GELENEK, ADALET VE MİSİLLEME - Mustafa Nevruz SINACI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









GELENEK, ADALET VE MİSİLLEME - Mustafa Nevruz SINACI
Tarih: 27.06.2012 > Kaç kez okundu? 1958

Paylaş


Meşruiyetin esası adalet ve idarede, hükümde hikmettir…

Eşhasın “kusur eden ve kabahat işleyenlere (kesinlikle ve asla mücrimler değil) karşı” lütuf, ihsan, af ve mağfiret sahibi olması; “nefse karşı zulüm, adaleti ilga ve muhataba taviz” anlamına gelmedikçe yüksek bir fazilettir. Bu nedenle İslâm, her devir ve Âdem (A.S.) dâhil olmak üzere bütün derecelerinde affı, bilahare “hak’ı, sabır ve metaneti” tavsiye eder…

Ancak, kişisel düzeyde “suç”; Cezası adaletle hüküm ve infaz olunup, fail tarafından ifa ile muhatabın maddi-manevi zararı tazmin edilip, helâlleşme olmadıkça; Hukuken cezasını çekmiş olsa bile; Kişisel af kesinlikle söz konusu olamaz. Şu kadar ki, kaza-i suçlarda ceza: “mukabili (bire bir, tam karşılığı kadar)” kast-ı mahsus, yani taammüd’de ise misli iledir. Bu usul ve esasa, hukuk-u düvel’de “mukabele-i bil misil, misliyle mukabele” denilir.

Amma sonuçta, barış ve helâlaşma için illâ kul hakkı ödenmiş olmak zorundadır.

Zira Yüce Yaratıcı “kul hakkının af veya ilgasına” muhatap olmaz, karışmaz.

ADALET MÜLK’ÜN TEMELİDİR!..

“Adalet Mülkün Temelidir” sözü; Istılahta millet mülkü, devlet düzeni, esası adalet ahlâkı olan rejim anlamına gelir. Fakat TC’de Adalet Bakanlığı, iddia ve adliye makamlarında resmen kullanılmasının ana nedeni: “devlet adalet ile mündemiçtir” fikri ile kurumsal devlet uzvunun “mutlak özgürlük, saydamlık, hükümranlık, egemenlik hakkı ve bağımsızlığını” temsil etmesidir. Yani: “Tam bağımsız, hâkim ve hükümran, adil devlet” anlamındadır.

Arapça aslı “el-adl esasu’l-mülk” ...

Temsil ve ilzam merci-i Millet Meclisinin şahsında hükümettir...

Devlet, hakikatte (hükmi şahsiyet ve sorumlu hukuki muhatap sıfatıyla) hükümet demektir. Daha açık bir anlatımla: Devlet izafidir. Millet, bayrak, toprak, dil ve din gibi asli öğelerde ifadesini bulur. Farz-ı misal, insan varlığında vücut devlet; Ruh, “namus ve fazilet dairesinde tertip ve teşekkül etmiş” Millet Meclisi, Can ise hükümettir. Hükümet, geleneği, yasa ve hukuku her gerektikçe uygulamaya mecburdur. Mütalâa ve müzakere, gerektiğinde yeni kanun ve hukuk icat, inşâa ve ikame hakkı “mutlak özgür bir irade çerçevesinde” millet Meclisine aittir. Şerefsiz ve soysuz, habis ve necis diktatörler dışında, kimse Meclis iradesine müdahale edemez. İşte, adalet, hukuk, İslâm ve insan hakları rejimi budur.

Türk Milletinden gizlenen gerçek:

Yukarda açıklanan rejim zaten, “medeni siyaset” adı altında binlerce yıldır Türk devletlerinde uygulanan bir gelenektir. Tıpkı, yüz binlerce yıldır bozuluma uğramadan, yozlaşmadan günümüze ulaşan; Saf, samimi, arı-duru İslâm (hanif’lik) kurumu gibi..

MİLLİ (*) DEVLET GELENEĞİ

Türklüğün, bilinen ve belli olan 101 devlet ve 16 İmparatorlukta geçerli geleneği;

1. Mezalimden kaçarak “Türk devletine sığınan” masumlar, kesinlikle ve her ne pahasına olursa olsun zalime iade edilmez;

2. Memalik-i Devletten ‘bir karış toprak’ bile yabancılara verilmez, satılmaz…

3. Dünyanın her neresinde olursa olsun “Türk Yurttaşlarının” can, mal, namus, şeref ve haysiyetine tasallut edip;, Kast-ı mahsus sonucu zarar verenler en şiddetli şekilde tediple ve gasp olunan haklar, eziyet, zulüm ve haksız cezalar tazmin edilir.,

4. Özellikle, bilhassa: Egemenlik haklarına müdahale, sınır aşarak saldırı ve sair nedenlerle Türk devlet ve millet mülküne, ülkesine, halkına “alenen, gizlice, doğrudan veya dolaylı düşmanca saldırı” halinde; Hiç beklemeksizin “anında ve misliyle” mukabele edilir…

Devlet budur. Türk budur.

AtaTürk, yaşadığı sürece zaman zaman Bulgaristan, Yunanistan, İtalya, Suudi Arabistan, İngiltere, Rusya ve Amerika’ya karşı; “Benim naçiz bedenim” dediği kendi vücut güvenliği dâhil olmak üzere, hiçbir şeyden ve hiç kimseden korkmadan, “tam bir azim, irade, cesaret ve kararlılıkla” Türk devlet geleneğine uygun şekilde mukabele etmiştir.

Gerisi korkaklık ve kancıklık; Vatana, Millete, Devlete ihanet, şeamet ve nifaktır!...

(*) Milli: Tam bir eşitlik, insan hakları, adalet ve hukuk dairesinde idare…



NİSYAN İLE MALÛL, ACUZAT-I BEŞER

Mustafa Nevruz SINACI

Kurucu unsur’un 1923’lerde dünyaya verdiği ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ mesajı, esas itibarıyla ‘Hazır ol cenge her daim, ister isen âlemde sulh-ü salâh’ anlamında. Zira ceddimiz bilirdi ki; Daima kuvvet galip gelir. Kuvvet’in hak ve adalet elinde ve ehlinde olması gerekir. Meşru olan budur. Hele kuvvet zalimin, haramzade kâfirin eline geçmesin!.. Alimallah, haklı-haksız, suçlu-suçsuz, masum-müsemma, yaş-kuru demeden bütün insanları inim, inim inletir. En uzağından, en yakınına kadar, tarih bu örneklerle doludur.

11 EYLÜL’DEN BAŞLAMAK GEREK!...

Aslında oraya gelinceye kadar Doğu Türkistan, Cezayir, Sudan, Pakistan, Bengladeş, Afganistan, Çeçenistan, Kıbrıs, Dağlık Karabağ, Bosna Hersek, Kosova ve ekseriyeti Türk, ama tamamı Müslüman ülke ve halklara yönelik vahşet, katliam, mezalim ve soykırımlar var. Mütegallibe jandarması, eşkıya başı Amerikan uşağı BM ve NATO mafyası, bütün bu zulüm, vahşet ve dalâlet karşısında pasif, palyatif, sessiz ve derinden derine zalimden yana…

Beri tarafta; Başta masonlar elinde Müslüman düşmanı İslâm Konferansı olmak üzere, tefessüh etmiş vahşi batının ‘çrna ruka/kara el’ orijinli vampirlerine uşaklık, yardım, yataklık, kaypaklık, kaltaklık eden şahsiyetsiz, haysiyetsiz, milliyetsiz ve asaletsiz haymatloslar.

Amerika, kendi eliyle ikiz kulelerini berhava edip, el kaide yaptı diye “haçlı seferleri” ilân ile İslâm Dünyasına saldırırken gıkı çıkmayan vahşi batı, 20. ve 21. yy’da İkinci Dünya Savaşında ölenlerden daha çok insanın alçakça, kahpece, hunharca ve haksızca, petrol-maden ve menfaat uğruna katledilmesine hem ortak ve hem de seyirci….

Ve okyanus ötesinden Orta Doğuyu dizayn etmeye kalkışan Amerika ile hâlâ Varşova Paktını yaşatmaya çalışan SSCB’ni kınamaya, karşı durmaya ve red cephesi açmaya yüreği yeten bir Türk veya İslâm ülkesi yok. Buna mukabil, kuvvet’i kullanmasını bilmeyen, Türk İslâm bilincinin idrakinden uzaklaşmış bir yığın kadavra… Zavallı acuzat-ı beşer…

İBRET-İ ALEM SALDIRI VE REZİLLİKLER…

Yakın tarihe baktığımızda: Tıpkı 1989’da Suriye’nin düşürdüğü uçak; Anarşi, terör ve tedhiş örgütünü alenen himaye, yardım, yataklık ve yaltaklık; CIA ajanı Saddam domuzunun Kürt, Türk ve Türkmen katliamları; Yunanlıların Türk uçağını kalleşçe düşürmesi; ABD’nin Muavenat kahpeliği; Irakta çuval rezilliği; One Minut vakıasından sonra vukua gelen “Mavi Marmara” olayının tam bir fiyasko, furya ve korkaklıkla akim kalması ve nihayet: Mübarek ‘Haram Aylar’da kendi halkına katliam ve soykırım uygulamaktan beri olamayacak kadar din, iman ve İslâm düşmanı, mezalim azınlık Allâvi, Zerdüşt, El İştirakiyon’cu Komünist, Baas’çı El Esed diktatörlüğünün yaptığı alçakça, haince, düşmanca ve kalleşçe saldırılar!...

Bu melânet bataklığın yanı başında ise; 35 yıldır kalleş ABD ve kancık Batı’ya kucak açıp, yumuşak karnında, “Kürt’ler hariç, her milletten maceraperest ve lejyon odaklı anarşist, faşist, terör ve tedhiş yaratıkları” yetiştiren Barzani ve Talabani despotluğuna ne demeli? TC ordusu BM Anayasasının 5l. Maddesi uyarı artık Irak’ın Kuzeyine girmeye kararlı iken, tam bu sırada bir provokasyon, kahpece düşürülen uçak ve alçakça şehit edilen Türk Pilotları!..

Hükümet edenlere sorarlar. Bu kaçıncı kalleşlik?

Kaçıncı alçaklık, kancıklık ve düşmanlık?..

Niçin “anında” mukabele-i bil misil yok?..

2500 yıllık Ordu ve 10 bin yıllık devlet geleneğinin asaleten sahibi, mutlak mes’ul ve muhatabı hükümet; Türk Milleti huzurunda ve Türk Milleti adına yeminli Silâhlı Kuvvetlerin generalleri; Keza, aynı yeminle kendini milletin hakkı; adalet, emniyet, güvelik, refah, saadet ve huzuruna adamış sözde milletvekilleri;, Sorumluluk alanına sahip ve hâkim olmaktan aciz, ilim ve irade fukarası “bir yerlere” bakanlar! Bütün bunları denetlemek; İcabında Muhakeme etmeye mecbur ve mükellef muhalefet; Cumhuriyetin hâkim, yargıç ve savcıları nerede?..

Millet Sorar: Niçin bu asil, onurlu ve soylu milleti, üç buçuk zalim, alçak düşman ve mücrime rezil etmektesiniz? Yoksa siz: Bu millete zulüm edilsin diye mi varsınız?....



“ADİL DÜZEN” ve TÜFE HESABI

Mustafa Nevruz SINACI

“Milli Görüş” ve “Adil Düzen” temeli üzerine “insan hakları, bağımsız / tarafsız adalet ve ileri demokrasi” söylemi ile yola çıktılar. 10 yıllık medar-ı iktidarları sonunda geldikleri ve ülkeyi getirdikleri nokta: Anarşi, terör-tedhiş, fakirlik, yoksulluk, yolsuzluk ve pahalılık!...

TÜKETİCİ ENFLÂSYONU: TÜFE

Başta, ‘iğneden ipliğe’ bütün unsurlarıyla yaşamı etkileyen akaryakıt, doğalgaz, toplu taşım, ulaşım, elektrik, su, ekmek, kira, telefon vs., gibi hayati ürün, gıda, zorunlu ihtiyaç ve sosyal hizmet fiyatlarına; 2012 yılı Ocak ayı başından itibaren vaki zamlara rağmen Mayıs ayı itibarıyla tüketici enflâsyonu; TÜFE: % 3.26 !?..olarak hesaplanmakta! Bu tam bir insafsızlık, vicdansızlık, yalancılık ve hükümet eliyle zulümdür.

Üstüne üstlük, beklenir ki, Haziran ayında tüfe 0.35-0.40 dolayında çıkartılacak ve “bir lütuf, merhamet, insaf ve inayet ihsanı edasıyla” işçi (Bağ-Kur ve SSK) emeklilerine; “milli görüş, adil düzen ve ileri demokrasi” adına hükümet’çe % 4 zam yapılacaktır!..

ENFLÂSYON SEPETİ ANALİZİ

Kahir ekseriyeti memur, kamu işçisi, Bağ-Kur, SSK ve memur emeklisi İnsanlarımızın beslenme, barınma (insani yaşam) ve nafakasına esas; tüketici enflâsyonu kriter sepetinde (2003-100 Temel Yılı Tüketici Fiyat Endeksleri Madde Sepeti, Ortalama Fiyatları) hayati, olmazsa olmaz ve zorunlu unsurlar yok veya ekli “9303065514247087934” numaralı Excel sayfasında mukayyet çizelge muhteviyatında kayıtlı, devlet istatistik enstitüsü (DİE / TÜİK) enflasyon hesabına esas fiyat değişimlerinin izlendiği 451 kalemden; Neticeyi müessir etkileyici ve belirleyici ürün, mal ve hizmetlere ait "liste" aşağı-yukarı şöyle:

“Hortum, Yaş Pasta, Antep Fıstığı, Leblebi, Madlen Çikolata, Ruj, Oje, Fanila, İç Çamaşırı, Cam, Musluk, Kilit, Tül Perde, Soba Borusu, Böcek İlacı, Çalı Süpürge, Gündelikçi kadın ücreti, Enjektör, Yara Bandı, Gözlük Camı, Patinaj Zinciri, Oto Pastası, Pinpon Topu, Lego, Flüt, Spor Toto?, Milli Piyango?, Hamam Ücreti, Ahtapot (kalamar), Karides, Balık yumurtası (havyar), Mermer, Kireçtaşı, Zımpara, Yem, Ciklet, İspirto, Çuval, Sütyen, Külot, Kereste, Cd-kaset, Kimyasal maddeler, Gübre, Barut?, Dinamit?, Lastik eldiven, Cam yünü, Tuğla, Alçı, Teneke kutu, Fişek, Oto jantı, Korna, Elektrik sayacı, Tencere, Çöp sepeti, Ampul, Pil, Tornavida, Kum, Dikenli tel, Dikiş makinesi, Matkap ucu, Kadın bağı, Kiremit, Yapıştırıcılar, Mürekkep, Kolonya, Serum, Demir, Bakır...

Sonuca müessir (ağırlıklı listede) ağırlığı olmayanlar:

Peynir, Zeytin, Çay, Şeker, Yumurta, Muhtelif Yağlar, Makarna, Helva, Bal, Reçel, Kahve, Ekmek, Margarin, Salça, Sucuk, Et, Süt, Pirinç, Mercimek, Nohut, Kuru Fasulye, Un, Bebe Bisküvisi, Meyve, Meyve Suyu, Sebze, Sigara, Deterjan, Çocuk Bezi, Piknik ve Mutfak Tüpü, Doğal Gaz, Elektrik, Su, Telefon, Akaryakıt bedeli, Toplu taşım ücretleri vs., vs...

İnsanlarımızın üçte birinin tükettiği rakı, şarap, bira, votka, konyak gibi içkiler!..

Mezkür usul, esas ve baz kriterler bir utanç, zulüm ve yüz karası değil de nedir?..

Bu hesap hangi usul, emir veya kademe istemine göre yapılır ki; Her defasında en aziz ve kutsal varlığımız insan unsuru inadına ezilir. Anneler, babalar üzülür; Masum, müsemma sabi, çocuk ve gençler karanlık ve karamsarlığa itilir; Maaşlı, dar ve sabit gelirliler için hayat zulme dönüşür, çekilmez, dayanılmaz ve tahammül edilmez hale getirilir!..

Usule müstenit enflâsyon hesabı; Maaş artışları ne kadar insani ve İslâmî acaba!..

Giderek artan pahalılık, yüksek fiyat, fahiş kâr, gelirler arasındaki uçurum, ahlâksız tekelleşme, rüşvet, iltimas, saadet zincirleri, ayırma-kayırma, yolsuzluk, anarşi, terör, tedhiş; Hayatı iyice zorlaştırmış, çekilmez hale getirmiş, başta ahlâksızlık olmak üzere, suç işlemeyi teşvik eder ve tetikler hale gelmiştir. Özellikle, en büyük insanlık suçu, insanlık düşmanlığı “zina’nın suç olmaktan çıkartılması” toplumsal ve sosyal felâketi tetikleyen lâneti amildir.

Şimdilerde taciz, tecavüz, zina ve yaygın kâfirlik sonucu ailevi, ahlâki, maddi-manevi, sosyal ve kültürel depremler. Fuhuş patlaması, orospuluk, mutasyona uğramış primitif tür illeti itlik, pezo ve homoluk! Türk mankurtları ile dönme-devşirme, kripto salgınının doğal sonucudur bu kürtaj ve sezaryen!.. Ve bir kast-ı mahsus proje neticesidir; Suçlusu: “adil düzen”!...





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 16
Dün Tekil 790
Bugün Tekil 293
Toplam Tekil 1639835
IP 54.158.173.184






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































8 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Benim Hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.597 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu