Obama Operasyonu ve BOP Kıskacındaki Kıbrıs Türkleri - Emete Gözügüzelli Civan - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Obama Operasyonu ve BOP Kıskacındaki Kıbrıs Türkleri - Emete Gözügüzelli Civan
Tarih: 27.02.2009 > Kaç kez okundu? 2414

Paylaş


Birçok kez yazılarımda değindiğim Kıbrıs Türkleri üzerinde yürütülen psikolojik harp aralıksız devam ediyor. Peki Psikolojik Harp nedir? Devletlerin diğer devletlerle kurdukları uluslararası ilişkilerde kendi çıkarlarını muhafaza etmek gayesi ile yürüttükleri “sessiz” savaşın adı psikolojik harptır. PH ne zaman uygulanır? Savaş ya da barış dönemlerinde uygulanır. PH neleri kapsar? Dost, tarafsız veya düşman hedef toplumlarının kendi çıkarları yönünde tutum ve davranışlarını yönlendirmek, kitleyi etkilemek için ekonomik, siyasi, kültürel, askeri, teknolojik, sosyal ve hatta dinî alanlarda planlanarak uygulanan tüm faaliyetleri kapsamaktadır. Ayrıca, Psikolojik harp uygulama olarak psikolojik harekâtı içermektedir. Psikolojik harekât kapsamında bir ülkeyi ayakta tutan değerlerin yıpratılarak, kendi milli menfaatleri gerçekleştirmek istenmektedir.

Batı dünyasının oryantalizm projesi kapsamında (Doğu toplumlarının politik, kültürel vs eritilmesi) Kıbrıs Türklerine karşı yürüttüğü psikolojik savaş, Amerika öncülüğünde etki tabanlı saldırı metodu ile adada uygulanmaktadır. Bu savaş kapsamında içteki kurum, parti, sivil toplum örgütleri kullanılarak Kıbrıs Türkü farkına varamadığı bir operasyon ile etki altına alınmak istenmektedir. Bu operasyon kapsamında kendi kurumlarına, polis ve ordusuna, dini, kültürel değerlerine, yargı sistemine karşı yalan haberler yayılması hedeflenerek toplumda bir “korku ve güvensizlik” yaratılması hedeflenmiştir. Bu korkunun yaratılması için de görsel ve yazılı medya (radyo, TV, gazete, dergi, broşür.) kanalları vasıtası ile anılan değerler için yıpratıcı bilgiler verilmesi planlanmış ve uygulanmıştır. Verilen “yanlış” bilgiler uzun uzadıya anlatılır ki, halkın mücadele azmi kırılarak bir çaresizlik içerisine düşmesi sağlanılsın. Bunun için yalan haberler günlerce yazılır, çizilir ve tartışılır.

Şimdi gelelim Amerika’nın adadaki pozisyonuna. Amerika şimdilerde nasıl bir yol izliyor? İki toplumlu etkinliklerin artırılması yönünde büyük fonlar devam ederken diğer taraftan da gençlerimizin Avrupa’da ücretsiz eğitime gönderilmesi için öncü oluyorlar. Bu yönmdeki haberler hem yerel gazetelerimizde hem de ulusal kanallarımızda geniş yer alan konuma getirildi bile...Peki Avrupa’da eğitim için ne gerekiyor? Gençlerimizin gidip güneyden “Rum pasaportu” alması getirildi! Peki diplomatik alanlarda ne yapılıyor? Obama ile yeni bir dönem başlıyor. Amerika Türkiye-Atina ve Kıbrıs’a temsilcisini gönderterek Kıbrıs konusunda “tarafların niyetlerini anlama” çıkışı ile işe koyuluyor.

Şimdi biraz konuyu daha geniş açıdan değerlendirelim; Amerika’da Bush döneminden sonra Barack Obama’nın da seçilmesi birçok “aydınlar” tarafından Kıbrıs’ta görüşmeler sürecinde “umut” sağlanabileceği değerlendirilmesi yapılmasına imkan kıldı. Hatta bazı düşünürler o kadar ileri gittiler ki “Dünyada yeni bir düzen kurulacağı ve barış ortamının artacağı” değerlendirmesini yaptılar.

Obama seçim süresince ne yaptı? Yunan lobisinin ve Ermenilerin desteğini alacak açıklamalar yaptı. Nihayetinde Obama seçildi ve bu değerlendirmeleri yapanlar büyük bir heyecana kapıldılar. Nitekim Obama Kıbrıs meselesini de ele alacaklarını ve 6 ay içinde çözüme kavuşturacaklarını söyledi. Hatta Amerikan-Rus ilişkilerininin iyileşeceğinin ve ortak adımlar atılacağının sinyallerini de verdi. Peki bu ne demekti? Amerika dış siyasetinde yeni bir şekillenmeye gideceği açıktı. Yeni ittifaklar gündeme geldi. İran hatta Rusya anılan ittifak ülkeler arasında yer alacak isimler olarak geçmeye başladı. Peki bu ne demekti? Tüm bu gelişmeler önümüzdeki süreçte Büyük Orta Doğu Projesinin yeniden yapılandırılacağının sinyalleriydi. Zira Bush döneminde İsrail’e kara harekatı yapılmış, bombalamalar bitmek bilmemiş, siviller acımasızca öldürülmüştü. Obama’nın göreve gelmesinden bir gün önce ise İsrail askerlerini geri çekip operasyonu yumuşattığı gözlemlendi.

Obama yönetime geldiğinde odaklandığı bölgelerden bir diğerinin de Afganistan olduğunu açıklıyor. Bunun için de Rusya’nın onayına ihtiyacı var. Yahudi Lobisi de Amerikan Rusya yakınlaşmasını destekliyor. Amerika’nın bu ülkeler yanında İran hatta Suriye ile yakın temasa geçmesi akla hemen Kıbrıs’ı getiriyor. Zira Obama seçim süresince adadaki Türk askerinin “işgalci” olduğunu açıkca deklere edecek kadar tek yanlı ve taraflı açıklamalarda bulunması sıradan açıklamalar değil. Zira, bu davranışı ile Yunan lobisinin de desteğini aldı. Zate BOP’un temel taşlarından biri Kıbrıs’tır.

Kıbrıs’taki gelişmelerde belirleyici role sahip olan güçlerden bir diğeri de Rusya’dır. Rusya ise, Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile dini anlamda Ortodoksluk üçgeninin temel taşlarından biridir. Hatırlanacak olursa, Rusya’nın Osmanlı İmparatorluğu döneminde Etniki Eterya’yı kurdurması, Mora isyanı ve hatta Yunanistan bağımsızlığının körüklenmesindeki etkenlerden biri olması günümüz siyasetindeki duruşlarının aslında pek de yabancı olmadığını göstermektedir. Öte yandan, Rusya’nın BM Güvenlik konseyindeki rolü, Annan planı dönemindeki tutumu, Annan raporunu veto etmesi ve Kosova bağımsızlığında batı dünyasına “Neden Kuzey Kıbrıs’ı tanımıyorsunuz?” sualini yönelterek dikkatleri üzerine toplaması hemen ardından da Rusya Dışişlerinin “Kıbrıs Cumhuriyeti” ile yakın temaslarının el altından devam edeceğinin sinyallerini vermesi Rusya’nın “ikili siyasi duruşunun” gerçekte kimin tarafında olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Peki bu noktada Türkiye ne yapıyor? KKTC’deki siyasiler ne durumda? Bir kere Türkiye’de AKP’nin Kıbrıs konusunda değişken siyasi duruşu , son zamanlarda yapılan açıklamalarda vurgulanan “iki kurucu devlet, siyasi eşitlik, egemenlik, iki bölgelilik ve garantörlük temelinde” anlaşmayı destekledikleri açıklamaları ile örtüşmüyor. Ancak TC Cumhurbaşkanlığı sitesinde Kıbrıs’ı “tek devlet” olarak gösteren harita ve Kuzey’deki şehirlerin isimlerinin de İngilizce olarak gösterilmesi ardından gündeme bomba gibi düşen sanatçı Atilla Olgaç’ın gaflet içeren açıklamaları düşündürücüdür. Bu noktada bu olanlar bir tesadüf mü yoksa başka bir etkenmi iyi analiz etmek lazım. Özellikle de Olgaç’ın açıklamaları ardından Bakırköy Cumhuriyet başsavcısının soruşturma başlatması ve Cenevre Savaş Hukuku kapsamında değerlendirmeye başlanması, bu durumu da Rumların AİHM’e götüreceklerini duyurmaları gelinen süreçte Rumların “savaş suçluları ve mülkiyet” konusunda aleyhimizde hareketlilik başlatacaklarını ortaya koymaktadır.

Özellikle de Talat ve Hristofyası’ın mülkiyet konusunda görüşmelere başlamış olması, diğer taraftan KKTC’de kurdurulan “Mal Tazmin Komisyonu”nun Rumlara tazmin, iade, takas işlemlerini hızlandırması esasen dış unsurların niyetlerinin pek hayra alamet olduğunu göstermiyor. Örneğin Kıbrıs Türkünün mağduriyetlerini gündeme getiren ne bir Avrupa ne de bir batı dünyası karşımızda yok. Hadi onu da bırakın, bunu gündeme getirebilecek bir Türk hariciyesi ve hükümeti olmadığını görüyoruz. Özellikle de KKTC’deki hükümetin eski Rum malı tutan bazı ailelerin eskiyen evlerini topyekün yıkarak yerine yeni inşaatlar yapılması yönündeki girişimlerini olumlu sonuçlandırmayarak, “bugün git yarın gel” mantığında davranması ve gerekli izinleri vatandaşlarımıza vermeyişi Kıbns Türkünün yeni bir operasyon dalgası ile karşı karşıya kaldığını göstermektedir. Bunların yanında görüşmeler sürecinde mülkiyet konusunda Rumlara açık bir kart bırakılarak iade, takas, tazmin yolunun açık olması yaşanılan ikilemleri de ortaya koyabilmektedir. Zira Rumlara açılan bu kapı iki kesimliliği hali hazırda ortadan kaldırabilecek bir durumu yansıtırken, adada “işgal” söylemini kuvvetle destekleyen batı dünyası ve Amerika’nın da ekmeğine bal sürmektedir.

Nitekim, önümüzdeki günlerde bu operasyonun detaylarını bilgilerinize sunacağım. Ancak şu bir gerçektir ki KKTC’de gerçekleşecek erken seçimler arifesinde ortaya çıkacak tabloda kurdurulmak istenen hükümet “teslimiyetçi” yapıda olması arzulanacak ve desteklenecektir. Nitekim Avrupa Komisyonu üyesi Olli Rehn de Kıbrıs’ta diplomatik hareketlenmenin “Nisan’dan sonra olacağını” açıklaması tesadüf olmasa gerek. Zira 19 Nisan’da KKTC’de gerçekleşecek erken genel seçimlerin ardından Kıbrıs Türklerini çok tehlikeli bir süreç bekliyor olabilecektir...Ne diyelim; Dibi görünmeyen suya sokulmanın sonu ne olabilir? İşte dış unsurların Kıbrıs’ta Türklere karşı yürüttükleri operasyonun özünde bu niyet yatıyor...Anlayana...





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 18
Dün Tekil 936
Bugün Tekil 763
Toplam Tekil 1642934
IP 54.197.150.143






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































11 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yabancı kültürlere girmek demek, onun hakimiyetine girmek demektir.
(Mete'nin Oğlu)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.597 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu