Almanya’da Yapılan İdil-Ural Kurultayına 65 Yıl - Yrd. Doç. Dr. İklil Kurban - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Almanya’da Yapılan İdil-Ural Kurultayına 65 Yıl - Yrd. Doç. Dr. İklil Kurban
Tarih: 02.04.2009 > Kaç kez okundu? 2790

Paylaş


Tarihçi Akdes Nimet Kurat (1903-1971), “Alman tarihi bazı yönlerden Türk tarihine çok benzemektedir” diyor. Türkolog Ahmet Temir (1912-2003), “Türk ve Alman milletlerinin Slav dünyasına karşı savaşta ortak bir kader birliği vardır” diyor ve Almanya’yı “Dahiler ülkesi” olarak tanımlıyor. Bu Tatar kurultayının uzak Alman ilinde yapılması da, gerçekten bir özdeşliğin belirtisi değil midir?!

Bilindiği gibi 1552 yılının Ekim ayında, bir Tatarın beş Urusa karşı savaştığı eşitsiz bir güç denemesinde Kazan Hanlığı, Rusların ayağının altına düşmüştü. Bir ulusun başına gelebilecek en büyük bahtsızlık-hiç kuşkusuz devletsiz kalma bahtsızlığıdır. İşte bu bahtsızlık Tatarların başına gelmişti. Kana susamış Rus cellatları, Tatarları sadece devletsiz bırakmakla yetinmeyip, Tatar ulusunu top yekun yok etmenin tüm soykırım yollarını denemişti. Kazan işgal edilirken, 30-40 bin Kazan sakinlerinden ancak 6 bin Tatar kale duvarlarından atlayıp esen kalmış, kalanları tamamen kılıçtan geçirilmişti. Tatarlara yönelik bu kırım ta o günden bugüne kadar 457 yıldır nasıl devam ettiyse, Tatarların hayatta kalma-kaybettikleri devletini yeniden diriltme direnişi-savaşı da kesintisiz halde daima devam edegelmiştir. Tatar ulusunun başından geçirdiği ve geçirmekte olan 500 yıla yakın bu ölüm kalım savaşının kanıtı-şahidi, sayısı meçhul-yüz binleri-milyonları bulan Mirseyit Sultangaliyevlerin (1892-1940) kurumuş kan izlerini barındıran Tatar tarihinin derinliklerinde saklıdır. Sanırım Tatarların başına gelen bu olağanüstü tiksindirici facia, eğer başka birilerinin başına gelmiş olsaydı, günümüz dünyasında onların adı bile kalmamış olurdu. Eğer bu gün Tatar adı ve Tatar ulusu çok yıpranmış olsa bile var ve yaşıyorsa, bunun için Tatar ulusu, devleti-bağımsızlığı uğuruna verilen kesintisiz savaşlarına-dökülen kanlarına borçludur. Ah devlet ve bağımsızlık! Senin için canlarını feda eden şehitlerimizin önünde saygıyla eğiliyorum.

Devlet ve bağımsızlık denilen ve birbirini tamamlayan bu kavramlar, vatan-ulus sevgisinden doğmuş yüce duyguların, derin düşüncelerin yansıttığı kutsal bir varlığın adıdır. Bu varlık onun için kutsaldır ki, o olmadan herhangi bir ulusal vatan-o olmadan herhangi bir ulusal yaşam olamaz-düşünülemez. İşte aydınlarımız-yiğit insanlarımız bu bilincin farkındaydı. Onun içindir ki, 500 yıldır bu savaş devam edegelmiştir. Bu savaşın yakın tarihimizdeki bir örneğini sunuyorum: Bu örnek, İkinci Dünya Savaşı’nın en çetin devrinde, İdil-Ural azatlığı uğuruna Almanya’da yapılan İdil-Ural Kurultayıdır.

Gittikçe sonunu kestirmenin zorlaştığı İkinci Dünya Savaşı’nın en ağır yılı. Fakat Bolşevizm zulmünden kurtulmanın, İdil-Ural Devleti’nin kurulacağının olasılık umudunun parladığı bir yıl. Savaş günbegün keskinleşmektedir.

Kurultay belgesinin ilk sayfasında şu ifadeler bulunmaktadır:

“Günümüz İdil-Ural halklarını büyük ve tarihi bir dönüşüm devri beklemektedir. Tüm dünyada cereyan eden şimdiki savaş, insanlığın yaşamına yeni bir renk-yeni bir düzen getirecektir. Bu vesileyle atalarımızın yüzyıllar boyu yürüttüğü ulusal mücadelesi, son gergin ve belirleyici günlerine yaklaşmaktadır. İşte bu tarihi önemli günlerde, geçmişi inceleyip, başarıları hatırlayıp, savaşçılara moral verip, tarihi hataları da görerek ders çıkarıp, hataları tekrarlamamaya özen gösterip, savaş yolunu açmak ve fikir birliğiyle ulusal amacın gerçekleşeceği günlere kadar, gereken hazırlıkları inceleyip, onları zamanında yetiştirmek için Ulusal Kurultayın çağrılması zorunlu oldu. Böylece Almanya hükümetinin izni ve yardımıyla, Almanya’da ve onun etki alanındaki ülkelerde yaşayan Türk-Tatar ulusunu azatlık uğuruna birleştirmek amacıyla 1944 yılının 4’üncü Mart günü Grayfsvald şehrinde İdil-Ural halklarının Milli Kurultayı açılır.”

Bu kurultay, Grayfsvald şehrinin en büyük binalarının birinde bulunan, İdil-Ural ve Almanya bayrakları ile bezenmiş büyük salonda, sabah saat 10’da Aytugan Bey’in konuşmasıyla açılır. O sözünü şu ifadelerle başlar ve bitirir: “Değerli kardeşler! Bu tarihi kurultayımız-bizim mücadelemize yardım eden büyük bir ülkede-Almanya’da, savaş ateşinin daha da alevlendiği bir devirde toplanmıştır. Düşmanımız Bolşevikler, ölüm yarası almış yırtıcı, kudurmuş hayvan gibi son çırpınış ile, halkımızı savaş alanlarına kovup anlamsız kan dökmeye zorlamaktadır…. Biz yaşamaya haklıyız, yaşarız ve yaşayacağı!”

Konuşma sırası milli şef olarak tanınan Şefi Almaz Beye verilir. O, Tatarların 400 yıldır süregelen bağımsızlık savaşına öz olarak değinirken, şu ifadeleri kullanmıştır:

“19.yüzyılda Allah biz Tatarlara Mercani, Feyizhani ve Nasirileri hediye olarak göndermemiş olsaydı, belki biz de Doğu halkları gibi yüzümüzü Doğudan Batıya çeviremeyip, Avrupa medeniyetinden yoksun kalmış olurduk… Dünyada yerle bir edilemeyecek-paramparça olmayacak hiçbir şey yoktur. Demir-beton yapımından oluşan üsleri bile bir an içinde toz duman ederler. Fakat yerle bir edilemeyecek bir şey varsa, o da-bir ulusun ulusal idealidir. Yüzyıllar boyu kanlı savaşlar eşliğinde kanına ve canına işlenmiş bir halkın dileği, hiçbir zaman silah zoruyla yerle bir edilemez-yok edilemez. Bu bir gerçektir. Ruslar bizi bu fikirden caydırmak için ellerinde ne varsa-tüm silahlarını bize karşı kullandılar. Fakat, bizi bugüne kadar bu fikirden caydıramadılar ve caydıramayacaklardır. Biz, kaybettiğimiz istiklalimiz uğuruna, yüzyıllar boyu fikir savaşı vermekle yetinmeyip, uygun olduğunda elimize silah almaktan da çekinmedik. Fakat, bizim için, İdil-Ural istiklali savaşında günümüzdeki gibi uygun bir zaman olmamıştı.”

İdil-Ural Tatarlarının Askeri Birliği 06.09.1942 yılında kurulmuş, birliğin komutanı olarak Oberşleutnant Fon Zekkendorf atanmıştı. Aynı yılın Kasım ayında, Alman hükümeti tarafından resmi olarak tanınmış Doğu İşleri Bakanlığı yanında Tatar Liderlik Yönetimi kurulmuştu.

Askeri Birliğin Komutanı Fon Zekkendorf Beyin Kutlaması:

Değerli Konuklar!

Sizi, Ulusal Birliğin kuruluşu dolayısıyla, İdil-Ural Türk-Tatarlarının Askeri Birliği adına kutlarım. Siz bugün azatlığınız için Bolşeviklere karşı mücadelede yine de güçlü bir birlik oluşturmak ve doğru yolu çizmek için toplandınız. Sizin bu toplantıda bugünün en önemli çarelerini belirleyeceğinize inanıyorum.

Sizin en büyük dileğiniz-kendi vatanınıza dönüp, kendi yaşamınızı kurmak ve bir düzene koymaktır. Fakat vatanınıza dönme yolu halen uzak ve ağırdır. Sizin savaş yolunuzda Bolşevizmin muntazam silahlanmış askeri sürüsü bulunmaktadır. Bu sebeple azatlığınız uğuruna düşmanınıza karşı acımasızca savaşmak zorundasınız.

Düzen, birlik ve fedakarlık-yenmek ve amaca ulaşmanın olmazsa olmaz koşullarıdır. Bu sebeple Askeri Birlik içinde bu vasıfları yükseltmek için yine de çok çalışmak lazım. Siz ancak birlik ve fedakarlık sayesinde vatanınıza dönüp güzel ve mutlu bir yaşam kurabileceksiniz.

Tatarlar becerikli bir ulustur. Tatar ulusunun yiğit insanları önündeki her tür engelleri aşacaktır. Tatar Birliği askerleri arasında, kendilerine yüklenmiş vazifeleri ustalıkla yerine getirip, yüksek dereceli ödül alanların sayısı az değildir.

Ben gelecekte de Tatar Birliği askerlerinin yüklenmiş vazifelerini namus ve şerefiyle yerine getireceklerine yürekten inanıyorum. Sizin memleketinize yenenler olarak dönmenizi, kendi yaşamınızı kendinizin kurmasını can ve gönülden dilerim. (Alkışlar)

Kurultayda söz alan Gabdulla Sultan Beyin şu ifadeleri çok anlamlı idi:

“Rusya hükümetine karşı yürütülen savaşlar, onların Rusluğundan değil, Rus hükümetinin Rus olmayan ulusların devletini yok etmelerindendir; onların işgalci ve iktisadi-siyasi bakımdan ezen-yağmalayıcı olmalarındandır. Eğer General Vlasov liderliğindeki Rus ulusunun Bolşevizme karşı savaşı, Rus ulusal çıkarından kaynaklanıp, yine de bölünmez bütün Rusya meselesi olacaksa, biz bununla anlaşamayız. Rusya topraklarında yaşayan halkların geleceği, yeni Avrupa’nın siyasi düzeni-güçleri bağlamında, bu mesele her ulusun bağımsızlığını tanıma ve her ulusun çıkarını koruma sayesinde çözülecektir.”

Kurultay şu müracaat ile tamamlanıyor:

“1944 yılının 4-5 Mart günleri, Büyük Almanya’nın Grayfsvald şehrinde toplanmış İdil-Ural halklarının Milli Meclisi-Tarihi Kurultayı size-yakın kardeşlerimize müracaat ediyor:

Değerli kardeşler!

Halkımızın yüzyıllar boyu yürüttüğü azatlık savaşının asli amacı olan azat ülke, ulusal devlet kurma girişimi, ancak yırtıcı Bolşevizmi yok edince gerçekleşecektir. Bizim azatlık hareketimiz yani bağımsız İdil-Ural Devletini kurma gayemiz, bugünkü Ulusal Derneğimiz tüm Avrupa ülkelerince tanınmış bulunmaktadır. Vahşi Stalin, hilekar İngiliz-Amerikalı kapitalistler çıkarı için, sizi kan dökmeye zorlamakta-savaş alanına kovmaktadır. Evdeki kardeşleriniz, eş, çocuk ve ata analarınız aç ve yoksullukla boğuşmanın-ağır çalışmalarının azabını çekmektedir.

Kardeşler, unutmayın! Halkımızın bahtı, azat yaşamı anca Bolşevikleri yok etmekle gerçekleşecektir. Halkımızı köle yapmış Bolşeviklerin yararına kan dökmeyin! Büyük Almanya ve tüm Avrupa halkları ile biz, Bolşevikleri tarumar eder ve ülkemizi kurtaracağız.

Bolşeviklerin son güçlerini koyup cephede kazandığı bazı “kazançları” savaşın kaderini belirleyemez. Bu durum milyonlarca kandırılmış kardeşlerimizin kanlarının anlamsız dökülmesinin sonucudur. Yakın gelecek günlerin birinde Bolşevizme karşı güçler atağa geçecek, Bolşevizm yok edilecektir. Bolşevizm tarafından ölüme hükmedilmiş azınlık ulusların güneşi doğacaktır. Bu sebeple kardeşler biz sizi, Bolşevizme karşı bağımsızlık savaşına çağırıyoruz. Biz ancak kendi ulusal devletimiz-İdil-Ural Devletini kurabildiğimizde, özgürlüğümüze, engin topraklarımıza, mutlu yaşamımıza erişebiliriz. Biz Bolşevizme karşı azat ilimiz için, adil yaşam hakkımız için savaşıyoruz.

Bolşevizmin elinde inleyen Türk-Tatar yiğitleri! Silahınızı bırakıp, bizim tarafımıza-Almanlar tarafına, azatlık için savaşmakta olan kendi kardeşleriniz tarafına geçin! Bu tarihi kutsal savaşa katılmaya acele ediniz! Sizi bekliyoruz!”

Bu kurultaya 200 civarında kişi katılmış olup, Gabdrahman Şefi Almaz başta olmak üzere 10-15 kişi kurultay kürsüsünden hitap etmiştir. Tatar Lejyonu’nu (Tatar askeri Birliğini) ve bu İdil-Ural Kurultayı’nı oluşturmada büyük emeği geçen şahıs-Gabdrahman Galiullin Şefi Almaz’dır.

Gabdrahman (Abdurrahman) Şefi Almaz hakkında bilinen bilgiler:

Rusya Savaşı başlandıktan bir ay sonra, 1941 yılının temmuz sonlarında Sovyet savaş esirleri arasındaki doğulu milletlerden olan kimselerle konuşup inceleme yapmak üzere kurulacak komisyona katılmak için Ahmet Temir, Almanya hükümetinden davet almıştır. O, bu görevi, “kendi halkımla bağlantı kurmayı sağlayacak bir iş olduğunu düşünerek memnuniyetle kabul ettim” diyor. Ahmet Temir şahsi işlerinden dolayı-üniversite ve askerlik işlerinden dolayı-bu esirler meselesini büsbütün Abdurrahman Şefi Bey’e devrederek Ekim 1941’de bir kenara çekilmiştir. Abdurrahman Şefi Beyin, Ahmet Temir ile yakın dostluğu olmuştur. Rusya’da iken Ahmet Temir’in eniştesi tarihçi Hadi Atlasi ile de arkadaş olan bu zat, Moskova’da bir ara Türk elçiliğinde çalışmış ve nihayet Kazakoff’lardan Emine hanımla evlenerek Berlin’e gelip yerleşmiştir. Berlin’de 6 katlı bir binanın sahibi olan Abdurrahman Şefi Bey, 1944 yılında Almanya’dan ayrılarak, ailesiyle birlikte İstanbul’a gelip yerleşmiş ve Kapalıçarşı’da bir kuyumcu dükkanı açmıştır. Üç kızı da iyi tahsil görmüştür. Onlar hakkındaki Ahmet Temir’in son sözü: “Ben onlarla İstanbul’da ancak bir defa karşılaştım. Sonra gelen 3 yıllık askerlik ve Ankara’daki memuriyet yüzünden onları bir daha arayamadım. Büyük kızı Nilüfer’in bana yazdığına göre, Abdurrahman Bey de Emine Hanım da vefat etmiştir.”

Fevziye Bayramova’nın verdiği bilgiye göre, 1885 yılında Tataristan’ın Döbyaz bölgesinde doğmuş Gabdrahman Galiullin, Rusya’dan İç Savaş devrinde ayrılmıştır. Önce Türkiye’de Türk vatandaşı olmuş, daha sonra 1928’den başlayarak Berlin’de yaşamıştır.

Fevziye Bayramova Ekim 2008 yılında Almanya’da iken, zamanında bu kurultaya katılan-kendisi de savaş esirlerinden olan Garif Sultan Bey ile görüşmüştür. Garif Bey bu kurultay belgelerini Fevziye Hanıma vermiş, böylece bizler de bu belgeden haberdar olmuşuzdur. Fevziye Hanım bu belgeye dayanarak yazdığı “TARİHİ KURULTAY” başlıklı yazısını şu satırlar ile bitirmiştir:

“Savaş sonunda bu Türk-Tatar lejyonlarının çoğu Amerikalılara teslim olmuş, fakat onlar Yalta Konferansı anlaşmasına göre Stalin’e teslim edilmiştir. Böylece bu Tatar yiğitlerinin çoğu yolda iken yok edilir, esen kalanları ise çalışma kamplarına uğurlanır. Pek az sayıda kalanları bu mahşerden kurtulur. Lejyonerlerin Federatif Almanya tarafında kalanlarının bir kısmı oraya yerleşir, bir kısmı dünyaya dağılır-Türkiye, Amerika, Finlandiya’ya kadar gider. Fakat İdil-Ural tarafına hiçbir zaman dönemezler…. Yeri iken Tatar Lejyonerlerinin Avrupa’da seslendirdiği şarkıları akıldan geçiyor:



Biz döneriz memlekete

Dağları-nehirleri geçerek.

Ya yeneriz şu yolda,

Ya ölürüz bu yolda.

Veya yaparız eğlence.



Evet, bundan tam 65 yıl önce uzak Almanya ülkesinde kurulan bu tarihi kurultayı da, Tatar lejyonerlerini de şimdi ne bilen var, ne de hatırlayan. Oysa onlar, muhaceretteki Tatarların siyasi, askeri ve ruhi cihetten en hazırlıklısı, en güçlüsü ve en çoğulu idiler. Bizim için en önemli olanı, bu kurultay, Tatar bağımsızlığı kararını almış olan tek kurultay idi. 1917 yılındaki Milli Meclis İdil-Ural bölgesini Rusya Federasyonu terkibinde görmüşse, 1944 yılındaki bu İdil-Ural Kurultayı, ulusal devleti Rusya dışında görmektedir. Bugünkü Avrupa, Almanlar yanında savaştığı için, Rusya ise bağımsızlık ilan ettiği için, bu Tatarları düşman görürler, hatırlamazlar, unutturmaya çalışırlar. Peki Tatar ulusu?...Tatar ulusu neden kendi yiğit insanlarını bilmez? Halen köle, hukuksuz, düşüncesiz olduğu için Tatarlar, dünyaya başkalarının giydirdiği gözlük ile bakıyorlar….

Ama ulusumuz içinde bu durumu anlamış, tarihi bilen, gerçek kahramanları ayrıt eden ve onların işlerini devam ettiren kişiler de var. Yirminci yüzyılın sonunda bağımsızlık savaşı veren Tatar ulusal hareketi, işte bu Tatar istiklalcilerinin devamıdır. Tatar ulusunun düşünebilen bir nesli-bir kısmı, hiçbir zaman ulusunun kulluğu ile barışamadı, her zaman azatlık, bağımsızlık aşkı ile yanıp tutuştu. Ulusunu da bu savaşa çağırdı. Bugün Milli Meclis Tatar ulusunun bağımsızlığını tanıması için dünya ülkelerine, parlamentolarına müracaat etmiş iken, bu adı geçen savaşın devamıdır. Azatlık savaşının devamlılığı, ulusumuz özgür olana dek sürüp gidecektir inşallah!”

Kaynak:

İDİL-URAL GAZETİ, Berlin 1944 (No: 10-11, 19 Mart sayısı).

TEMİR, Ahmet, 60 YIL ALMANYA, Ankara 1998.

BAYRAMOVA, Fevziye, TARİHİ KURULTAY, Çallı 2009





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 12
Dün Tekil 825
Bugün Tekil 159
Toplam Tekil 1635690
IP 54.147.236.192






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































3 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ben sadece asil bir ailenin evladı olmakla değil, fakat asil bir milletin evladı olmakla gururluyum.
(ATİLLA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.502 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu