FRANSA'YA FRANSIZ KALMAK! - Dr. Tahir Tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









FRANSA'YA FRANSIZ KALMAK! - Dr. Tahir Tamer KUMKALE
Tarih: 29.01.2012 > Kaç kez okundu? 1941

Paylaş


Ermeni meselesi denilen ve Ermeni milletinin gerçek çıkarlarından ziyade dünya kapitalistlerinin ekonomik çıkarlarına göre halledilmek istenen mesele, Kars Antlaşması ile en doğru çözüm şeklini buldu. - Gazi Mustafa Kemal Atatürk-1922

Gün: 24 Ocak 2012. Bu tarih Türkün milli hafızasına unutulmaz ve önemli günlerden biri olarak kaydolacaktır. Türk çocukları bu günü insanlık tarihinin kara günlerinden bir olarak hatırlayacaktır.



Bugün, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının inkârını suç sayarak bu suçu işleyenlere hapis ve para cezası öngören yasa tasarısı, Fransız Milli Meclisi'nin ardından Senato'dan da geçmiştir. Fransız Senatosu, Türkiye'nin uyarılarına rağmen fikir hürriyetine darbe vuran tasarıyı 86'ya karşı 127 oyla kabul etmiştir.



Tasarının kabul edilmesinin ardından Fransız Senatosu Yasalar Komisyonu Başkanı Jean-Pierre Sueur; "Bu iş burada bitmeyecek. Anayasaya aykırı olan bu yasa ile hukuki alanda mücadelemizi sürdüreceğiz." Demiştir. Fransız kanunlarına göre, meclis ve senatoda 60 senatör ve milletvekili, tasarıya itiraz edip iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurabiliyor. Yasa teklifini hazırlayan milletvekili Valerie Boyer ise “ böyle bir yasa teklifinin mimarı olduğu için kendisiyle gurur duyduğunu” söylüyor.



24 Ocak’ta Fransız Parlamentosu kendisine yakışan ve karanlık tarihinde pek çok örneği bulunan insanlık dışı kararlarından birini aldı. Sadece Fransa’nın değil daha önce meclislerinde soykırım ile ilgili kararları onaylayan Avrupalının gerçek yüzünü ve çarpık demokrasi anlayışını gösterdi.



Fikir özgürlüğü havarisi kesilenlerin, devamlı olarak “demokrasi yok” diyerek Türkiye'yi suçlayanların, konuşmaya ve fikre hapis ile birlikte para cezası getirmeleri uygulaması aslında onların gerçek olan ama halkımızdan israrla saklanan asıl yüzüdür.



İşte girmek için taviz üstüne taviz verip adeta bir sömürge devleti durumunda başımızı eğdiğimiz Avrupa budur. Görmek istemeyenler, gördükleri ve bildikleri halde milletimizin kafasını sahte Avrupa masalları yıkayan aydın kılıklı entellerimiz şimdi herhalde Türk halkı karşısında düştükleri durumdan utanıyor olmalılar.



Tasarı yasalaşmadan önce Türk yöneticilerin ne kadar sert çıkışlar yaptığını, eğer çıkarsa alacağımız bir seri yaptırım kararları ile Fransaya nasıl kök söktüreceğimizi haykıranların 25 Ocak’ta seslerinin kısılmasına ben hiç şaşırmadım. Çünkü ayni oyunu defalarca seyrettim.



Yine ayni oyun oynanıyordu. Meydanda ayni beyinlerini AB’ne satmış şahsiyetler vardı ve yine görev başındalardı. Türk halkında isyan derecesine gelen Fransa ve Avrupa düşmanlığını ortadan kaldırmaya ve milletçe derhal uygulamaya başlanan yaptırımları engellemeye çalışıyorlardı. Bizim ne kadar büyük bir devlet ve millet olduğumuzu ve affetmemiz gerektiğini, onların yaptığı hatayı yaparak onların seviyesine düşmememiz gerektiğini bize anlatıyorlar ve millettimizden anlayış bekliyorlardı.



Yani yine başımızı eğik tutmamızı, vurmaları için öbür yanağımızı da çevirmemizi istiyorlardı. Bu şekilde milletimize karşı yine çok yanlış yapıyorlardı. Çünkü milletin gözü çoktan açılmıştı. Tele voleler, evlilik proğramları ve sonu gelmeyen spor tartışmalarından halkımız iyice sıkıldı. Türk halkı artık doğruyu-eğriyi algılamaya başladı. Bu insanları gördükçe ve duydukça halkımız doğruları daha iyi anlamaya ve gözünde büyüttüğü demokrasi bezirgânlarını şiddetle lanetlemeye başladı.



Biz biliyoruz ki, devletlerarası ilişkilerde en basit ve en geçerli yöntem mukabele-i bil misil uygulamasıdır. Yani size yapılanın aynisini karşı tarafa yapacaksınız. Bu en doğal hakkınız olan davranışı yapmadığınız sürece üstünlük hep karşı tarafta olacaktır.



Nitekim bu defa da bu kural geçerlidir.



Çünkü onlar bizim bir şey yapamayacağımızı bilerek devamlı saldırıyorlar. Bizi devamlı borç vererek ve kendisine bağlı kılarak boynumuzu eğdirdiklerini düşünüyorlar. Bizim milli meselelerde dik durmadığımızı ve milli bir duruş sergilemediğimizi tecrübeleri ile bildiklerinden, Ermeni soykırımı gibi bir masalı elerinde koz olarak kullanıyorlar.



Devletimiz devletliğini bilmelidir. Başta Fransa olmak üzere bize yapılan muamelenin ayninin kendilerine yapılmasını sağlamak durumundayız. Halkımız buna destek vermeğe hazırdır.



Türk insanı tamamen kendi inisiyatifi ile Fransız mallarına boykot gibi basit ve geçici tedbirler almıştır. Oysa halkımıza gelene kadar TBMM, hükümet ve bilhassa dışişleri seviyesinde alınacak pek çok tedbir vardır.



Fransa'ya ve Ermeni terörü ile ilgili parlamentolarında karar aldıran ülkelere vize uygulaması başta olmak üzere, Fransa'da dikilen Ermeni soykırım heykeli sayısında heykeli Antep-Urfa-Maraş'ta yapılan Fransız soykırımını yansıtmak üzere Türkiye'nin bütün şehirlerine görkemli törenlerle dikmek dâhil pek çok şey yapılabilir. Yeterki yapacak iradeye sahip olalım.



Fransa’ya karşı tedbir konusu ele alındığında ilk planda akla Fransa’nın Cezayir halkına uyguladığı gerçek soykırım hakkında TBMM'den kanun çıkartmak geliyor. Oysa başka milletlere yapılanlardan önce bize ne yapılmış ona bakmak lazımdır. Cezayiri korumak bize düşmez. Çünkü onlar kendini koruyor.. Ayrıca Fransa’nın bize yaptıklarını dahi dile getirmekten aciz olan bizim Cezayiri ele almaya hiç hakkımız yoktur.



Çünkü biz bugün adı geçen Ermenilerin Fransa’nın destek ve himayesinde Adana'da Urfa’da, Maraş’ta, Antep'te yaptıklarını unutmuş gibiyiz. Biz önce kendi tarihimize bakıp bu şehirlerimizin isimlerinin neden Şanlıurfa, neden Kahramanmaraş ve neden Gaziantep olduğunu ortaya koymalıyız. Öncelikle bu şehirlerin halkına kendilerini savunma hakkı tanımalıyız. Sonra belki Cezayire ve diğer ülkelere bakarız.



Aslında Fransa, Türkiye’ye soykırım yaptı diyecek en son ülkedir. Çünkü bizim Anadoluda yaşadıklarımızın dışında Vietnam başta olmak üzere Uzakdoğu’da, Cezayir başta olmak üzere Afrika’daki sömürgelerinde yaptıklarını dünya insanlığı henüz unutmamıştır. Onlar yapıyorlar. Demokrasi havarisi kesiliyorlar. Bizler tarihin hiçbir döneminde yapmadığımız olaylar için soykırım yapan ülke kabul ediliyoruz.



Bırakalım uzak tarihte yaşananları. Son 30 yılda sadece ASALA terörüne verdiğimiz kurbanları hatırlayalım. Ve artık dik durmasını bizde öğrenelim..,



Başbakan Erdoğan ve Ak Parti yöneticileri meydanlardan halkın kızgınlığını yansıtan güzel şeyler söylüyorlar. Muhalefet partileri, genel başkanlarının ağzından hükümetin alacağı her türlü eylem kararının destekçisi olacaklarını vurguluyorlar. Ses var, fakat görüntü yok. Yani ortada eylem yok. Onlar zaten bunu biliyorlar ve "Türkler eser ve gürlerler. Ama bir şey yapamazlar" şeklindeki değerlendirmelerine güvenerek bunu yaptıklarını da asla saklamıyorlar.



Fransa'ya bu yaptığı büyük yanlış çok pahalıya maledilmesi gerekmektedir.



Bu arada Türk halkı bu olayla gerçek yüzlerini gösterdikleri için Fransa’ya teşekkür borçludur. Sonu belli olmayan Avrupa macerasında varacağımız yerin ne olduğunu bize gösterdiği için Sarkozy Beye ayrıca şükran duymalıyız..



Şimdi bu ikiyüzlü, riyakâr topluluğun gerçek yüzü bir daha görülmüştür. Kanunun yürürlüğe girmemesi için 60 Fransız senatörün biraraya gelerek Fransa Anayasa mahkemesinde iptal davası açmasını beklemek çözüm değildir. Çünkü olay bu raddeye gelmeden sorunun çözülmesi gerekiyordu. Atı alan Üsküdarı geçmiştir.



Kanaatime göre bu son olayla Ak Parti yönetiminin eline kayıtsız şartsız sürüklendiği AB macerasını her yönü ile sorgulamak ve ilişkileri yeniden gözden geçirmek için iyi bir koz verilmiştir. Şimdi milletimiz Ak Partinin bu imkânı kullanamasını beklemektedir.



Fransa’nın haksız davranışı karşısında Türk halkının Türk milli menfaatlerine karşı duyarlılığı artmış ve Psikolojik Harekât uzmanlarından geniş ölçüde yararlanılacağı bir ortam meydana gelmiştir. Bulunulan durumu süratle ülkemiz lehine çevirme imkânımız doğmuştur. Bu önemli fırsatın asla kaçırılmaması gerekmektedir. Ama uzak görüşü olmayan yöneticiler elinde böyle nadir oluşan imkânların göz göre göre harcandığı da tecrübe edilmiş bir gerçektir.



‘Türkler Ermenileri kesmiştir’ diyen Orhan Pamuk'a Nobel ödülü verilmesi olayını da Fransa ve diğer AB ülkelerindeki Ermeni soykırımını kabul eden meclis kararları ile ilişkili olarak görmemiz gerekmektedir. Keşke o ödül Orhan Pamuk’un edebî kişiliği için düşünülerek verilebilse idi. En azından kafalarımızda demokrasi havarisi Avrupa hakkında şu andaki soru işaretleri olmazdı. Şimdi gelinen durum, AB için tamiri mümkün olmayan bir imaj zedelenmesidir. Bu yere düşen imajın tekrar yükselmesi kanaatime göre çok zordur.



Aslında AB ülkelerinin aydın kesimleri dahi Fransa'nın aldığı kararı algılayabilmiş değildir.



Kanaatimce bu karar AB içindeki çatlağı büyütecektir. Türkiye dik duruşunu gösterebildiği takdirde, AB ülkeleri meclislerinin Ermeni soykırımı iddiaları ile ilgili aldıkları kararların mantıklı bir gerekçesi olmadığını göreceklerdir.



Bu defa koz bizim elimizdedir.



Devletçe, milletçe elbirliği içinde bütün gücümüzle karşı atağa geçmeliyiz. Elimizdeki bütün imkânları( bilhassa üniversitelerimiz ve sivil toplum kuruluşlarımız) kullanarak her alanda birbiri ile koordineli bir şekilde saldırmalıyız. AB ve Fransa dize gelip "aman" diyene kadar saldırılarımızı sürdürmeliyiz.



Biz bu dik duruşu ve devlet koordinatörlüğünde yürütülen plânlı saldırıyı bugün darbeci olarak hesap sorulan Kenan Evren döneminde ASALA terörünü önlemek için yaptık ve başardık. Asala’yı bir daha ayağa kalkamayacak şekilde tarihten sildik. Devlet arşivlerimizde nelerin nasıl yapıldığı hakkında yeterli bilgi bulunmaktadır.



Peki, bugüne kadar yabancılar karşısında esip gürleyerek dik duran, ama icraat esnasında eğilerek her şeyi kabullenen ve başımızdaki çuvallarla dolaşmamıza imkân hazırlayan bir yönetimden böyle koordineli bir davranış bekleyebilr miyiz?



Beklenemez diyenlerin bu defa yanılmalarını diliyorum.



Ak Parti yönetiminin bu defa karşı saldırıya geçmekten başka çareleri olmadığını gördüklerini değerlendiriyorum.



Çünkü şimdi konuşma değil, taarruz zamanıdır.



Başarı için bu taaruzun sessiz kalarak değil, tevekkülle yapılanlara boyun eğerek değil, aynen onların yaptığı gibi somut ve etkili aktivitelerle yapılması gerekmektedir.



Dr. Tahir Tamer Kumkale



27 Ocak 2012 Cuma



http://www.kumkale.net, http://www.bildiriyorum.com , http://kumkale.wordpress.com





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 15
Dün Tekil 790
Bugün Tekil 205
Toplam Tekil 1639747
IP 54.146.176.35






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































8 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Benim Hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.692 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu