GÖÇÜN 50. YILINDA ALMANYA’DA TÜRKÇE - Yakup TUFAN - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









GÖÇÜN 50. YILINDA ALMANYA’DA TÜRKÇE - Yakup TUFAN
Tarih: 25.10.2011 > Kaç kez okundu? 2261

Paylaş


“Bir dil bilen bir insan iki dil bilen iki insandır...”H.Ş.



Türkiye’den akın akın Avrupa’ya gelen büyük işçi göçünün yarım asrı geride bıraktığı günümüzde; gittikce daha vahim hal alan meseleninin biri de “Türkçe” dilimizdir. Esasen Avrupa’ya zenginlik ve renklilik getiren ve milyonlarca insanın konuştuğu Türkçe, -uyuma engel vehimiyle-, sincice ortadan kaldırılma planlarıyla karşı karşıyadır. Bu durum üç aşağı beş yukarı bütün Avrupa ülkelerine böyledir. Aynı ülkeler ise kendi dillerini (Almanca, İngilizce, Fransızca,...) dünyada yaymak için hiç bir fedakarlıktan kaçmamaktadırlar.



60’lı yılların başlarında çalışmak, para kazanmak ve mümkün mertebe çabuçak geri dönmek arzusuyla Avrupa’ya gelen Türk işçilerinin hesabı tutmadı maalesef. Gurbette iki yıl, üç yıl derken, beş yıl, on yıl ve daha fazlası geldi. Bu defa dönme yerine aile birleşimi tercih edildi. Aile birleşimi sonrasında ne oldu: Anavatanlarından gurbete, anne ve babalarının yanlarına gelen çocuklar, önceden hesap edilmedik bir çok meseleyi de beraberlerinde getirdiler. Bunların başlarında ise eğitim geliyordu. Anadil Türkçe’yi öğrenme ve geliştirme konusu ise başka bir mesele olarak ortaya çıktı. Avrupa ülkelerinin yapısı, eyaletlerin idaresi, okulların sistemi ve buna bir de idarenin anlayışı eklenince, mesele her geçen gün biraz daha karmaşık bir hale geldi. Anadillerini öğretmek ve öğrenmek yolunda uğraşan Türkler, -yaşadıkları ülkelerde karar mekazimasına tesir edecek güce sahip olmadıkları için-, müçadelede hep kaybeden taraf olmaktan kendilerini kurtaramadılar. Bu meyanda Avrupa Türkleri seyrüsefer edegeldi.



Avrupa’ya göç eden Türkler’in önemli bir bölümünün yaşadığı Almanya’ya gelince: Almanya „göç ve uyum” politikasında sınıfta kaldı iddasında bulunsak abartmış yada iftira etmiş olmayız herhalde. Zira Almanya, gerçeği yansıtmayan vehim, kuşku ve varsayımla yada kafasının arkasındaki düşünceden hareket ederek geliştir(eme)diği göç ve uyum politikası sebebiyle ülkede yaşayan göçmenler mağdur edilmiştir. En çok mağdur olan kitle ise süphesiz Türkler olmuştur.



Almanya’da bir kısım yetkililer, etkili posizyonda olanlar; Türkçe’yi uyuma karşı veya uyumu zorlaştıran unsur telakki etmişlerdir. Bu noktadan hareket etmeyi bir marifet bilmişlerdir. Ortaya konan çözüm tedbirleri, çözümsüzlük üretmekten ileri gitmemiştir. Yıllardır yukarıdan aşağı veya aşağıdan yukarı, yani Federal Hükümetten eyaletlere, mahalli idarelerden okul yönetimlerine kadar sinsile takip ederek hep ipe un serilmiştir. Sonuç olarak tabiri cayizse Türkçe ölüm döşeğine düşürülmüştür. Bugün Türkçe bir ölüm kalım mücadelesi vermektedir adeta. Statüsü bir muamma, çözümü bir bilmece, savunucusu bir belirsizlik arz eden Türkçe, nesiller arasında adeta bir “med-cezir” durumundadır.



60’lı yıllardan beri Almanya’da yaşayan ve bugün nüfusu üç milyonun üzerinde olan Türkler, Anadil Türkçe’nin eğitim ve öğretilmesinde bir muamma ile karşı karşıyalardır. Türkler’e bu muameleyi mübah gören Almanya, Almanca’nın -yalnız ülke insanı ve sınırları içerisinde değil-, aynı zamanda dünyanın dört bir yerinde öğretilmesi, geliştirilmesi ve konuşulması husunda -özel birimler oluşturarak- oldukca büyük bir fedakarlık ve hassasiyet göstermektedir. Almanca’nın geliştirilmesi ve dünyada yaygınlaştırılması (Förderung der deutschen Sprache) konusunda Federal Hükümet, Alman Dışişleri Bakanlığı bünyesinde oluşturulan “Dışişleri Kültür ve Eğitim Politikası” (AKBP) desteğinde yoğun bir çalışma yürütmektedir. Bu konuda 300 milyon Euro’dan daha fazla bir bütçe ayırmaktadır. Almanca’nın dünya genelinde yaygınlaştırılması konusunda ortak çalışma yapan kurum ve kuruluşların başında ise şunlar yer almaktadır:

(Almanca tabiriyle) das Goethe-Institut (GI), der Deutsche Akademische Austauschdienst (DAAD), die Zenralstelle für das Auslandsschulwesen (ZfA), der Pädagogische Austauschdienst (PAD), das Institut für Auslandsbeziehungen (ifa) ve die Deutsche Welle (DW) gelmektedir.



Bu kurum ve kuruluşlar, uluslararası işbirliği içerisinde dünyada (Avrupa, Asya, Afrika, Avusturalya ve Amerika) Almanca’nın gelişmesi ve yayılması hususunda çalışmalar yapmaktadırlar. Almanca’nın varlığı ve gelişmesi için bu büyük fedekarlık gösteren Almanya, söz konusu Türkçe olunca; “para yok, eleman yok, zaman yok” gibi sudan bahnelerle işi geçiştirmektedir yani ipe un sermektedir.



Herşeyden önce Almanya’da mentalite ve bakış açısı (inkar, görmemezlikten gelme, yok sayma, eritme...) değişmesi lazım. Almanca’yı Türkçe’ye veya Türkçe’yi Almanca’ya rakip saymak veya alternatif göstermek ise akıl işi hiç değildir. Öte yandan Türkçe ne uyuma engel, ne de birlikte yaşamaya. Türkçe olsa olsa sadece asimilasyona engel olur! Zira dilin insanın karakter ve kültür yapısının oluşmasında, kökle bağlantıların devam etmesinde, önemi göz ardı edilmeyecek kadar büyüktür.



Esasen günümüzde Türkçe, Almanya Türkleri için önemli olduğu kadar, Almanlar ve bütün bir Almanya içinde o kadar önemlidir. Değişen dünya şartları, Türkiye ve Almanya arasındaki çok yönlü ilişkiler göz önüne alındığında, bunun önemi daha net öne çıkmaktadır. Öte yandan gelişen Türk ekonomisi, Türkiye’nin Türk Cumhuriyetleri’nde ve Arap alemindeki ilişkileri de hesaba katılırsa, Türkçe bilmenin ne kadar bir imtiyaz arz ettiği daha da iyi anlaşılır. Aynı zamanda bu husus, başta Almanya’da yetişen, meslek ve kariyer sahibi olan Türk gençleri için bir avantaj olduğu gibi, uluslararası Alman ekomomisi için de bir kazançtır. Aklı selim düşünen insanın bunun böyle görmesi ve anlaması çok zor bir iş değildir.



“Dili var milleti yok, milleti var dili yok...” Bahtiyar Vahapzade



Almanya’da sehven veya kasten Türkçe’nin kendi kaderine terk edilmesi asla kabul edilemez. Bu ülkede yaşayan, vergisini ödeyen, vatandaşlık mesuliyetini yerine getiren ve her geçen gün de önemi daha da artan üç milyondan fazla bir kitlenin konuştuğu bir dilin geleceği muamma olamaz. Her etkili ve yetkilinin, Türkçe’yi anadil olarak kabul edenlerin, hülasa herkesin kendine gelmesi ve Türkçe’yi destekleyen plan ve projeler geliştirmesi lazımdır. Bu konuda başta Almanya’ya, Almanya’da yaşayan Türkler’e ve Anavatan Türkiye’ye önemli vazifeler düşmektedir: Alman yetkililer, Almanya’nın geleceğini ve Türkiye ile her hususta gelişen ilişkilerde Türkçe’nin bir köprü vazifesi yaptığı şuuruna varmalılar. Bu bakış açısından hareketle Türkçe’ye önem vermelidirler. Öte yandan Almanya’da yaşayan Türkler; varlıklarını, kimliklerini ve birliklerini korumak için Türkçe’ye sahip çıkmak mecburiyetindedirler. Anavatan Türkiye ve Türk Dünyası ile ilişkileri muhavaza etmek ve geliştirmek gayesiyle Türkçe’ye önem vermek zorundadırlar. Aynı zamanda iş, kültür ve sanat gibi bir çok alanda, gerek Almanya’da ve gerekse Türkiye’de menfaat sağlamaları bakımından Türkçe’yi yaşamaları ve yaşatmaları lazımdır.

Türkiye’ye gelince; Türkiye ister vatandaş, ister soydaş, ister siyasi, ister kültürel, isterse ekonomik veya başka bir açıdan baksın, Almanya’da yaşayan Türkler’in anadillerini korunması ve geliştirilmesi konusunda aktif rol oynamak zorundadır. Türkiye dil konusunda Almanya’yı pekala örnek alabilir. Bu noktadan hareketle Türkiye, devlet bünyesinde birimler oluşturmalıdır. Türkler’in yaşadıkları ülkelerde anadillerini unutmamaları ve Türkiye ile bağlarını kopartmamaları bakımından planlar ve projeler geliştirmelidir. Aynı zamanda Türkiye; Balkanlar, Kafkaslar, Ortadoğu ve Türkistan coğrafyasında tarihi ve kültürel bağların geliştirilmesi bakımından Türkçe’nin korunması ve geliştirilmesi ciddiye almalı, bunu milli bir görev saymalıdır. Dünyada Türkçe’nin yayılması ise, Türkiye’nin ayrı bir mefaatinedir.

Bugün İngilizce, Fransızca, Almanca gibi dillerin milletler arasındaki ilişkilerde önemine bakıp bunlardan ders alınmalıdır.



“Bugünden sonra divanda, degahda ve bargehta, mecliste ve meydanda Türkçe’den başka dil kullanılmayacaktır...” (Karamanoğlu Mehmet Bey, 13.Mayıs.1277)



Sözün özüne gelince: Almanya Türkleri, Anadil Türkçe’yi her şeyden önce samimi bir şekilde sevmelidir! Duygusunu, düşüncesini, hissiyatını, şiirini ve romanını Türkçe yazmalıdır. Meramını Türkçe ifade edebilmelidir!Bir kelime Türkçe iki kelime Almanca konuşmaktan, işin kolayına kaçmaktan uzak durmalıdır. Çok düzgün bir Türkçe konuşmak için azami gayret göstermelidir. Tabiri cayizse Türkçe hayal etmeli, Türkçe rüya görmelidir! Türkler, özellikle Türk gençleri ve Türk çocukları kendi aralarında mutlaka Türkçe konuşmalıdırlar! Anne ve babalar ise çocuklarına önce Türkçe öğretmeli sonra Almanca. İyi bir Türkçe’nin iyi bir Almanca’ya kapı açacağını unutmamalıdır! Hele hele Almanca’yı Türkçe’ye veya Türkçe’yi Almanca’ya tercih etme saflığına veya gafletine asla düşülmemelidir!



Öte yandan Türkler’in yoğun oldukları anaokulları, ilk ve orta dereceli okullarda ya planlı Türkçe dersleri verilmeli yada iki dilli (bilingualer) sınıflar oluşturulmalıdır. Türk Liseleri fikrinin hayata geçirilmesi herkesin menfaatınadır. Fikir edelim; Almanya’da bulunan Yunan Liseleri Almanya’nın aleyhine veya uyumun karşısında mıdır? Öyle bir şey yok!



Üniversite ve yüksek okullarda Türkçe, bir Fransızca bir Ispanyolca yada bir Latince gibi öğrenme ve öğretilme imkanına kavuşturulmalıdır.



Her şeyden evvel Almanya, vehim ve korkudan kurtulmalıdır. Türkçe’yi her bakımdan bir zenginlik olarak görmelidir. Kendi anayasasına bağlı kalmalı, insan hakları konusundaki mesuliyetini hatırlamalıdır. Çifte standart uygulamasından vazgeçmelidir.



Türkçe ve Almanca ikiside Türkler için ne kadar kıymetli iki dil ise, Almanya ve Almanlar için de aynı değeri taşımalıdır!

Türkiye’ye gelince; hiç bir mazeretin arkasına sığınmadan, devlet olmanın maharetini göstermelidir. Her yerde ve her zaman vatandaşının yanında yer almalıdır! Türkiye her konuda, özellikle de Türkçe konusunda Almanya Türkleri’ne sahip çıkmalıdır!

Bununla birlikte Türkiye: Almanca dili Türkiye’de resmen ve fiilen neyse, Türkçe’nin de Almanya’da aynı güç ve statüde olması sağlamalıdır. Orta ve uzun vadeli bir plan ve proğram yapmalıdır. Bu yolda hiç vakit geçirmeden kolları sıvamalı; Alman devleti ile işbirliği, Almanya Türkleri ile güçbirliği yapmalıdır.

Yoksa bir asır sonra of, vah, eyvah demenin bir anlamı olmaz.!



Dinslaken, 22 Ekim 2011

Yakup Tufan





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 11
Dün Tekil 763
Bugün Tekil 604
Toplam Tekil 1636898
IP 54.158.83.210






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































4 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ne kadar bilirsen bil; söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.597 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu