YERLİ MALI, YURDUN MALI - Dr. Tahir Tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









YERLİ MALI, YURDUN MALI - Dr. Tahir Tamer KUMKALE
Tarih: 12.12.2011 > Kaç kez okundu? 1920

Paylaş




***

Azami tasarruf şiar-ı millimiz olmalıdır.(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1927)





12-18 Aralık arasında bugün anlamını büyük ölçüde yitirmiş olan “Yerli Mallar” haftasını idrak edeceğiz.



Bugün okullarda ne yapıldığını bilemiyorum ama bizlere ilkokul sıralarında iken yerli mallar kavramını anlatabilmek için çok çeşitli etkinlikler yapılırdı. Ayrıca bugün çevremde yerli malların ( Tamamen kendi kaynaklarımız kullanılarak ürettiğimiz mallar) kalmadığını da görebiliyorum. Hatta küreselleşme etkisiyle her tarafta İngilizce kullanıldığından neyin yerli neyin yabancı olduğunu anlamakta da zorlanıyorum..



Her alanda tasarrufun milli gelirin artmasında ve faydalı yönlere sevk edilmesinde başlıca unsur olduğu bir gerçektir. Bu bakımdan tasarruf özellikle Atatürk dönemi cumhuriyet yöneticilerinin kuruluş yıllarında daima göz önünde bulundurdukları bir kavram olmuştur. Çünkü o zamanlar çok kıt kaynaklarla büyük ve zorlu işler başarılması gerekiyordu.



Gazi ve arkadaşlarınca savaş yıllarında ordunun ihtiyaçlarını, barış döneminde de devletin temel yatırımlarını karşılamak için olağanüstü zorluklara göğüs gererek kaynak yaratılmaya çalışılmıştır. Osmanlı yönetiminin dış borçlar yüzünden düştüğü korkunç durum daima göz önünde tutulmuş ve tamamen öz kaynaklara dayalı bir finansman modeli yaratılmaya çalışılmıştır.



O devrin ekonomik plân ve icraatlarından günümüzde devamlı borçlanarak ekonomiyi yönetmek siyasetini güden günümüz hükümetleri için alınacak çok dersler vardır. Cumhuriyet’in ilk yıllarını Atatürk döneminin Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati Bey şu şekilde anlatıyor:



“...Her yer haraptı. Barınacak sığınak bile yoktu. Evler yıkılmış, yollar geçilmez hale gelmişti. Halk en basit vasıtalardan da yoksundu. El sanatlarını genellikle temsil eden Gayrimüslim nüfus ortada yoktu. Halk her şeyi devletten beklemek mecburiyetinde idi. Milli mücadele devrinde Tekalif-i Milliye olarak halktan alınan mevcudu tamamen tüketmişti. Vergiler çok ağırdı ve mükellefin bu vergileri ödemesi çok zordu. Devletin başka varidatı da yoktu. Bir fasit daire içinde olduğumuzu görmemek mümkün değildi. Lozan’da elde ettiklerimizi de karşımızdakilerin hazmedemeyeceklerinin idrakinde idik...” İşte bütün bu olumsuz iç ve dış ekonomik şartlara karşı ne yapılması gerektiği konusunda Atatürk 1 Mart 1923’te TBMM’ni açış konuşmasında şunları söylemiştir:



“...Devlet bünyesini yaşatmak için dış kaynaklara başvurmaksızın memleketin gelir kaynaklarından yararlanma çarelerini sağlayacak tedbirleri bulmak gerekli ve mümkündür. Azami tutumluluk milli amacımız olmalıdır. Bu nedenle mali konuda yolumuz halkımızı zarara sokacak baskıdan çekinmekle beraber mümkün olduğu kadar iç gelir sağlama esasına dayanmaktadır.”



Görüldüğü gibi Gazi, ülkenin kıt kaynaklarını azami tutumluluk anlayışıyla kullanmayı amaçlamaktadır. Aslında bu yaklaşımın bir devlet politikası olduğunu Birinci İzmir İktisat Kongresinde zamanın İktisat Vekili Esat Mahmut Bozkurt bütün açıklığı ile ifade etmiştir.



Bütün dünyayı etkisi altına alan “1929 Ekonomik Buhranı” dolayısıyla Türk lirasının değerinin düşmesi üzerine hükümetin aldığı kısa vadeli önlemleri açıklayan Başbakan İsmet İnönü; “...Millet kendi istihsalinden fazla sarf etmeyerek kanaatkâr bir hayata girmek mecburiyetindedir...” diyerek konuyu bizzat sahiplenmiştir.



Bütün bu faaliyetlerle Türk halkının tüketim alışkanlarını değiştirerek, alıştıkları yabancı mal yerine yerli malı kullanmalarını sağlama amaçlamıştır. 12 Aralık 1930’da ilk “Tasarruf ve Yerli Mallar Haftasını” açış konuşmasını yapan Başbakan İsmet İnönü konunun önemini şu sözleriyle vurgulamıştır;



“Sermaye için hariçten gelecek muvakkat ikrazların kıymeti söz götürmez. Fakat asıl milli sermaye milletin kendi tasarrufu ve biriktirmesi ile temin olunmalıdır. Her ailenin suhuletle biriktirilebileceği ve mütevazı paralarla en devamlı ve esaslı milli sermayeler birikebilir.”



Gerçekten “Milli İktisat Seferberliği” olarak nitelendirilen bu girişimler sonucunda milli bankalardaki tasarruf hesabında ve mevduatta büyük artışlar görülmüştür. İsmet İnönü’nün başbakan sıfatıyla yaptığı konuşmalarda sözleriyle halkı israftan uzak ve tutumlu olmaya, yerli malı kullanmaya davet etmesi ülke çapında büyük bir ilgi ile karşılanmıştır. Meydana gelen olumlu gelişmeler de dikkate alınarak 13 Aralık 1929’da “Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti” kurulmuştur. Cemiyetin başkanlığına TBMM Başkanı Kazım Özalp Paşa getirilmiş ve bütün milletvekilleri cemiyetin tabii üyesi sayılmıştır.



Bu cemiyetin amaçları özetle, halkı tutumlu yaşamaya ve yerli malı tüketmeye özendirmekti. 1955 de yeniden isim değiştirerek “Türkiye Ekonomi Kurumu” adını alarak çalışmalarını sürdürmeye devam eden cemiyet, Atatürk’ün “Azami tasarruf şiarı millimiz olmalıdır” sözünden destek alarak birkaç ay içinde 270 şube halinde yurt çapında teşkilatlanmıştır. Cemiyetin, ülkedeki tüketim yapısının biçimlenmesinde, milli finansal alt yapının kurulup geliştirilmesinde, hızlı bir ekonomik kalkınmanın gerektirdiği fonların yaratılmasında önemli katkıları olmuştur.



Atatürk’ün desteği ile çalışmalarını sürdüren Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti’nin önemli sonuçlar veren ekonomik amaçlarını şu şekilde sıralamak mümkündür;

- Tüketimin yerli mallara yönetilmesi,

- İthalatın azaltılması,

- Dış ticaret açığının azaltılması,

- Türk lirasının dış değerindeki düşmesinin önlenmesi,

- Yerli üretimin canlandırılması,

- İhraç edilebilecek mal fazlalarının yaratılması,

- Yatırımlar için sağlıklı kaynak sağlamak suretiyle kalkınmanın hızlandırılması,

- Küçük tasarrufları, yatırım sermayesine dönüştürebilmek için bir finansal alt yapının kurulmasını sağlamaktır.



İşte bu amaçlara ulaşmak için her yılın 12-18 Aralık tarihleri arasında “Tasarruf ve Yerli Malları Haftası” düzenlenerek, bu hafta boyunca okullarda, camilerde, askeri birliklerde ve radyolarda tasarrufun ve yerli malı kullanmanın önemi anlatılmıştır. Bugün ise bunların yapıldığını söylemek çok zordur.



Keşke zamanı durdurabilsek ve Atatürk dönemi yerli mallar uygulaması heyecanını yeniden yaşayabilsek.



Bugün denk bütçe uygulaması rafa kaldırılmıştır. İthalat lehine gelişen bütçe açıklarını yüksek faizlerle alınan iç ve dış borçlarla kapatmaya çalışan ekonomi bürokrasisinin bu tablonun değişmesi için yapacağı bir şey olmadığı da görülmektedir. Oysa toplumsal bilinç uyandırılmalı ve her alanda yapılan israfa dur denilmelidir. Çünkü tamamen dışa bağımlı bir durumda iken çöken ekonomimiz bağımsızlığımızın da çökmesi anlamına gelmektedir.



Küresel reklam şirketlerinin devamlı bombardımanı ile yerli mal yerine yabancı mala talebimizin artması, yerli sermaye sahiplerinin ülke içinde yatırım yerine ithalata yönelmesine, paranın dışarıya çıkmasına, üreten bir ülkeden çok tüketen bir ülke olmamıza neden olmuştur. Bugün geldiğimiz noktada, kaliteli yerlisi dururken, yabancı malların tüketilmesi sonucunda milyonlarca yurttaşımız işlerini kaybetmiştir.



İhracatımız rakam olarak artmasına rağmen ithalatın artış hızına yetişmesi asla mümkün olamamıştır. Giderek dış ticaret hacmi ithalat lehinde yükselen ve hiç birşey satamayan bir ülke konumuna dönmemiz kaçınılmazıdr. Yakında bir şey satın alabilmemiz için, satabileceğimiz tek şeyin topraklarımız olacağı kesindir.



Bugün kendilerine yabancı ortak bulamamasına rağmen halen ayakta kalmayı başaran yerli firmalarımız için kapanmaktan başka çare kalmamıştır. Çünkü ürettiğini ve aldığını satamayan yerli firmalarımızın yaşaması imkansızdır. Ülkemizin herkesin çıplak gözle görebileceği gibi tüm mağaza isimleri ve ürünlerimiz yabancı markayı tercih etmektedir.



Özetleyecek olursak yerli mal üretemeden hızlı tüketim alışkanılığı sonucunda tükenerek iflasın eşiğine gelmiş bulunmaktayız.



O halde üretemediklerimiz dışında ihtiyaç fazlası yabancı mal almayalım. Kendi ürettiğimiz mal ve hizmetlere döviz ödemeyelim.



Yerli mallarımızın tüketilmesi ile istihdamın arttırılacağını, işsizimize iş bulunabileceğini, ithal ürün cehenneminde yaşamaktan kurtulacağımızı, borç girdabından çıkabileceğimizi ve milli sanayimizin güçlendirileceğini unutmayalım.



1923- 1938 dönemi Türkiye Cumhuriyeti kendi ürettikleri malları tercih eden ülkelerin kalkınmasında en başarılı olmuş örneklerin başında gelmektedir.



Atatürk; "Türk yurdu ve Türk ekonomisi Türk eliyle, Türk tarihiyle yükselir. Türkler, Türk malı alınız, Türk malı kullanınız; Türk parası Türk toprağında kalsın." söylemleriyle yoklar içindeki bir ülkenin yorgun ve bitkin insanından bir millet yaratmış ve bu millet her alan da kendi kendine yetmesini bilmiştir.



Milletimiz atalarının gösterdiği başarıyı göstermeğe hazırdır. Sadece iyi yönetim ve yönlendirilmeyi beklemektedir.



Dr. Tahir Tamer Kumkale







12 Aralık 2011 Pazartesi



http://www.kumkale.net



tamer@kumkale.net





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 17
Dün Tekil 828
Bugün Tekil 631
Toplam Tekil 1638520
IP 54.205.8.87






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































6 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Türk Devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk Milletinin teminatı ve istikbali gençliktir.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.907 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu