TÜRK ASKERİNİN AFGANİSTAN’DA İŞİ VAR. AMA... - Dr. Tahir Tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









TÜRK ASKERİNİN AFGANİSTAN’DA İŞİ VAR. AMA... - Dr. Tahir Tamer KUMKALE
Tarih: 25.03.2012 > Kaç kez okundu? 2005

Paylaş


Komşuları ile ve bütün devletlerle iyi geçinmek Türkiye siyasetinin esasıdır.(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1930)



Türkiye yine şehitlerine ağladı. Bu defa acı haber dışarıdan, dost ve kardeş ülke Afganistan’dan geldi. Başkent Kabil'deki Türk Bölge Komutanlığı'na bağlı Sikorsky UH-60 tipi bir helikopterin düşmesi sonucunda Türk Silahlı Kuvvetlerinin 12 rütbeli personeli şehitlik mertebesine erişti. Şehit olanlar arasında bulunan 4 binbaşı, 2 yüzbaşı, 3 üsteğmen, 2 astsubay ve 1 uzman çavuş gözyaşları içinde toprağa verildi.



Yurtdışından şehit haberleri kamuoyunda şiddetli tartışmalara yol açtı. Askerlerimiz kim için ve neden şehit olmuşlardır. Afganistan’ı işgâl eden haçlı güçleri arasında Müslüman Türk askerinin ne işi vardır? gibi sorular sorularak Afganistandaki Türk askeri varlığı CHP yönetimi dahil, medyada da ciddi şekilde sorgulanmaya başlanmıştır.



Önce başlıktaki sorunun cevabını verelim ve AMA’nın sebebini açıklayalım.



Afganistan’da Türkiye’nin ne işi vardır sorusu temelden yanlıştır. Afganistan’da Türkiye’nin her zaman işi vardır ve bu iş özgür Afganistan kaldığı sürece hiç bitmeyecektir.



Ama, Türkiyenin Afganistan ile olan ilişkileri ABD ve NATO güdümünde yürütülen politikalara yardım ve destek birliği şeklinde, yani tamamen bizim insiyatifimiz dışında gelişen olaylara bağlı olmamalıdır.



Ama, bugünkü uygulamada Tonga, Singapur, Estonya, Malezya, İrlanda, El Salvador gibi ülkeler dahi Afganistanda asker bulundurmayı kendi milli çıkarları açısından yararlı buluyorlarsa Türkiye’nin böyle bir güç içinde yer alması coğrafyasının doğal gereğidir.



Ama, bugünkü özel durum dışına çıkarak konuya baktığımızda Türkiye Afganistan’da asker bulundurmayı kendi milli çıkarları açısından Atatürk döneminde başlatılan ilişkilerde olduğu gibi tamamen Türk milli hedeflerinin elde edilmesi doğrultusunda hazırlanan milli plân ve proğramlarımıza göre yürütmelidir. Yani Türkiye Afganistan’da sadece askerlerini değil, Türk siyasetçilerini, Türk eğitimcilerini ve Türk ekonomi misyonunu da bulundurmak zorundadır.



Bugün Afganistanda uluslararası güç olarak görev yapan 50 ülkeye mensup 130.000 asker ülkelerine döndükten sonra dahi Türk askeri misyonu bitmeyecektir. Türk askeri daha güçlü olarak orada temsil edilecek ve eskisinden etkin olarak görevini sürdürecektir. Çünkü Türkiye’nin Afganistan’sız bir Türkistan politikasını yürütmesi mümkün değildir.



Konuyu bu bakış açısıyla özetleyecek olursak, bugün şehit olan askerlerimiz için dile getirilen “ABD milli çıkarları için şehit oldular” sözü tamamen doğru değildir. Hangi isim ve teşkilat içinde olurlarsa olsunlar Türk askerleri Türk milli çıkarları için orada olmak zorundadır. Orası bugün savaş alanıdır. İçimiz kan ağlasada 12 şehidimizi süren savaşın kaçınılmaz sonuçları olarak görmek durumundayız.



Afganistan, Türklerin yoğun olarak yaşadığı Türkistan coğrafyasında yer alır. Dolayısıyla Türkiyenin jeopolitik ilgi sahasındadır. Türkiye, siyasi, askeri, kültürel ve ekonomik alanda Afganistan ile doğrudan ilgilenmek zorundadır. Nitekim Türkiye bu zorunluluğu her zaman yerine getirmiş ve Afganistanda askeri ilişkilerimiz her dönemde aksamadan devam etmiştir.



T.C Devleti kurulmadan önce, İstiklal harbi içinde bizzat Atatürk’ün emriyle Afgan ordusunun eğitilmesi amacıyla seçkin subaylar Afganistana gönderilmiştir. Bu subayların görevi sadece ordunun eğitilmesi değildir. O zamanın süper gücü İngilterenin Afganistan dahil Türkistan coğrafyasında hakim unsur olmasını önlemeye yöneliktir. Atatürk’ün uygulaması Atatürkten sonra da devam etmiş, Türk subayları Afganistan ordusunda temel görevlere getirilirken, Afgan subaylarının Türk Harbokulu ve Harp Akademilerinde yetiştirilmesi uygulamasına uzun süre devam edilmiştir. Bugün Afganistanda görev yapan Türk askerlerine diğer ülke askerlerinden ayrı olarak Afgan halkının duyduğu büyük saygı ve sevgi işte bu uzun süreli ciddi çalışmaların sonuçlarıdır.



Buna rağmen Afganistan'ın güvensiz ortamında tamamı rütbeli 12 askerimizin kaybı bu ülkedeki askeri varlığımızın tekrar gözden geçirilmesini gerekli kılmaktadır. Yabancı ülkelere bulunan askerlerimizin can güvenliğinin garantiye alınması, hayatlarının riske atılmaması için devletimiz sorumluluk duygusu içinde gereğini yapmalıdır.



Türkiye kamuoyuna, neden orada olduğumuz, Türk askerlerini ülkemizin hangi milli çıkarları için orada bulundurduğumuz konusu yetkili ağızlardan açıklanmak zorundadır. Genelkurmayın internet sitesinden yapılan açıklama yetmez. Askeri oraya gönderen TBMM ve hükümet yetkilileri bunun gerekçelerini açıklayarak kamuoyunda yapılan yersiz ve dedikodu seviyesini aşmayan, ama kafaları bulandıran açıklamalara dur denilmelidir.



Vatan savunmasını yaparken şehit olan Mehmedimin anası “ Vatan Sağolsun” diyerek tarihi kimliğini sorgulayıp vatan topraklarının oğlundan daha kutsal olduğu bilinci ile acısını kalbine gömebilmekte, sabır taşına dönüşüp gözyaşlarını engelleyebilmektedir. Peki, şimdi bu 12 şehidimizin anaları “Afganistan Sağolsun” mu diyeceklerdir? Böyle olmayacağına göre anaların vicdanında evlatlarının bu vatan uğrunda şehit oldukları gerçeği yer ettirilmelidir.



5 Kasım 2001’de yazdığım yazıda Türk askerinin işgâlci pozisyonunda ülkeye giden ABD askerlerinin yanında yer almasının hiç bir haklı gerekçesi olmadığını vurgulamıştım. Geçen sürede olan olaylar haklılığımı teyid etti. Çünkü, ABD'lerine 11 Eylül’de yapılan terörist saldırı ne kadar yanlış ise ; ABD'leri tarafından bu terörü önlemek gerekçesi ile Afganistan'a yapılan saldırı da o kadar yanlıştır. Çünkü, terör ve anarşi silahla ve hele havadan bir yerleri bombalayarak asla önlenemez. Afganistanın bombalanarak işgal edilmesi, sadece ABD düşmanlarının sayısını çoğaltır ve ABD'lerine duyulan kini büyütür.



Gerekçesi ne kadar haklı olursa olsun savaşlar ülkelere kan, gözyaşı, acı, yokluk ve ölümler getirir. Savaşlara ülkelerin bağımsızlığı tehlikeye girmedikçe katılmak normal bir davranış olarak görülmez. Nitekim 20 yıldır süren kardeş kavgaları nedeni ile Afganistan milyonlarca evladını kaybetmiş, ve pekçok Afganlının yurt dışına kaçmasına engel olunamamıştır. Ülke süren kardeş kavgaları ile yanmış, yıkılmış gerçek bir harabeye dönmüştür. Eğitim dahil bütün üretim durmuştur. Herşeyini kaybeden umutsuz ve masum Afgan halkının bu defada dışarıdan gelen askerlerin havadan attığı bombalarla verdiği kayıplar dünya televizyonlarında gösterilmeye başlayınca savaşın acımasız yüzünü insanlık bir kere daha görmüştür.



Binlerce yıllık önemli bir tarihi kültüre sahip Türklere atayurtluğu yapmış olan Afganistan halkı birbirine düşman edilerek birbirleri ile kıyasıya savaşıyor ,sonunda bir medeniyet ve bir millet bitirilerek kaybedecek bir şeyi kalmıyor. Atılan bombaları dahi algılayacak gücü kalmamış. Oysa Afganistan’ın savaşa değil ,mutlak bir barışa ve belkide çok uzun yıllar alacak bir rehabilitasyona ,her alanda maddi ve manevi desteğe ihtiyacı vardı. Bu da ancak BM koordinatörlüğünde görev yapacak uluslararası oganizasyonlar ile gerçekleştirilebilirdi. Ama bu defa da en son yapılacak olan yapıldı ve Uluslararası Terörizmin kaynağı olduğu gerekçesi ile Afgan halkı, Türk askerinin de içinde bulunduğu uluslararası askeri gücün yeni bir savaş yıkımı ile karşı karşıya bırakıldı.



Afganistan Savaşının tarafları giderek HAÇLI ve İSLAM şeklinde algılanıp medyada sık sık kullanılmaya başlamıştır. Yani bütün dünya bu savaşın cephesi haline gelmiştir. Bunun yıkıcı etkilerini yine masum insanlar görecektir.



Afganistan’ın her tarafı fiilen bir savaş alanıdır. Bu savaşta Türk askeri çatışmalara katılmıyor, muharip sınıftan olmayan birliklerle geride destek ve halka hizmet görevi yapıyor demek yanlıştır ve kendi kendimizi aldatmaktır. Çünkü bir savaş alanındaki bütün birlikler doğrudan savaşın potansiyel hedefi kabul edilirler.



Bu savaşın kazanılması durumunda ne gibi kazançlar elde edeceği belli değildir. Sebep ve sonuçları belli olmayan bir savaşın ülkemize hiç bir yararı da olmayacaktır.



11 Eylül 2001 saldırılarını yapan El Kaide Örgütü ile örgütün lideri Usame Bin Ladin'i barındırdığı iddiası ile Afganistan’a yapılan ABD saldırıları sonucu Talibanlar yönetimden uzaklaştırılmıştır. Yeni düzende ABD’nin geçici Başbakan atadığı Hamid Karzai Afgan Milli Halk Meclisi LOYA JIRGA tarafından da Devlet Başkanlığına getirildi. Halen başkanlığını sürdüren KARZAİ ile birlikte ABD'nin yanında ‘Çok Uluslu Şirketler’ doğrudan Afganistan yönetiminde söz sahibi olmuştur. Çünkü artık Baba Bush' un ortağı olduğu şirketin danışmanlarından olan Karzai Afgan Devlet Başkanı olmuştur.



Bu şekilde Afgan halkının ve stratejik değerdeki zengin Afgan topraklarının sömürülmesi ortamı yaratılmıştır. Afgan Petrol ve Doğalgazının güvenli bir şekilde Hint Denizine inmesi ve ÇUŞ' un hedefleri doğrultusunda kolaylıkça pazarlanması yolları açılmıştır. Hindikuş Dağlarında ve Hayber Geçitlerinde Ruslara karşı başarıyla mücadele eden Afgan Halkı kendi aralarında birlik olamamanın verdiği sıkıntıyı çekerken dünyanın elmas ve maden deposu olduğu bilinen Afgan dağlarının kullanılması, Batının bölgedeki hakimiyetini arttırma ve zenginliklerine el koyma devri başlatılmıştır.



Batının Afganistana elkoymasını resmileştirmek için 05 Aralık 2001 tarihli Bonn Anlaşması ve BM Güvenlik Konseyinin 20 Aralık 2001 tarih ve 1386 sayılı Kararı ile NATO bünyesinde Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti (UGYK-ISAF) teşkil edilmiş ve 16 Ocak 2002 tarihinde İngiltere’nin liderliğinde göreve başlamıştır. Bugün ISAF bünyesinde 50 ülkeden 130.018 personel görev yapmaktadır. UGYK-ISAF’ta ABD 90.000 askeri vardır. Diğer 49 ülkenin asker toplamı 40.000 kişidir. Bu rakamlar dahi Afganistan’da kimin işgal yaptığını ortaya koymaktadır.



Ülkemiz; TBMM’nin 10 Ekim 2001 tarihli 722 sayılı Kararına istinaden, Afganistan’da yürütülen harekata katkıda bulunmaya başlamıştır. TSK mensupları, Afganistan’da; Afganistan Ulusal Güvenlik Güçlerini eğitmek ve Afganistan halkına güvenlik, istikrar ve gelişme konusunda yardım etmek maksadıyla bulunmaktadır. Halen Kabil Bölge Komutanlığında 1.451, T.C. Dışişleri Bakanlığı koordinatörlüğünde faaliyet gösteren bölgesel imar ekiplerinin emniyeti için Vardak’ta 76 ve Şibirgan’da 119 olmak üzere toplam 1.646 personelimiz görev yapmaktadır.



Peki bundan sonra ne olacaktır? Kısa vadede bu ülkede demokrasi adına fazla bir şey beklemek mümkün değildir. Ülkedeki istikrarsızlık devam ettiği sürece bu doğal zenginliklere sahip ülkenin kaynakları batılı ülkeler tarafından sömürülmeye devam edecektir. ABD, burada yerleşerek ezeli rakipleri Rusya ve Çin’e karşı kurduğu mevzileri güçlendirecektir. Ve sonunda Afgan halkı da birbirini yemeye devam ederek giderek güçsüzleşecek ve sömürgeleşme süreci hızlanacaktır.



İşte böyle bir süreç içinde Türk askerinin Afganistan’dan çekilmesini istemek doğru değildir. Dünyanın 49 ülkesi Afganistandan elde edilecek kazanımların paylaşımı için biraraya gelmişken Türkiye’nin orada olmaması düşünülemez.



Konuyu özetlersek; Türkiye ve Türkler dün Afganistanda vardı ve yarında olacaktır. Bugün Türkiye'nin ekonomik açıdan son derece zor bir dönemden geçmesine rağmen Orta Asya'daki çıkarları açısından Afganistan’da yapabileceği çok şeyler vardır.



Dr. Tahir Tamer Kumkale



http://www.kumkale.net



http://kumkale.wordpress.com





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 14
Dün Tekil 880
Bugün Tekil 26
Toplam Tekil 1641261
IP 54.167.149.128






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































10 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yüksel Türk; senin için Yüksekliğin Hududu Yoktur. (Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.098 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu