GÜZEL MEMLEKETİMİN GÜZEL İNSANLARI - Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









GÜZEL MEMLEKETİMİN GÜZEL İNSANLARI - Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK
Tarih: 11.04.2012 > Kaç kez okundu? 1979

Paylaş


Yıllardır yurt içinde ve yurt dışında seyahat ederim. Tercihim esas itibariyle karayoludur. Ülkemde ziyaret edemediğim birkaç il var. Dünyanın neredeyse yüzde 20’sini gezdim. Gezdiğim ülkelerin bir kısmını anlattığım bir seyahat hatıraları kitabım var: 30 Şubat’ta Doğdum Yerimde Duramıyorum. Yakında, İspanya’da Endülüs seyahatimi konu alan ‘Hüzün Medeniyeti’ çıkacak… Arkasından meşhur seyyah “İbni Batuta’nın ülkesi Fas’ta seyahat”, sonra ABD, arkasından Batı Trakya ve Almanya hatıralarım yayınlanacak… Seyahatlerim esnasında o kadar çok ilginçlikler yaşadım ki saymak mümkün değildir. Bunlardan ikisini bu haftaki yazımın konusu yapacağım.



KAYIP TERMOS

Sık sık ‘sılayı rahim’ yaparım. 2 yıl kadar önceydi. Memleketim olan Gaziantep İslâhiye’ye gitmek üzere eşimle birlikte Adapazarı’ndan ayrıldım. Âdetimdir, yolda her ne lâzım olabilecekse arabama alırım. Termos, çay-kahve, pratik yatak vs. Otoban’dan Bolu Dağı Tüneli’ni çıkıp ilk mola yerinde duruyorum. Bu tesis benim için oldukça ilginç… Tuvaletleri televizyonlu! Yani her pisuarın üzerinde bir televizyon ekranı var ve faal… İlk gördüğümde kahkahalarla gülmüştüm. Hatta resimlerini de çektim. Bu resimleri dünyanın değişik yerlerinde gördüğüm WC’lerle birlikte konferanslarımda kullanıyorum.



Çay-kahve ve çerez faslımı belirttiğim tesiste tamamladım. Termosuma da oradan sıcak su koydurdum. Bir süre oturduktan sonra kalktık. Bir saat kadar sonra bir mola daha verdim. Hayret termos yok... Termosu ilk mola yerinde unuttuğumu anladım. Çok ama çok üzüldüm, yapılacak bir şey yok…



Unuttuğum termos, maddeten değerli bir şey değil… 1973 yılında ilk defa çıktığım yurtdışı seyahatimde, Almanya’da Münih’ten aldığım çok basit bir termos… İyi hatırlıyorum, değeri sadece 1 Mark idi. Termosun benim için değeri manevi idi. Üç evladımın da mama kabı olmuştu. Çok iyi koruyordum. Kaybolmasına bu yüzden gerçekten çok üzüldüm. Neredeyse 40 yıllık bir hatıra… Artık yoktu!



Bir hafta sonra Adapazarı’na dönüyorum. Bahsettiğim tesisin karşısındaki tesiste mola verdim. Çay getiren garsona lâf olsun diye soruyorum:

— Şu karşıdaki tesis de bu firmaya mı ait?

Cevap:

— Evet…

Yine lâf olsun diye soruyorum:

— Geçen hafta orada bir termos unuttum. Acaba sorma imkânınız var mı?

Cevap:

— Evet, tabii, hemen sorayım…

Telefonla soruyor. Termosun rengini ve tipini soruyorlar. Oradaymış. Biraz sonra da getiriyorlar.

Gel de sevinme…

Memleketimin, emanetlere sadık insanlarına gel de sevme…

Kim ne derse desin.

‘Çağ değişti’ desinler…

‘İnsanlar değişti’ desinler.

Hiç birinin anlamı yok.

Maya sağlam…



KAYIP FOTOĞRA MAKİNESİ

Geçen hafta İstanbul’a gittim. Gece yalnız başıma arabamla Adapazarı’na dönüyorum. Giderken bir süredir kullanmadığım, 2005 yılında Kırgızistan’a giderken, o zamanın parasıyla oldukça pahalı olan (1 milyar 100 bin TL) ama çok işime yarayan, şimdi bataryası çok sık bittiği için kullanmadığım, Canon dijital fotoğraf makinemi de yanıma alıyorum. Bir arkadaşım yeni bir kamera kılıfı verdi. Ona yerleştirip kemerime de taktım. Şarjlı olan pil, ancak birkaç poz işe yarayacak ama nedense yine de yanıma aldım. Hafıza kartında ne tür resimler var, onu da bilmiyorum.



İzmit’in İstanbul tarafından girişinde bulunan bir tesise giriyorum. Niyetim bir kahve için lavaboya gitmek… Lavabo tamiratta ve ihtiyaç gidermek mümkün değil. Dışarı çıkıyorum. Bari kahvemi, termosumdan, arabamda içeyim diyor ve içiyorum. Sonra da Adapazarı’na dönüyorum.



Ertesi günü kemerimde takılı olan kameramın yerinde olmadığını görüyorum. Kılıfın parçası kemerde ama kendisi yok… Acaba arabama mı düştü diye arıyorum, yok… İstanbul’da gittiğim yeri arıyorum, orada da yok. Evi bir daha kontrol ediyorum, yine yok… Kaybettiğim kesin. Bulma umudum hiç yok!



Fakülte’ye geliyorum. Sekreter hanım beni bir TIR şoförünün aradığını söylüyor. Adı, Hamis Sinnep… Telefon numarasını da bırakmış. Hemen arıyorum.



Soruyor:

— Salih Bey, siz fotoğraf makinenizi kaybettiniz mi?

— Evet…

— Makineniz bende…

— Hayret, nasıl oldu da beni bulabildiniz?

— Ben TIR şoförüyüm. Her gün Kocaeli Kartepe’deki NARPAK meyve işleme fabrikadan İstanbul Sebze Meyve Hali’ne meyve taşırım. Kusura bakmayın, makinenizin içindeki hafıza kartını bilgisayarda kontrol ettim. Sizin Sakarya Üniversitesi’nde olduğunuzu öğrendim. Fakültenizin telefon numarasını da internetten öğrenip sizi aradım. Şimdi İstanbul’dayım. Yarın saat 8:00’de işyerimde olacağım.



Öyle mutluyum ki… Anlatmak mümkün değil... Ertesi günü Kartepe’de tarif ettiği işyerinde buluştuk. Hemşeri çıktık. Kilis doğumlu bir zat… Ancak çocukluğu Hatay Reyhanlı’da geçmiş… Halen İstanbul’da ikamet ediyor. Maşallah 8 çocuk sahibi... Benden iki yaş küçük… Tam bir Anadolu insanı… Bir süre sohbet ettik. Kahve ikram etti. Hazırladıkları muzlardan bir paket arabama koydu Haberleşme bilgilerimi kendisine verdim.



Fabrikanın önünde kayıp-buluntu fotoğraf makinemle birkaç poz fotoğraf çektirdik. Demek ki çıkara dayalı olmayan dostluklar böyle ediniliyor. Şükürler olsun Allah’ım Sana…



Şimdi gel de sevinme…

Memleketimin, bulduğu eşyaları asıl sahibine vermek üzere çırpınan güzel insanlarının hâlâ var olduklarına gel de sevme…

Kim ne derse desin.

‘Çağ değişti’ desinler…

‘İnsanlar değişti’ desinler.

Hiç birinin anlamı yok.

Maya sağlam…



Görüştüğüm bu insanlar çok okumuş ve büyük unvanlara sahip insanlara da benzemiyorlardı.

Ama onların çoğundan çok daha tutarlı, saf, samimi ve yaptıklarından emin ve mutlu gözüküyorlardı.

Ne dersiniz?

İnsanlarımızı çok mu okutuyoruz?



Titirsiz,

Unvansız,

Mevki ve makam derdi olmayan

İnsanımızı

Seviyorum.











Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 17
Dün Tekil 861
Bugün Tekil 784
Toplam Tekil 1635490
IP 54.166.48.3






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































2 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ey Türk Beyleri, Milletim, İşitin! Yukarıda Gök Çökmedikçe aşağıda yer delinmedikçe, TÜRK Ulusu senin ülkeni kim alabilir? Töreni kim Bozabilir?
(Bilge KAĞAN)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.002 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu