“Downer Kıbrıs konusunu bile anlamış değil” - Yurdagül BEYOĞLU - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









“Downer Kıbrıs konusunu bile anlamış değil” - Yurdagül BEYOĞLU
Tarih: 15.12.2011 > Kaç kez okundu? 2165

Paylaş


** “ BM tarafsızlığını yitirdi. Sınırda ve ara bölgede meydana gelen her olayda Rumların lehine hareket ediyorlar”

** “BM arabuluculuk, tarafsızlık görevini yerine getiremiyor. Sanki evrimleşerek Kıbrıs Cumhuriyetinin koruyucusu oldular”

** “Downer yenidir bilmez. O’nun söyledikleri tarihin sayfaları arasında silinip gidecektir. Downer Kıbrıs konusunu bile anlamış değil”

** “Downer zannediyor ki, Türklerle Rumlar anlaşamıyor. Zannediyor ki Türkiye anlaşma istemiyor. ‘Müzakereler kopuyor’ açıklaması tecrübesizliğinden. Downer zannediyor ki kopar. Müzakereler kopmaz, koparmazlar. Bir 50 yıl daha gider”

** “Türk Silahlı Kuvvetleri barışı getirmiştir ve korumaktadır. Türk askeri buradan gittiği takdirde Kıbrıslı Türklerin sokağa çıkamayacağı bir yapı oluşacağına hiç kuşku yok”

Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, müzakerelerin tıkandığı yönündeki söylemleri Haberdar Gazetesi’ne değerlendirdi. BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer'in bu noktadaki açıklamalarını eleştiren Özgürgün, “Müzakereler 50 yılı aşkın zamandan beri sürer. Defalarca durmuş, yeniden başlamıştır. Downer yenidir bilmez. O’nun söyledikleri tarihin sayfaları arasında silinip gidecektir. Downer Kıbrıs konusunu bile anlamış değil” dedi.

Türkiye BDP Mersin Milletvekili’nin TBMM kürsüsünden söylediği “Türk askeri Kıbrıs’ta işgalcidir” sözlerini de değerlendiren Özgürgün, TBMM’de böyle bir şeye ilk kez şahit olduğunu vurgulayarak,“Bunu Rumlar söylese, Yunanlılar söylese anlardım. Bunu söyleyen ya Kıbrıs’ı bilmiyor, ya da kasıtlı konuşuyor” dedi.

Türk Silahlı Kuvvetleri adaya barış ve huzuru getirdiğini vurgulayan Özgürgün, 1974’den sonra Kıbrıs Türk Halkının refahının 1’den 100’e katladığına ve Kıbrıs’ın barış adası haline geldiğine dikkat çekti.



Yurdagül BEYOĞLU

Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, Rum Lider Hristofyas’ın anlaşma niyetinde olmadığını, dönem başkanlığı hedefiyle hareket ettiğini söyledi. Hristofyas’ın tamamıyla o amaca kilitlendiğini vurgulayan Özgürgün, KKTC’de de bunu anlamak istemeyen bir kesimin olduğunu ifade etti.

“Bunu anlamak istemeyen ve müzakereleri iç politika malzemesi yapan bir kesim var” diyen Özgürgün, müzakerelerin iç politika malzemesi yapılmasını anlamakta zorluk çektiğini belirtti.

“Talat yanlış başlattı”

Özgürgün görüşmelerin Türk tarafının zorlamasıyla sürdürüldüğünü vurguladığı konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Talat yanlış başlattı. Bu anlaşma olmazsa öldüm bittim. Anlaşma bize şart mantığıyla hareket etti. Oysa her iki tarafında anlaşmaya acil ihtiyacı var. Rum tarafında da ekonomik sürdürülebilir bir yapı yok. Ancak bir anlaşma sayesinde ekonomi sürdürülebilir bir yapıya kavuşur. Bu da iki tarafın iyi niyetiyle olur. Bizde de Hristofyas’a destekçi birileri türedi. ‘Olmazsa bittik’ diyorlar. Şu anda Güney Kıbrıs’ın, Yunanistan’ın durumu ortadadır. Tamam ekonomi stabil değildir, her an şartlar değişebilir ama elektriği suyu olmayan bir Güney Kıbrıs’ın da anlaşmaya ihtiyacı vardır.”

“Oyalıyorlar”

Rumların görüşme masasında oyalandıklarına işaret eden Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, “İki yıldır görüşmeleri oyalıyorlar” dedi. Annan Planı referandumundan sonra Kıbrıs Türk kesiminin elinde çok büyük bir fırsat olduğuna dikkat çeken Özgürgün, Rumların referanduma hayır dediğinin unutulduğunu, 2004 yılından sonra görüşme masasına gitmek yerine çok ciddi bir politika konması gerektiğini vurguladı.

“BM Rumlardan yana tavır aldı”

“Bırakın ambargoların kaldırılmasını, AB Kıbrıslı Türkleri haksız çıkarmaya başladı. BM’nin de bu anlamda tarafsızlığını yitirdiğini görüyorum. Sınırda ve ara bölgede meydana gelen her olayda Rumların lehine hareket eden bir yapıları var. Arabuluculuk, tarafsızlık görevini yerine getiremiyor. Sanki evrimleşerek Kıbrıs Cumhuriyetinin koruyucusu oldular” diyen Özgürgün, Pile ve ara bölgede meydana gelen bazı olaylarda BM’nin bu tavrının açıkça görülebileceğinin altını çizdi.

“Anlaşma istemeyen Rumlar”

Müzakerelerde anlaşma istemeyen tarafın Rum Kesimi olduğunu belirten Özgürgün, AB’nin de bunun başını çektiğini söyledi. Kıbrıs Türk kesimi içinde “anlaşmaya mecburuz” tavrı içinde olanların Rumların eline koz vermiş olacaklarını ifade eden Özgürgün sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim anlaşmaya mecbur olduğumuzu söyleyen kesim, Güney’in “zaten Türkler kendi aralarında parçalandılar. Biraz daha sabredersek istediğimiz gibi olur” düşüncesi içine girmesini sağladı. Bizim içimizdeki bu kişiler, dışarıda farklı anlaşılmasına sebep oluyor. “

Tek sesli bir dış politikanın dışarı güçlü bir halk imajı vereceğine dikkat çeken Özgürgün, o zaman oluşturulacak yeni ortaklıkta Türk tarafının güçlü bir pozisyonu olacağını söyledi.

“AB dağınık bir görüntü içinde”

AB’nin içine düştüğü durumu da değerlendiren Özgürgün şu ifadeleri kullandı: “İngiltere Euro kullanmayı reddediyor. Öbürü Shengen vizesini tanımam diyor. Bir diğeri savunma işinde yokum diyor. Sarkozy İngiltere Başbakanının elini sıkmıyor. 2003-2004’de havuç diye nitelenen bu müthiş yapı dağınık bir görüntü çiziyor. ‘Ben savunma işini üstlenmem’ gibi hükmü karakuş kararlarla işletilen bir yapı görüntüsü veriyor. AB’nin eski günleri aranıyor, özleniyor gibi. AB’yi kurtuluş olarak görenlere sesleniyorum. Ne kadar ciddi, sürdürülebilir bir yapı haline geldiğine baksınlar. AB bugün nasıl bir birlik olduğunu kendisi de tanımlayamamış. Böyle bir birlik içine kendimiz atmanın kurtuluş olarak görülmemesi lazım.”

“Savunacak yapısı yok”

1 Ocak'ta AB Dönem Başkanlığı'nı devralması planlanan Danimarka’nın, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası'nın (AGSP) bir parçası olmadığı gerekçesiyle bu konuyla ilgili sorumluluklarını üstlenmeyeceğini açıklamasını AB’nin düştüğü duruma örnek olarak gösteren Özgürgün, “AB dağılma mesajları veren bir pozisyona doğru gitti. AB’nin görünürde savunabilecek bir yapısı kalmadı. Genele baktığımızda büyük sıkıntılar var” dedi.



“TC açısından sıkıntı yaratabilir”



Danimarka’nın Savunma Bakanlığı görevini üstlenmeyeceğini açıklamasının ardından, Rum Savunma Bakanlığı’nın dönem başkanlığını 6 ay değil, bir yıl boyunca yürütecek olması üzerinde de duran Özgürgün, Türkiyeli yetkililerin Rum kesimini muhatap kabul etmeyeceğini birçok kez dile getirdiğini anımsattı. “TC yetkilileri bunu defalarca dile getirdi. Mutlaka bu konuyu da değerlendireceklerdir. Türkiye Güneyi muhatap almaz. Görüntü o” şeklinde konuşan Özgürgün, bu konuda bir sıkıntının yaşanabileceğini ifade etti.



“52 senedir devam eden görüşmeler var”

Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, 22-24 Ocak tarihinde, New York Greentree'de yapılacak 5. üçlü görüşmeden de bir şey çıkmasının beklenmediğini söyledi. Görüşmelerin Kıbrıs Cumhuriyetinin kuruluşundan bir yıl önce,1959 yılında başladığını anımsatan Özgürgün, 52 yıldır devam eden bir sorun olduğunu kaydetti. Görüşmelerin daha önce de birçok kez durduğunu vurgulayan Özgürgün, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer'in “Görüşmeler çıkmazda” anlamına gelen sözlerini eleştirdi.



“Downer yenidir, bilmez”

“Downer yenidir bilmez. Downer’in bu söyledikleri tarihin sayfaları arasında silinip gidecektir. Downer’in kendisi Kıbrıs konusunu bile anlamış değil. Avustralya’da politika yapmakla bu coğrafyada politika yapmak arasında çok fark var. Sonuçta Avustralya’dan gelen Downer bu adayı (Kıbrıs’ı) anlayamayacak. Çünkü Kıbrıs küçük ama içindeki güçler büyük” ifadesini kullanan Özgürgün, Kıbrıs meselesinin bunca yıldır çözümsüz kalmasının sebebinin bu olduğunu belirtti.



“Büyük güçler anlaşma istemiyor”

ABD ve İngiltere gibi dünyaya hakim güçlerin Kıbrıs’ta bir anlaşma istemediği görüşünü savunan Özgürgün, “Böyle bir anlaşma büyük güçlerin işine gelmiyor” dedi.

Downer’in, Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türklerin anlaşamadığını sandığını kaydeden Özgürgün, sözlerini şöyle sürdürdü: “Downer zannediyor ki, Türklerle Rumlar anlaşamıyor. Zannediyor ki Türkiye anlaşma istemiyor. ‘Müzakereler kopuyor’ açıklaması tecrübesizliğinden. Müzakereler kopmaz, bir 50 yıl daha gider. Downer zannediyor ki kopar. Kopmaz. Koparmazlar. Kıbrıs sorunu Kıbrıslı Rumlarla, Kıbrıslı Türklerin sorunu değil, Kıbrıs daha büyük projelerin adası.”



“Rum’un söylediğini TBMM’den bir vekil söyledi”

Dışişleri Bakanı Özgürgün, BDP Mersin Milletvekili’nin TBMM kürsüsünden söylediği “Türk askeri Kıbrıs’ta işgalcidir” sözlerini de değerlendirdi. İlk kez TBMM’de böyle bir şeye şahit olduğunu vurgulayan Özgürgün, “Bunu Rumlar söylese, Yunanlılar söylese anlardım. Bunu söyleyen ya Kıbrıs’ı bilmiyor, ya da kasıtlı konuşuyor” dedi. Türkiye’nin 74 Barış Harekatından önce Kıbrıslı Türklere yapılan katliamları durdurması için Kıbrıslı Rumları uyardığını hatırlatan Özgürgün sözlerini şöyle sürdürdü: “Kıbrıslı Türkler yok olma noktasına getirildi. Kıbrıslı Türkleri yok etme noktasına getirildiği dönem Türkiye 2 kez müdahale edeceğini söyledi ve Rumlar durdu. 1974’e gelince 64/186 sayılı BM Güvenlik Konseyi Kararıyla Kıbrıs’ta yasal olmayan bir cumhuriyet kuruldu. O zaman Türkiye, İngiltere’ye müdahale edilmesi gerektiğini söyledi. İngiltere “ben yapamam, sen istersen yap” dedi. Kıbrıs’ta can ve mal güvenliği yoktu. Türkiye müdahale etmek zorunda kaldı.”



“1974’den sonra KKTC’nin refahı 1’den 100’e katladı”



1974’den sonra Kıbrıs Türk Halkının refahının 1’den 100’e katladığının ve Kıbrıs’ın barış adası haline geldiğinin altını çizen Bakan Özgürgün, “Türk Silahlı Kuvvetleri adaya barış ve huzuru getirmiştir” dedi.

Özgürgün, Türk askerinin adadan gitmesi halinde Kıbrıslı Türklerin sokağa çıkamayacağı bir yapı oluşacağına hiç kuşku olmadığını belirterek şöyle dedi: “Türk Silahlı Kuvvetleri barışı getirmiştir ve korumaktadır. Türk askeri buradan gittiği takdirde Kıbrıslı Türklerin sokağa çıkamayacağı bir yapı oluşacağına hiç kuşku yok. Rum kesiminde barış isteyen yüzde 25’lik kesimde sokağa çıkamayacaktır. Onlarda da yüzde 75’e karşı baskı ve çatışma ortamı yaratacak. Bunu engelleyen Türk Silahlı Kuvvetlerine gözbebeğimiz gibi bakmamız lazım. Sadece bizim değil, Rumlarında…”







Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 13
Dün Tekil 790
Bugün Tekil 251
Toplam Tekil 1639793
IP 54.163.159.27






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































8 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Benim Hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.598 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu