TÜRK MİLLETİ’NİN MANEVİ GÜCÜ VE DİSİPLİNİ - Prof. Dr. Nurullah AYDIN - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









TÜRK MİLLETİ’NİN MANEVİ GÜCÜ VE DİSİPLİNİ - Prof. Dr. Nurullah AYDIN
Tarih: 01.05.2012 > Kaç kez okundu? 1960

Paylaş


Türk Milleti; tarihin her safhasında, her coğrafyada bulunmuş, devletler kurmuş, adaletin, güvenin, huzurun düzenini kurmuştur.



Türk’ün en önemli özelliği; manevi değerlere sahip olması, savaşçı özelliği ve disiplinidir.







Bakın; ABD’de 1957 yılında yayınlanan MC CALL isimli dergide; Kore Savaşı sırasında Çin’deki esir kamplarında geçen bir olay şöyle anlatılır.



...Kampta, kızılların yaptıkları ilk iş, Birleşmiş Milletler ordularından esir alınan askerlerin kendi memleketlerine ait üniforma ve rütbelerini sökmek olmuştu. Bunların yerine herhangi bir rütbe işareti olmayan düz ve tek tip elbise dağıtılmıştı.



Bu durumda, Çinlilerin ilk anda bekledikleri gerçekleşti. Birleşmiş Milletler ordusunu oluşturan çeşitli ülkelerin askerlerinde, rütbesiz olmanın getirdiği disiplinsizlik başladı. Arkadan rütbe otoritesinin yerini pazu kuvveti aldı. Güçlü olanın sözü geçmeye başladı. 100 kişilik bir esir grubuna 10 kişilik yemek verildi. Dağıtılmayıp ortaya konan bu yemeği, bileği güçlü olanlar aldı. Diğerleri aç kaldı. Hasta olanlar bakıma alınmadı. Kendi hallerine terk edildi. Sık sık ölümler görüldü.



Yalnız bu esirler arasında bir grup hemen dikkati çekiyordu... Bunlar Türklerdi... Üniformaları yoktu. Rütbe işaretleri yoktu. Ama, Yüzbaşı yine Yüzbaşı, Onbaşı yine Onbaşıydı. Rütbeli gibi davranışları vardı. Esir kampındaydılar ama sanki barış şartlarındaki bir kışlada yaşıyormuşçasına disiplin içindeydiler. Sabahları alışılagelmiş tekmiller alınıyor, sabah sporu yapılıyordu. Hasta olanlar ayrılıyor, yine kendi içlerinden belirledikleri görevlilerle bakımları ve tedavileri yapılıyordu. Kendilerine göre bir eğitim programları vardı. Spor yapıyor, güreş tutuyor, oyun oynuyorlardı. Yemek zamanı gelince ekmek ve yemek ortaya konuyor, gözetim altında eşit olarak bölüşülüyordu. En sonunda da Yüzbaşı, diğerleri ne kadar aldıysa o kadar alıyordu.



Bu durum, Çinli subay ve yöneticilerin dikkatini çekmekte gecikmedi.



Yüzbaşıyı, grubun başından alıp hapsettiler.



Ama, durumda bir değişiklik olmadı. Bu sefer en kıdemli bir Teğmendi. Başa hemen o geçti. Her şey hiçbir şekilde bozulmadan aynen devam etti. Teğmeni de hapsettiler.



Bu sefer, başa en kıdemli olan bir Başçavuş geçti. Ne var ki, diğer Birleşmiş Milletler ordusu askerlerinin şaşkın bakışları arasında, yine tekmiller alınıyor, sporlar yapılıyor, hasta ve yaralıların bakımları yapılmaya çalışılıyor, herkesin birbirine sevgi ve saygısı hiçbir şey olmamışçasına devam ediyordu.



Nihayet, üniversitelerden gelen psikolog ve terbiyecilerden oluşan bir grubun önünde, hapisten çıkarılan Yüzbaşı sorguya çekildi. Neydi bu olayın sırrı? Diğer ülke askerleri arasında en ufak bir birlik bulunmazken, her yerde bileği güçlü olanın sesi çıkarken, diğer ülke askerleri arasındaki hasta ve yaralılarla kimse ilgilenmezsen, nasıl oluyordu da Türk askeri böyle davranıyordu?



Yüzbaşı, bu soruyu gülümseyerek cevapladı: "- Bu davranışların kökü, Türk askerinin kışlada aldığı askeri terbiyeden evvel, evinde aldığı geleneksel Türk aile terbiyesine dayanır. Bütün ülkelerde askerlik hayatı ile sivil hayat arasında büyük farklar vardır. Onlarda disiplin hayatı üniforma giydikten sonra başlar. Halbuki biz onu evvelâ anamızdan öğreniriz. Aile içinde uygularız. Evde herkesin yeri ve sırası bellidir. Sıra değişmez. Görev devreder. Köylerimizdeki kahvelerde, camilerimizde bile davranışlarımızın özel bir sırası, düzeni vardır. Hastalarımıza dağ başlarındaki köylerimizde doktor bulamayız. Kendi imkânlarımızla biz bakarız. Köylerimizde gece görülen tek ışık, hasta beklenen evlerimizdedir. Bizde en ümitsiz hasta bile kendi haline terk edilmez. Başkasının hakkını yemek, yanımızdaki aç iken kendi karnımızı doyurmak dini ve milli ahlâkımıza uymaz."







MC CALL Dergisi, kendi halkına sorar: "...Anadolu bozkırının ortasında doğan, bin bir mahrumiyet içerisinde yetişen Türk çocukları bizim her türlü imkânları, rahatlıklı hayatı vererek yetiştirdiğimiz çocuklarımızla aynı şartlar altında, aynı sınavı geçirdiler. Onlar muvaffak oldular. Tam gittiler, tam olarak geri dönmesini becerdiler. Bizimkiler birbirlerine ellerini uzatmadılar. Yalnız kendileri için, bireycilik ve bencillikle yaşamanın örneklerini verdiler. Nedir bu bizim cemiyetimizin zayıflığının ve çürüklüğünün sebebi? Nedir bir türlü çözülemeyen Türkün kuvveti, manevi gücünün sırrı?”







İşbirlikçi ve döneklerce, devletin sarsıldığı, değerlerin altüst edildiği günümüzde; Türk Milleti’nin asil evlatlarının bir kez daha kutsal görev zamanı gelmiştir.







Türk Milleti’nin varlığı ve bekasının tehdit altında tehlikede olduğu bugünlerde; birlik ve beraberliğimizi bozmak, milli ve manevi manevî değerlerimizi parçalamak isteyen şarlatanlarca, ileri demokrasi, açılım saçılım, yeni anayasa adıyla yürütülen ihanet uygulaması karşısında Türk Milleti; sahip olduğu disiplinle hareket edecektir.







Günün Sözü: Doğru strateji, disiplin, sakinlik zafere giden yoldur.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 22
Dün Tekil 767
Bugün Tekil 476
Toplam Tekil 1637537
IP 54.205.8.87






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































5 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Üstümüze kılıç çekilmedikçe, ülkemize girilmedikçe, teb'ama cefa edilmedikçe Bizden kimseye zarar gelmez. (Fatih Sultan MEHMET)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.597 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu