1991 Sonrası Türkiye - Ermenistan İlişkileri Gerçeği - Dr. Tahir Tamer Kumkale - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









1991 Sonrası Türkiye - Ermenistan İlişkileri Gerçeği - Dr. Tahir Tamer Kumkale
Tarih: 12.03.2009 > Kaç kez okundu? 2107

Paylaş


Türkiye, Ermenistan’ın yıllardan beri dünya kamuoyunda Türkiye aleyhine yürüttüğü karalama kampanyalarına ve buna karşı Türk kamuoyunun duyduğu rahatsızlığa rağmen 1991 yılında Ermenistan’ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülkelerden birisi olmuştur.

Türkiye her zaman bağımsız Ermenistan ile ekonomik ve siyasi ilişkilerin geliştirilmesi düşüncesiyle hareket etmiştir. Hatta Karadeniz’e kıyısı olmamasına rağmen 1993 yılında Ermenistan’ın Karadeniz Ekonomik işbirliği Örgütüne kurucu üye olarak davet edilmesini sağlamıştır.

Bu dönemde enerji sıkıntısı çeken Ermenistan’a kendi elektrik ağından elektrik sağlayan Türkiye, Ermenistan Cumhuriyeti’nin sergilediği olumsuz tavırlara rağmen sınır ticaretine de izin vermiştir. Bunun karşılığında Türkiye, Ermenistan’dan soykırım iddialarından vazgeçmesini, Azerbaycan topraklarından çekilmesini, Gürcistan Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti’yle olduğu gibi doğal olarak sınır anlaşmasını yenilemesini gündeme getirmiş ancak Ermenistan olumsuz tavır sergilemiştir.

Ermenistan, söz konusu taleplerinden vazgeçmek yerine Türkiye’ye karşı olumsuz tavrını iyice yoğunlaştırmış ve Türk-Ermeni ilişkilerini gergin bir noktaya sürüklemiştir.

Doğusunda Azerbaycan, batısında Türkiye, kuzeyinde Gürcistan ile önemli sorunlar yaşayan Ermenistan, kendi içerisinde de ciddi ekonomik, siyasi ve toplumsal sorunlarla karşı karşıyadır. Sadece ekonomik ilişkiler açısından bakıldığında dahi Ermenistan ile Türkiye arasında ikili ticari ilişkilerde Türkiye’nin önemli bir çıkarı yoktur.

Yeni kurulan Ermenistan’ın bugüne kadar uyguladığı tutum ve davranışı ile tarihi hayallerinden asla vazgeçmediğini ortaya koymaktadır.

Ermenistan’ın hedefi, Türkiye Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğüne yöneliktir ve onu parçalamayı öngörmektedir. Bu strateji, geçmişteki gibi üç-beş Ermeni örgütünün hedefi olmaktan çıkmış, bugünkü Ermenistan’ın da ülküsü halini almıştır. Bu durumu Ermenistan Cumhuriyeti’nin en önemli üç belgesine baktığımızda açıkça görürüz.

Bunlar “Bağımsızlık Bildirgesi”, “Bağımsızlık Kararı” ve 1995 yılında kabul edilen “Ermenistan Anayasası”dır.

Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Yüksek Sovyeti’nin 23 Ağustos 1990 tarihli “Bağımsızlık Bildirisi”nin 12. maddesinde; “Ermenistan Cumhuriyeti, 1915 Osmanlı Türkiyesi ve Batı Ermenistan’da gerçekleştirilen soykırımın uluslar arası alanda kabulünün sağlanması yönündeki çabaları destekleyecektir” denilmektedir.

Ermenistan Parlamentosu, 23 Eylül 1991 tarihinde aldığı bağımsızlık kararında aynı konuyla ilgili olarak “Ermenistan Bağımsızlık Bildirisi’ne sadık kalacağını ” beyan ve taahhüt etmiştir. Ayrıca 1995 yılında kabul edilen Ermeni Anayasası’nda ise “Ermenistan’ın bağımsızlık bildirisindeki ulusal hedeflere bağlı kalacağı ” bir anayasa hükmü haline getirilmiştir.

Bu belgelerde de açıkça ifade edildiği gibi olmayan bir soykırımın kabul ettirilmesi ve Batı Ermenistan olarak nitelendirilen Türkiye’nin doğusundan toprak talebi artık gizli bir emel olmaktan çıkmıştır. Belki de bir başka ülke anayasasında rastlanılmayacak şekilde resmen dünya kamuoyuna açıklanmıştır. Anayasadan ayrı olarak dünya kamuoyuna dağıtılan Büyük Ermenistan haritalarında bu durumun propagandasını da yapmaktadırlar.

Türk-Ermeni ilişkileri Ter-Petrosyan yönetiminde nispeten ılımlı bir havada geçmiştir. Türkiye bu dönemde dostluk elini uzatmıştır. Ancak Nisan 1998’de Taşnak örgütünün gizli lideri Rober Koçaryan’ın cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte aşırı milliyetçi hareketler serbest bırakılmış ve Ermenistan, Türkiye ile ilişkilerinde sertlik yanlısı bir politika izlemeye başlamıştır.

Koçaryan, yapmış olduğu resmi bir açıklamada; "soykırımı hiçbir zaman unutmayacaklarını, dünyaya bu trajediyi hatırlatmak durumunda olduklarını, soykırımın cezasız kaldığını, uluslar arası tanıma ve kınamanın layık olduğu şekilde gerçekleşmediğini" ifade etmiş, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 53. oturumunda da bilinen iddialarını tekrarlayarak, Ermenistan’ın Türkiye ve Azerbaycan tarafından abluka altına alındığı savunmuştur.

Koçaryan gibi düşünenlere en güzel cevabı şüphesiz, Türkiye’de yaşayan Ermeni cemaati vermektedir. 7 Ekim 2000 tarihinde yayınlanan Ceviz Kabuğu adlı TV programında konuşan Kandilli Ermeni Kilisesi Başkanı Dikran Kevorkan soykırım iddiaları hakkında şunları söylemiştir;

“Soykırım ve tehcir farklı anlamlara gelir. Emperyalistlerin oyunları, Ermeni idarecilerin apolitik düş öncüleri (medya, kiliseler, din adamları) bütün bu olaylara sebep olmuştur. Patrik ruhani bir liderdir, siyasi konularda patrikten görüş alma gibi bir yanlış yapılıyor. Emperyalist güçler ASALA ve PKK’nın arkasında olmasaydı onlar ne yapabilirlerdi? Yer değiştirme meselesinde Almanya’nın İstanbul’a baskısı vardı. Burada Almanya’nın, yerleşik düzeni sarsmak ve Bağdat demiryolu mevzusunda ekonomik menfaatlerini sağlama almak amacı vardı."

Bugün dünya üzerindeki Ermenilerin en rahatlıkla, en güçlü şekilde kendi kimliklerini muhafaza ettikleri ülke Türkiye’dir. Yurtdışındaki,diasporadaki Ermeni, ismini değiştirerek mücadeleye giriyor. Çünkü oralarda, bir kültür ağırlığıyla, o insanların kültürünü eritmek var. Bugün Türkiye’nin aleyhine konuşulan diasporadaki Ermeniler çok iyi biliyorlar ki, Amerika’nın belli kiliselerinde kurban ayinleri Pazar günleri İngilizce yapılıyor, Ermeniler ana lisanlarını kaybediyorlar.

Bunu söylediğin zaman kötü kişi oluyorsun. Biz onun için Türkiye’deki Ermeni vatandaşlar olarak üzüntümüzü dile getiriyoruz. Ne için? Atatürk’ün emanet ettiği Kuvay-ı Milliye ruhuna bir haksızlık yapılmaktadır. Bütün bunlar dışarıdakilerin oyunudur. PKK, ASALA, bu kararname, bütün bunlar dışarıdakilerin oyunu. Biz Türkiye’deki vatandaşlar olarak bir haksızlık yapıldığını düşünüyoruz. Ermeniler eğer akıllıysa maşa olarak kullanılmasınlar."

Türkiyeden resmen toprak talep eden ve buna anayasasında yer veren bir ülke ile normal ilişkilerin nasıl kurulabileceği hususu önemli bir sorundur.

Günümüzde Ermenistan’ında %50’si açlık sınırında ciddi sıkıntılar çeken halk, geçimini diğer ülkelerde yaşayan akrabaları ile çeşitli diaspora örgütleri ve uluslararası hükümet dışı örgütlerin (NGO) gönderdiği yardımlarla sürdürmektedir

1988 depreminin ekonomiye vurduğu darbe, bağımsızlık sürecinde başlayan işçi grevleri, Azerbaycan topraklarını işgalle birlikte başlayan Ermenistan-Azerbaycan savaşı, bu konuya Türkiye’nin gösterdiği hassasiyetin yanı sıra Ermeniler tarafından Türkiye’ye yönelik düşmanca karalama kampanyaları, Gürcistan’la yaşadığı sorunlar, İran dışında çevresinde dost bulamayan ve her alanda çözüm bekleyen ciddi sorunları bulunan bir Ermenistan yaratılmıştır. Ermenistan çözemediği sorunlarının yansımasını çöken ekonomisinde görmüştür.

Ayrıca, Karabağ, Abhazya, Osetya ve Çeçenistan’daki çatışmalar yabancı yatırımcılarının bölgeye ve Ermenistan’a olan güvenini sarsmakta ve dış yatırımların Ermenistan’a girmesini engellemektedir. Dağlık bir coğrafyada ulaşım yollarının yetersizliği, enerji kaynaklarından yoksun oluşu, kalifiye elemanlarını göç yoluyla sürekli kaybetmesi de Ermenistan ekonomisini etkilemektedir. Nitekim Ermenistan resmi kaynaklarına göre 1990-2001 yılları arasında 900.000 Ermeni sırf ekonomik nedenlerden dolayı Ermenistan’ı terk etmiştir. Söz konusu rakam gayri resmi açıklamalara göre 3.000.000 civarındadır.

Bugün Türkiye’de kaçak olarak çalışan Ermenistan vatandaşlarının sayısının en az 70.000 olduğu bilinmektedir.

2001 yılı Ekim ayında yapılan nüfus sayımında ülke nüfusunu 3.000.000 gösteren Ermenistan’da, bu rakamın oldukça abartılı olduğu, çeşitli kaynaklarda bugün için Ermenistan’da en fazla 2.000.000 Ermeni’nin yaşadığı bildirilmektedir.

Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde önem arz eden bir diğer devlet Azerbaycan’dır. Azerbaycan-Ermenistan ilişkileri itibarıyla da baskı gören taraf Azerbaycan olmuştur. 1991’de Kuveyt’i işgal ettiği gerekçesiyle Irak’a müdahale eden ABD, Azerbaycan topraklarını işgal eden Ermenistan’a göz yummuştur.

ABD; kendisini her zaman batıya, ABD’ye daha yakın gören Azerbaycan’a oranla kendisini her zaman Rusya’ya daha yakın gören Ermenistan’a daha fazla yardım sağlamıştır.

Bugün Kafkasya’da istikrar sağlama amaçlı olarak gerçekleştirilmeye çalışılan Ermenistan-Türkiye ilişkilerinin normalleştirilmesi sürecinde ABD ve AB tarafından sadece Türkiye’ye yönelik baskı uygulanmakta, Ermenistan’dan ilişkileri geliştirici herhangi bir adım atması istenmemektedir.

Bir diğer önemli husus ise ABD’nin terörist ülke olarak kabul ettiği İran’ın, adeta en yakın ticari ve siyasi müttefikinin Ermenistan olmasıdır. Mevcut siyasi iktidarı, meclisi basarak ele geçirmiş olan Ermenistan Hükümeti, ABD tarafından terör karşıtı bir ülke olduğu için tebrik edilen ülkeler arasında yer almıştır.

Bugün dünya kamuoyunda Türkiye’ye sürekli sorun çıkartan bir Ermenistan ile karşı karşıya bulunmaktayız. Söz konusu devlet sözde soykırımın tanınmasının Ermenistan dış siyasetinin en önemli unsurlarından birisi olduğunu her platformda açıkça savunmaktadır.

Ermenistan ve Ermeni lobisi, Ermeni sorununu AB ve ABD’yi yanına alarak Türkiye-AB, Türkiye-ABD meselesi şekline taşımıştır. Oysa Ermeni yönetiminin Türkiye ile ilişkilerinde radikal kararlar almaları gerekir.

Ermenistan’ın kendisinin nefes borusu, denizlere ve batıya açılan kapısı olan Türkiye’yi iyi değerlendirmesi gerekmektedir. Her açıdan tam bir çıkmazın içerisinde olduğu bilinen Ermenistan, Türkiye yakınlaşmasından ciddi kazançlar elde edecektir. Oysa küresel güçlerin oyuncağı olmaktan kurtulamayan Ermenistan yönetimi gerçeklerin tamamen zıddı olan Türkiye karşıtı politika uygulamaya devam etmektedir.

Sonuç olarak; Türkiyenin Ermenistan sorunu yoktur. Ama Ermenistan’ın acil çözüm bekleyen bir Türkiye sorunu vardır..





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 12
Dün Tekil 790
Bugün Tekil 84
Toplam Tekil 1639626
IP 54.166.112.64






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































8 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Benim Hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.217 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu