YAŞAMAKTAN UTANIR OLDUM - Vedat KUŞAKLI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









YAŞAMAKTAN UTANIR OLDUM - Vedat KUŞAKLI
Tarih: 22.10.2011 > Kaç kez okundu? 1902

Paylaş


Hayallerim vardı benim. Dünyanın tüm ordu ve polis teşkilatları lağvedilecekti. Dünyada ne kadar silah varsa toplanıp imha edilecekti. Silah ve cephane fabrikaları yıkılacaktı. Sadece kasaplar bıçak, terziler makas, marangozlar çekiç, testere kullanabilecekti meslekleri gereği. Avcılık, av sporu yasaklanacaktı. Ormanların kasıtla yakılması, ağaçların kesilmesi cinayet suçuyla yargılanacaktı. Dünyada ırk, dil, din, mezhep, kültür farklılıkları çatışma ve düşmanlık değil, sevgi ve kaynaşma sebebi olacaktı. Hayallerim vardı benim askeri okulda. Yıl 1973. Heybeliada Deniz Lisesi. İstanbul. Bu dünyada harp, çatışma, kavga, direniş olmayacaktı. Bu dünyada açlık, sefalet, yoksulluk olmayacaktı. İki yudum yiyeceği olan bir yudumunu hiç yiyeceği olmayana verecekti. Bir bardak suyu olan yarısını içecek, diğer yarısını hiç suyu olmayana ikram edecekti. Sonra Amerikalıların dünyaya saldırdığını gördüm. Rusya’nın Kakaslarda Rus olmayanları öldürdüklerini gördüm. İsrail’in Arapları öldürdüğünü gördüm. Sırpların Balkanlardaki, Makedonya’daki Türk ve Müslüman Boşnakları öldürdüğünü gördüm. Çinlilerin Türkistan’da soy kırım yaptığını gördüm. Rumların Batı Trakya Türklerini döverek öldürdüklerini gördüm. Bulgarların ki Bulgarlar aslen Türk oğlu Türktürler, Hıristiyan olduktan sonra slavlaşmışlardır, Müslüman Türkleri, Balkan Türklerini kestiklerini, kurşunladıklarını gördüm. Güney Kıbrıslı Rumların, Kuzey Kıbrıslı Rumlara vahşet uyguladıklarını gördüm. Bir damla canı olan Ermenistan’ın bile boyundan büyük işe kalkışıp Azerbaycan topraklarını işgal ettiğini gördüm. Fransızların ,İspanyolların, İngilizlerin, Hollandalıların, Almanların, İtalyanların, Danimarkalıların, Osmanlı zamanından kalma Türk ve Müslüman korkularını ve düşmanlıklarını hala sürdürdüklerini gördüm. Benim hayallerim vardı halbuki. Hastalıklara çare bulacaktık. Evsiz, işsiz kimse olmayacaktı bu dünyada.Herkes el emeği, göz nuru, alın teri ile bu dünyada bir işe yarayacaktı. Herkes kendi kapasitesi dahilinde insanlığa hizmet edecekti. Sınırlara, vizeye, pasaporta, gümrüğe, jandarmaya, güvenlik tedbirlerine ihtiyaç duyulmayan harika bir dünya olacaktı. Komünizmin, sosyalizmin, kapitalizmin, faşizmin değil; sevginin, anlayışın, hoş görünün, gülümsemenin hakim olduğu bir dünya olacaktı. Hakim, savcı, avukat mesleklerinin tarihe karışacağı; hapishanelerin ve karakolların, askeri birliklerin mazide kalacağı bir dünya olacaktı. Kimse kimsenin malına, canına göz koymayacaktı. Kadına, çocuğa şiddet söz konusu olmayacaktı. Mafya kelimesi bile duyulmayacaktı. Uyuşturucu, alkol, sigara üretimi, satışı, kullanımı tarihe kara bir leke olarak karışacaktı. Allah’ın bizler için hazırladığı cennet nasıl bir şeyse, bu dünya Allah’ın kullarının cennet provası yaptığı, cennet simulasyonu yaptığı, hani hacılar hacca gitmeden önce önce bir eğitim alırlar ya, işte öyle bir şey olacaktı bu dünya. Ne varki bu dünyanın ne kadar kahpe, nasıl da pu....t, nasıl pe....venk olduğunu hep unutmuşum veya hatırlamak istememişim ben. Türkiye ile erkekçe, mertçe, yiğitçe hesaplaşamayan işgal kuvvetleri, delikanlılığın ’’ d ’’ sini bilmeyen Sevr kabadayıları, Türkiye’de sağcı, solcu, Alevi, Sünni, Türk, Kürt, müslim, gayrimüslim farklılıklarını iltihaplı yara yapana kadar kaşıdılar ve istihbarat örgütlerinin, gizli ajanlarının elleriyle terör örgütleri kurdular, bu örgütleri beslediler, büyüttüler ve 30 yıldır hep üzerimize kışkırttılar. Bu zibidi dünya neden bu kadar Türk düşmanı ? Bu şarlatan alem niçin böylesine İslam düşmanı ? Sürekli bunu düşündüm günlerce ve gecelerce. Benim hayallerim vardı. Alevi, Kürt, Zaza, Sırp, Ermeni, Yahudi, Hıristiyan, Rum, İngiliz, Fransız, Japon kim olursa olsun, her ne olursa olsun, yeter ki insan olsun, adam olsun, ben herkesi çok seviyordum. Yılan, çıyan, akrep, sinek hariç tüm hayvanları çok seviyordum ve hatta sevmesem de yılanı, akrebi, çıyanı, sineği; vardır bir maksadı bunu yaratan Rabbimin, canını O vermiş, o canı almakta Ona mahsustur derdim ve mümkün mertebe, itina ederek onları da öldürmeyeye dikkat ederdim. Tertemiz bir çocuktum ben. Saf duygularım vardı. Sevgi ile şişirilmiş dağ gibi bir gönüle sahiptim. Sonra ayaklarında yırtık lastik ayakkabı olan, yamalı şalvar olan şehit anası bacaklarıma, dizlerime sarıldı ‘’ Oğlumun ölüsünü bana göster kumandanım ! Mayın neresini parçalarsa parçalasın, tabutun içinde kuru bir kemiğide olsa Halil’imin, ayaklarını öpeyim, göster bana kumandanım ! Öpeyim,koklayayım Halil’imin kemiciğini ’’ diye bana yalvardılar. Yüzbaşı olduğumdan, subay olduğumdan utandığım günlerdi. Şehidin babası kartal gibi bakıyordu bana kıstığı gözleriyle ’’ İki oğlum daha var yüzbaşım, ben de varım, bizi de alın, Halil’imin yarım kaldığı işi biz tamamlayalım ’’ diyorlardı. Ben o günler görevim, mesleğim gereği ağlayamıyordum ve haykırıyordum Karadeniz Ereğli’nin adını unuttuğum o tertemiz köylülerine ’’ Şehitlere ağlanmaz ! Şehitler alkışlanır ! Şehitler dualarla, marşlarla, türkülerle uğrlanır ! İnşallah ben de böyle şehit olurum ‘’ diye boğazım yırtılırcasına haykırıyordum ve tüm köyü esas duruşa geçiriyordum. Kuşlar, böcekler, kargalar dahi susuyordu benim yüreğimden haykırışlarımla. Sonra cenaze töreni bittikten sonra, hiç kimse görmeden dayak yemiş küçük çocuklar gibi sarsıla sarsıla, hüngür hüngür ağlıyordum. Halbuki benim bambaşka hayallerim vardı. Şimdi sanatçı geçinen, duyarlı geçinen birkaç kişi, teröristlerin de insan olduğunu, Onların da yaşamak için öldürdüğünü, Onlar için empati yapmamız gerektiğini yazıyor bana. Benim hayallerimi yıkanları ben affetmem. Cengiz Han, Atilla, Bilge Kaan ve kardeşi Kültigin, Alp Aslan, Alp Er Tunga, Ertuğrul Gazi, Osman Gazi, Orhan Gazi, Mustafa Kemal Atatürk düşmanları için ne kadar empati geliştirmişlerse, ne kadar anlayış ve hoş görü üretmişlerse ben onu bile yapmam. Çünkü o atalarımızın, o ceddimizin düşmanlarında az buçuk mertlik, yiğitlik kırıntısı varmış. Şimdi bu kırıntının tozlarına sahip olmayan cellatlara, canilere, katillere ben hangi sempatiyi, empatiyi göstereceğim ? Teröristleri çok sevenler varsa, gitsinler Çukurca’ya canlı kalkan olsunlar, onların o kalkanları beyinlerini parçalasın. Şehirlerde terörist yandaşı diyerek halk otobüslerine molotov kokteyli atanlar, arabaları yakanlar, dükkanları baltalarla, demir sopalarla parçalayanlar, Onlarda Çukurca’ya gitsinler ve orada bizim Mehmetçiğimize aynı şeyi yapmaya kalkışsınlar da biz de görelim bakalım ne oluyor ? Hayallerimin içine s...çtınız. Kirlettiniz hayallerimi, Umutlarıma tükürdünüz. Saf gönlüme lağım suları akıttınız. Şimdi siz kan mı istiyorsunuz ? O halde kendi kanınızda boğulacaksınız. Harp mi istiyorsunuz ? Alasını yaşayacaksınız. Ölüm mü arzuluyorsunuz ? Elbette öleceksiniz. Ama ölümün bile hayırlısı ve şereflisi olduğunu dahi bilemeden ve hayırsızca, belalı bir katil olarak, şerefsizce öleceksiniz. Benim hayallerimi çiğnediniz, ezdiniz, bitirdiniz. Kahpelikleriniz yanınıza kar kalmayacaktır. Allah öbür dünyada elbette hesabını soracaktır ama öncelikle bu dünyada Türk Ordusu, Türk Polisi sizi karanlıklar alemine, gelmiş olduğunuz alemlere geri gönderecektir. Şimdi ‘’ Gelişmiş Ülkeler ! ’’ diye bir laf kullanılıyor ve ‘’ Birinci Dünya Ülkeleri, İkinci Dünya Ülkeleri, Üçüncü Dünya Ülkeler, Batı Medeniyeti ‘’ filan...Hepsi palavra ! Bütün dünya ülkeleri, bütün dünya devletleri bence ilkel ülkelerdir. Biz dünya olarak yontma taş devrinden, cilalı taş devrinden, mağara devrinden farklı değiliz. İnternet, cep telefonları, televizyonlar, uydular, uçaklar, denizaltılar bizi medeni yapmıyor. Terör, silah, şiddet, atom bombası, nükleer tesisler bu dünyada var olduğu sürece, dünyanın bütün ülkeleri, bütün insanları bana göre mağara devri ilkel insanlarıdır, hatta daha tehlikelidir. Uydudan tavşanı bile görebiliyorsun ama müttefik, stratejik ortak dediğin ülkeye, senin gibi NATO ve BM üyesi olan ülkeye, Türkiye’ye Kuzay Irak’tan, Suriye’den sızan 200-300 kişilik terörist gruplarını ve onların ağır silahlarını yükledikleri katır konvoylarını görüyorsun ve Türk Devleti’ne haber vermiyorsun ve sonra da arsızca, yüzsüzce terörü kınıyorsun ve Türkiye’nin yanındayız diyorsun. Öbür tarafta sen ! benim adamım ! Hala Peşmergeden ve onları aşiret ağalarından medet umuyorsun, birlikte halledelim diyorsun. Neyi hallediyorsun kardeşim ? 30 yıldır Peşmergenin ve teröristlerin omuz omuza, gönül gönüle olduklarını öğrenemedin mi ? Haddimi aştıysam günahlarımı affet Allah’ım ama neden bütün dünya Türk ve Müslüman düşmanı ? Neden bu terörü ve teröristleri yarattın ? Bizi birbirimizle mi deniyorsun, bizi böyle mi imtihan ediyorsun ? Sen bilirsin Allah’ım, sen büyüksün ! Aklın, gönlün, nefsin, kudretin, sevginin, öfkenin yaratıcısı ve kaynağı sensin ! Sen ne dersen o olur Allah’ım ama bize düşen iyi, güzel, doğru, hayırlı, helal, hak olduğuna inandığımızı canımız pahasına savunmak ve biz de işte aynen bunu yapıyoruz. Sana iman ettik, sana güvendik, sana teslim olduk. Gücümüzü toptan, tüfekten değil, senden aldık hep. Tankı, mayını, uçağı kullandık ama senin adınla kullandık. Halbuki senin adınla da olsa biz ellerimizde silahlar değil çiçekler, omuzlarınmızda rütbeler değil kuşlar olmasını isterdik. Ben emekli bir albay olduğumu söylemeye utanır oldum gayrı. Sene 2011. Türkiye. Ben hayalleri yakılan, umutları yıkılan, tertemiz sevgi dolu gönül dünyası un ufak edilen ve askerim, polisim öldürüldükçe damarlarımda kan yerine göz yaşı dolaşan, sol tarafımda kalp yerine fırın taşıyan 53 yaşında mutsuz ve huzursuz bir vatandaşım ve yeryüzündeki son terörist son nefesini vermeden benim bu ruh halim değişmeyecektir.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 8
Dün Tekil 763
Bugün Tekil 257
Toplam Tekil 1636551
IP 54.163.147.69






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































4 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ne kadar bilirsen bil; söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.692 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu