KADDAFİ’YE YAPILANLARDAN İNSANLIK UTANMALIDIR - Dr. Tahir Tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









KADDAFİ’YE YAPILANLARDAN İNSANLIK UTANMALIDIR - Dr. Tahir Tamer KUMKALE
Tarih: 24.10.2011 > Kaç kez okundu? 1855

Paylaş


Doğum yeri Sirte’de kendi vatandaşları tarafından parçalanarak linç edilen Libya lideri Muammer Kaddafi 42 yıldır dünya gündeminden düşmemiştir. Farklı davranışları ile dünya kamuoyunun ilgisini çeken Kaddafi, liderlik vasıflarına sahipti ve Libya’yı çağdaş dünyaya taşımak için gayret eden başarılı bir önder olarak dikkati çekmekteydi..







Kaddafi’nin Libya halkı üzerinde baskı yaptığı, halkın bazı hürriyetlerini kısıtladığı iddiaları doğru olabilir. Ama hiç bir makûl sebep Libyayı tek adam olarak 42 yıldır yöneten bir liderin bizzat kendi halkı tarafından parçalanarak öldürülmesini ve bu canavarlığın bütün dünyaya seyrettirilmesini meşru olarak gösteremez.







69 yaşındaki Muammer Kaddafi ile birlikte yakalanarak Allahûekber sesleri altında linç edilen oğlunun görüntülerini televizyonlardan izlerken insanlığımdan utandım. Kendi vatandaşlarının ülkesini yıllarca yönetmiş bir insana olan düşmanlığını bu derece vahşice ortaya koymasını anlamak mümkün değildir.







Libya petrollerinin gelirlerini batı ile paylaşmayan ve ülkesinin milli kaynaklarını emperyalist güçlere kullandırmayan Kaddafi; BM destekli NATO kuvvetlerine karşı yedi aylık direnişinin cezasını linç edilerek ödedi. Eski bir asker olarak mesleği askerlik olan Kaddafi’nin demokrasi getirmek bahanesi ile maruz kaldığı muameleyi kabullenebilmek çok zor. Ama Kaddafi’ye reva görülen muamelenin emperyalist güçler için bir ilk olmadığını da biliyoruz. Kaddafi sonuncu da olmayacaktır. ABD’nin BOP uygulamaları devam ettikçe benzeri tutum ve davranışlara bundan sonra da sıkça rastlanılacaktır.







Kaddafi’nin 1911 Bingazi ve Derne direnişlerini organize eden Atatürk ve arkadaşlarını örnek aldığını, batı ile karşılaştığımız zor durumlarda her zaman safımızda yer tutan tek lider olduğunu bilmemize rağmen Türkiye, batılı emperyalist güçlerin petrol paylaşım mücadelesinde Kaddafi karşıtlarının yanında yer alarak tarihi bir hata işlemiştir. Bir bakıma akan Müslüman kanlarında pay sahibi olmuştur.



Demokrasi getirmek amacıyla Libya’da taş üstünde taş bırakmayan NATO güçleri Libya saldırılarını İzmir’deki karârgahından yönetti. NATO’nun hedefinde sırasıyla Suriye ve İran var. Kendi yarattığı Saddam’ı kendi halkına astıran, Ben Laden’i katledip cesedini denize atan, Kaddafi’yi Libyalılara linç ettiren ABD yönetiminin dünyaya mesajı net ve kısadır.







“ Akıllı olun ve uslu durun.. Biz ne diyorsak onu yapın.. Yoksa ülkenizde taş taş üstünde bırakmayız ve o çok güvendiğiniz liderlerinizi de işte böyle yok ederiz..”







Psikolojik Savaş uzmanlarınca çok iyi kurgulanmış linç sahnelerini seyreden sömürge görünümündeki tüm ülkelerin devlet başkanları, Emperyalist ABD ve AB’nin çıkarlarına hayır derlerse, başlarına neler gelebileceğini Kaddafi’nin cesedindeki kanda gördüler. Aslında bu görüntülerden bizimde kendimize pay çıkarmamız gerekmektedir.







Kaddafi’nin linç görüntüleri Birinci Cihan Harbi sonrasında Libya’yı işgal eden İtalyanlara karşı başkaldıran efsanevi lider Ömer Muhtar’ın torunlarına yakışmamıştır.







Kaddafi gerçek bir diktatördür. Diktatörlük ise insan halk ve özgürlüklerini kısıtlayan ve demokrasi ile idare edilen insanların asla kabul edemeyeceği bir yönetimdir. Libya halkı da diktatörlüğü hak etmemektedir. Fakat halk bu demokrasi isteği ve arayışını tamamen kendi öz iradesi ile yapmalıdır. Oysa Libya’da Kaddafi rejimine karşı yürütülen ve Kaddafi’nin linç edilmesi ile son bulan baş kaldırının demokrasi arayışı ile hiç bir ilgisi yoktur. Kaddafi’ nin linç hadisesi demokrasi arayışı değil, batının petrol arayışının doğal bir sonucudur.







Kaddafi tek başına Libya’nın stratejik enerji kaynaklarının batı tarafından sömürülmesine başlıca engel idi. Şimdi bu engel BM kararıyla ve NATO ülkelerinin 19 Mart 2011’de Hava Kuvvetleri ve donanmasından yapılan bombardıman ile başlayan askeri müdahalesi ile yani emperyalistlerin silah desteğiyle kaldırılmıştır. Ne yazık ki bu müdahalede Türkiye dost ve kardeş Libya’ya saldıran haçlı kuvvetleri ile birlikte hareket etmiştir. Bu şekilde Libya’da asırlar boyu süren Türk hakimiyetinin iki ülke halkına kazandırdığı olumlu dostluk havası tamamen sona ermiştir.







Libya halkı Kaddafi’nin değil, topraklarında çıkan petrolün diyetini ödemektedir. Bütün olumsuz yönlerine rağmen Libya’nın Kaddafi yönetiminde ulaştığı gelişmişlik seviyesine bir daha ulaşması mümkün değildir. Batılı dostlarımızın Libya petrolünü paylaşmalarında kendi aralarında bir çatışma olmadığı takdirde Libya kaynaklarını sömürenler zenginleşirken Libya halkı kendi arasında başlatılacak iç çatışmalar dolayısıyla giderek güçsüzleşip fakirleşecek ve sonunda bölünüp parçalanarak eski bedevi yaşantısına geri dönecektir.







Bu söylediklerim basit bir öngörü değildir. Çünkü Libya benzeri ülkelere yapılan müdahalelerin sonuçları önceden bilinen bir gerçektir. Tarih tekerrür etmiştir. Çünkü bugün Libya’da olanlar İkinci Cihan Harbini müteakip oluşan sistem içinde ülkelerin içeriden fethine yönelik biribirinin ayni klişeleşmiş senaryoların yeni bir versiyonudur.



Yani her yeni ülke için rutin ve önceden bilinen adımlar atılmaktadır. Sonunda bu senaryoyu yazanlar daima başarmaktadır.



Küresel saldırı için küresel liderlerin takip ettikleri bilinen senaryoyu hatırlayalım;



* Önce hedef ülkelerin yönetimine kolaylıkla etki edip yönetebilecekleri diktatörlerin gelmesi sağlanıyor.







* Bu diktatörlere her alanda destek verilerek ülkede bazı önemli kalkınma hamleleri yapması sağlanırken ülke ekonomisinin tamamen kendilerine bağımlı hale getirmeleri safhası tamamlanıyor.



* Ülkede hakimiyetini pekiştirerek zenginleşen ve kendilerini ülkenin tek hakimi gören diktatörler zamanla kendini vazgeçilemez görerek halkına zulüm yapmaya başlıyorlar.





* Zulüm ve haksızlık karşısında oluşan gayri memnun kitlelere dışarıdan her türlü destek sağlanarak kendi getirdikleri diktatörün karşısına yeni diktatör adayları çıkartıyorlar.





* İstedikleri zaman düğmeye basıyorlar ve destekleyerek çatışmaya hazırladıkları muhalif kesimleri “demokrasi isteriz “sloganları ile mevcut rejime karşı ayaklandırıyorlar.





* Ayaklananlara karşı eski diktatör şiddet kullanmaya başlayınca küresel medya vasıtasıyla yaygarayı basıyorlar ve muhtemel müdahale için dünya kamuoyunu hazırlamaya başlıyorlar.





* Diktatör ülkesinde kontrolu sağlamaya başladığında bu defa fiziki müdahale için yasal zemini oluşturmak üzere konu BM Güvenlik Konseyine getiriliyor. Burada klişeleşmiş ve başarısı kanıtlanmış karar metinleri devreye sokularak işgale kadar gidebilecek askeri müdahale kararı alınıyor.





* Artık diktatörün düşürülmesi zamanı gelmiştir. Bunun için her zaman ABD güdümünde oluşan askeri koalisyona mensup güçlerin fiilen ülkeyi bombalaması safhası başlatılıyor.





* Bombalamaların abartılarak gösterilen yıkıcı sonuçlarını dünya milletlerinin izlemesi sağlanıyor. Dünyanın bu yeni gündemi medyanın 24 saatini alıyor. Koalisyon güçlerinin ve muhteşem silahlarının masum halk üzerindeki yakıcı ve yıkıcı etkisi bir savaş filmi izler gibi izleniyor. Ve bu arada bedava olarak silah sistemlerinin reklamları yapılan silah tüccarlarının üretim çarkları çarklarını hızlandırılıyor.





* BM güçlerinin resmen diktatörün askeri gücünü kırmak için yaptıklarını iddia ettikleri bombalama devam ederken diktatöre muhalif olan önceden hazırlanmış güçler yeniden toparlanıyor, silah ve teçhizatları yenileniyor, doğrudan diktatör güçlerine saldıracak hale getirilerek ülkede istenen iç savaş fiilen başlatılmış oluyor.





* İç savaş esnasında ülkede üretim duruyor, oluk gibi kardeş kanı akıyor, sonunda ülke yakılıp yıkılarak bütün milli güç unsurları ile zayıflatılarak tamamen dışa bağımlı bir hale getiriliyor.





* Doğal olarak dış destekli isyancılar karşısında dayanamayan diktatör ortadan kaldırılıyor ve tamamen zayıflamış olan ülkeye kullanılacak piyon niteliğinde yeni diktatörler atanıyor.





* Sonuçta bu ülkenin stratejik kaynakları ve doğal zenginlikleri çok daha uzun bir süre küresel güçlerin kontrolunda kalmaya devam ediyor.







Son söz olarak; daha önce benzeri şartlarla Irak ve Afganistan’ın işgâl edilmesi ile milyonlarca masum insanın katledilmesini gördük. Şimdi ayni insanlık suçunun Libya’da yaşandığına şahit olduk.







Sıranın Suriye’de olduğu zaten açıkça bildirilmişti. Şimdi filmin Suriye bölümünü izlemeye hazırlanıyoruz. İnşallah Kaddafi olayı bize ders olur da oyunun Suriye bölümünde tarafımızı ve yerimizi iyi belirleriz..



Dr. Tahir Tamer Kumkale







http://www.kumkale.net



tamer@kumkale.net



23 Ekim 2011 Pazar





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 17
Dün Tekil 825
Bugün Tekil 87
Toplam Tekil 1635618
IP 54.158.83.210






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































3 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ben sadece asil bir ailenin evladı olmakla değil, fakat asil bir milletin evladı olmakla gururluyum.
(ATİLLA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.312 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu