KONUK YAZAR: Şiir Gülistanı’na Yolculuk… Doç.Dr.Tamilla Abbashanlı Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü, Öğretim Üyesi, Azerbaycan - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









KONUK YAZAR: Şiir Gülistanı’na Yolculuk… Doç.Dr.Tamilla Abbashanlı Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü, Öğretim Üyesi, Azerbaycan
Tarih: 19.01.2012 > Kaç kez okundu? 2455

Paylaş


KONUK YAZAR:

Şiir Gülistanı’na Yolculuk…

Doç.Dr.Tamilla Abbashanlı

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi,

Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü,

Öğretim Üyesi,

Azerbaycan



Elimizde bir kitap var: Eskişehir Şairlerinin Antolojisi. 2011 yılının son günlerinde Eskişehirli şairlere en güzel hediyedir bu kitap. 50-ye yakın şairin şiirleri toplanıp bu kitapta. Belki de Eskişehirli şairlerin sanat sınavıdır bu kitap. Onlar için sanat sınavı, okuyucular için şiir gülistanıdır bu eser. Her bir şiir bir çiçektir, çiçeklerin hepsi güzel, kokuları da farklı. Bu şiirlerin de konuları farklı, konuları işleme usulü farklı… Ama her birinin ayrıca güzelliği, özelliği var. Şiirlerin konuları incelikle seçilip, dili, üslubu da yerinde. Şiirlerde felsefe var, mecazlar teşbihler, istiareler, dilciliğin kuralları da yerinde. Kimi serbest yazmış, kimi hece ile… Şaire göre değişir bunlar. Kimin şiirinde iyimserlik ruhu, kiminde keder, kiminde ölmeyen aşk, kiminde kara sevda, manevi duygular var. Her bir şair seçtiği konuyu kuyumcu gibi işlemiş. Ne deyelim… Hayırlı-uğurlu olsun.

Şiir gülistanı olan bu kitap bir daha bizi ilhama getirdi, şairler ve şiir hakkında güzel şeyler söylemek istedik.

Yusuf Balasagunlu “Kutadku Biliğ” eserinde şairler hakkında ne güzel demiş:

Kılıçtan itidir şairin dili,

Tüyden çok incedir kalbinin yolu.

Derin, ince sözler dinlemek istesen,

Sözü onlardan işit, anlarsan.



Şairler deryadan inci çıkarana benzerler; Onlar kimi övseler tarifi ülkeye yayılar; Kimi kötüleseler onun adı ebediyen kötü olar; Onlarla iyi geçin; şairlerin diline düşme; Onları sevindir vs.

Bu mısraları da Azerbaycan’ın dünyaca ünlü şairi Abbas Sehhet demiş:

Şair odur ki, gerçeklere dildade ola,

Şairin fikri, düşü gerek azade ola.



Bunu da Güney Azerbaycan’ın hakk sesi ölmez M.Şehriyar söylemiş:



Şair halkın sesi, asrın sesidir,

Vatanın ak saclı sergerdesidir.

Hükmüyle ordular kalkar ayağa,

Şiirin nehrinde taşlar da akar.

“En kederli sevinç şair olmaktır”; Şairler cennetin anahtarını nereyese koyup unutan çocuklardır; Şairler sevdaların en güzelini yaşayan insanlardır. Şairlere selam verin, şairlerin selamını alın. Şairler yüreklerini bülbülyuvasına emanet koyarak şiir yazıyorlar.

Şairler kalemlerini yüreklerinin kanına batırarak şiir yazıyorlar.

Şairler iki ilahi çiçek – olum ve ölüm arasında açan tenhalık çiçeğidir.

Şiir hakkında ne söylerler?

Şiir Türkün sesidir. Şiir ilk defa çiçek açan nar ağacının içindeki ağacın sevinci, gülüşüdür:

Şiir parlak zere benzer,

Saf ve temiz olmalı zer.

Şair olan unutma ki,

Güzelliği budur şiirin,

Söz az olsun, mana derin…



Antoloji Eskişehir’e sevgi çiçekleri gönderen Ahmet Urfalının şiiri ile açılır. A.Urfalının Eskişehir sevgisi sadece bu şiirle değil, o kalemini silaha çeviren askere benziyor. Gece gündüz Eskişehir ve Afyon ilimizin tarihini, kültürünü araştırmakla uğraşır.

Eskişehir Yunus Emre, Yunus Emre Eskişehir demektir-desek yanılmayız. Eskişehir’de yaşıyorum-derken Yunus Emre’nin Eskişehir’i mi deye sorarlar. Evet, bura sevgisi bütün dünyayı kucaklayan Yunus’un Eskişehir’idir. Kitapta ikinci şair Ahmet Yaşar’dır ve onun “Bizim Yunus” şiiri yüreğimize pınar suyu gibi döküldü. Ardınca Eskişehir’in ismini Türk dünyasında ünlü eden kadın aşığımız Aşık Nurşah’ın “Pir’im Yunus” şiiri geliyor.

Aşık Pervani bu gün başı karlı Erciyes’e, Uludağ’a, Toros’lara benzeyen şairimizdir. Üstatlar üstadı, yaşayan efsanedir. Ömrü daha uzun olsun. Onun şiiri de antolojide yer almıştır. Aydın Çetinkaya orta neslin şairi, kültürlü, ağır başlı, şiirlerinde önemli konuları ele alan şairimiz. Dörtlükleri dikkatimizi çekti. “İçindeki”, “Fikir”lerden konuşur, “Dua” ediyor, “Ümit Uğruna”, “Zamana Doğru” koşuyor, “Nasihat” veriyor…

Aylin G.Türkel elinde tuttuğu kalem titriyor, çünkü şiirin alfabesini öğrenmeğe başlıyor, “Hayallerindeki “Sen”den konuşur; “Her an seninledir” ve sözleri “İnci” gibi toplar:

Küçücük bir inciyem ben,

Özünden kopmayan,

Israrla onu seven.

Sabırla bekleyen,

Küçük,

Yalnız bir inciyim.



Bürhanettin Çil “Gözü Güzel Yar”dan konuşur, sonra “Kara Toprak”tan… O da Aşık Veysel gibi toprağa “vefalı dostsan” der.

Bu kitapta şiir basılan şairlerden M.Kubat, İ.Sağır, H.Gürkan, F.Akın, H.Şanlı, E.Şakar, L.Kılıc, N.Uçar, R.Barış, R.Köroğlu hakkında yazılar yazmışım, onların şiirleri hakkında geniş inceleme yapmışım. Ama üstat şair M.Kubat’tan konuşmadan olmaz. 2011 yılı şairimiz için uğurlu oldu. Sanat dostları, Eskişehir ve Afyon ilimizin sanatsever insanları şairin sanat yılının 60’ı senesi büyük tantana ile Yunus Emre Kültür Sarayında düzenlediler. Salonda oturmağa yer yok idi, insanların çoğu sona kadar ayak üste kültür gecesini izlediler. Bu sevgi hem Muharrem Hocamıza, hem de Eskişehir ve Afyon kültürüne sevgi idi, çünkü bu iki güzel, kahraman ilimizin adını şiirleriyle Anadolu’ya, Türk Dünyasına, Avrupa ve Balkanlara yayan M.Kubat Hocamızdır. Antolojide Muharrem Hocanın “Anama”, “Türkiye’me Sesleniş” ve “Sılaya” şiirleri yer almıştır.

Bu kitapta şiiri yayımlanana her bir şair hakkında geniş yazmak olar, inşallah gelecekte bunu da yaparız. Yine de birkaç şairin ismini söylemeden geçemiyorum: Levent Topludal’ın “Suskun Sevda” şiirini çok beğeniyorum, defalarca kendi dilinden dinledimse yine dinlemek isterim. Mehmet Saffet Devrim’in mezarı nurla dolsun, “Gurbet” şiiri güzeldir.

Şerife Gündoğdu’nun “Türkiye”m şiiri vatanıma yazılmış en güzel senfonidir. Antolojide Şerife Hanımın n”Türkiye’m”, “Zor Günler”, “Annem”,”Unutma”, “Mutluluk” şiirleri yer almıştır. Şairin bitip tükenmeyen vatan sevgisi “Türkiye’m” şiirinde dikkati çekiyor:

Çökmesin üstüne ne hüzün, ne gam,

Senden uzak olsun her ctürlü alem.

Canımız fedadır uğruna her dem,

Sahip çıktık sana güzel Türkiye’m.

Eskişehir Şairler Derneğinin Başkanı tanınmış şair İbrahim Sağır ve Halil Gürkan’ın da güzel şiirleri kitabın içinde yer almaktadır. Bu antoloji, aslında, onların büyük zahmetleri ile ışık yüzü görmüştür. Kitaba “Ön Söz” yazan şair İ.Sağır burada Eskişehir Şairler Derneğinin sadece Türkiye’de değil, Türk Dünyasında tanınmasından, orada kültür dernekleri ile ilişkilerinden söz açıyor. Diyor ki, Azerbaycan’da faaliyet gösteren “Vektör” Uluslar arası İlim Merkezi şairlerimizin şiirlerini antoloji olarak basmıştır, yine de Bakı’daki “Ulduz Aşıklar Birliği” daima derneğimizle kültür münasebetleri yaratmıştır. Kitapta İ.Sağır’ın “Şairim”, “Feleğe Sitem”, “Bu Bahar”, “ne Gerek”, “Yabancı” şiirleri, H.Gürkan’ın ise “Gül Alev Alev”, “Geçmişin Ahı”, “Vakitsiz Solan Ömür”, “Yaşlı Gözler”, “Aşk Neferi” şiirleri yer almıştır.

Kitabın Ferhat’larına gelince. Nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum. Diyorlar ya, “kendi yağında kavrulmak”. Bu “yağsız kavrulmaktır”. Şairler derneğimizin Başkanı İbrahim Sağır, Halil Gürkan, Muharrem Kubat, Gazi Durusu’nun yardımlarıyla, zahmetleriyle bu güzel antoloji ışık yüzü gördü. Ellerine, yüreklerin sağlık. Vatan, Millet için çarpan yürekleri hiç yorulmasın. Eskişehir Şairler Derneği bu insanların omuzları üzerindedir. Dişle-tırnakla bu derneği yaşatmağa çalışırlar. Asıl kahramanlık budur. Sanata, şiire emek verenler dünya durdukça yaşayacak, ömürleri şiir gibi ebedi olacaktır.



































































KONUK YAZAR:

Aşka Derin Muamma Diyen Şair-Ahmet Otman

Doç.Dr.Tamilla Abbashanlı

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi,

Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü, Öğretim Üyesi

Güzel bir Haziran gününde Türkiye’nin ünlü yazarı, bu gün “Öğretmen Benisa” kitabıyla güzellikler diyarı Anadolu’muzun dört bir tarafına ün salan manevi Annem Huriye Saraç’ın davetiyle Ege’nin incisi, Manisa’nın göz nuru, şiir-sanat yurdu Salihli’ye gittim. Her zamanki gibi Salihli kollarını açarak Türk Dünyasından gelen evladını sevecenlikle kucakladı. Huriye Hanımın Köy Enstitü müzesine benzeyen evinde birkaç saat misafir oldum. Balkonda oturup çay içe içe şiir, edebiyat, Türk kültürü hakkında mazmunlu sohbete daldık, bir de baktım ki, balkona “tırmaşan” Manisa üzümü sapsarı güzelliği, yemyeşil yapraklarıyla “gülümseyerek” bizi dinliyor. Başımız sohbete öyle karışmıştı ki, bu güzelliği ve bizi dinleyen doğanın dünyaca ünlü evladını-şöhreti her yana yayılan Manisa üzümünü böyle görmemiştim. Sanki Huriye Hanım yüreğimden gecenler duydu, kalkıp üzümlerini öptü, okşadı, dedi ki, biliyor musun, her gün onları öpüyor, konuşuyorum, bu güzellik ondandır. Bir daha yüce Tanrıya şükranlarımı bildirdim:- Şükür Sana, Allah’ım, insan evladına ne güzel nimetler vermişsen-dedim.

Huriye Hanımın sesi beni hayallerden uyandırdı:-Gidiyoruz, şairler bizi bekliyor.

O günü hiç unutmayacağım. Salihli’nin şairler Derneği Başkanı şair Ahmet Otman benim geldiğimi duymuş ve beni şair ve gazetecilerle buluşturmağı düşünmüştür. Sürprize çok sevindim, aslında sürekli şiir meclisleri düzenleyen ve her defasında beni davet eden, ben ise iş nedeniyle gide bilmediğim toplantıların çok güzel geçtiğini her defasında duyuyordum ve gide bilmediğim için üzülürdüm. Şimdi ise Salihli’nin şairleri ile görüşe uçarak gidiyordum.

Sanki yıllar hasretlisi gibi buluştuk. Her kesin yüzünde dünya boyda sevgi, saygı, sevinç vardı. Ben bu kadar ihtiramı kendime alamazdım. Çok iyi biliyordum ki, bu büyük sevgi Türk Dünyası, Azerbaycan ve en sonra benim içindir. Çay sofrası etrafında anlamlı, güncel, tarihi, şiir dolu tatlı bir sohbet başlandı. Türk dünyası ve Türkiye konulu sohbet her kesin yüreğinden haber verdi. Tarih boyunca Azerbaycan ve Anadolu, istiklal savaşı döneminde kardeş yardımı konulu sohbetler uzandıkca uzandı. Sonra ise kültür ilişkilerimiz gündeme geldi. Azerbaycan adı gelende burada oturan her bir Anadolu türkünün yüzlerinde güneş ışığı şülelendi, sanki yüzler nura boyandı. Belli oldu ki, çoğunun dedeleri o topraklardan gelmiştir. Her kesin bir arzusu vardı:-Azerbaycan’a getmek, Karabağ’ın düşmen elinden kurtuluşunu görmek, Hazar’ı seyir etmek, Gence’de Nizami Gencevi’nin makberesini ziyaret etmek, Hakani ve Nesimi’nin doğduğu Şamahı’yı, B.Vahabzade’nin ana vatanı Şeki’yi görmek. Dedi ki, Azerbaycan Türkleri her zaman onları ağırlamağa, misafir etmeğe hazırdır, Yeter ki, Salihliler Azerbaycan’a gelsinler. O toplantıda Ahmet Otman Bey bana “Gözlerim Sende Kaldı” kitabını hediye etti. Çok beğendim kitabı. Bu gün o kitap hakkında fikirlerimi Sizinle paylaşmak isterim.

Ahmet Otman’ın “Gözlerim Sende Kaldı” kitabında çeşitli konular işlenilmiştir. Örneğin, vatan, doğa, Atatürk, aşk, insan ve zaman; insan-fani dünya ve çeşitli güncel konular…

Ananevi olarak A.Otman’ın da vatan sevgisi küçük Salihli’den başlar, sonra Anadolu’yu ve Türk Dünyasını sarar. Şairin “Sen Bunun Neresindesin” şirinde yarı sitem, yarı ironik bir dille şairin vatan sevgisinin şahidi oluruz. Ahmet Bey vatan sevgisini bir başa, direk vermiyor, vatanın dertlerine üzülerek bu sevgiyi dile getirir. Salihli’nin nimetlerini sayıyor ve bu nimetlerin artık Salihli’nin adına değil, başka yerlerin adına çıkmasına üzülür:

Üzüm suyun var mı ilaç için,

Sahip olmadık başkalarının pazarına.

Sultaniye, Tarı satar olmuş,

Değer biçilir mi hiç,

Bağlardaki salkım salkım üzüm,

Nerde şimdi nerde.

Sen bunun neresindesin Salihli…(s.31)

Türk Milletinin ölmez Atası yüce önder Atatürk denilende yâda vatan düşüyor, Atatürk Vatan, Vatan Atatürk anlamındadır. Şair üzgündür, çünkü Atamızın üç gün mola verdiği Salihli’de bu önemli günler unutulmak üzere. Bunun yerinde başkalarının anıyoruz:

Atam mola vermiş üç gün Salihlide.

Bir gün olsa anmadık Atam seni.

Ne İstasyon’da, 25 Ocak molasında.

Ne 16 Ekim’de,

Ne kaldığın Adala’da.

Tarihleri unuttuk şimdi.

Başkalarını anmaktan sıra sana gelmiyor,

Atam!...

Sorarım şimdi,

Sen bunun neresindesin Salihli (s.32)

Şairin güncel konularından biri de “Roman Oyunu” şiiridir. Bildiğimiz gibi, Salihli Romanların toplum halında yaşadığı yerdir. Aynı zamanda bu günlerde Türkiye’mizi sakin görmek istemeyenler etnik halklara karşı hoşa gelmez olaylar sergiliyorlar. Bunlar halkın konuşan dili olan şairlerimizi de üzüyor ve Ahmet Otman da şiirinde bu olayları farklı biçimde dile getirir. Der ki, onlara çingene desen üzülürler, “suratlarını asarlar”, ama bir Roman Oyunu duysalar “pistler dar geliyor onlara”, “duramazlar yerlerinde”. Gerçekten öyle.

Türk Milleti, nasıl derler ya, Yunus Emre’nin, Mevlana’nın elinden su içmiş. Türkün kapısı dünya insanına açık, Türk hümanisttir, her kesi sever, kucaklar. Ahmet Bey de bunu bir başka yöntemle şiirinde dile getirir.

A.Otman’ın “İnsan ve Zaman” konusundaki şiirlerinden biri de “Dost” şiiridir. Şair bu gün dostluğa daha fazla ihtiyacımız olduğunu dile getirir. Diyor ki, “Söze söz bir olmalıdır”, “Dost dostun arkasından kuyu kazmaz”. Bu halk deyimini kullanan şair dostluğun önemini vurgulamıştır.

A.Otman’ın aşk şiirleri de dikkati çekiyor. Ne güzel demiş deha Nizami:

Aşktır mihrabı yüce göklerin,

Aşksız ey dünya nedir değerin…

Ahmet Bey’in aşk şiirlerinden görüyoruz ki, o da deha Nizami gibi, aşksız dünya düşünmüyor, onun fikrince d aşksız dünya kimseye gerek degil. Şair aşka ait bir dötlükte kullandıgı ifadeyi “1Gözlerim Sende Kaldı”yı kitabının ismi olarak kullanmıştır. O dörtlüge göz atalım:

Aşk derin bir muamma,

Bilinmeyen girdaba kaldı.

Geçen bir değil bin bir gece,

Bu gecede gözlerim sende kaldı (s.5)

Şair bazen aşkı ince bir ironi ile (aşın kutsallığına, güzelliğine gölge düşürmeden) okuyucuya ile bilir. Bunu “Suç” ve “Ceza” şiirlerinde gördük. Şair” göre, “eğer sevmek suç dursa, o suçu kendisi işlemiş” ve ya “ben o suçun cezasını ekerim” der ve o zaman da susmak hakkını kulanlar. Bu kitapta manevi dünyamızı zenginleştiren sevgi şiirleri çoktur.

A.Otman’ın yaratıcılığında “insan ve fani dünya” konusu de incelikle işlenilmiştir. Bu konuda “Bu yolun Sonu”, “Ali Beğ Hâkim”, “Ağlayacaksınız” şiirlerini göstermek olar. Şair ecele kapımı dövme der, çünkü yapılacak işler çoktur. Ben zaten bu yolun sonunda mezar olduğunu biliyorum, neden erken geldin-diye sorar acele. A.Otman’ın “Ali Bey adlı bir iyi dostu varmış. 1908’ı yıllarda Türkistan’da doğmuş, 1948 yılında Salihli’ye gelmiş, orada yerleşmiş. Bir gün hayata “elveda” der Ali Beg. Ahmet Beye göre onun ölümü bir insanın ölümü değildi, bir tarihin çöküşü idi. Türkistan’dan yola çıkan, Taklamakan Çölünü geçen, Himalay dağlarını aşan insan Ali Beg Hakim bir tarih idi:

Şimdi ise evinden 400 metre uzakta,

Ve büyük bir mermer taşı

Başucunda,

Yatıyor…

Ali Beğ hâkim (s.21)

A.Otman’ın güncel konulu şiirlerine “Sabah Sabah Beyoğlu” ve Türk Dünyasının ünlü şairi Yavuz Bülent Bakilere ithaf ettiği “Sözlük gerek Çözmek İçin Öztürkçe’yi” adlı şiiri göstermek olar. “Sabah Sabah Beyoğlu” şiirinde şair Beyoğlu caddesinin geçmişine seyahat eder. Der ki, bir zamanlar buradan insanlar kravatsız, şapkasız geçemezdiler, bura çok ihtişamlı idi. Şimdi ise gençler tramvay durağında kimseye aldırmadan öpüşürler. Kimi sarhoş üzerine gazete örtüp uyuyor, bir başka sarhoş onu uyandırır. Belediye çalışanı geceni ve Beyoğlu’nun ayıbını süpürüyor. Beyoğlu’nun bu halı şair yüreğini alıştırıp yakıyor:

Ne bilsin sabahı akşamı,

Var mı şişe onu söyle sen?

O uyansa ne yazar

Yok ki, uyanan tepelerden

Hafiften ısırıyor.

İstiklal Caddesinde,

Esen sabah rüzgârı (s.15)

A.Otman “Sözlük gerek Çözmek İçin Öztürkçe’yi” şiirinde kendilerinden sözler uydurarak Öztrürkçe’yi bozanlara karşı savaş açıyor, onlara şiirinin diliyle sert cevap veriyor. Şair çok iyi anlıyor ki, bu gün ren önemli iş dilimiz güzel Türkçemizi korumaktır. Çünkü dilini korumayan insan tarih sahnesinde sakince silinip gedecektir.

A.Otman’nın şiirlerinin dili zengindir. Burada halk deyimlerinden, mecazlardan, antonim ve sinonimlerden başarı ile istifade olunmuştur. Örneğin, “Gözlerim sende kaldı” (s.5)“Yıkılıyor dünya”, dünyam”,(s.10), “Geceyi süpürüyor çöpçüler”,(s.12), “Aç kediler tenekelerle maç yapıyorlar” (s.16); “Beyoğlu’nun ayıbını süpürdüler” (s.16); “Gözyaşı borcu var” (s.43); “Gölümden silemedim” (s.48) “Gönlü zengin” (s.56) vs. Deyimlere dikkat edelim: “Dökerler bütün kutları” (s.8); “Arkasından kuyu kazmadan” (s.19); “Dağların bal, ovalarından yağ akardı” (s.30), “Dünya arar olmuş Atamızı” (s.31); “Aldım başımı gidiyorum” (s.38); “Felekten bir gün çalalım” (s.39); “Beynimde cirit atan tilkiler kimin kuyruğu kime değiyor (s.41) vs.

A.Otman’ın şiirlerinin felsefi yönü de güçlüdür. Örneğin; “ben beni kayıp ettim” (s.6); “Öldüğümde ben güleceğim” (s.23); “Hüzün tarlasına ektim bütün tohumları” (s.25); “Keşkeler nasıl da girmiş dünyamıza” (s.34); “Hüzün yağmurları düştü” (s.40) vs.

A.Otman’ın “Gözlerim Sende kaldı” kitabında şairin bütün ailesinin emeği vardır-desek yanılmağız. Önce vefalı ömür-gün arkadaşı Saadet Hanım’ın ismini söyleyelim. Saadet Hanım kitaptaki her bir şiire konusuna göre resim çizmiş, kızları Ece ve Ecmen de babalarına yardım etmekte annelerinden geri kalmamışlar, onu da deyim ki, şairin büyük kızı bu sene büyük bir başarıya imza atmış ailesini ve Otman soyadını taşıyan akrabalarını sevindirmiş, Osmangazi Üniversitesini kazanmıştır.

Ve böylece, bir makalenin de sonuna geldik. Bu yazı aracıyla beni Salihli şairler Derneğine götüren Annem Huriye Saraç’a, bana Salihli misafirperverliğinin nasıl olduğu gösteren şair Ahmet Otman’a ve onun şair-yazar arkadaşlarına, bu makalenin yayımlanması yönünden bana yardım eden Prof.Dr.İsa Kayacan Hoca’ma derin minnettarlığımı sunuyor, sağlıklı uzun ömür dilerim..







Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 23
Dün Tekil 790
Bugün Tekil 766
Toplam Tekil 1640308
IP 54.161.241.199






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































8 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Benim Hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.621 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu