28 ŞUBAT POST MODERN DARBE Mİ, YOKSA NORMAL DARBE Mİ? - Dr. Tahir Tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









28 ŞUBAT POST MODERN DARBE Mİ, YOKSA NORMAL DARBE Mİ? - Dr. Tahir Tamer KUMKALE
Tarih: 02.03.2012 > Kaç kez okundu? 1928

Paylaş


Felâket başa gelmeden evvel, onu önleyecek ve ona karşı savunulacak gerekleri düşünmek lazımdır. Geldikten sonra dövünmenin faydası yoktur.(Gazi Mustafa Kemal Atatürk - 1920)





Başbakan Erdoğan haftalık Ak Parti Grubu toplantısında 28 Şubat sürecini gündeme getirerek yapanları ağır bir dille eleştirmiştir. Başbakan; “ 28 Şubat'ın mimarları toplum önüne çıkmaktan çekiniyor. Tarih karşısında büyük bir mahcubiyet yaşıyorlar. Ne toplum ne de tarih onları asla affetmeyecektir. Tarih 28 Şubat'ın mimarlarına olduğu kadar taşeronlarını, taşeron medya kuruluşlarını üzerinden bin yıl bile geçse affetmeyecektir. O lekeyi alınlarından silemeyeceklerdir.” Diyerek medyanın güncel gündemini belirlemiştir. Dolayısıyla birkaç gündür 28 Şubat süreci televizyonların haber ve tartışma proğramlarının ana konusunu teşkil etmiştir.



28 Şubat 1997 çok eski tarih değildir. Zamanın başbakanı merhum Necmettin Erbakan dışında o günlerin üst düzey yöneticileri hayattadır. Olaylar henüz çok yeni ve hafızalardan silinmemiş olmasına rağmen 28 Şubat sürecinin tartışıldığı proğramlardaki konuşmacıları dinlediğimde birilerine yaranmak amacıyla yapıldığı aşikar olan değerlendirmeleri şaşkınlıkla izliyorum. Acaba ben neden bu anlatılanları görmedim, duymadım ve anlayamadım diyerek hayıflanıyorum.



28 Şubat süreci ile ilgili olarak o günlerin Genelkurmay Genel Sekreteri E. Tümg. Erol Özkasnak tarafından zamanının günlük gazetelerine verilen beyanatlara ve Hulki Cevizoğlu’nun CEVİZKABUĞU proğramında yaptığı açıklamalara göre; REFAHYOL Hükümetinin düşürülmesine kadar uzanan 28 Şubat 1997 tarihli 18 maddelik Milli Güvenlik Kurulu kararları post modern bir darbedir.



Aslında Post-Modern tabirinin ne olduğunu bilen ve anlayan yoktur. Darbe, darbedir. Azı, çoğu, yumuşağı veya post-moderni olmaz. O günlerde Özkasnak Paşa tarafından yapılan açıklama anlamsız, zamansız ve de gereksizdi... Çünkü bu sözler, tamamen siyaset dışında kalması gereken Silahlı Kuvvetler üzerinde polemikleri arttırmaktan başka bir işe yaramamış ve ülkemizin en güvenilir dinamik gücüne karşı yapılan saldırılara zemin hazırlayarak yıpratılmasının yollarını açmıştır.



Kanaatime göre; 28 Şubat, ne gerçek ve ne de post-modern bir darbedir. 28 Şubat, devleti korumak ve kollamakla görevli en büyük anayasal organ olan Milli Güvenlik Kurulu'nun o günün şartlarına ve güvenlik ihtiyaçlarına göre yaptığı rutin bir uygulamadır. Bir önceki veya bir sonraki Milli Güvenlik Kurulu toplantılarından ve alınan kararlardan hiç bir farkı yoktur. Günün gelişen şartlarına göre kurul üyeleri ülke gündemindeki güvenlik konularını görüşmüşler, irticanın öncelikli güncel tehdit olduğunu tesbit etmişler ve bu tehdidin önlenmesi için neler yapılması gerektiğini kararlaştırmışlardır. Sonunda aldıkları kararları görüşüp tedbir almak üzere hükümete göndermişlerdir.



Bugün 28 Şubat 1997 süreci ile ilgili olarak yaratılan kargaşa, MGK hakkındaki bilgi noksanlığından kaynaklanmaktadır. Bilindiği gibi devletimizi iç ve dış düşmanlara karşı korumak için alınması gereken tedbirleri en üst düzeyde görüşen bu anayasal kurulun çalışmalarını belirleyen 2495 Sayılı Kanun açık ve herkezin istifadesine amade olmasına rağmen, teşkilat ve görevlerini detaylandıran Yönetmeliği ‘GİZLİ' gizlilik derecesine sahip idi. 2003 yılında MGK yeniden yapılandırılmış ve Bakanlar Kurulunun 2003/6688 sayılı kararı ile gizlilik derecesi bulunmayan yeni yönetmeliği 25340 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.



O tarihteki gizlilik ihtiyacı ülkemizin milli menfaatlerinin korunması açısından son derece doğaldır. Bununla beraber GİZLİ'lik vasfı bu yüce kurulun faaliyetlerini daima gizemli kılmış ve bütün şer güçler adeta "öküzün altında buzağı aramak" misali ortalığı karıştırmaktan çekinmemişlerdir.



Şimdi bu Kurul ile ilgili bazı tesbitlerimizi açıklayalım. Bilindiği gibi kendisini gündem oluşturmakla görevli sayan ve konu bulmakta zorlanan basınımızın bulduğu değişmez konulardan birisi de, seçilmiş üst düzey siviller ile atanmış üst düzey askerleri ayni masa etrafında toplayan Milli Güvenlik Kurulu'nun rutin toplantılarıdır.



Gazete başlıkları hep aynı temayı işlerler. Asker kanat şu konularda hükümeti şıkıştıracak ve hesap soracak. Siviller şunları söyleyecekler. vs... Bilmediklerinden değil; bilerek ve isteyerek bu yüce kurulu iki başlı gösterme gayreti içindedirler. Adeta bu kurulda görev yapan asker ve sivil üyeler birbirinin açıklarını arayan ve birbirleri ile mücadele eden birimler gibi gösterilerek kamuoyunda fevkalade yanlış izlenimler ve algılamalar yaratılır.



Nitekim 28 Şubat 1997’de toplanan Milli Güvenlik Kurulu'nun tamamen asker üyelerin kontrol ve yönlendirmesiyle karar aldığı izlenimi ortaya konulmuştur. Hükümete gönderilen 18 madde askeri kesimin Başbakana verdiği muhtıra gibi dile getirilmiştir. Oysa bu gerçek değildir. Kurul kararlarını görüşülmek üzere hükümete gönderen MGK Genel Sekreteri orgeneralin bu görevini Genelkurmay Başkanına bağlı olarak değil, doğrudan başbakana bağlı olarak yerine getirdiği hususu daima gözardı edilmiştir.



Milli Güvenlik Kurulu; 1982 Anayasası'nın temel kurumlarından biridir. Anayasanın 91 inci maddesinde görevleri belirtilen kurulun gündemi Cumhurbaşkanı tarafından düzenlenir ve gündem hazırlanırken Başbakan ile Genelkurmay Başkanının önerileri de dikkate alınır. Cumhurbakanı başkanlığında toplanan MGK kararlarını çoğunlukla alır. Kurul kararları; Genel Sekreterlikçe Cumhurbaşkanına ve Bakanlar Kurulunda görüşülmek üzere Başbakanlığa gönderilir. Kararlar; Başbakan tarafından Bakanlar Kurulu gündemine alınmak suretiyle görüşülür ve gerekli kararlar alınır. Alınan kararlara ait uygulamalar Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği tarafından takip edilerek sonuçları hakkında Başbakana, Cumhurbaşkanına ve Milli Güvenlik Kuruluna bilgi verilir.



Milli Güvenlik Kurulu; devletin milli güvenliğinin yani, anayasal düzeninin, milli varlığının, bütünlüğünün, uluslararası alandaki milli menfaatlerinin ve hukukunun her türlü iç ve dış tehditlere karşı korunması ve kollanması gibi hayati bir görevi üstlenmiştir. Kurul bu görevi liyakatla yerine getirebilmek için ülkemizdeki en tecrübeli ve en üst düzeydeki kişilerden oluşmaktadır. Böyle bir kurulun varlığı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bekasının yegâne teminatıdır. Uyum içinde son derece başarılı hizmetler yapması ülkemiz üzerinde millî menfaati olan ve güçlü Türkiyeyi kendisine tehdit olarak gören dış mihraklar ile onların içimizdeki şer ortaklarını memnun etmemektedir. Bu yüce müessesenin yıpratılması için her türlü vasıta denenmektedir.



Her sistemde ve canlı organizmada olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti de kendi güvenliğini sağlayacak, şehit kanıyla sulanmış topraklarını koruyacak sistemlerini oluşturmuştur. MGK bu sistemlerin beynidir. Birdir. Bütündür. Cumhuriyetimizin, milletimizin bekasının, birlik ve beraberliğimizin teminatıdır ve böyle kalmaya da devam edecektir.



Kurul içinde görev alan asker ve sivil en üst düzey görevliler Cumhurbaşkanımızın başkanlığında ülke sorunlarını titizlikle takip ve gereğini icra edeceklerdir.



Bu kutsal görevi; DARBE, POST MODERN DARBE, SİVİL DARBE v.s gibi demokrasi dışı usul ve uygulamalara benzeterek küçültmeye kimsenin hakkı yoktur...



Dr. Tahir Tamer Kumkale

http://www.kumkale.net

http://kumkale.wordpress.com





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 19
Dün Tekil 813
Bugün Tekil 456
Toplam Tekil 1640811
IP 54.158.119.60






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































9 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Onlara Allah Türk Adını verdi ve Onları yeryüzüne hakim kıldı.
(Kaşgarlı MAHMUT)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.406 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu