacak karakter yapısında hiç kimseye rastlamadım. Askerlik hizmetim boyunca maiyetimde ve yakın çevremde bu konuda bir girişimi hiç duymadım ve görmedim. Zaten harbokullarında verilen geleneksel ve köklü eğitimi alan Türk subaylarının böyle ahlaksızlıkları yapabileceğini hiç bir zaman aklıma dahi getirmedim.







İşte bu yüzden şimdi yaşananları pek çok emekli asker arkadaşım gibi anlamakta zorlanıyoruz. Bu soruşturma çerçevesinde suçlanan subayların yargıda mutlaka aklanacaklarına inanıyorum. Dava sürecinin ülkemizde çıkarı olan küresel güçleri sevindirdiğini, Türk ordusunu ve dolaylı olarak Türk milleti ve devletini ise ciddi derecede zaafa uğrattığını görüyor ve üzülüyorum..







25 yaşında bir üniversite öğrencisi kızın 2.500 askeri yönettiği iddia edilen “Askeri Casusluk ve Şantaj" soruşturmasında tutuklanan generallik bekleyen GATA Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Eczacı Kd. Alb. Tayfun Uzbay'ın aşağıdaki konuşması medyada geniş bir şekilde yer aldı.. Albay Uzbay’ın açıklamaları konunun ciddiyetini bütün çıplaklığı ile ortaya koymaktadır.







CHP Milletvekilleri'nden oluşan bir ekip, İzmir Şirinyer 1. Sınıf Askeri Ceza ve Tutukevine gidiyor ve kamuoyunda şizofreni hastalığına çare arayan çalışmalarıyla tanınan Albay Uzbay’ı ziyaret ediyor. Tayfun Uzbay, CHP’li vekillere özetle diyor ki;







"- Buluşumuzu kamuoyuna duyurduğumuz günden itibaren başım dertten kurtulmuyor, bir ara Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarına ekleyebilir miyiz diye uğraştılar, iddianamelerde ilgisiz yerlerde adım geçti, tedirgin oldum ama bu kadarını da beklemiyordum. Benimle hiç ilgisi olmayan bir yerde ele geçirilmiş bir bilgisayarda benim adıma bir dosya var ve o dosyada TC kimlik numaram yazıyor. Buna dayandırılarak ve ek hiçbir delil olmaksızın beni tutukladılar, inanamıyorum. Beni casuslukla ve şantajla suçluyorlar, bunu ne karşılığı ya da ne için yapacağım? Patenti bizde olan buluşun değeri milyar dolarların çok üzerinde ne için şantaj yapayım, ne karşılığı casusluk yapayım...







- Bir koğuşta 15 subay kalıyoruz, kafa yoruyoruz ortak noktamız nedir? Ortak noktamız herkesin terfi zamanı, herkes alanında çok başarılı, ileride çok iyi noktalara gelmesi beklenen kişiler olması...







- Geçenlerde bizim eklendiğimiz davanın iddianamesi okundu. Savcı, ‘casusluk saptayamadım, tüm tutuklu sanıkları serbest bırakın’ dedi. Şimdi aynı suçlamalarla tamda terfi bekleyen son derece başarılı 50 subayı daha alıyorlar...







- 86-87 devresi tüm deniz kuvvetlerinin terfi alacak subayları buradala. Aksaz, Foça ve İskenderun Deniz Üs Komutanları burada. 3 Deniz Üs’sümüz var, 3’ünün de komutanını almışlar. Zaten Güney Deniz Saha Komutanı ve tüm karargâhı Balyoz’dan içeride. Bunu kim yapıyor ve niye yapıyor anlayabilmiş değiliz. Ama çok büyük operasyon var bu işin içinde. F-16 filo komutanı burada. Batıdan gelen uçak ihlaline karşı kalkacak ilk uçak filosunun komutanından tüm deniz üs komutanlarından casus olur mu, şantaj için fuhuş çetesi olur mu?







- Dijital belgeler üretmişler. Acayip tutarsız ama mahkemeye kadar dinleyen yok..







- 8 Mayısta tutuklama yapıyorlar. Delil olacak evrakın tarihi 18 Mayıs!..







- Bir subay 1995 tarihli bir olayla suçlanıyor. Ama o tarihte Kuleli’de öğrenci. Derdimizi mahkemeye kadar kime anlatacağız? Benim araştırmam çökecek, terfiler geçecek sonra pardon diyecekler ama iş işten geçmiş olacak...







- Dopamin hipotezini tamamen yıkan agmentin hipotezini ortaya koyduğum günden beri başım dertten kurtulmuyor. Bu işin içinde çok büyük işler var kimi diyor cemaatin ilaç firmalarına vermezsen formülü, onlarla birlikte olmazsan işte böyle olur.Bir diğeri diyor ki Üsküdar Üniversitesi çağırmış oraya geçseydin başına bunlar gelmezdi. Bu çalışma milli kalsın Türkiye de kalsın parayı ülkemiz kazansın çok istedim. Bir yandan yabancı şirketler hem istediler hem de rahatsız oldular, bir yandan da Türkiye’de pek çok dinamik devreye girdi..







- Halen yürüttüğüm 300 bin TL’lik TÜBİTAK projesi ile deney hayvanlarında şizofreni modellenmesi yapacak bir alet geliştiriyordum, kaldı, proje batacak! Avrupa ajansı destekli çok yüklü maliyetli projelerim çökecek, benim yerim burası değil laboratuvar. Her ay dışarı gidip dönmüşüm konferanslardan, ne kaçma şüphesi?"



Albay Tayfun Uzbay’ın söyledikleri çok ciddidir. Türk ordusunun çok büyük bir sorunla karşı karşıya olunduğunu gösterir. Acil ve zorunlu tedbir alınmasını gerektirmektedir. Tedbirler yargının sonuçlanmasını beklemeden alınmalıdır.







Eğer bu soruşturma ile ilgili basına yansıyanlar doğru ise, yani silahlı kuvvetlerin vurucu gücüne komuta eden askerler Fuhuş, Şantaj ve Casusluk gibi suçları işledilerse Suriye, Irak, İran ve Yunanistan gibi sorunlu komşularımızla bu coğrafyada güvenli olarak ayakta kalmamız çok ciddi risk altına girmiş demektir.







Bu durum, milletimiz ve devletimizin güvencesi olan ordumuzun görev yapamaz hale getirildiğini gösterir ki TBMM, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve özellikle Genelkurmay Başkanının acil çözüm almasını gerekli kılmaktadır.







Orduda Fuhuş, Şantaj ve Casusluk gibi kavramların üçünün birarada bulunması eşyanın tabiatına aykırıdır. Astlarını bir komutla ölüme sevk edecek komutanlar emri altındakilerin alacakları nefesi dahi hissetmek ve onların beyin kıvrımlarında dolaşmak zorundadırlar. Eğer bu komutanlar İzmir Başsavcılığınca ortaya çıkartılan davadaki gibi maiyetindeki subayların Fuhuş, Şantaj ve Casusluk yapmak için örgüt kurduğunu tespit edememişlerse bu çok büyük bir komutanlık zafiyetidir. Sıralı birlik komutanların böyle bir zafiyet içinde olmaları ordumuz ve devletimiz için çok büyük bir risktir. Dolayısıyla varsa böyle bir risk durumunun ortadan kaldırılması için yargının davayı sonuçlandırması beklenilmemelidir.







Cumhuriyet tarihinde “casusluk” ile suçlanan subay sayısı birkaç kişiden ibarettir. Bunlar da soğuk savaş döneminde meydana gelmiş münferit olaylardır. Bugün 85’i tutuklu yüzlerce kişilik bir casusluk örgütünden bahsolunmaktadır..







Casusluk, vatana ihanet ile eşdeğerdir. Eğer bu suçlamalar doğruysa ve ortada Albay Uzbay’ın dediği gibi bir hata veya komplo yoksa. Ve bu kadar çok subayın karıştığı bir casusluk faaliyeti gerçekten var ise o zaman “vay bu ordunun ve vay bu memleketin haline”







Bu kadar casusu hiç bir ordunun bünyesinde barındırması mümkün değildir. Zaten bu kadar casusu olan bir ordu bütün gizli bilgilerini hasım ülkelere satmış olduğundan savaşma gücünü de kaybetmiş demektir.







Farz edelim ki, bütün bunlar tamamen ordumuzun gücünü zayıflatmak için küresel güçler tarafından hazırlanan bir komplodur. Yani Fuhuş, Şantaj ve Casusluk gibi bir örgütlü hareket tamamen orduyu zayıflatmaya yönelik sahte digital verilerle hazırlanmış bir saldırıdır. Böyle bir saldırının hazırlanmasına engel olamamak da ordunun görev zafiyetidir ve en az diğeri kadar tehlikelidir. Her iki halde de çok vahim bir tablo ile karşı karşıya bulunduğumuz ortadadır.







Hergün birkaç şehidini toprağa vererek vatan savunmasına canı ve kanıyla katılan milletimizin konu hakkında birinci elden doğru bilgilendirmeğe ihtiyacı vardır. Genelkurmay bu konuda kafalarda hiç birsoru işareti kalmayacak şekilde açıklama yapmak zorundadır.







İşte cevap bekleyen sorular;







- Cumhuriyetimizi, bağımsızlığımızı, vatan topraklarını, Türk milletinin can ve mal güvenliği ile namusunu korumak gibi kutsal bir görevi olan Türk askerinin fuhuş gibi gayri ahlaki bir konu suçlanması hakkında komuta kademesi ne düşünmektedir.?







- Geçmişinde, emrinde can vereceği komutanına şantaj yapmak gibi bir olgu ile hiç karşılaşmamış Türk ordusunda ne olmuştur da bugün komutanlarına şantajı planlayıp icra edecek subaylar ortaya çıkmıştır? Eğer böyle bir durum mevcut değil ve bunlar iftira ise bunu yapanlar hakkında ne gibi bir işlemler yapılmaktadır?







- NATO içinde görev yapan ve kollektif bilgilere sahip ordumuzun casusları kimler adına çalışıyorlar ve topladıkları bilgileri ne karşılığında kime veriyorlar?







Sonuç olarak; bu coğrafyada güçlü bir ordu beslemek zorundayız. Halbuki, fuhuşa bulaşmış, komutanlarına şantaj yapan ve örgütlü casus şebekesinin elini kolunu sallayarak görev yaptığı bir ordunun gücü tükenmiş demektir.







Ordunun eğitim ve öğretim sistemini çok iyi bilen ve subay kaynaklarında Türk subayının nasıl özveri ile yetiştirildiğine yakınen şahit olan biri olarak Türk subayının Fuhuş, Şantaj, Casusluk gibi kavramlarla hiç bir ilgisi olmadığına inanıyorum. Bu durumun küresel güçlerin hazırladığı plan dahilinde ordumuzu güçsüzleştirmek için yapılan Asimetrik Psikolojik Savaşın tipik bir uygulaması olduğunu değerlendiriyorum.







Türk milleti askerine güvenmektedir. Fuhuş, Şantaj ve Casusluk gibi kavramları kendi evlatlarına asla yakıştırmamaktadır. Ama ordunun üst kademesinden açıklama gelmemesi milletin kafalasını karıştırmıştır.







Bağrından kahraman Türk ordusunu çıkaran milletimiz başta Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özel olmak üzere ordunun üst kademesi tarafından verilecek doğru ve açıklayıcı bilgileri acilen beklemektedir.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 15
Dün Tekil 861
Bugün Tekil 724
Toplam Tekil 1635430
IP 54.205.140.252






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































2 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ey Türk Beyleri, Milletim, İşitin! Yukarıda Gök Çökmedikçe aşağıda yer delinmedikçe, TÜRK Ulusu senin ülkeni kim alabilir? Töreni kim Bozabilir?
(Bilge KAĞAN)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.788 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu