Kraliçe bizi niye öptü? - Dr. Burhan ÖZFATURA - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Kraliçe bizi niye öptü? - Dr. Burhan ÖZFATURA
Tarih: 03.12.2011 > Kaç kez okundu? 1872

Paylaş


Ben, orta zekalı, bir sade Türk vatandaşı olarak, Türkiye gündemine akıl-sır erdiremiyorum. İncelikleri anlayamıyorum. Türkiye’yi yönetenlerin söz ve davranışlarını analiz edemiyorum.



Bu açıdan, kafama takılan konuları, değerli okurlarımızla paylaşmak istedim.



1-Herkes bilir ki; İngilizler, çıkarları olmadan, kimseye bir bardak soğuk çay bile vermezler.



-Yine, biliyoruz ki; özellikle son üç asırda, Türk ve İslam Dünyası’na, en büyük zararları veren ülke İngiltere’dir. Her tarafa fitne tohumu eken, Osmanlı’yı parçalayan, dahildeki isyanları tertip ve teşvik eden, milyonlarca evladımızın şehit olmasına sebebiyet veren, Yunanlıları gaza getirip-Anadolu’ya süren de, bu ülkedir.



-Dünya’nın her tarafında, her kıtada, sömürgecilik yapmış; zenginlikleri çalıp-çırpmış, İngiltere’ye taşımıştır. Hiçbir ırka, millete, medeniyete saygı göstermemiş; sadece kendi çıkarlarını düşünmüştür.



-2.Dünya savaşından sonra, burnu epeyce sürtülmüş olsa da, zirveyi ABD’ye kaptırsa da, senaryo ve tezgah üretmeye, herkese akıl vermeye devam etmiştir.



Peki ne olmuştur da, birdenbire; Türkiye sevgisi kabarmıştır?



Sayın Cumhurbaşkanımıza karşı, bu ne iltifat. Bu ne görkemli törenler. Bu ne övgüler. Akıl almaz tablolar.



Aynı tabloyu, ABD’nin de sergilediğini görmekteyiz. Onlar da, Sayın Başbakana gaz veriyorlar. TIME’a (ki güvenilir bir dergi değildir) kapak yapmalar. Övücü yayınlar. Hele, Hilary Clinton: Ağzından, adeta, süzme Anzer balı akıyor.



Bu arada, iki ülkenin de medyası, peş peşe övgü dolu yayınlar yapmakta, Türkiye’ye gaz vermekteler. Bizi “örnek ülke” ilan etmekteler.



İnşallah; Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Başbakanımız, bu tezgahları yutmazlar. Oyuna düşmezler. Türkiye’nin Suriye ve İran’a karşı, bir maşa gibi kullanılmasının önünü açmazlar.



Her ikisinin de, “Suriye’ye karşı, askeri harekat düşünülmüyor” sözü, yürekleri nispeten ferahlatsa da; aşırı dozlu konuşmalar endişe doğurmaktadır.



Biz, niye bu kadar, “kraldan fazla kralcı” davranmaktayız? Çok kısa bir süre önce; Şam sokaklarında el-ele gezenler kimlerdi? Ne çabuk düşman olduk? Nasıl oldu da, çok muhabbet-bu kadar çabuk ayrılık getirdi?



En azından, Tunus-Mısır ve Libya’da oynanan oyunlar, bizi uyarmalıydı. Tüm hareketlerin, (başta İsrail/ABD/Fransa olmak üzere) dış mihrakların ve bunlara ait istihbarat örgütlerinin icraatı olduğunu, idrak etmeliydik. Bunların, aynı hain senaryoları, Türkiye’de de uyguladığını, bir an bile aklımızdan çıkarmamalıydık. Komşularla “Sıfır Sorun Politikası”nı, bu kadar hızla “herkesle, her konuda sorun” tablosuna döndürmemeliydik.



2-Aklımın ermediği bir diğer konu da, “Dersim” ile ilgili, kapışmalardır:



-Sayın Başbakan, bu konuyu niçin gündeme getirmiştir? Niçin, yaraların kanatılması, yolunu açmıştır? Niçin, bizzat, huzur bozacak bir kavgalar zincirini başlatmıştır? Hangi hakla, kimden ve niçin özür dilemiştir?



-Konu ile ilgili olarak, Sn. Kılıçdaroğlu, niçin suçlanmaktadır? Niye, özür dilemesi talep edilmektedir?



-Yakın tarihimiz, tümüyle, sır perdesi ile örtülüdür. Hep, resmi ve uydurma tarih okutulmuştur. Ne Kurtuluş Savaşı’nın gerçeklerini, ne de Cumhuriyet döneminin hakikatlerini bilmiyoruz. Bu konular hep tabu olarak korundu. Gerçeği arayanların yolu kesildi, cezalandırıldı, baskı altına alındı.



Dersim olayları ile, kim, ne kadar bilgi sahibidir? Kaldı ki, ortada, devlete karşı isyan, şehit edilen Mehmetçikler yok mudur? Olayda, İngiltere’nin teşvik ve desteği yok mudur? (Tüm, Kürt ve Ermeni ayaklanmalarında, Rusya/Fransa/İngiltere/ABD vb. ülkelerin parmağı vardır. Tam bir ihanet söz konusudur. Nitekim, Musul ve Kerkük’ü de bu ihanetler yüzünden kaybetmedik mi?)



Menemen-düzmece-hadiseleri ve İstiklal Mahkemesi zulümleri, daha mı az önemlidir?



Ve Sayın Başbakan, hangi düşünce ile bu konuyu getirmiştir? Anlamak ve tasvip etmek mümkün değildir. Hele hele özür dilemesi, vahimdir. Hak ve yetkilerini aşmaktadır.



3-Gelelim, “bedelli askerlik” konusuna;



Uygulama, doğru mudur, yanlış mıdır? Birçok açıdan münakaşa edilebilir. Şüphesiz, (bizler gibi) askerliğini hakkıyla yapanlar için, büyük bir haksızlıktır.



-Ben, 24 ay yedek subaylık yaptım. Mamak Muhabere Okulu’nda geçen 6 aydan sonra; 18 ay, Seyyar Jandarma olarak, Cizre ve Mardin’de görev yaptım. Halbuki, döneminin birincisi, bir Maliye Hesap Uzmanı olarak, aynı sürede, devlete milyarlar kazandırabilirdim. Gider değil, gelir kapısı olurdum.



-Oğlum, tam işini düzene koyuyordu. Dedikodu olur diye, askere gitti. (Kısa bir süre sonra da, bedelli uygulaması geldi.) İş düzeni bozuldu. Hala, mütevazi ücretle, çalışmak zorunda.



Türk halkının, hafızası bu kadar zayıf mıdır? Seçimler öncesi, Sn. Başbakan bedelliye çok sert biçimde karşı çıkmamış mıydı? “Şehit ailelerine hesap veremeyiz, referandum gerekir” dememiş miydi?



Peki, referandum yapıldı da, bizim mi haberimiz olmamıştır? Birdenbire ne değişmiştir? Ve en önemlisi;



a)Bu uygulama ne yarar sağlayacaktır? Devlet, ciddi biçimde askerlik uygulamasını gerçekleştirecek midir?



Zenginlerin/bürokratların/subayların/medya patronlarının/politikacıların/tüm imtiyazlı sınıf mensuplarının çocukları da, cepheye gönderilecek midir? Değişik yollarla, askerden kaytarmaların önü kapatılacak mıdır?



b)Silahlı kuvvetlerde, şeffaflık ve titiz bir denetim sağlanacak mıdır?



(Bakınız, Sayıştay denetimi nasıl önlendi? OYAK’a ait, hukuk dışı kayırma ve imtiyazlar devam etmektedir.) Lüks ve israf önlenecek midir? Tüm ihaleler, şaibeden kurtarılacak mıdır?



c)Bu hantal yapı değişip; dinamik ve elektronik sisteme dayalı bir yapı kurulacak mıdır? 720 bin gibi, astronomik düzeye gelmiş sayı, azaltılacak; askerlik süresi kısaltılacak mıdır? Mehmetçiklerin; lojman/orduevi/kantin/özel hizmetler/koruma/özel şoförlük/çocuk ve köpek bakıcılığı vb. hizmetlerde kullanılması sona erecek midir?



Lojman/orduevi/kamp vb. saltanatı sona erecek midir? Karakollara para yok derken, lüks uğruna trilyonların harcanması bitecek midir?



Velhasıl, Rabbim, hepimizin aklını korusun. Ankara’nın işlerine akıl-sır ermiyor…











Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 17
Dün Tekil 825
Bugün Tekil 89
Toplam Tekil 1635620
IP 54.158.83.210






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































3 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ben sadece asil bir ailenin evladı olmakla değil, fakat asil bir milletin evladı olmakla gururluyum.
(ATİLLA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.288 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu