Putin’in Dönüşü - Doç. Dr. İlyas KAMALOV - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Putin’in Dönüşü - Doç. Dr. İlyas KAMALOV
Tarih: 07.03.2012 > Kaç kez okundu? 2156

Paylaş


Putin’in Dönüşü

Doç. Dr. İlyas Kamalov, ORSAM Avrasya Danışmanı‏

4 Mart 2012’de Rusya Federasyonu’nda yapılan devlet başkanlığı seçimlerinin resmî sonuçlarına göre Vladimir Putin oyların yüzde 63.60’ını alarak dört yıl önce Dmitriy Medvedev’e bıraktığı emaneti geri almıştır. Özellikle Batı basınında ve Rusya’yı hâlâ Batı basını aracılığıyla takip etmeye çalışan bazı Türk yayın organlarında Putin’in reytinginin düştüğü ve ikinci tura kalmadan seçilmek için gereken yüzde 50+1 oranında oy alamayacağı yazılmıştı. Başta Moskova olmak üzere Rusya’nın çeşitli şehirlerinde seçim öncesi yapılan ve “Arap Baharı” ile kıyaslanan gösteriler de Putin’in tarihinin en zor seçimlerini yaşayacağına işaret ediyordu. Ancak seçim sonuçlarına bakıldığında Vladimir Putin’in seçimleri rahatlıkla kazandığı görülmektedir.



Kesinleşmiş seçim sonuçlarına göre, Komünist Partisi lideri Gennadiy Züganov - % 17.18, bağımsız aday Mihail Prohorov - % 7.98, Liberal Demokrat Partisi lideri Vladimir Jirinovskiy – 6.22, Adil Rusya Partisi lideri Sergey Mironov ise % 3.85 oranında oy almışlardır. Mihail Prohorov hariç, diğer bütün adayların XXI. yüzyılda Rusya’da yapılan bütün seçimlere katıldıkları görülmektedir. Züganov ile Jirinovskiy ise Rusya’nın ilk Devlet Başkanı Boris Yeltsin döneminde de aday olmuşlardı. Züganov ve partisinin aynen Türkiye’deki bazı partiler gibi kendisini yenileyememesi, Jirinovskiy’in zaten iktidar yanlısı olması, Mironov’un Adil Rusya Partisi’nin de Putin’in “Birleşik Rusya” partisine alternatif olarak kurulması (birkaç yıl önce Birleşik Rusya Partisi oy kaybına uğradığından dolayı Vladimir Putin’in bu partinin (Adil Rusya) başında geçmesi dahi gündeme gelmişti), Prohorov’un SSCB’nin yıkılışından sonra bir günde zengin olan oligarklardan biri olması ve halkın bu oligarklardan nefret etmesi, Putin’in zaferini hazırlayan etkenlerdi.



Seçime katılım oranının yüksek olmamasının nedenlerinden biri de seçim sonuçlarının önceden belli olmasıydı. Bu seçimler de dâhil olmak üzere Rusya Federasyonu’ndaki bütün seçimlerde dikkat çeken husus ise, özellikle cumhuriyetlerde seçime katılım oranının yüksek olmasıdır. Örneğin Çeçenistan’da seçmenlerin % 94.89’u, Başkurdistan’da % 92.67’si oy kullanmıştır (karşılaştırmak için Moskova’da bu rakam % 50’nin altındadır). Dikkat çeken bir başka husus ise Putin’in en fazla oy (%90-%100 arasında) aldığı bölgelerin başında da cumhuriyetlerin gelmesidir: Çeçenistan - % 99.76; Dağıstan - % 92.84; İnguşetya - % 91.91; Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti – % 91.36; Tuva - % 90. Cumhuriyetlerdeki seçmenlerin aktif olmasının ve Putin yanlısı olmalarının nedeni, hiç şüphesiz buradaki insanların seçimlerden uzak kalması (eskiden cumhuriyetlerin devlet başkanları halk tarafından seçilirken, günümüzde Kremlin tarafından atanmaktadır) ve seçimlere hasret duyması değildir. Buradaki yüksek oranlar, Moskova tarafından atanan cumhuriyetlerin devlet başkanlarının aynen Sovyetler zamanında olduğu gibi halkın seçimlere katılmasını adeta zorunlu hâle getirmeleri ve bu yönde büyük çaba sarfetmeleridir. Yine idari bölge ve cumhuriyetlerde iktidardakilerin yeterince oy almaması, mevcut bölge ve cumhuriyet liderlerinin cezalandırılmasına da sebep olabilmektedir. Dolayısıyla bu liderlerin seçim sürecinde iyi çalıştıklarını söylemek mümkündür. Putin’in en az oy aldığı bölgeler ise Rusya’nın sınırlarında bulunan şehirlerdir. Bunların arasında Avrupa ülkeleriyle çevirili Kaliningrad, yine Rusya’nın batısındaki Vladimir, Orlov, Kostroma ile Sibirya’daki İrkutsk ve Omsk şehirleri gelmektedir. Bu bölgeler, geleneksel olarak iktidarlara muhalif olmakla birlikte diğer ülkelerdeki hayat şartlarından daha fazla haberdar oluyor ve Rusya ile kıyaslama şansına sahiplerdir.



Rusya Yüksek Seçim Kurulu yetkilileri, seçim sırasında ciddi ihlallerin olmadığını belirtirken, Vladimir Putin ve diğer Rus yetkililer, bu seçimlerin, Rusya tarihindeki “en adil seçim” olduğunu ileri sürmüşlerdir. Muhalifler ise aynı görüşte olmayıp, seçim sırasında çok fazla ihlalin olduğunu ileri sürüyor ve gösterilere başlamış bulunuyorlar. Bununla birlikte seçim sırasında küçük sorunlar yaşansa da seçimlerde adayların oylarıyla seçim sonucunu değiştirebilecek düzeyde oynanmadığını söylemek mümkündür. Peki Vladimir Putin’in başarısının nedenleri nelerdir? Yukarıda da belirtildiği gibi Putin’in karşısında ciddi bir aday yoktu. Bu husus hem Putin’in seçimleri rahatlıkla kazanmasının hem de katılımın yüksek olmamasının nedenidir. Diğer taraftan Vladimir Putin, halkın gözünde hâl⠓kurtarıcı” konumundadır: Putin, Rusya Federasyonu’nu yeni bir parçalanmadan kurtarmış (2000’li yıllarda), Rusya’yı en azından uluslararası arenada tekrar süper güç hâline getirmiştir. Yeltsin döneminde yaşanan zor günleri (maaşların ödenmemesi, işsizlik, yolsuzluk vs.) unutmayan halk, eski günlere dönmek istememekte ve Putin’in siyasetten çekinmesiyle böyle bir tehdidin ortaya çıkacağı görüşündedirler. Putin’in karizmatik bir lider olması da kazanmasında önemli etken olmuştur. Nitekim Putin’e “Putin” olduğu için oy veren seçmenlerin sayısı çoktur. Parlamento seçimlerinde Putin’in partisi % 49.32 oranında oy alırken, devlet başkanlığı seçimlerinde Putin’in aldığı oy % 63.60’tır.



5 Mart itibarıyla başlayan protesto gösterilerinin bir süre devam edeceğini tahmin etmek mümkündür. Bu protestolardan bir sonucun çıkması beklenmemekte, ancak protestoların yapılıyor olması dahi Rusya’nın demokratik gelişimi açısından olumlu bir gelişmedir. Dolayısıyla Putin’in dört yıl önce Medvedev’e bıraktığı Rusya ile şimdiki Rusya’nın aynı olmadığını söylemek mümkündür. Bu protestoların en önemli sonuçlarından biri hiç şüphesiz, Vladimir Putin’in ve diğer liderlerin dokunulmaz olmadığının anlaşılmış olmasıdır. Bundan dolayıdır ki, Vladimir Putin 2018’den sonra da devlet başkanı olmak istiyorsa enerji kaynaklarından elde edilen gelirleri sadece silahlanmaya ve bölgedeki ülkeleri kendi tarafına çekmek için harcamamalı, halkın refahını arttırmak ve Rusya’nın modernleşmesi için de kullanmalıdır. Bunun için Putin’in “dış düşmanlarla mücadeleyi” bir tarafa bırakarak ekonomi alanında bir takım reformlar gerçekleştirmesi ve halkın durumunu iyileştirmesi yönünde adımlar atması gerekmektedir.



Dmitriy Medvedev’in bundan sonraki süreçte başbakan olarak görev yapması beklenmektedir. Seçim öncesinde bu yönde Putin’in açıklamaları olmuştu. Her ne kadar Dmitriy Medvedev, bazı çevreler tarafından “kukla başkan” olarak nitelendirilse de Medvedev’i başarılı bir devlet adamı olarak nitelendirmek mümkündür. Medvedev, Putin’den devraldığı Rusya’yı başarıyla yönetmiştir. Farklı bir ortamda ve farklı şartlarda iktidara gelmiş olsaydı, daha başarılı olma şansı belki de daha yüksek olacaktı. Medvedev’i herşeye rağmen daha demokrat ve daha liberal bir lider olarak tasvir edebiliriz. Ancak Medvedev’in “başbakan” olarak işinin hiç de kolay olmayacağı görülmektedir. Belirtildiği gibi Rusya’nın önümüzdeki dönemde en önemli meselesi, ekonomik iyileştirme olmalıdır. Başbakan olarak Medvedev’e de büyük görev düşmektedir. Rus siyasi geleneğine göre ise başarısızlıklar, hep başbakandan sorulur ve neticede görevden alınırlar. Yeltsin döneminde sıkça başbakanların değişmesini işte bu hususla açıklamak mümkündür. Dolayısıyla Medvedev’in görevinin uzun sürmemesi, ihtimal dâhilindedir.



Putin’in yeni devlet başkanlığı döneminde Türk-Rus münasebetlerinin nasıl bir seyir izleyeceği de merak konusudur. 2000’li yılların başında gelişmeye başlayan Türk-Rus işbirliğinin mimarları aslında Türkiye Başbakanı R. T. Erdoğan ile dönemin (ve şimdiki) Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’di. O tarihlerde ikili komşuluk ilişkiler ile işbirliğini güçlendiren bir takım dış etkenler de vardı. Bunların başında her iki ülkenin de Batı ile bir takım sorunlar yaşaması, her iki ülkenin de uluslararası arenada kendilerine atfedilen rolden memnun olmamaları, bölgesel gelişmeler gibi hususlar gelmektedir. Günümüzde ise dış etkenler, Rusya ile Türkiye’yi karşı karşıya getirecek niteliktedir. Tarafların Suriye ve genel olarak Orta Doğu’daki gelişmeler konusunda artık farklı tutum sergilemeleri ve özellikle Türkiye’ye yerleştirilmek istenilen füze radar sistemi, ikili münasebetleri olumsuz etkileyebilecek gelişmelerdir. Bununla birlikte günümüze kadar Türk-Rus münasebetlerinde büyük bir mesafe katedilmiş, geriye dönüşü olmayan adımlar atılmıştır. Vizelerin kaldırılması, nükleer santralin inşası ve enerji alanındaki sıkı işbirliği gibi hususların, bölgedeki gelişmelerin münasebetlerin seyrini değiştirmesini engelleyeceğini tahmin edebiliriz.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 16
Dün Tekil 790
Bugün Tekil 293
Toplam Tekil 1639835
IP 54.158.173.184






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































8 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Benim Hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.598 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu