Utanmazlığın Böylesi Görülmemiştir! - Doç. Dr. Abbas KARAAĞAÇLI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Utanmazlığın Böylesi Görülmemiştir! - Doç. Dr. Abbas KARAAĞAÇLI
Tarih: 21.08.2011 > Kaç kez okundu? 2696

Paylaş


Eskiden sanki kavramlar daha yerinde kullanılıyor ve siyasal olaylara bakışlar daha netti. Son yıllarda uluslar arası sorunlarda önemli kavram kargaşası yaşandığı, kavramların yer değiştirdiği hatta alt üst olduğu kanaati hâkim olmaya başlamıştır zihnimde. Ben lise de öğrenciyken Vietnam Savaşı sürüyordu ABD o dönem dehşet verici askeri makinesiyle zavallı Vietnam halkını yok etmeye hedeflemişti. ABD’nin Vietnam’da sürdürdüğü haksız ve emperyalist savaşı kimse savunamazdı. Bu kirli savaş demokrasi, insan hakları, özgürlük vb. amaçlar için sürdürülüyor saçmalığına kimse inanmazdı. Daha doğrusu o dönemde ABD’nin Vietnam Savaşı, Küba ya karşı saldırıları, Guatemala, Honduras, Nikaragua, Meksika ve Pasifik’ten Güney Amerika’ya bütün dünyada yaptığı haksız savaşlar, saldırılar, darbeler vb. saldırganlıkları kötüydü, emperyal hedeflerle yapılıyordu ve ABD bir emperyalist güçtü. Belçika’nın Kongo’da, Fransa’nın başta Afrika olmak üzere bütün dünyada İngiltere’nin girdiği bütün savaşların hepsi haksızdı, kötüydü ve kimse bu savaşları ve saldırıları savunacak yüz bulamazdı. Açıkçası batılı devletlerin son 500 yılda girdikleri bütün savaşlar, çatışmalar ve yaptıkları bütün saldırılar emperyalist ve sömürgeci bir bakış açısıyla yapılmıştır hedefinde fakir, mazlum ve az gelişmiş ülkelerin yer altı, yer üstü insan kaynakları ve diğer kaynaklarını talan etmek, hortumlamak ve sömürmek olmuştur.



ABD, İngiltere ve diğer batılı devletler ırkçı, faşist Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Apartheid rejimine her türlü desteği sağlarken bütün dünya kamuoyunun nefretini kazanmaktaydılar. ABD desteğiyle Küba’da devrimci hükümeti yıkmak için yapılan karşı devrimci Domuzlar Körfezi Harekâtı ve günümüze dek süren ABD ambargosunu kimse savunamazdı. ABD, İngiltere ve diğer batılı emperyalist devletlerin uygulamaları, yaptıkları ve saldırılarıyla ilgili binlercesini sıralayabilirim.



Siyonist İsrail Devleti’nin İngiltere’nin hamiliğinde gerçekleşen yasa dışı doğumundan beri izlediği yayılmacı ve toprak kazanma politikaları her zaman haksızdı, acımasızdı, vahşiydi ve kabul edilmesi mümkün değildi. Lise yıllarında Filistinli Leyla Halit, Cezayirli Cemile Bupaşa, Filistinli George Habeş, Naif Havatme, Ahmet Cibril benim kahramanlarımdı. Angola’da Dr. Agustino Neto, Kongo’da Patris Lumumba, Gana’da Kuvami Nokrame, Cezayir’de Ahmet Bin Bella vb. pek çok devrimci ve anti sömürge liderler gönlümün ve ruhumun kahramanlarıydı. Hala da öyleler. Bizim geçliğimiz liderleri e ideolojiler iyi takip eder olaylar hakkında fikir sahibi olurdu.



Oysaki günümüzde uluslar arası medya emperyalizminin ve kültür hegemonyasının esiri gibi görünüyor gençliğimiz. Batılı haber ajanslarının yönlendirmesiyle fikir sahibi oluyor insanlarımız ve utanmadan, sıkılmadan, çekinmeden küstahça sunuyorlar bize şeytani düşüncelerini batılı devletler.



ABD 2500 vatandaşının ikiz kulelerde terör saldırısına maruz kalma bahanesiyle bütün İslam dünyasına savaş açmıştır. Milyonlarca masum ve suçsuz sivil Irak’ta, Afganistan’da, Pakistan’da ve diğer Müslüman ülkelerde öldürülmüş, yaralanmış, işkenceden geçirilmiş, sakat bırakılmış, aç susuz bırakılarak evleri yuvaları tahrip edilmiş ülkeler sürekli bombardımanla harabeye dönüşmüş, kentler tahrip edilmiş, ekonomiler, iflasa sürüklenmiştir.



ABD yönetiminin dışişleri bakanı Bayan Hillary Clinton her demecinde Suriye’yi, İran’ı, Pakistan’ı, Libya’yı ağzına dolamakta söz edilen ülkelerde insan hakları ihlallerinden, haktan, hukuktan söz etmektedir. Bayan Clinton’a ve Obama’ya kimse Irak ve Afganistan’da öldürülen yüz binlerce masum sivilin hesabını soramamaktadır. Son birkaç yılda Pakistan devletinin bütün itirazlarına rağmen ABD insansız savaş uçaklarının Pakistan’ın kuzey eyaletlerinden kuzey Macaristan’da yaptıkları saldırılarda 2 binden fazla masum köylünün bombardımanlarda hayatını kaybettiği ve köylerinin yerle bir edildiğine kim karşı gelmiştir.



Libya’daki i karışıklığı bahane ederek bu ülkenin ekonomik alt yapısını yerle bir eden yüzlerce masum sivilin NATO uçaklarınca öldürülmesinin hesabını kim verecek. ABD herhangi bir terör olayını bahane ederek ülkelerin egemenlik haklarını yok sayarak komandolarını o ülkelere sevk ederek suçlu suçsuz önüne geleni yok etmeyi prensip edinmiştir. Aynı Amerika Müslüman Pakistan’ın %20si gibi dev bir coğrafyası sel suları altında kalıp yirmi milyondan fazla Pakistanlının evsiz duruma düşüp acil gıda, ilaç ve temiz suya ihtiyaç duyduğunda kılını kıpırdatmamaktadır. Hakeza günümüzde milyonlarca Afrikalı özellikle Somali, Kenya ve Cibuti gibi ülkelerde açlık ve kuraklıkla boğuşurken haklarının Müslüman olması sebebiyle ABD ve diğer batılı devletlerin hiçbir yardım girişiminde bulunmamaları neden kamuoyumuzda tartışılmamaktadır. Bu hususta bilmekte fayda var ki bugün Afrika’da ki kıtlığın, kuraklığın, yoksulluğun, kitlesel insan ölümlerinin, iç savaşların ve bütün olumsuz yaşam şartların neden ve sebeplerinin başında doğal ve tabiattan kaynaklananların yanında batılı sömürgeci devletlerin 15. yy.’dan itibaren bu şanssız kıtaya ve halklarına uyguladıkları kolonyalist ve sömürgeci politikaların sonucudur.



Yazımın başında değerlerin alt üst olduğundan söz etmiştim. Ortadoğu’da ve Kuzey Afrika’da meydana gelen ve kısaca Arap Baharı diye adlandırılan değişim süresince bu olgunun fazlasıyla yaşandığı kanaatindeyim. Bu konuda en önemli örnek Suudi Arabistan’dır. Suriye’de ki olaylar batının ve tabi İsrail’in doğrudan destek ve müdahalesi ile demokrasi talebi ekseninden silahlı ayaklanma aşamasına yükselirken bu ortamın meydana gelmesinde bizatihi büyük emekleri ve desteği bulunan ekselansları, majesteleri Suudi Arabistan kralı Abdullah Suriye yönetimini eleştirmiş. Hatta Suriye yönetiminin halka uyguladığı şiddeti bahane ederek Şam’daki büyük elçisini geri çağırmıştır, yahu sormazlar mı Sayın kralım senin ordun, senin savaş uçakların yıllarıdır Yemen’de ne yapıyor. Neden oraları durmadan bombalıyorsun? Sebebi sakın Husi, Şii azınlığın hak ve hukuk talebi olmasın?



Sayın Kral Abdullah daha birkaç ay önce Birleşik Arap Emirliği ordusunu da yanına alarak küçücük Bahreyn’i işgal eden oradaki daha fazla demokrasi talep eden Bahreynlileri öldüren, tarumar eden, hapse atan, işkence eden, zulüm eden sen değil misin? Sormazlar mı senin orduların kumandalarının Bahreyn’de ne işi var? Sen ne zamandan beri hak hukuk tanır olu demokrasi havarisi kesildin? Hala senin ülkenin doğu bölgelerinde, Guteyif, Mervaniye ve fakir yoksul Şiilerin oturdukları bölgelerde neden sıkı bir askeri yönetim uyguluyorsun? En ufak bir demokrasi ve insan hakları talebini şiddetle bastırıyorsun? Daha yakın zamanda Almanya’dan 1.800.000.000 Euro değerinde iki yüz leopar tankını savaş makinene dâhil ettin? Bu tankları önümüzdeki dönemlerde kendi halkının isyanı karşısında kullanıyor olma fikrin olmasın sakın?



Geçenlerde daha önce Suudi Arabistan ordusunda askeri danışman olarak görev yapan albay dediği gibi Suudi Arabistan devamlı olarak kullanması için uzmanı bulunmayan silahlar satın alarak depolarda çürümeye terk eder. Tabi burada hedef silah şirketlerini zenginleştirmekten başka bir şey değildir.



Ünlü mısırlı gazeteci yazar El-Ehram gazetesinin başyazarı Muhammed Hasaneyn Heykel de geçenlerde verdiği bir demeçte Suudi yönetiminin Suriye politikasını eleştirerek kralın ve etrafının demokrasi vb kelimeleri ağızlarına almaya bile hakları olmadığını söylemiştir.



İstanbul Üniversitesi’nde savunduğum Suudi Arabistan konulu tezimde Arabistan devletinin ABD’li petrol şirketi AROMCO’nun kuklası olduğu savı yönündeydi. Şimdi geriye bakıp düşündüğümde bu tezimle en azından tiyatro kuklalarına haksızlık yaptığıma düşünüyorum. Zira ne de olda kuklanın bile iplerinin başkalarının elinde olsa bile bir karakteri bir kişiliği vardır. Oysaki çağ dışı ve 1500 sene önceki kabile yöntemleriyle edilen Suudi Arabistan yönetiminin kişiliğinden ve şahsiyetinden söz edemeyiz. Zira sözde kendilerini “Hadim-ül Haremeyn Şerif” (kutsal yerlerin hizmetkarları) diye adlandıran Suudiler bütün bölgede mazlum ve masum halkların karşısında olan yönetimleri desteklemekte Siyonist İsrail devleti ile işbirliği yaparak Gazze ambargosunu destekleyerek ABD’nin ve İsrail’in çıkarları doğrultusunda hareket etmekten başka bir şey yapmamaktadırlar. Pakistan Cumhurbaşkanı Şii Asıf Ali Zerdari ‘yi zor duruma düşürmek için orada Beluç ayrılıkçılara destek olan ülkeyi felakete sürükleyen sel felaketinde kılını kıpırdatmayan bu yönetim Somali felaketi karşısında da bütün olaylarda olduğu gibi hareketsiz kalmıştır.



Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Suriye’de süren karışıklıklarda ve hükümet karşıtı gösterilerde şiddete başvurduğu gerekçesiyle devlet başkanı Beşar Esad yönetiminin gayri meşru hale geldiğini ve B. Esad’ın yönetimi bırakması gerektiğini buyurdular, ardından Batının sözde demokrat devlet başkanları aynı yönde tavır aldılar. Başkan Obama ve diğer batılı liderlere soruyorum:



1. Bir kere siz kimsiniz? Kimden ve nerden aldığınız yetkiyle egemen ve bağımsız bir ülkenin iç işlerine müdahale ediyor, bununla yetinmeyip o ülkenin Devlet Başkanının yönetimi bırakmasını emer ediyorsunuz.



2. Kaldı ki Suriye güvenlik güçleri sizlerin, Suudi Arabistan başta olmak üzere bölgenin mülteci Arap devletlerinin ve Siyonist İsrail Devletinin kışkırtması, lojistik, maddi, askeri ve istihbarı destekleriyle ülkelerinde terör yapan, kaos ortamı yaratan ve böylece siyasi ve toplumsal reformları için gereken huzur ortamını sabote eden silahlı grupları bertaraf etmek için ülke güvenliğini sağlamaya çalışmaktadırlar. Doğal olarak Suriye güvenlik güçlerinin uyguladığı aşırı güç kullanımı ve şiddeti savunmak mümkün değildir, ama sizin tavrınız ve siyasetiniz inandırıcı değil, zira: Son iki yılda Pakistan’ın kuzey bölgelerinizdeki (Kuzey Veziristan, Hayber, Torabora ve benzeri yerler) kentleri ve köylerinde 35,000 suçsuz, günahsız köylüyü, masum insanları, kadınları ve çocukları insansız hava uçaklarınız ve son model savaş uçaklarınızla katlettiniz. Fakir ve zavallıların tarlalarını, bahçelerini, su kaynaklarını bombalayarak açlığa ve sefalete sürüklediniz. Bütün bu sözde anti terör harekâtınızı egemen ve bağımsız hatta müttefikiniz olan Pakistan’ın itiraz ve şiddetle karşı çıkmalarına rağmen gerçekleştirdiniz. Peki, neden bu 35 bin suçsuz insanın katliamından sorumlu olarak istifa etmiyorsunuz?



3. Irak’ta Afganistan’da terörle savaş bahanesi altında binlerce kere sivil yerleşim bölgelerini, hastaneleri, çarşı pazarı ve pek çok köyü ve kasabayı bombalayarak yüz binlerce masum Iraklı ve Afganistanlı masum vatandaşın ölümüne neden oldunuz, arada bir yanlışlık oldu, bilmeden sivilleri vurduk açıklamalarınızdan başka hiçbir gerçek soruşturmaya ve araştırmaya şahit olmadık, nerede insanlık, neredede insan hakları, nerede insanlığın vicdanı?



4. İsrail devletinin kurulduğundan beri yayılmacı bir politika izlediğini bilmeyen yok. Hep her zaman ve koşulsuz bu devletin uyguladığı devlet terörünü, katliamlarını ve masum insanlara karşı uyguladığı şiddeti desteklediniz. İsrail ordusunun gerçekleştirdiği, Sabra, Şettila, Deyri Yasin ve benzeri yüzlerce katliama ses çıkarmadınız, 63 yıldır bir kez bile Birleşmiş Milletler de Güvenlik Konseyinde bu devletin kınanmasına bile izin vermediniz. Daha evvelki yıl son model savaş uçaklarıyla kimyasal ve biyolojik bombalar dahil her türlü silahla masum Filistinli sivilleri Gazze’de katleden, soy kırım uygulayan bu devleti desteklediniz, Gazze’nin bir kapalı hapis haneye dönüştürülmesine, bir milyon masum Gazzeli’yi içme suyundan, yiyeceğe hatta ilaca mahrum bırakan bu devlete ses çıkarmadınız ve halen susmaktasınız, nerde sizin insanlık anlayışınız nerede vicdanınız ve tabi demokrasi anlayışınız?



5. Suudi askerleri Yemende zavallı Husileri sizin sattığınız son model savaş uçaklarıyla bombalar, köylerini yerle bir eder, masum köylüleri öldürür. Suudi ve Birleşik Arap Emirlikleri askerleri Bahreyn’i işgal eder, yalnızca demokrasi talep ediyorlar diye Bahreyn’leri öldürür, işkence eder, tutuklar, ülkesindeki bilinmeyen yerlerdeki hapis hanelere götürür, kendi ülkesindeki fakir ve yoksul Şii bölgesinde yaşayanlara baskı uygular, en küçük bir hak ve özgürlük talebini büyük bir şiddetle bastırır, ama sizin sesiniz çıkmaz, sus pus oturursunuz, çünkü bu sözde egemen ve bağımsız devlettin diktatörleri sizin köleniz ve emir kullarıdır. Petrol musluklarının başına oturmuşsunuz ve onlara her ne pahasına olursa olsun ucuz enerji kaynağının ülkelerinize akmasını sağlama görevini tevdi etmişsinizdir. Bu nedenle o mürteci diktatörlerin bütün yaptıkları sizce meşrudur.



6. Esasen sizin bütün dünyada demokrasi, insan hakları, hak, özgürlük ve benzeri kavramlar diye bir derdinizin olmadığını çok iyi biliyoruz, yalnız bu evrensel değerleri egemen, bağımsız ve siyasal tahakkümü altına alamadığınız devletler için bir baskı unsuru olarak kullandığınızdan kuşkumuz yoktur. Hani devlet hâkimiyetinize girmeye direnirse, hangi ülke yer altı ve yer üstü zenginliklerine sahip çıkıyor ve sizlerin emperyalist politikalarınıza karşı çıkıyorsa teröristlik, diktatörlük ve şer cephesi diye uydurma suçlamalarla yaftalanıp hedef tahtanıza oturtturuluyor. Tekelinizde bulunan uluslar arası iletişim şebekeleri, haber ajansları ve diğer kültürel teknolojik araçlarınızla karalama politikanızı uygulamaya koyarak kirli amaç ve hedeflerinize ulaşmaya çalışıyorsunuz.



7. Pakistan’da milyonlarca insanın sel felaketine maruz kaldığında, günümüzde 7 milyon Somalili Müslüman ve diğer komşu ülkelerinde insanlar bir yudum suya muhtaç kalmışken her geçen bir dakikada 6 masum çocuğun gıdasızlık ve susuzluktan çaresiz annelerinin kucağında yaşamını yitirirken, neredesiniz? Bir ülkeyi sudan bahanelerle işgal ettiğinizde büyük ve olağanüstü organizasyonlarla, dev nakliye uçaklarınızla binlerce komandonuzu dünyanın dört bir yanına taşıyorsunuz, lojistiğini sağlayarak katliamlara girişiyorsunuz, neden bu muazzam imkânlarınızı Somali’deki bir yudum suya muhtaç hale getirdiğiniz insanlar için kullanmıyorsunuz? Suriye’deki insanların yaşamı için askeri harekat planlıyorsunuz, Petrol ve enerji kaynakları için Irak’a yüz binlerce askerinizi yığıyorsunuz, Orta Asya jeopilitiğiniz ve varlığınız için 180 bin askerinizle Afganistan’ı işgal ederek onların lojistiğini sağlamaya gücünüz yetiyor da, Afrika’daki açlara yiyecek ve su mu taşıyamıyorsunuz. Her politikanızda olduğu gibi ikiyüzlüsünüz, çıkarınız olmadan bir adım bile insanlık için atmazsınız.



8. Kirli ve emperyalist savaşlarınız için ayırdığınız ve harcadığınız bütçenin yüzde birini bile ayarsanız bütün dünyada bir tek aç ve gıdaya muhtaç birisi kalmayacaktır.



9. Bu ve benzeri binlerce nedenle size inanmıyorum. Kendi ülkelerinizdeki yoksullar, fakirler ve dini ve etnik azınlıkların en küçük bir hak ve talebini şiddetle bastıran ve terör uygulayan sizlersiniz. Son örneğini sözde demokrasinin beşiği İngiltere’nin başkenti Londra da gördük, geçen sene Paris’te şahit olmuştuk, daha önceleri ABD’nin çeşitli kentlerinde rastlamıştık. Siyonist İsrail Devletinin işgal ettiği Filistin topraklarında 1600 yeni yerleşim birimi oluşturmasına, Sina Yarım Adasında 5 Mısır’lıyı terörist öldürmesine ses çıkarmayan saldırıyla ses çıkarmayan hatta destekleyenlere güvenmiyoruz. Hiçbir konuda size güvenmiyoruz.



Kara_agacli@yahoo.com



*BİLGESAM , Orta Asya Araştırmaları Enstitüsü Direktörü,





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 23
Dün Tekil 880
Bugün Tekil 818
Toplam Tekil 1642053
IP 54.161.168.21






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































10 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yüksel Türk; senin için Yüksekliğin Hududu Yoktur. (Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.907 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu