SANMALAR VE GERÇEKLER - Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









SANMALAR VE GERÇEKLER - Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK
Tarih: 05.05.2012 > Kaç kez okundu? 1901

Paylaş


Çoğu âdemoğlu zanneder ki:

— Kuyunun dibine ulaşamayan ipler kısadır; hâlbuki kim bilir, belki de, ip kısa değil, kuyu derindir.

— Çimenler yerde biter; hâlbuki insanlar ötelere göçtüklerinde çimenler mezarlarının üstünde biter.

— Tavizci Makyavelist politikaları siyaset’tir; hâlbuki siyaset bambaşka bir şeydir, hele hele her telden oynamak hiç değildir.

— ‘Engeller’ insanların ‘takılması’ veya orada ‘durması’ içindir; hâlbuki onlar aşılmak içindir.

— Susmak, çaresizliktir; hâlbuki bazen susmak, bağırmak ve haykırmak demektir.



Çoğu âdemoğlu zanneder ki:

— Yollar, mezarlarda biter; nereden biliyorsun demeyin, hâlbuki ‘yol’ asıl oradan sonra başlar.

— Söz’e değil ‘söyleyen adam’a bakılır! Hâlbuki belki de ‘söz’, söyleyen’den daha önemlidir.

— ‘Tövbe kapısı hep açıktır’; evet, evet öyledir, ama her seferinde yeni günahlar ‘işleyesiniz’ diye ‘açık’ tutulmamıştır ki…

— Allah, her derdin bir devâsını vermiştir; hâlbuki ‘ahlâksızlık’ illetini tedavi edecek bir ilaç yoktur.

— Ölmek felakettir; hâlbuki asıl felaket öldükten sonra başa gelecekleri bilememektir…



Çoğu âdemoğlu zanneder ki:

— Suda ‘boğulma’ orada olmadan dolayıdır; hâlbuki boğulma, oradan çıkamamadan dolayıdır.

— Başarısızlıkları sevmezler; hâlbuki başarısızlıklar, başarıya giden yolları gösterir.

— Herkes kendini ‘olduğu gibi’ kabul etmek zorundadırlar; hâlbuki kendileri, başkalarını ‘olduğu gibi’ kabul etmezler.

— Dil, sadece bir konuşma aracıdır; hâlbuki ‘dilsiz din’ olmaz ve ‘dilini iyi bilmeyen’ dinini de iyi öğrenemez.

— Ana sütü ile ‘adam’ olmayanlar inek sütü ile beslenebilirler; hâlbuki ana sütünün adam etmedikleri, inek sütü ile ancak inek, dana veya öküz olabilirler.



Çoğu âdemoğlu zanneder ki:

— ‘Zurnanın son deliği’ önemsizdir; hâlbuki o olmazsa, zurna ‘zurna’ olmaz. Her zurna, son deliği ile zurnadır.

— Kötüler ve ‘ceberut tipler’, ses çıkarılmayıp kendilerine ‘tahammül’ edildikçe susarlar; hâlbuki onlar, bu durumda daha çok azarlar.

— Issızlıklar ve yalnızlıklar hep sessizliktir; hâlbuki onlar, belki de olması gerektiğinden daha büyük bir haykırmalardır.

— Gönül’ü, kâlp ile sınırlarlar; hâlbuki ‘bir uzun yoldur gönlün içi ve ırmaklar akar gözyaşlarında’…

— Hayatın darbeleri ve musibetler insanlara ders olur; hâlbuki bazıları vardır ki onların alacakları hiçbir ders yoktur! Onlar ömürlerin başlangıcında ne iseler, sonlarında da o olurlar!



Çoğu âdemoğlu zanneder ki:

— Nokta (.) ve virgül (,) çok küçük ve önemsiz gramer işaretleridir; hâlbuki onlar olmazsa, yazılan yazıların ve metinlerinin anlaşılması mümkün olmaz.

— İnsanlar ‘Doğu’lu, ‘Batı’lı, ‘Kuzey’ veya ‘Güney’lidir; hâlbuki insanlar sadece ‘adam’ ve ‘adam gibi’ olanlar olarak ikiye ayrılır.

— Kendileri hayatın ‘vazgeçilmezleri’dir; hâlbuki şu fâni dünya o kadar çok ‘vazgeçilmez’ görmüştür ki, sayısını bilmek mümkün değildir. Etrafınızdaki mezarlıklara şöyle bir bakın, tüm mezarlıklar, zamanın ‘vazgeçilmezleri’ ile doludur.

— ‘Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner’ sözü, ‘lâf olsun’ diye söylenmiştir: hâlbuki bu söz, tarihten süzülerek gelmiştir ve insanoğlunun sık sık karşılaştığı bir gerçeği göstermektedir.

— Herkes Cennet’e gitmek ister; hâlbuki hiç kimse oraya gitmek üzere, ‘hemen’, ‘şimdi’ ölmek istemez. Ölüm, tüm canlıların ortak kaderi olmasına rağmen, Ora’ya, buralarda biraz yaşadıktan sonra, zamanı (!) gelince gitmek umumi arzudur!



Çoğu âdemoğlu zanneder ki:

— Etrafındakilere sürekli olarak ‘yok’ demekle ‘varlıkları’ anlaşılmayacaktır; hâlbuki ‘yok’larını saya saya, onlar yavaş yavaş köleleşirler ve ‘var’larının farkında olmadan ‘yok’ olup giderler. Yani; kısaca, ‘var’ olduğu halde sürekli ‘yok’larını sayanlar, kendileri ‘fakir’dirler; hâlbuki sahip oldukları ‘var’ları kullanamadan, ‘varlık’ içinde ‘yokluk’ çekerek tebdili mekân ederler, tıpkı günümüz ‘çöp evleri’nden çıkan servet sahipleri gibi…

— Olup bitenler, bilinenler veya o anda bilinmeyenler zamanla, tarih içinde kaybolup gidecektir; hâlbuki olup biten her şey, şu âlemde kayıt altındadır ve zamanı geldiğinde gün yüzüne çıkacaktır.

— Günümüzün muasır okulları ‘insanın ruhunu yüceltmek’ için açılmıştır; hâlbuki onlar, insanların ‘makineye esir olarak midesinin saltanatını yaşatmak için açılmış kapılardır’…



Çoğu âdemoğlu zanneder ki:

— Bilgisayarlara ‘format’ atılınca tüm bilgiler silinir; hâlbuki insanoğlunun hayatta yaptığı tüm icraatlarının ‘silinmediği’ gibi, bilgisayarlarda ‘silindi-deleted’ görünen tüm bilgiler ve veriler, tekrar görünür hale getirilebilir. Format atma, sadece ‘oyun alanı’nı genişletir.

— Ülkeler, onu seven vatandaşları tarafından yönetilirler; hâlbuki şu âlemde öyle şehirler ve ülkeler vardır ki, ‘onu yağma etmek isteyenlerce korunmakta ve kendisine düşman olan yöneticilerle yönetilmektedir’!

— Yapılan kötülüklerin ‘intikamı’ Allah tarafından ‘öte dünyada’ alınacaktır. Hâlbuki ‘Hak, kulundan intikamını abd (kul) ile alır / bilmeyen ilm-i ledünnü, bunu abd yaptı sanır; hâlbuki her fiilin sahibi Hak’tır, kul elinden işlenir/ sanma bahriya, cihanda onsuz bir çöp deprenir’.

— Süslenmek güzel bir eylemdir, güzel görünmektir; hâlbuki hiçbir süs, ‘edep’ kadar güzel değildir.



Çoğu âdemoğlu zanneder ki:

— Ağızdan çıkan söz pek önemli değildir; hâlbuki ağızdan çıkan söz, silahtan çıkan kurşun gibidir! İkisi de öldürür; biri bedeni, diğeri ruhu…

— ‘Vatan sevgisi’, gurbette doğum yerine duyulan bir özlem veya hasrettir; hâlbuki vatan sevgisi, insan doğduğunda kulağına okunan ezan ile öldüğünde minarelerden verilen salâ arasındaki canlı süreçtir.

— Yılan, çıyan, akrep, fare, leş kargaları, baykuş ve köpek balıkları gibi bazı hayvanlar ‘canavar’, ‘kötü’, ‘tehlikeli’, ‘uğursuz’ ve ‘korkunç’ yaratıklardır; hâlbuki onlar, mâsum birer yaratık olup, çoğu âdemoğlunun davranışlarının tersine, Yaratıcı’ın kendilerine biçtiği ‘rolü’ oynamakta ve ‘yaratılış amaçlarına’ uygun oyarak, ‘fıtratlarının gereğini’ yerine getirmektedirler…

— Her ‘moda’ gelip geçicidir; hâlbuki ‘kefen modası’, yeryüzünde en kalıcı ve hiçbir şekilde modası geçmeyen bir modadır. Hep tek parçadır ve hep sâde ve hep beyazdır. O da nasip olana…



Âhh ah…

Şu fâni âlemde çoğu insanoğlu zanneder ki:

Gölgeler ve gölge gibi kendilerini takip edenler hep kötüdür. Hâlbuki gerçek “gölge, ne mübarek bir şeydir, daima secdededir, daima sahibinin emrinde, izinde ve peşindedir. Güneş tepede ise, gizlenir batın olur. Güneşin tepede olduğu, gölgenin tümüyle gizlendiği an, Saadet Yüzyılı’na benzer. Görünen O’dur, araya hiç gölge girmez”…



Âhh ah…

Gölgeler, gölgeler…

Mübarek gölgeler…

Neredesiniz?

Nerelerdesiniz?





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 15
Dün Tekil 936
Bugün Tekil 759
Toplam Tekil 1642930
IP 54.197.150.143






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































11 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yabancı kültürlere girmek demek, onun hakimiyetine girmek demektir.
(Mete'nin Oğlu)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.907 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu