ödev yarışması: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TARİHÇESİ - Cihan KÜÇÜKYILDIZ, Orhan BAYRAK, Engin ÖZEKİNCİ, Arif ŞAPKALI, Abdurrahman ÖNER - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









ödev yarışması: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TARİHÇESİ - Cihan KÜÇÜKYILDIZ, Orhan BAYRAK, Engin ÖZEKİNCİ, Arif ŞAPKALI, Abdurrahman ÖNER
Tarih: 30.04.2012 > Kaç kez okundu? 7095

Paylaş


BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TARİHÇESİ:



Birleşmiş Milletler ifadesi ilk kez Amerika Birleşik Devletler Başkanı Franklin D. Roosevelt tarafından ortaya atıldı. Ve ilk olarak İkinci Dünya Savaşı sırasında yirmi altı ülkenin, Mihver Güçlerine karşı birlikte mücadeleye devam etmek için taahhütte bulundukları 1 Ocak 1942 tarihli bildirgede kullanıldı.



Yüzyıllar içinde çeşitli konularda işbirliğinin sağlanması amacıyla uluslararası örgütler kuruldu. Örneğin, şuanda her ikisi de Birleşmiş Milletler özel teşkilatı olan Uluslararası Telekomünikasyon Birliği 1865 yılında ve Uluslararası Telgraf Birliği ise 1874 yılında oluşturuldu.



İlk Uluslararası Barış Konferansı ise 1899 yılında, krizlerin barışçıl yollardan çözümü, muhtemel savaşların önlenmesi ve savaş nedenlerini belirlemek üzere Lahey’de düzenlendi. Bu konferansta Uluslararası Pasifik Ülkeleri anlaşmazlıkları çözme sözleşmesi kabul edildi ve 1902 yılında göreve başlayan Daimi Hakem Heyeti kuruldu.



Birlemiş Milletlerin öncüsü olan Milletler Cemiyet, Birinci Dünya Savaşı sırasında benzer şartlar altında tasarlanmış bir örgüttü ve 1919 yılında Versay Antlaşması ile uluslararası işbirliğini güçlendirmek, barış ve güvenliğini sağlamak amacıyla kurulmuştu.



Uluslararası Çalışma Örgütü de Versay Antlaşması ile Milletler Cemiyetine bağlı bir örgüt olarak kuruldu. Milletler Cemiyeti’nin varlığı, İkinci Dünya Savaşı’nın çıkmasını engelleyemediği için son buldu.



Birleşmiş Milletler Antlaşmasını hazırlamak üzere 1945 yılında, elli bir ülke temsilcisi San Francisco’da düzenlenen Birlemiş Milletler Uluslararası Örgüt Konferansı’nda bir araya geldi. Söz konusu görüşmeler Çin, Sovyetler Birliği, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri temsilcilerinin Amerikan’ın Dumbarton Oaks şehrinde 1944 yılı Ağustos-Ekim ayları arasında yaptıkları çalışmalar sonucu hazırlanan taslak metin çerçevesinde gerçekleştirildi. Konferansta temsil edilmemekle birlikte Polonya, antlaşmayı daha sonra imzaladı ve kurucu elli bir üye devletten biri oldu.



Birleşmiş Milletler Çin, Fransa, Sovyetler Birliği, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye dâhil diğer kurucu üyelerin Antlaşmayı onaylaması ile 24 Ekim 1945 yılında resmen kuruldu. Her yıl 24 Ekim Birlemiş Milletler günü olarak kutlanmaktadır.



BİRLEMİŞ MİLLETLERİN AMAÇ VE İLKELERİ:



Birleşmiş Milletlerin İlkelerin antlaşmada beyan edilen amaçları şunlardır:



• Uluslararası barış ve güvenliği korumak;

• Hak eşitliği ve halkların kendi geleceğini belirleme ilkelerine saygı göstererek milletlerarasında dostça ilişkiler geliştirmek;

• Uluslararası ekonomik, sosyal, kültürel, insani sorunların çözümünde işbirliği yapmak, temel insan hak ve özgürlüklerine karşı saygıyı teşvik etmek;

• Bu ortak çıkarların elde edilmesi hususunda milletlerarasında uyum sağlayıcı bir merkez olmak.





Birleşmiş Milletlerin aşağıda belirtilen ilkeler doğrultusunda hareket eder:





• Tüm üyelerin eşit egemenliğine dayanır;

• Tüm üyelerin iyi niyet çerçevesinde Antlaşmada belirtilen yükümlülüklerin gereklerini yerine getirmelidir;

• Tüm üyeler uluslararası anlaşmazlıkları, uluslararası barış, güvenlik ve adaleti tehlikeyi sokmadan barışçıl yollarla çözümlemelidir;

• Tüm üyeler başka bir devlete tehdit oluşturmaktan ya da başka bir devlete karşı güç kullanmaktan kaçınmalıdır;

• Tüm üye devletler, Birleşmiş Milletler Antlaşmasına göre vukuu bulan her faaliyetin uygulamasına tam destek vermelidir.





Antlaşmada geçen hiçbir madde Birlemiş Milletlere hiçbir devletin içişlerine karışma yetkisi vermez.



BİRLEMİŞ MİLLETLERİN ÜYELİK ŞARTLARI:



Birleşmiş Milletlerin Üyeliği, Birlemiş Milletler Antlaşmasının getirdiği tüm yükümlülükleri kabul eden ve bu yükümlülükleri uygulamaya muktedir, istekli tüm barışsever milletlere açıktır.



Genel Kurul, Güvenlik Konseyi’nin önerisi üzerine yeni üyeleri kabul eder. Antlaşma, ilke ihlali durumunda bir devletin üyeliğinin askıya alınması ya da devletin teşkilattan ihraç edilmesi hakkını saklı tutar. Fakat şimdiye kadar böyle bir gereklilik doğmamıştır.



BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİN RESMİ DİLLERİ:



Birleşmiş Milletlerin Antlaşmada belirtilen resmi dilleri; Çince, İngilizce, Rusça, Fransızca ve İspanyolcadır. Arapça daha sonra Genel Kurul, Güvelik Konseyi, Ekonomik ve Sosyal Konsey’in resmi dili olarak eklenmiştir. Birleşmiş Milletlerin çalışma dilleri ise İngilizce ve Fransızcadır.



BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TEŞKİLATLARI:



Antlaşma ile Birleşmiş Milletlerin altı temel organı kurulmuştur; Genel Kurul, Güvenlik Konseyi, Ekonomik ve Sosyal Konsey, Vesayet Konseyi, Uluslararası Adalet Divanı ve Genel Sekreterlik. Ancak, Birleşmiş Milletler ailesi içine aldığı on beş ihtisas kuruluşu, çok sayıda program ve birimi bünyesinde bulundurmaktadır.



GENEL KURUL:



Genel Kurul, Birleşmiş Milletlerin temel kuruluşudur; düzenli olarak her yılın sonuna doğru toplanır. Kimi zaman olağanüstü toplantılar da yapar. Birleşmiş Milletlerin bütün üyeleri Genel Kurul’da temsil edilir; her üye ülke en çok beş temsilci bulundurabilir. Büyük küçük her üyenin yalnız bir oy hakkı vardır. Parlamento işleyişini andıran Genel Kurul, çalışmalarını sırasında Birleşmiş Milletlerin çeşitli kuruluşlarının çalışmalarını denetler. Her türlü uluslararası konuda görüş bildirme, öneri getirme, konferans toplama, bazı Birleşmiş Milletler kuruluşlarının üyelerini belirleme yetkisi vardır. Önemli olmayan konularda kararlar oy çokluğuyla alınır. Mali ya da yeni bir ülkenin üyeliğe kabulü gibi önemli konularda üçte iki çoğunluk gerekir.



GÜVENLİK KONSEYİ:



Uluslararası barış ve güvelikten sorumlu olan Güvenlik Konseyi’nin on beş üyesi vardır. Bu üyelerin beşi (İngiltere, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Çin) Güvenlik Konseyi’nde her zaman yer alır ve daimi üyeler olarak bilinir. Geri kalan on üye ülke, Genel Kurulca iki yıllık bir süre için seçilir.



Güvenlik Konseyine getirilen anlaşmazlıkların genellikle siyasal nitelikte olduğundan, on beş ülke ortak bir çözüm üzerinde her zaman anlaşmaya varamayabilir. Güvenlik Konseyi’nin karar alabilmesi için en az dokuz üyenin ″evet″ oyu vermesi gerekir. Daimi üyelerden birinin kullanacağı ″hayır″ oyuna veto adı verilir. Bir konuda veto oyu kullanılmışsa, karar alınamaz. Ancak daimi üyeler olumlu oy kullanmayacakları bir konuda konseyin karar almasına engel olmak istemezlerse, oylamada çekimser oy kullanabilirler. Bununla birlikte, Birleşmiş Milletlerin karar alabilmesinin başka yolları da vardır. Örneğin, Genel Kurul, bir bunalım baş gösterdiği zaman üyelerini olağanüstü toplantıya çağırabilir. Uluslararası bir anlaşmazlık çıkınca, Güvenlik Konseyi durumu inceleyerek, taraflara sorunu barışçı yollardan çözmeleri çağrısında bulunabilir. Bunun gerçekleşmemesi durumunda Güvenlik Konseyi anlaşmazlığın çözümüne ilişkin çeşitli yollar önerebilir. Eğer anlaşmazlık silahlı çatışmaya dönüşmüşse, Güvenlik Konseyi tarafları ateşkese çağırabilir; ilgili ülke ya da ülkelerle bütün ticaret, demiryolu, denizyolu, posta, havayolu ve diğer bağlantıların çağrısında bulunabilir. Birlemiş Milletler görevlileri de barış görüşmeleri yapılmasına çalışırlar. Eğer ateşkes sağlanmışsa, üye ülkelerin asker birliklerinden oluşan Birleşmiş Milletlerin Barış Gücü sorunlu bölgeye gönderebilir.



EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY:



Birleşmiş Milletler ırk, din, dil gibi konularda ayrımcılık gözetmeden yoksullara, hastalara ve okuma yazma bilmeyenlere yardım eli uzatan bir örgüt ağı kurmuştur. Bu yardım işini, Genel Kurul’un üç yıllık bir süre için seçtiği elli dört üyeden oluşan Ekonomik ve Sosyal Konsey yürütür.



Konsey’e bağlı olarak çalışan uzmanlık komisyonları vardır. Bunlar insan hakları, kadın erkek eşitliği, ticaret, nüfus, uyuşturucu maddeler gibi konularla ilgili çalışmalarda bulunurlar. Bunlardan biri olan İnsan Hakları Komisyonu, bütün insanların eşit haklara sahip olduğunu ilan eden İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRİSİ’Nİ hazırlamıştır.



VESAYET MECLİSİ:



Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) sonrasında, Milletler Cemiyeti’nin aldığı bir kararla Almanya’ya bağlı sömürgelerin ve önceden Osmanlı İmpartorluğu’na bağlı bazı toprakların yönetimi, o bölgelerin halkların kendi kendilerini yönetmeye hazır duruma gelinceye kadar, İtilaf Devletleri kontrolüne verildi. İkinci Dünya Savaşı’nda (1939-1945) sonra da bazı ülkelerin nasıl yönetileceğine ve hangi ülkenin sorumluluğuna verileceğine ilişkin Vesayet Antlaşması hazırladı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından üç yıl için seçilen Vesayet Meclisi, bu Antlaşmaları gerektiği gibi uygulamasını sağlamak için ilgili bölgeleri denetlemekle görevlidir. Başlangıçta, Vesayet Meclisi’nin yönetici ülkeler aracılığıyla sorumluluğunu üstlendiği on bölge vardı ve bu bölgelerde yaşayan insanların toplam nüfusu on dokuz milyonu buluyordu. Hepsi Afrika’da ve Büyük Okyanus’ta bulunan bu bölgelerin çoğu sonradan bağımsızlığını kazanarak Birleşmiş Milletlere üye oldu. Bugün Amerika Birleşik Devletleri yönetimi altındaki Pasifik Adaları’ndan başka dünyada Vesayet Bölgesi kalmamıştır.



ULUSLARARASI ADALET DİVANI:



Birleşmiş Milletlerin hukuk mahkemesi olan Uluslararası Adalet Divanı, çoğu kez çıkacak karara uymayı önceden kabul eden ülkelerin getirdiği davalara bakar. Uluslararası Hukukla ilgili olarak kendisine getirilen sorunlara ilişkin önerilerde bulunur. Divan, her biri değişik ülkeden gelen ve dokuz yıl süreyle görev yapan on beş yargıçtan oluşur.



Kimi zaman Dünya Mahkemesi diye de adlandırılan bu mahkemeye getirilen bütün sorunlar, oturuma katılan yargıçların oyçokluğuyla karara bağlanır. Divan en az dokuz yargıcın katılmasıyla toplanır. Yargıçlar, Genel Kurul ve Güvenlik Konseyi’nce seçilirler. Divan, Lahey’in dışında başka yerlerde de toplanabilirler.



SEKRETERLİK:



Birleşmiş Milletlerin yönetim organı olan Sekreterlik, Birleşmiş Milletlerin kararlarını uygular. Birleşmiş Milletlerin genel sekreterliğine bağlı olarak çalışan Sekreterlikte üye ülkelerin hemen hepsinden yaklaşık on altı bin kişi çalışır. Hangi ülkeden olursa olsun, Sekreterlik çalışanları Birleşmiş Milletlere bağlılık andı içerler ve kendi ülkelerinden buyruk alamazlar. Çoğu New York’ta diğer sekreterlik çalışanları kendilerine nerede gerek duyuyorsa orada çalışırlar.



Uluslararası barış ve güvenliği tehlikeye sokan ya da bozan herhangi bir sorunu Birleşmiş Milletlere götürmek ve her yıl örgütün çalışmalarının sonucunda Genel Kurula bir rapor sunmak Genel Sekreterin görevidir.



Örneğin 1953-1962 yılları arasında görev yapan Dag Hammarskjöld 1956 yılında Süveyş’te ve 1962 yılında Küba’da savaş tehlikesinin ortadan kaldırılmasında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri önemli rol oynamıştır.



Birleşmiş Milletlerin bugüne kadar ki bazı önemli Genel Sekreterleri aşağıda verilmiştir:



• Trygve Lie (NORVEÇ)

• Dag Hammarskjöld (İSVEÇ)

• U Thant (BİRMANYA BÜGÜNKÜ MYANMAR)

• Kurt Waldheim (AVUSTURYA)

• Javier Perez de Cuellar (PERU)

• Cofi Annan (GANA)



Şuanda görevde olan Genel Sekreter ise Ban Ki-Moon (GÜNEY KORE) dur.



BİRLEŞMİŞ MİLLETLERE BAĞLI BAZI ÖNEMLİ KURULUŞLAR:



• IMF (Uluslararası Para Fonu)

• UNESCO (Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü)

• WB (Dünya Bankası)

• WHO (Dünya Sağlık Örgütü)

• IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu)

• UNICEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu)





Bu kuruluşlar Birleşmiş Milletler bünyesinde Birleşmiş Milletler Konseyinin belirlediği plan çerçevesinde dünyanın her yerinde faaliyet gösteririler.



BİRLEŞMİŞ MİLLETLERE ÜYE OLAN ÜLKELER:



• 1945 yılında; ABD, Avustralya, Belçika, Beyaz Rusya, Birleşik Krallık ( İngiltere) , Bolivya, Brezilya, Çekoslovakya (Şimdi ise ayrılmış olarak Çek Cumhuriyeti ve Slovak Cumhuriyeti), Çin, Danimarka, Dominik Cumhuriyeti, Ekvador, El Salvador, Etiyopya, Filipinler, Fransa, Guatemala, Güney Afrika, Haiti, Hindistan, Hollanda, Honduras, Irak, İran, Kanada, Kolombiya, Kosta Rika, Küba, Libya, Lübnan, Lüksemburg, Meksika, Mısır, Nikaragua, Norveç, Panama, Paraguay, Peru, Polonya, SSCB (şimdiki Rusya), Suriye, Suudi Arabistan, Şili, Türkiye, Ukrayna, Uruguay, Venezuela, Yeni Zelanda, Yugoslavya, Yunanistan.

• 1946 yılında; Afganistan, İsviçre, İzlanda,Tayland.

• 1947 yılında; Pakistan, Yemen Arap Cumhuriyeti. (1990’da Yemen Demokratik Cumhuriyeti ile birleşti)

• 1948 yılında; Birmanya (bugün Myanmar)

• 1949 yılında; İsrail.

• 1950 yılında; Endonezya.

• 1955 yılında; Arnavutluk, Avusturya, Bulgaristan, Finlandiya, İrlanda, İspanya, İtalya, Kamboçya, Laos, Libya, Macaristan, Nepal, Portekiz, Romanya, Sri Lanka, Ürdün.

• 1956 yılında; Japonya, Fas, Sudan, Tunus.

• 1957 yılında; Gana, Malezya.

• 1958 yılında; Gine.

• 1960 yılında; Benin (Dahomey), Burkina Faso (Yukarı Volta), Çad, Fildişi Kıyısı, Gabon, Kamerun, Kıbrıs, Kongo, Madagaskar, Mali, Nijer, Nijerya, Senegal, Somali, Togo, Zaire.

• 1961 yılında; Moritanya, Moğolistan, Sierra Leone, Tanzanya (Tanganika ile 1963’te Birleşmiş Milletlere üye olan Zengibar ile 1964 yılında birleşti).

• 1962 yılında; Burundi, Cezayir, Jamaika, Raunda, Trinidad ve Tobago, Uganda.

• 1963 yılında; Kenya, Kuveyt.

• 1964 yılında; Malavi, Malta, Zambiya.

• 1965 yılında; Gambiya, Maldivler, Singapur.

• 1966 yılında; Barbados, Botsvana, Guyana, Lesotho.

• 1967 yılında; Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti (Güney Yemen 1990’da Yemen Arap Cumhuriyeti ile birşleşti).

• 1968 yılında; Ekvator Ginesi, Mauritius, Svaziland.

• 1970 yılında; Fiji.

• 1971 yılında; Bahreyn, Bhutan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar.

• 1973 yılında; Bahamalar.

• 1974 yılında; Bangladeş, GineBissau, Grenada.

• 1975 yılında; Cabo Verde, Komorolar, Mozambik, Papua Yeni Gine, Sao Tome ve Prı’ncipe, Surinam.

• 1976 yılında; Angola, Batı Samoa, Seyşeller.

• 1977 yılında; Cibuti, Vietnam

• 1978 yılında; Solomon Adaları.

• 1979 yılında; Dominika, St. Lucia.

• 1980 yılında; St. Vincet ve Gren adinler, Zimbabwe.

• 1981 yılında; Antigua ve Barbuda, Belize, Vanuatu.

• 1983 yılında; St. Cristopher ve Nevis.

• 1984 yılında; Brunei.

• 1990 yılında; Liechtenstein, Namibia.

• 1991 yılında; Estonya, Güney Kore, Kuzey Kore, Letonya, Litvanya, Marshall Adaları, Mikronezya.

• 1992 yılında; Azerbaycan, Bosna Hersek, Ermenistan, Hırvatistan, Kırgızistan, Moldova, Özbekistan, San Marino, Slovenya, Tacikistan, Türkmenistan.

• 2006 yılında; Karadağ.



Birleşmiş Milletler bünyesine katılmıştır. Şuan 192 üye ülke bünyesinde bulunmaktadır.





BİRLEŞMİŞ MİLLETLERE YÖNELİK ELEŞTİRİLER:



Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki daimi üyelik ve veto sistemi hiyerarşik bir dünya tasavvurunun izlerini taşıdığı, dolayısıyla devletlerin egemen eşitliği prensibiyle çeliştiği gerekçesiyle eleştirilmektedir. Uluslararası sisteme ve hukuka güç parametreleri açısından yaklaşanlar ise Güvenlik Konseyi’ndeki daimi üyeliklerin İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemin güç dengelerini yansıttığını, aradan geçen dönemde değişik özellikleriyle dikkate alınması gereken güçler haline gelen Japonya, Almanya, Hindistan gibi ülkelerin daimi üyelik statüsüne sahip olamamaları açısından bir istikrarsızlık potansiyeli oluşturduğunu söylemektedirler.



Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin Birleşmiş Milletler karşısındaki tavrı da değişiklikler arz etmektedir. Amerika Birleşik Devletleri bir yandan Birleşmiş Milletler bütçesinin %25’e yakın tek başına sağlayıp, Birleşmiş Milletler sistemi içerisinde yer alan IMF (Uluslararası Para Fonu) ve Dünya Bankası gibi finans kuruluşlarındaki ağırlıyla bu örgütleri milli çıkarları doğrultusunda yönlendirme imkanını elinde tutarken, diğer yandan da sistemi krize sokabilecek tavırlar sergilemekten de çekinmemektedir. Bu ülke Birleşmiş Milletler sisteminin kurulmasında en etkili rolü oynayan ülke olmasına rağmen, egemenliğine sınırlama getirecek, Birleşmiş Milletler eylemlerine hemen her zaman karşı çıkmıştır. Bu tavrın son örnekleri Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nin kurulması ve Irak Savaşı sırasında sergilemiştir.



TÜRKİYE VE BİRLEŞMİŞ MİLLETLER:



Özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde Türkiye’nin Birleşmiş Milletlerdeki rolünün önem kazandığında bahsetmek mümkündür.



Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve Kafkas ülkelerinin Birleşmiş Milletlere üye olmasıyla etkinliği artan Türkiye tarihi, kültürel ve jeopolitik özelliklerinden kaynaklanan uluslararası kriz yaşanan birçok bölgede aktif görevler üstlenmiştir.



1993-1994 yıllarında Somali’ye gönderilen ikinci barış gücü UNOSOM-II’ye (Birleşmiş Milletler Somali Operasyonu), Bosna Hersek’te Dayton Barış Antlaşması’nın uygulanmasına yardımcı olmak ve barış sürecinde toplumsal düzenin sağlanmasında katkıda bulunmak üzere kurulan ″Birleşmiş Milletler Uluslararası Polis Gücünde (UNIPTF)″ Mart 1996 ile Aralık 2002 arasında Türkiye’den 101 personel görev yapmıştır. Türkiye 1 Ocak 2003’ten itibaren görevi devralan Avrupa Birliği Polis Gücü’ne de katlım sağlamaktadır.



Türkiye Kosova’daki Çok Uluslu Barış Gücü’ne 994 askerden oluşan bir taburla katılmıştır. Ayrıca Kosova’da görev yapmakta olan UNMIK Polis Gücü’nde (UNMIK-CIVPOL) ülkemiz 120 polisle temsil edilmektedir. Türkiye, Kosova krizinin başlangıcından itibaren yaptığı yoğun insani ve ekonomik yardımların yanı sıra, son olarak beş milyon dolarlık bir bağışla Kosova’daki sosyal ve kültürel projeleri desteklemiştir.



Ayrıca Türkiye Arnavutluk’a yapılan insani yardımların bu ülkeye süratli ve güvenli bir şekilde ulaştırılması amacıyla oluşturulan Çok Uluslu Koruma Gücü’ne 779 kişiden oluşan bir birlikle katılmıştır.



Son olarak Türkiye, Haziran 2002 – Şubat 2003 tarihleri arasında Afganistan’daki ISAF-IF’ye (Uluslararası Güvenlik ve Yardım Kuvveti) aktif olarak katılarak uluslararası gücün komutanlığını sekiz ay süreyle yürütmüştür. ISAF-III’e ise halen 229 personel ile destek vermeye devam etmektedir.



Ayrıca, 25 Mart 2002 tarihi itibari ile Birleşmiş Milletler Sekretaryası’nda on sekizi yönetici düzeyinde olmak üzere toplam otuz beş görevli çalışmaktadır.

























































































İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ



10 ARALIK 1948





















































İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ



10 ARALIK 1948



İnsanlık ailesinin bütün üyelerinin doğal yapısındaki onuru ile eşit ve devredilemez haklarını tanımanın dünyada özgürlük, adalet ve barışın temeli olduğunu, insan haklarını göz ardı etmenin ve hor görmenin, insanlığın vicdanında infial uyandıran barbarca eylemlere yol açtığını, insanların korku ve yoksulluktan kurtulması, konuşma ve inanma özgürlüğüne sahip olacağı bir dünyanın ortaya çıkmasının sıradan insanların en yüksek özlemi olarak ilan edilmiştir. İnsanın zorbalık ve baskıya karşı son çare olarak başkaldırmak zorunda kalmaması için, insan haklarının hukukun egemenliği ile korunmasının önemli olduğunu, uluslararasında dostça ilişkiler geliştirmenin önemli olduğunu, Birleşmiş Milletler halklarının, Birleşmiş Milletler Kuruluş Belgesinde, temel insan haklarına, kişinin onuruna ve değerine, erkekler ile kadınların hak eşitliğine olan inançlarını teyit ettiklerini ve daha geniş özgürlük içinde toplumsal gelişme ve daha iyi bir yaşam düzeyini sağlamaya kararlı olduklarını, üye devletlerin, Birleşmiş Milletlerle işbirliği içinde, insan haklarının ve temel ve temel özgürlüklerin evrensel olarak saygı görmesi ve gözetilmesini sağlamayı taahhüt ettiklerini, bu hak ve özgürlüklerde ortak bir anlayışa sahip olmanın, bu taahhüdün tam olarak gerçekleşmesi için büyük önem taşıdığını göz önüne alarak, Genel Kurul bütün halklar ve uluslar için bir ortak başarı ölçüsü olarak bu İnsan Hakları Evrensel bildirgesini ilan eder. Öyle ki her birey ve toplumun her organı bu bildirgeyi daima göz önünde bulundurarak bu hak ve özgürlüklere saygının yerleşmesini amaçlayan eğitim ve öğretim yoluyla hem üye devletlerin halkalarına hm egemenlikleri altındaki altında ki halkalarda bu hak ve özgürlüklerin evrensel ve etkin olarak tanınmasını ve gözetilmesini amaçlayan ulusal ve uluslararası tedrici önlemler alarak çaba göstersinler.



İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİNİN MADDELERİ;



MADDE 1:



Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdanla donatılmışlardır. Birbirlerine kardeşlik anlayışı ile davranmalıdırlar.



MADDE 2:



• Herkes ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka türden kanaat, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğuş veya başka türden statü gibi herhangi bir ayrım gözetilmeksizin, bu bildirgede belirtilen bütün hak ve özgürlüklere sahiptir.

• Ayrıca, bağımsız, vesayet altında ya da kendi kendini yönetemeyen ya da egemenliği başka yollardan sınırlanmış bir ülke olsun ya da olsun olmasın, bir kişinin uyruğu olduğu ülke ya da memleketin siyasal, hukuksal ya da uluslararası statüsüne dayanarak hiçbir ayrım yapılmaz.





MADDE 3:



Herkesin yaşama hakkı ile kişi özgürlüğü ve güvenliğine hakkı vardır.



MADDE 4:



Hiç kimse, kölelik ya da kulluk altında tutulamaz; her türlü kölelik ve köle ticareti yasaktır.



MADDE 5:



Hiç kimseye işkence ya da zalimce, insanlık dışı, aşağılayıcı muamele ve ceza uygulanmaz.



MADDE 6:



Herkesin nerde olursa olsun yasa önünde bir kişi olarak tanınma hakkı vardır.



MADDE 7:



Herkes yasa önünde eşittir ve ayrım gözetilmeksizin yasa tarafından eşit korunmaya hakkı vardır. Herkes, bu bildirgeye aykırı herhangi bir ayrımcılığa ve ayrımcı kışkırtmalara karşı eşit korunma hakkına sahiptir.



MADDE 8:



Herkesin anayasa ya da yasayla tanınmış temel haklarını ihlal eden eylemlere karşı yetkili ulusal mahkemeler eliyle etkin bir yargı yolundan yararlanma hakkı vardır



MADDE 9:



Hiç kimse keyfi olarak yakalanamaz, tutuklanamaz ve sürgün edilemez.



MADDE 10:



Herkesin, hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesinde ve kendisine herhangi bir suç isnadında bağımsı ve yansız bir mahkeme tarafından tam bir eşitlikle, hakça ve kamuya açık olarak yargılanmaya hakkı vardır.



MADDE 11:

• Kendisine cezai bir suç yüklenen herkesin, savunması için gerekli olan tüm güvencelerin tanındığı, kamuya açık bir yargılama sonucunda suçluluğu yasaya göre kanıtlanıncaya kadar suçsuz sayılma hakkı vardır.

• Hiç kimse, işlendiği sırada ulusal ya da uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan herhangi bir fiil yapmak ya da yapmamaktan dolayı suçlu sayılmaz. Kimseye, suçun işlendiği sırada yasalarda öngörülen cezadan daha ağır bir ceza verilmez.



MADDE 12:



Hiç kimsenin özel yaşamına, ailesine, evine ya da yazışmasına keyfi olarak karşılamaz, onuruna ve adına saldırmaz. Herkesin, bu gibi müdahale ya da saldırılara karşı yasa tarafından korunma hakkı vardır.



MADDE 13:



• Herkesin, her devletin sınırları içinde seyahat ve oturma özgürlüğü hakkı vardır.

• Herkes kendi ülkesi de dâhil, herhangi bir ülkeden ayrılma ve o ülkeye dönme hakkına sahiptir.



MADDE 14:



• Herkesin, sürekli baskı altında tutulduğunda, başka ülkelere sığınma ve kabul edilme hakkı vardır.

• Gerçekten siyasal nitelik taşıyan suçlardan kaynaklanan ya da Birleşmiş Milletlerin amaç ve ilkelerine aykırı fiillerden kaynaklanan kovuşturma durumunda, bu hak ileri sürülmez.



MADDE 15:



• Herkesin bir ülkenin yurttaşı olmaya hakkı vardır.

• Hiç kimse keyfi olarak uyrukluğundan yoksun bırakılmaz, kimsenin uyrukluğunu değiştirme hakkı yadsınamaz.



MADDE 16:



• Yetişkin erkeklerle kadınların, ırk, uyrukluk ya da din bakımından herhangi bir sınırlama yapılmaksızın, evlenmeye ve bir aile kurmaya hakkı vardır. Elenmede, evlilikte ve evliliğin bozulmasında hakları eşittir.

• Evlilik, ancak evlenmeye niyetlenen eşlerin özgür ve tam oluruyla yapılır.

• Aile, toplumun doğal ve temel birimidir; toplum ve devlet tarafından korunur.



MADDE 17:



• Herkesin, tek başına ya da başkalarıyla oraklık içinde, mülkiyet hakkı vardır.

• Kimse mülkiyetinden keyfi olarak yoksun bırakılamaz.



MADDE 18:



Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır; bu hak, din veya inancını

Değiştirme özgürlüğünü, din veya inancını tek başına veya topluca ve kamuya açık veya özel olarak öğretme, uygulama, ibadet ve uyma yoluyla açıklama serbestliğini de kapsar.



MADDE 19:



Herkesin kanaat ve ifade özgürlüğüne hakkı vardır; bu hak, müdahale olmaksızın kanaat taşıma ve herhangi bir yoldan ve ülke sınırlarını gözetmeksizin bilgi ve fikirlere ulaşmaya çalışma, onları edinme ve yayma serbestliğini de kapsar.



MADDE 20:



• Herkes, barış içinde toplama ve örgütlenme hakkına sahiptir.

• Hiç kimse, bir örgüte üye olmaya zorlanamaz.



MADDE 21:



• Herkes, doğrudan ya da serbestçe seçilmiş temsilcileri aracılığı ile ülkesinin yönetimine katılma hakkına sahiptir.

• Herkesin, ülkesinde kamu hizmetlerinden eşit yararlanma hakkı vardır.

• Halk iradesi, otoritesinin temelini oluşturulmalıdır; bu irade, genel ve eşit oy hakkı ile gizli ve serbest oylama yoluyla, belirli aralıklarla yapılan dürüst seçimlerle belirtilir.



MADDE 22:



Herkesin, toplumun bir üyesi olarak, toplumsal güvenliğe hakkı vardır; ulusal çabalarla, uluslararası işbirliği yoluyla her devletin örgütlenme ve kaynaklarına göre herkes insan onuru ve kişiliğin özgür gelişmesi bakımından vazgeçilmez olan ekonomik, toplumsal ve kültürel haklarının gerçekleştirilmesi hakkına sahiptir.



MADDE 23:



• Herkesin çalışma, işini özgürce seçme, adil ve elverişli koşullarda çalışma ve işsizliğe karşı korunma hakkı vardır.

• Herkesin, herhangi bir ayrım gözetilmeksizin, eşit iş için eşit ücrete hakkı vardır.

• Çalışan herkesin, kendisi ve ailesi için insan onuruna yaraşır bir yaşam sağlayacak düzeyde, adil ve elverişli ücretlendirmeye hakkı vardır; bu, gerekirse başka toplumsal korunma yollarıyla desteklenmelidir.

• Herkesin, çıkarını korumak için sendika kurma ya da sendikaya üye olma hakkı vardır.



MADDE 24:



Herkesin, dinlenme ve boş zamana hakkı vardır. Bu iş saatlerinin makul ölçüde sınırlandırılması ve belirli aralıklarla ücretli tatil yapma hakkı vardır.



MADDE 25:



• Herkesin kendisinin, ailesinin sağlığı ve iyi yaşama için yeterli yaşama standartlarına hakkı vardır. Bu hak, beslenme, giyim, konut, tıbbi bakım ile gerekli toplumsal hizmetleri; işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık ya da kendi denetiminin dışındaki koşullardan kaynaklanan başka geçimini sağlayamama durumlarında güvenlik hakkını da kapsar.

• Anne ve çocukların, özel bakıma ve yardıma hakları vardır. Tüm çocuklar, evlilik için ya da dışı doğmuş olmalarına bakılmaksızın aynı toplumsal korumadan yararlanır.



MADDE 26:



• Herkes eğitim hakkına sahiptir. Eğitim en azından ilk ve temel öğrenim aşamalarında parasızdır. İlköğretim zorunludur. Teknik ve mesleki eğitim herkese açıktır. Yüksek öğrenim, yeteneğe göre herkese eşit olarak sağlanır.

• Eğitim, insan kişiliğinin tam geliştirmesine, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygıyı güçlendirmeye yönelik olmalıdır. Eğitim, bütün uluslar, ırklar, dinsel gruplar arasında anlayış, hoşgörü, dostluğu yerleştirmeli ve Birleşmiş Milletlerin barışı koruma yolundaki etkinliklerini güçlendirmelidir.

• Ana-babalar, çocuklarına verilecek eğitimi seçmede öncelikli hak sahibidir.



MADDE 27:



• Herkes, topluluğun kültürel yaşamına özgürce katılma, sanattan yararlanma ve bilimsel gelişmeye katılarak onun yararlarına paylaşma hakkına sahiptir.

• Herkesin kendi yaratısı olan bilim, yazın ve sanat ürünlerinden doğan manevi ve maddi çıkarlarının korunmasına hakkı vardır.



MADDE 28:



Herkesin bu bildirgede ileri sürülen hak ve özgürlüklerinin tam olarak gerçekleşebileceği bir toplumsal ve uluslararası düzene hakkı vardır.









MADDE 29:



• Herkesin, kişiliğinin özgürce ve tam gelişmesine olanak sağlayan tek ortam olan topluluğuna karşı ödevleri vardır.

• Herkes, hak ve özgürlüklerini kullanırken, ancak başkalarının hak ve özgürlüklerinin gereğince tanınması ve bunlara saygı gösterilmesinin sağlanması ile demokratik bir toplumdaki ahlak, kamu düzeni ve genel refahın adil gereklerinin karşılanması amacıyla, yasayla belirlenmiş sınırlara bağlı olabilir.

• Bu, hak ve özgürlükler, hiçbir koşulda Birleşmiş M illetlerin amaç ve ilkelerine aykırı olarak kullanılamaz.



MADDE 30:



Bu bildirgenin hiçbir hükmü, herhangi bir devlet, grup ya da kişiye, burada belirtilen hak ve özgürlüklerden herhangi birinin yok edilmesini amaçlayan herhangi bir etkinlikte ve eylemde bulunma hakkı verecek şekilde yorumlanamaz.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 21
Dün Tekil 936
Bugün Tekil 586
Toplam Tekil 1642757
IP 54.158.92.239






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































11 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yabancı kültürlere girmek demek, onun hakimiyetine girmek demektir.
(Mete'nin Oğlu)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.907 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu