KÜRESELLEŞMEYE GİRİŞ... - Kürşad ÖZKAYNAR - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









KÜRESELLEŞMEYE GİRİŞ... - Kürşad ÖZKAYNAR
Tarih: 07.02.2012 > Kaç kez okundu? 2356

Paylaş




06 Şubat 2012, 12:38

kursad@turkbilge.com



Sınırların giderek ortadan kalkmaya başladığının iddia edildiği, gelişen bilgi ve iletişim teknolojileri sayesinde, herkesin her şeyden, çok kısa zaman dilimlerinde haberdar olduğu, bu sebeple yerkürenin giderek küçüldüğü, küçük bir köye dönüşmekte olduğu söyleminin arttığı günleri yaşıyoruz.



Baş döndürücü bir hızla gelişen teknoloji, herkes tarafından eşit şekilde kullanılamamaktadır. Bunun sebeplerine kısaca değinecek olursak, ilk olarak bu teknolojilerin yüksek maliyetlerle elde edilebilirliğidir. İkinci sebebi ise bu ileri teknolojileri üretebilen ülkelerin sınırlı sayıda olmasıdır. Bir diğer sebep ise söz konusu yeniliklere hâkim, bunları kullanabilecek kalifiye elemanların azlığıdır.

Bir teknolojiyi üreten kişi/kurum/ülke doğal olarak onu “innavation”a çevirir. Yani buluşu, ekonomik bir değer olarak toplum hayatına kazandırır. Bununla beraber onu geliştirir, yeni açılımlar keşfeder. Üreten, üretilen üzerindeki tüm haklara sahip olduğu için, ilk olarak ona bir ad koyar. Böylece o teknolojiyi transfer edecek ülkelere doğru bir kültür transferinin/kültür emperyalizminin de ilk adımı doğal yollarla gerçekleşmiş olur.



Böyle pahalı üretimlerin akıl almaz gelirler getirdiği, işsizlik konusuna tahminlerin ötesinde faydalar sağladığı –yeni açılan iş kolları sayesinde- bilinen bir gerçektir. Bu ve bunun gibi zincirleme etkiler, teknoloji üreten ile hazır tüketen ülkeler arasındaki uçurumu her geçen gün derinleştirmektedir.

Kendiliğinden oluşan bu farktan daha tehlikeli olanı ise teknolojinin, ülkelerin birbirleri üzerinde kurmaya çalıştıkları tahakküme artan oranda desteğidir.

Yeryüzünde düzenli ve teşkilatlı insan topluluklarının görülmeye başlandığı ilk devirlerden günümüze kadar güçlü devletler kurulmuş, topluluk ve devletlerin kendilerinden güçsüz olan insanları, milletleri sömürdükleri, onlar üzerinde askeri, ekonomik, kültürel hegemonya kurarak ezdikleri tarihi bir gerçektir. Adına emperyalizm dedikleri bu durum günümüz dünyasında da çeşitli şekillerde uygulanmakta, zayıf ve güçsüz devletler güçlü ve süper devletlerin bazen askeri, bazen ekonomik, bazen kültürel boyunduruğu altında kıvranmaktadırlar.(1)

Medeniyetin ve tekniğin çok ileriye gittiği iddia edilen çağımızda milletlerin birbiri arasındaki üstünlük, kuvvet ve refah mücadelesi eskiden olduğu gibi bütün şiddetiyle devam etmektedir.(2)

Küreselleşme ya da globalleşme denilen son on-onbeş yıllık dönemde komünizm çökmüş, Batı Blok’u ile Doğu Blok’u arasındaki ideolojik, teknolojik ve ekonomik alanlarda cereyan eden amansız rekabet sona ermiştir. Bunun yerine, gelişmiş kapitalist ülkeler, arasında şiddetlenen teknolojik ve ekonomik rekabet gelmiştir.



Yine bu dönemde kuzey yarımküre ile güneyyarım küre arasındaki yoksulluk farkı daha çok büyümüş, dünya etnik ve bölgecilik esasına dayalı yeni bir çatışma ortamının içine itilmiştir. Bugün dünyada nüfusun dörtte birini oluşturan insanlar yoksulluk sınırının çok altında, zor şartlarda yaşamaya çalışmaktadır.



Başta petrol ve su olmak üzere bütün doğal kaynaklar stratejik önemini korumakta, milletlerarası ilişkiler, ekonomik çıkar ilişkilerine göre yeniden şekillenmektedir. Mevcut göstergeler, gelecek yüzyılda bölgesel ittifaklar, kültürler ve ülkeler arsındaki rekabetin eskisinden daha çetin geçeceğinin işaretlerini vermektedir.



Küreselleşme sürecinin özelliklerine baktığımızda, en önemli değişmenin sermaye ve iletişim alanında yaşandığı görülmektedir. Hem medya hem de sermaye alanında ortaya çıkan ciddi tekelleşme eğilimi, en çok milli devletlerle ve kültürlerle çatışmakta, onlara adeta meydan okumaktadır.

Yine dünyanın belli başlı kalkınmış ülkeleri, bölgesel ekonomik birlikler oluşturarak milletlerarası sistemde daha etkin bir rol oynamaya çalışmaktadırlar. Örneğin; Avrupa Birliğinin temel amacı, Avrupa’yı kaynaştırarak ortak kültür yaratmak ve topyekün zenginleşme değildir. Avrupa Birliğinin esas amacı, üye ülkelerin Amerika ya da Japonya’ya karşı tek başına yapamayacaklarını birlikte yapmaktır.



Kısacası, ortada karşılıklı sevgi, dayanışma ve yardımlaşmaya dayalı bir yeni dünya düzeni değil, eşitsizlik, yoksulluk, etnik çatışma ile dinler ve kültürler arası hoşgörüsüzlüğün egemen olduğu bir düzensizlik bulunmaktadır. Yani milletlerarası ilişkilerin temel karakteristiği değişmemiştir. Globalleşmenin diğer yüzünü oluşturan ve iletişimden ulaşıma kadar teknolojinin her alanında yaşanan gelişmeler ise zengin ülkelerin etkinliğini arttırmasına hizmet etmektedir.(3)

Çok karmaşık, çok odaklı ve çok düzeyli ilişkiler ağıyla donanmış bir kürede yaşamaktayız. (4) Bu küreyi yaşanılabilir kılmak da, yaşanmaz hale getirmekte insanoğlunun elindedir. Çünkü Malraux’un dediği gibi “İnsan, yaptığıdır” .(5) Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz düsturunun değişik bir ifadesi olan bu insan tanımlamasını, toplumlar için de kullanmak mümkündür sanırım. Toplumlar/Milletler, yaptığıdır. Çünkü bir dev gibi güçlü olmak ile gücünü bir dev gibi kullanıp kullanmama konusundaki titizliğine göre milletler, tarihin şeref ve şan sayfalarında yerlerini almışlardır.

Güç ve feth ile yayılıp, çağının çok ötesinde temel hak ve özgürlükler, barış, adalet ve huzur getiren milletler ile fethi sömürgeciliğe dönüştürüp coğrafyalara kan ve gözyaşı sunan milletleri tarih her zaman ayrıştırmıştır.

Bugün de gücünü bir dev gibi ölçüsüz kullanarak, emperyalizmini allayıp pullayan, demokrasi ambalajı içinde etnik ayrımcılık, terör ve bölünmüşlük, geri kalmışlık ve fakirlik hediye edenleri tarih elbette yargılayacaktır.



1) Alparslan Türkeş, Milli Doktrin: 9 Işık-İlimcilik, Dokuz Işık Yayınevi, İstanbul: 1977, sf. 13.

2) Alparslan Türkeş, Yeni Ufuklara Doğru, Orkun Yayınevi, İstanbul: 1979, sf. 7.

3) Devlet Bahçeli, 21.Yüzyıl Ve 2023 Türkiye Vizyonu, MHP Yayınları, Ankara: 1997, sf. 30.

4) Sami Selçuk, Türkiye’nin Demokratik Dönüşümü: 2001-2002 Adli Yıl Açış Konuşması, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara: 2001, sf. 12.

5) http://www.egitimneferleri.com/phpBB2/





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 18
Dün Tekil 828
Bugün Tekil 274
Toplam Tekil 1638163
IP 54.161.208.7






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































6 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Türk Devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk Milletinin teminatı ve istikbali gençliktir.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.883 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu