Biz Kimiz? - Mehmet Nahar - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Biz Kimiz? - Mehmet Nahar
Tarih: 08.02.2009 > Kaç kez okundu? 3018

Paylaş


Oğuz boylarından olan Türkmenler, Orta Asya Türkistan bölgesinde eskiden yerleşen bir Türk kavmidir. Burası Türkmenlerin asıl bölgesi ve kökleri ve asılları bu bölgeden gelmektedir.Türkmenler eskiden bu bölgelerde istikrar ve yerleşmeler ve oradan yükseltmeye ve gücün ışık tutmaya başladılar. Bu ışık nurları ile ve tarihi ile derinleşmiş ve bu gün torunlarının asılları belli ve açık olmuştur. İslamiyet’e girmeden ve Türkmen adı bilinmeden önce tarihleri ve asılları binlerce seneye döner. Eski tarihçiler (Horidit) gibi ve başka tarihçiler Türkmenleri vasif ve tarif etmek için eski adet urf ve geleneklerini yazdılar ve bölgede Sikit, Sümer, Hun ve Hitit ve Masacitay gibi kurulan devletleri vasıf etmişlerdir. Bu devlet isimlerinden sonra yeni devletisimleri girmeye başladılar. Boylar, Aşiretler, ve birçok devletlere dağıldılar. Böylece Türkler bu milletlerden çıktılar ve Türkmenler ise bu gruptandır. Bunlar uzun zamandan beri Türkistan bölgesinde yerleşmişler. Büyük bir Türk boyundan gelen Türkmenler Oğuz boyundandır. Karahan oğlu Oğuz han aslından gelen Oğuz boylarının başkanıdır. Oğuz boyunda bir kabile veya boy vardır. Bunlardan her birinin kendilerine mahsus sembol ve isimleri vardır. Türkler eskiden Buza, Zaradaşt, Manevi ve Şamanizm dinlerine girmişlerdi. Lakin Oğuz Han ilkelerinde alınan Allah’ı ve Tanrı’yı bilmek ve bu dinleri yanında kendi canlarında derinleşmişti. Türkistan bölgesinde İslam dini geldiği zaman, Mubeşşirler, Fatihin ve dua yollar ile birçok insan ve gruplar bu dine girmeye başladılar. Türkler yüce İslam dininin dünya ve ahiret’te yolu, hedefi ve ilkeleri doğru ve hakikatçı olduğu için bu dini seçip girmişlerdir. Bu dine grupça en çok katılımlar Abbasi döneminde ve Türkistan’da Samaniler hüküm sürdükleri zamanında olmuştur. Türk kabilesi başı Salur Han Dağ Han’ın oğlu önderliğinde (350 H.) 2000 Türk ailesi İslam dinine katılmıştı Oğuzların bir kabilesi olarak kendilerine (Türk iman) adını vermişlerdi. (yani İslamiyet’e iman olan Türkler) sonradan bu ad genişledi ve Müslüman olmayan gruplardan ayrılmak için Türkmen adı kendilerine verildi. Oğuz boyundan olan Selçuklular, doğudan Türkistan bölgelerine geldikten sonra İslam dinine girmişler ve kendilerine Türkmen Selçukları adını vermişlerdi.Selçuklulardan sonra oluşan kabile ve aşiretlerinin Kınık kabilesi lideri olan Selçuk Dukak oğlunun adı verilmişti. Bu kabilelerden, Gaznevi’nin savaşında 1055 tarihinde Bağdat’a girdikten sonra büyük Selçuk imparatorluğu kuruldu. Selçuklular Alparslan ve oğlu Melikşah zamanında güce sahip oldular. Oğuz boylarından ve Kayı kabilesinden olan Osmanlılar Selçuklulardan sonra Küçük Asya bölgesine gelmişlerdi. Türkistan bölgesinde en büyük grup halinde İslam dinine giren Oğuzlar ve Türk olmayan gruplara da İslam dinine girmesine neden olmuştu. Oğuzlar İslam dinini anlayışlarını derin anladıkları için tam bir kanatla girmişlerdi. Tam canlarını ve duygularını bu dine teslim ederken ve İslam için kendi eski geçmişlerini, kişiliklerini ve ulusallıklarını İslam dinin uğruna geride bırakmışlardı. Oğuz milleti gibi İslam dini için yaptığı fedakarlığı başka milletten kimse yapmadı. Sadece Oğuzlar değil Oğuzlardan sonra bütün Türk kabileleri bu dine girmeye başladılar. Bu bir hakikat ve gerçekti ki Türk milleti şüphesiz İslam dinine saygıları ve bağlı oldukları için İslamiyet hükmünde yaptığı adalet, hüküm ve eşitlik hakimiyetinde savunduğu adalet ve eşitlik ilkelerine hiçbir milletler arasında yapılmamıştı. Bu garip bir şey değil Türk milleti, İslam dinini güçlendirdi ve upuzak yerlere ve uzak bölgeye Avrupa, Asya, Hint bölgesi, Küçük Asya, Şam, Anadolu ve diğer bölgelere uygun bir zamanda gelip ve İslam dini seve seve yayınladı ve güçlendirmeye başlamıştı. 1000 yıla yakın Müslümanların ve Arapların medeniyetlerini, Moğol, Rumlar ve haçlıların baskısı ve işgalinden korudular. Türkmenler, tarih sayfalarında yaptıkları büyük destanları ile iftihar yeri olmuştu. İslamiyet fethinden önce ve sonrasında bir çok devlet, beylik ve imparatorluklar kurdular İslamiyet fethinden önce Hun, Gazar ve Uygur imparatorluğunu kurmuşlar ve bunlardan daha önce Sikit, Sümer ve Hitit imparatorluğunu kurmuşlardı. Ama İslamiyet fethinden sonra Türkler tarafından (Gaznevi, harezmi, Selçuklu ve Osmanlı) imparatorluğu gibi bir çok devletler kurdular ve Omsalı devleti ise bölgede Asya, Afrika ve Avrupa bölgelerinde İslamiyet’in bayrağına savunmak ve yükseltmek için ve adalet yaymak amacıyla 600 yıl hakimiyetini sürdürmüştü. İslam ve Türk tarihi içinde büyük ve çok Türk liderleri ortaya çıktı. Bu liderlerin egemenlik ve hüküm sürdükleri dönemlerde ve yaptığı destanlar, savaşları İslam tarihinde tesbit edilmişti. İslam ve Türk tarihinde lider ve sultan olarak adları geçen bunlardan bazı sultanların adları (Melezgirt savaşında büyük komutan) Sultan Alparslan, (İstanbul’u fetih eden) Sultan Mehmet Fatih, (Balkan bölgelerinde Kosova savaşını komutanı) birinci Sultan Murat, (Ayncalut savaşının komutanı) Sultan Kutuz, (Meyselün savaşının komutanı) Yusuf EL-AZMA ve bunlardan daha bir çok başkaları vardı. Türkmen kadınları, İslam tarihinde büyük rolleri olmuştu. Bunlar her değişim ve her dönemde cesaret ve kuvvetlerini göstermişler ve hayat sahnesinde yapılan olayları ile ve yandaşlarına destek olmak amacıyla büyük katkı ve etkileri olmuştur. Bütün savaşlar ve destanlarda sultanlar ve komutanlar yanında Türkmen kadınları bir liderlik özelliği taşıyarak büyük rolü ve katkıları olmuş ve bunun yanında hatta bile hükümdarlık yapmışlar örneğin (529 H. ’de Şam şehrinde eşi ve oğlu ile birlikte hüküm süren Savat Muluk), (1236 tarihinde Hint bölgesinde hükümdarlık yapan sultan Riziye Türkmen), (662 H.’de ve 24 yıl yakın Fars gölgesinde hüküm süren Sultana İBİŞ), (691 H.’de Karaman bölgesinde hüküm sürmüş olan Sultana Padişah hatun), (Mısır bölgesinde hükümdarlık yapan eşi ile beraber Şeceret-i eldür), (1. dünya savaşında Anadolu kurtuluş savaşında Halide EDİP) hem savaşta hem de edebiyat alanında büyük rol oynadı) ve (Sultan Mehmet Fatih döneminde edebiyatçı ve şair Amasya’lı Mahri Hatun da) şair ve edebiyat alanında büyük rolleri olmuştu. Türkler, İslam tarihinde yazdıkları bilim ve edebiyatlarında uygarlık alanında büyük katı ve rolleri olmuş ve bu gün bu eserler ve kitaplar Arap ve İslam tarihinde önemli bir kaynak olmuştu. Örneğin (İslam tarihinde bilim adamı Farabi, bilim ve din adamı Dehebi, Hanefi mezhebinin önde geleni Ebu- Hanife, tarih bilim adamı Buhari ve Mısırlı büyük bilim adamı Mehmet ABDO gibi tarihçi ve bilim adamları bulunmaktadır. Türk tarih ve İslam tarihinde ayrı tutulamaz, birbiri içinde olan bir tarihtir. Türkler her zaman İslam dinine ve ilkelerine inançla bağlı olan bir kavimdir. Millete, vatana, İslam dinine ve toprağa sadık olan Türk milleti, duygusal cesur yiğit ve komşuları ile iyi ilişkiler kurmayı ve geçinmeyi sever ve misafirperverdir. Türkmenler Emevi döneminde Orta Asya’dan Şam bölgesine fert, aile ve aşiret ve kabile biçiminde gelmişlerdi. Şam bölgesine en büyük göç11. yy.’da Selçuklular döneminde olmuş ve 2. büyük göç ise Moğol döneminde yapılmıştır. O dönemde Osmanlılar Küçük Asya’ya gelmişler bu bölgeyi hakimiyetine almıştı. Selçuklular Şam bölgesine aileleriyle gelmiş ve atları, koyunlarında getirmişlerdi. Osmanlılar da Selçuklular gibi buraya göç etmişlerdi. Bu bölgeye geldikleri zaman ordu ve askerleri disiplinli değildi. Ama içlerinde olan kabile, aşiret ve bireyleri iyi savaşçı ve yiğit olmalarını göstermişlerdir. Selçuklu komutanı Atsız, Şam bölgesine geldiği zaman disiplinli bir askerî ordu kurduktan sonra Türkmen kabile ve aşiretleri görevleri bitmiş oldu. Orduya lojistik destek olmak yanında bölgenin her yerine yerleşmeye başladılar.Şam bölgesi, Suriye, Filistin, Lübnan ve Ürdün ülkelerinden oluşmaktadır. Selçuklular, 1070 tarihinde itibaren ve 1516 tarihlerine dek 446 yıla yakın Şam bölgesini hakimiyetini sürdürmüştü. Ayrıca bu bölge 1516 ve 1917 tarihlerine dek 401 yıla yakın Osmanlılar tarafından hakimiyetini yapmıştır. Türkmenler bu iki dönemde bölgenin şartları ve yaşam tarzlarına göre bir bölgede diğer bölgeye ve hatta bir bölge içerisinde de göç ederlerdi. Osmanlı hakimiyetini son aşamalarında Osmanlı idaresi aşiret ve Türkmenlerde koyun ve at beslemesini bırakıp tarımla çalışmaları istenmişti. Kabile ve aşiretlerin iş ve yaşam tarzlarının değişmesinde tarımda deneyleri olmadığı için zenginlikten yoksul olmayan neden oldu. Türkmenler önceden birbirleriyle buluşurdu. Bu değişikliklerden hemen sonra insanlar arasında iletişim, bağlantı ve buluşma azalmıştır. Ayrıca 1. dünya savaşında Osmanlı imparatorluğu Şam bölgesinden çekilmesi ve Şam bölgesi dört devlete ayrıldıktan sonra Türkmenlerin bölgelerde birbirleriyle çok az buluşmaya eden olmuştu. Hatta her bölge vilayetlere bölünmesinde vilayet, şehir ve köyler arasında iletişim ve buluşma daha da az olmuştur. Suriye cumhuriyeti 14 vilayete bölünmüş ve Türkmenler aşağı yukarı bütün vilayetlerde yerleşmişlerdir. Türkmenlerin Suriye’de toplam nüfusu 2.5 milyon yakınlarında olmaktadır. Bu nüfusun %50si dillerini kaybedip ve Araplaşmışlar %30ü ise asıllarını biliyorlar ama dillerini kayıp etmişler ve bunlar da şehirler içinde ve Arap köylerinde yaşamaktadırlar. Kalan diğerlerinde hem Türkmence konuşuyorlar hem de Türkmen olduklarını tanımlandırıyorlar. Bunlardan çoğunluğu Halep, Lazkiye, Humus, Hama ve Golan vilayetlerinde yaşamaktadırlar.

TÜRKMENLERİN BİLİM VE KÜLTÜREL DURUMU

Suriye Türkmenlerinin bilim ve kültürel durumları orta yüzeyden azdı ve daha eksiktir. Kürt, Çerkez, ve Ermenilerin bilim ve kültürel durumlarına göre daha azdır. Türkmenlerin bu seviyede olma nedenleri birinci yoksul 2. Türkmenler adına bir dernek olmaması, 3. ise Türkiye ve Türk dünyası tarafından desteklenmemesi. (Kürt, Ermeni, Çerkezler hem dernekleri var hem de dış destekleri var)

TÜRKMENLERİN ULUSAL VE KAVMİYET DURUMU

Suriye Türkmenlerinin milliyetçilikleri teorik olarak yükselmekte ama pratik olarak bir şey yok. Sosyal konularda hepsi bir araya gelmektedir. Örneğin yas, bayram ve sosyal etkinlikleri gibi alanda bir araya gelmektedir. Ama milliyetçilik ve siyasi çalışmalarda uzak durmayı tercih ediyorlar ve pratik ve uygulamada ciddi olarak önem vermiyorlar. Örneğin (millî, Hayrî ve ulusal projeleri gibi çalışmalarda ciddi değiller) eskisi gibi birbirine yardım etmiyorlar ve aralarında hiçbir iletişim veya yardım gibi çalışmalar yoktu. Ama ulusal ve vataniyet alanında çok yüksek. Devlete ve devletlerini çok severler. Bu sadece Suriye’de değil bütün Türkmenler nerede olursalar olsun oldukları yere vefalı, saygılı ve sevgili kalmışlardır. Suriye’de Türkmenlerin vatana ilgili bir örnekleri de (vatan yücelir vatandan yüce olmaz)

EKONOMİ DURUMLARI

Suriye’de Türkmenler ekonomi durumları orta seviyeden azdır. Köylerde çoğunluk olarak tarımla uğraşıyorlar ve şehirlerdekiler bazıları memur, serbest iş ve ticarette çalışmaktadır. Özet ve kısa olarak Suriye Türkmenlerinin tarihine ilgili sizlere ve değerli konuklara aktardım.

Saygılarımızla son olarak kendi ve arkadaşlarımın adına sayın Ceyhan belediye başkanı ve yardımcısı ve kongreyi düzenlenen hazırlık komisyonu üyelerine ve bizi ve müsafir kabul eden her kese saygı ile şükranlarımızı bildiriyoruz .





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 17
Dün Tekil 936
Bugün Tekil 312
Toplam Tekil 1642483
IP 54.166.37.177






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































11 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yabancı kültürlere girmek demek, onun hakimiyetine girmek demektir.
(Mete'nin Oğlu)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.621 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu