Vicdanla sıcak temas - Umut BULUT - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Vicdanla sıcak temas - Umut BULUT
Tarih: 02.11.2011 > Kaç kez okundu? 2192

Paylaş


Ne kadar kötülüğe bulaşırsa bulaşsın, her insanın içinde vicdan vicdan diye atan bir damar var. İnsan denen bu vücudun yarısı suysa, ruhunun yarısı vicdan… İnsan oluşumuzun ayırıcı vasıflarından biri de bizi kontrol altında tutan bir vicdana sahip olmamızdır. İnsanı vicdandan vicdanı merhametten ayrı düşünmek mümkün değilse de her zaman karşımıza ideal ölçülerle uygunluk arz eden insanlar çıkmayabiliyor. Çoğu zaman iyiler ve iyilikler değil, kötüler ve kötülükler kazınır hafızamıza. Vicdani bir yerden bakmak aklımıza gelmez gelemez çoğu zaman.



Her ne kadar ceylandan yana taraf tutmak gerekir gibi dursa da belgesellerde hep aslanın ceylanı yakalayıp yakalamadığı bizi heyecanlandırır. Vicdan bunun neresinde diye sorduğumuzda kendimize bile verebileceğimiz bir cevabımız yok. İnsan kendi başına bırakıldığında vahşi bir organizma aslında… Akif’in de dediği gibi ‘Ne irfandır veren ahlaka yükseklik ne vicdandır/ Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır. ‘’



İnsan olarak vicdana dair sorulara sahip olmamız lazım. Vicdan bizim neremizde biz vicdanın neresindeyiz? Evrensel bir vicdan tanımı var mı? Biz vicdan derken herkes bizimle aynı şeyi mi anlıyor? gibi sorular… Cevaplarımızdan çok sorularımızı çoğaltmalıyız ki hayatımızı anlamlı bir yere oturtabilelim.



İnsan, kavramlara hangi anlamları yüklüyorsa hayata da o pencereden bakıyor demektir. Mesela edebiyat yapma felsefe yapma der gibi vicdan yapma diyenler çıkıyor karşımıza. Edebiyat yapmak felsefe yapmak asıl manalarında kullanıldıklarında güzel ve faydalı uğraşlarken, kendilerine yüklenen argo anlamı küçümser bir ifadeye de bürünebiliyor. Vicdan yapma derken de aynı şeyleri düşünmek mümkün bir anlamda.



Sanatçılar görmüşüzdür babam öldüğü gün sahneye çıktım işte sanat aşkı budur deyip kendilerine bir paye çıkarmak isterler. Oysa işin renginin çok başka olduğu kanaatini taşıyorum. İnsanlar bilet almışlardır ve karşılığını da almak istiyorlar sizin ananızın babanızın ölmesi onları ilgilendirmez bunu da bildikleri için mutlaka karşılığını alırlar. Nitekim onlar için senin hangi duygusal atmosferde olduğunun hiçbir anlamı yoktur.



İnsanı makineleştirdiğimiz bu çağda verdiklerimizle aldıklarımızın muhasebesini yapmaktır asıl olan, gerisi teferruattır. Sizin içinizde kaynayan kazanların öteki için bir değeri yoksa, merhamet medeniyetinden nasip almadıklarını söyleyebiliriz. Zaman zaman insanlardan bir feryat yükselir ‘ben insanım makine değil’ diye… Kendi kendimize de tekrar edip durmalıyız ‘’ben insanım makine değil…’’ Bize insan olduğumuzu hatırlatacak işler yaptıracak olan vicdanımızdan başkası değil.



Devlet dairelerine gideriz işimiz zamanında görülmezse kızar köpürürüz ağzımıza ne gelirse sayar dökeriz, karşımızdakinin bilgisayar gibi daktilo gibi bir makine olduğunu var sayar hemen de işimizin olup bitmesini bekleriz. Oysa elimiz bir vicdana dokunduğunda karşımızdakinin etten kemikten ve sudan mürekkep bir canlı olduğunun farkına varabiliriz.



Her şeyden önce biz kendimiz mayası vicdanla karılmış insansak, ötekiyle empati kurmamız kolaylaşır. Vicdan aslında insanın zayıf tarafı deği,l aksine insan oluşunu güçlendiren bütünleyen en güçlü tarafıdır. Sertleştikçe kırılan, yumuşadıkça bağışıklık kazan bir yapıya sahiptir insan bünyesi. Bu itibarla da en güçlü olduğumuz zamanlar merhamete geldiğimiz vicdanımızın sesini dinlediğimiz, insani hasletlerle yoğrulduğumuz zamanlarımızdır.



Dünya tarihi bize bir gerçeği fısıldıyor: birini Yezid yapan, birini Hüseyinleştiren sırrın adı vicdandır. Hüseyin adı dillerde gönüllerde irtifa kazanırken Yezid ismi hep kötücül bir şeylerin üzerine yapışıyor… Günümüzde ise en çok ihtiyacımız olan şeylerin başında vicdan geliyor. Hep birbirimize telkinlerde bulunuyoruz vicdanının telini titret, harekete geçir bu vicdanın tekerini. İnsan yanlarımız yolda kalmasın diye sessiz çığlıklarla ortalığı ayağa kaldırıyoruz.



Bu bir vicdanın çığlığıdır, biz bu çığlığın gücüne inanıyoruz. Bizi insan yapan sıcaklıyla ısıtsan işte bu vicdanlı yanımızdır. Onu kaybettiğimizde ise kazandıklarımızın hayatımızda anlamlı bir yeri yok demektir. İnsanın en çok rahatsız olduğu ses vicdanının sesidir. O ses sustuğunda zaten ortada bir inan kalmamıştır. Hani hep deriz ya ‘insanda vicdan olacak’ diye. Şurası bir gerçek ki; vicdan oldukça insan daha insan olacak…

İnsan yüceden ses verecek, büyük bir yerden konuşacaksa nefesini vicdan denen derin bir yerden almalı. Yazarlar şairler sanatçılar ülkelerinin vicdanıdır, öyle olmalıdır. Cümlesini vicdanlı bir yerden kurmalı, sesini bir vicdandan bir vicdana duyurmalı. İnsan olmanın onuru da bu vicdanla kurduğumuz irtibatla doğru orantılıdır.



Hayat biz insanları zaman zaman belli kamplara ayırır, kalıplara döker. Her kampın da kendi içinde kendine özgü kuralları, kendi çapında hiyerarşisi var. Dini siyasi etnik ve sosyal anlamda bir kamp olabilir burası. Konulduğumuz kabın rengini almaya müsait bir canlı olsak da biz insanoğlu belli yerlerde itirazlar yükseltebilme potansiyeline sahibiz. Kötü olan her şeye karşı hayır diyebilme becerisi bir anlamda insan olma becerisiyle eş değerdedir.



Hangi ideolojik kutular içine girersek girelim kendimize ait bir aynamız olmalı. Ve o ayna bize hep şunu fısıldamalı: ‘’Vicdanla o sıcak teması kaybetme’…





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 15
Dün Tekil 861
Bugün Tekil 723
Toplam Tekil 1635429
IP 54.205.140.252






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































2 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ey Türk Beyleri, Milletim, İşitin! Yukarıda Gök Çökmedikçe aşağıda yer delinmedikçe, TÜRK Ulusu senin ülkeni kim alabilir? Töreni kim Bozabilir?
(Bilge KAĞAN)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 3.194 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu