ORTADOĞU ETÜTLERİ - Dr. Hasan KANBOLAT - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









ORTADOĞU ETÜTLERİ - Dr. Hasan KANBOLAT
Tarih: 11.02.2012 > Kaç kez okundu? 2744

Paylaş


ORTADOĞU ETÜTLERİ

Cilt 3 Sayı 2 Ocak 2012





Derginin tam metni için tıklayınız









DISCOURSES OF A REVOLUTION: FRAMING THE SYRIAN UPRISING

Emma Lundgren-Jörum



Abstract

This article compares how the Syrian uprising was framed by the Syrian regime as well as some of the major oppositional organizations between March and November 2011. As expected in conflict the versions told differ. The regime stresses that Syria is the victim of a foreign conspiracy where armed terrorists are killing civilians and security personnel alike. The opposition, on the other hand, argues that the uprising is a domestic affair, initiated by ordinary people. The article further seeks to give an overview of the regime’s and the opposition’s views of the post-uprising Syria and their respective ideas of the best way to get there. The article argues that the Syrian opposition has, by and large, maintained a unified position. The major division is not, as could perhaps be expected, between the internal and the external opposition but between the “older” internal opposition and the rest. The article also argues that minority questions are not substantially dealt with by either the opposition or the regime. Both sides focus on the Kurds but effectively avoid other minorities.





THE ARAB SPRING: THE CASE OF JORDAN

Hassan A. Barari & Christina A. Satkowski



Abstract

Unlike the Arab Spring that has swept much of the Arab World, theJordanian Spring is limited in scope and end game. The movement has been largely nonviolent and protesters are calling for fixing the existing regime, rather than its overthrow.This paper examines the unique history of state-society dynamics that shaped the birth and progress of the Jordanian Spring. It describes how throughout its history as a modern state, the regime in Jordan has structured state-society relations to address a range of domestic and foreign policy challenges. Over the past two decades in particular,changes to electoral laws and persistent corruption have transformed the parliament into a weak and untrusted body. The Jordanian Spring protests, along with ongoing liberal economic reform programs, have challenged the patron-client system that has dominated Jordanian politics for decades.Finally, the authors evaluate the efforts by both state and society actors to arrive at a win-win solution. The Jordanian Spring has presented an opportunity to introduce the long-awaited package of reforms while sparing the country the insecurity found in other parts of the region. They conclude that the monarchy has already made notable moves towards reform, but much remains to be done if the Jordanian Spring is to end in peace and stability.





TUNUS İSYANI: ARAPLARIN DEVRİM ATEŞİNİ YAKMASI

Veysel Ayhan



Öz

17 Aralıkta başlayan ve 14 Ocak’ta Devlet Başkanı Zeynel Abidin’in Tunus’u terk etmesiyle sonuçlanan Tunus halk hareketi, başta Tunus olmak üzere tüm Arap Ortadoğu’su ve Kuzey Afrika’sında yeni bir dönemin başlamasına yol açmıştır. Halk isyanı sırasında 74 kişi cezaevinde olmak üzere toplam 219 kişi yaşamını yitirmesine karşın, Tunus’ta yanan devrim ateşi kısa sürede tüm bölgede otoriter ve diktatöryel yönetimlere karşı yeni isyan dalgalarının harekete geçmesine yol açmıştır. Bireysel bir eylem olarak başlayan halk hareketi kısa sürede liderlik ve örgütlülük sürecini tamamlayarak 23 Ekim’de Kurucu Meclis seçimlerinin yapılması ile sonuçlanmıştır. Kurucu Meclis seçimlerinin ardından Zeynel Abidin’in iktidarı döneminde sürgünde veya cezaevinde siyasal faaliyetlerini sürdürmek zorunda kalan birçok lider Tunus’un yeni Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve Bakanları olarak demokratik sürecin kurumsallaşması konusunda aktif bir sürecin içerisine girmiş bulunmaktadırlar. Bu bağlamda bu çalışmada Tunus’taki devrim süreci tarihsel ve toplumsal geri planı dikkate alınarak irdelenecektir.





İRAN ve “ARAP BAHARI”: BAĞLAM, SÖYLEM VE SİYASET

Gülriz Şen



Öz

Bu makalenin amacı, Arap coğrafyası değişim rüzgârları ile sarsılırken, bölgenin en önemli güçlerinden İran’ın yaşanan bu değişim sürecini nasıl algıladığını ve gelişmeler karşısında nasıl bir siyaset izlediğini tahlil etmektir. Bu bağlamda çalışma özellikle İran’ın Mısır, Suriye ve Bahreyn’de meydana gelen değişimde izlediği söylem ve siyasete odaklanmıştır. İran bir yandan “Arap Baharı”nı bölgede kazandığı jeopolitik kazançları korumak ve arttırmak için yeni bir bağlam olarak değerlendirmekte ve özellikle ABD müttefiki ülkelerde meydana gelen değişimi bu ülkelerin İran İslam Devrimi’ni model aldığını iddia ederek desteklemektedir. Öte yandan, “Arap Baharı” İran için her zaman ideolojik ve siyasi kazanç vaat etmemektedir. Suriye’de dinmeyen çatışmalar Esad rejiminin varlığını tehdit ettiği kadar İran rejiminin bölgesel siyasetini ve nüfuzunu da derinden sarsacak gibi gözükmektedir. İran, Arap Baharı’nın taşıdığı özgürlük ve demokrasi taleplerinin, zor kullanarak bastırdığı Yeşil Hareket’i canlandırıp yeniden harekete geçirmesinden de kaygılıdır. Çalışma, İran’ın “Arap Baharı” algısı ve siyasetini belirleyen İran-ABD ilişkilerine de değinmiş, bölgede şekillenmekte olan siyasetin ilişkiler için yeni mücadele zeminleri yaratacağını ve bunun her iki tarafın da benimsediği sıfır-toplamlı oyun perspektifini güçlendireceğini tespit etmiştir.





BEYOND A TURKISH MODEL IN TRANSFORMING THE PENETRATED MIDDLE EAST: THE NEXUS OF DOMESTIC AUTHORITY AND INTERNATIONAL PRESTIGE

Emre İşeri & Oğuz Dilek



Abstract

At a time of Arab uprisings, many set their eyes on Muslim populated Turkey with its successful economic development and nascent democratic political order, as what the peoples of the region can proceed along in their own transition to democracy. Nevertheless, to what extent Turkey’s model will bear success in transforming the region into a ‘positive peace’ environment , to use the term of Johan Galtung, will highly rely on which of the following ‘regional powerhood’ Ankara will come to pursue: regionally detached, regional dominant or regional hegemon , coining M.Pyrs’ typology. Against this backdrop, this article mainly argues that if only Turkey fills into status of a regional hegemon with the acquisition of the elements of domestic authority and international prestige, Turkey may hope to succeed in creating new normative ties - democracy, human rights, the rule of law, etc. - between Europe and the Middle East, thereby, fostering ‘positive peace’ and stability in the ‘penetrated region’ as regional hegemon.









MUSLIMISM IN TURKEY AND NEW RELIGIOUS ORTHODOXIES

Neslihan Çevik & George M. Thomas



Abstract

We identify new religious orthodoxies as a type of religious movement. Neither liberal adaptation nor fundamentalist rejection, they embrace much of modern life even as they attempt to submit that life to a sacred, moral order. Their prevalence calls into question social science theories that view religious movements as reactions to crises associated with contacts with modernity or the West, or with failed states. These theories especially characterize International Relations scholarship of Islamic movements: state-centered and assuming binaries of modern versus traditional, secular versus religious, political versus cultural, they cannot adequately interpret new religious orthodoxies. We report on the first author’s study of Islamic revival in Turkey, termed Muslimism. In Turkey since the 1980s, the lines between the state and the bourgeoisie, and secular and religious have been challenged. An emerging Muslim middle class uses capitalist markets, civic associations, and political parties as “sites of cultural hybridity” to redraw these boundaries by formulating a “modernity without guilt” and an “Islam without apology.” New religious orthodoxies while often nationalistic tend toward global orientations and action. We identify mechanisms of contemporary Turkish Muslimism for influencing international institutions, and we draw implications for rethinking IR assumptions about religion, global processes, and the international.





EN UZUN ON YIL: 11 EYLÜL SONRASI ORTADOĞU

Burak Bilgehan Özpek



Öz

11 Eylül saldırılarının üzerinden on yıl geçmesine rağmen etkileri halen devam etmektedir. Saldırıları kuramsal olarak açıklamak ise saldırıların muhatabı A.B.D yönetiminin politikalarını belirlemesine yardımcı olmuştur. Bu politikalardan en fazla etkilenen bölge ise Ortadoğu’dur. Hem A.B.D’nin demokratikleştirme gündemi hem de teröre karşı yürüttüğü savaş, 11 Eylül sonrası dönemde Ortadoğu’yu uluslararası politikanın gündeminde en üst sıralara taşımıştır. Ne var ki, bu politik gündem ulus aşırı Kürt ulusçuluğunun yükselmesi, İran’ın Şiilik vasıtasıyla etki alanını genişletmesi, Suriye’nin iç ve dış politika gündeminin değişmesi, İsrail-Filistin sorununun çözümsüzlüğe sürüklenmesi ve İslami radikalizmin güçlenmesi gibi sorunlarla doludur.





SURİYE-İSRAİL BARIŞ GÖRÜŞMELERİ: OLGUNLAŞMA TEORİSİ PERSPEKTİFİNDEN BİR ANALİZ

Berna Süer



Öz

1990’lı yıllar boyunca ABD’nin arabuluculuğunda gerçekleşen Suriye-İsrail barış görüşmeleri bir anlaşma imzalanmaksızın 2000 yılında sona ermişti. Bu çalışma Suriye-İsrail arasındaki ikili görüşmelerin neden başarısızlıkla sonuçlandığını irdelemektedir. Konuyla ilgili az da olsa önemli bir literatür vardır. Ancak bu literatürde göze çarpan eksiklik, konunun uyuşmazlıkların çözümü açısından yeterince incelenmediğidir. Var olan çalışmaların da daha çok ABD’nin etkili olamayan arabuluculuk rolü üzerine olduğu görülmektedir. Bu çalışma, uyuşmazlıkların çözümü literatürünün önemli bir kısmını oluşturan olgunlaşma teorisini kuramsal çerçevesi olarak kullanmaktadır. Makale Suriye-İsrail sorununun başarısızlıkla sonuçlanmasını, bu sorunun kendi dinamikleri içinde olgunlaşmadan çözülmeye çalışılmasına bağlamaktadır. Her ne kadar uluslararası ve bölgesel konjonktür çözüm için uygun olsa da ve dönemin süper gücü ABD arabulucu olarak süreçte yer alsa da, bunlar olgunlaşmamış Suriye-İsrail sorununu dönüştürmeye yetmemiştir.





KİTAP İNCELEMESİ

21. Yüzyılda İran, Homa Katouzian ve Hüseyin Shahidi (der.)

Hazırlayan: Pınar Arıkan





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 14
Dün Tekil 813
Bugün Tekil 270
Toplam Tekil 1640625
IP 23.23.50.247






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































9 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Onlara Allah Türk Adını verdi ve Onları yeryüzüne hakim kıldı.
(Kaşgarlı MAHMUT)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.692 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu