PKK Terörüyle Mücadelede Nihayet Kararlılık Dönemi Başladı mı? - Doç. Dr. Celalettin YAVUZ - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









PKK Terörüyle Mücadelede Nihayet Kararlılık Dönemi Başladı mı? - Doç. Dr. Celalettin YAVUZ
Tarih: 20.08.2011 > Kaç kez okundu? 2105

Paylaş


17 Ağustos 2011’de Çukurca’da teröre verilen yeni şehitler sebebiyle Kandil ve Zap vadisine bomba yağdırıldı. Her ne kadar ABD’nin Irak’a girdiği yıllarda kesilse de, 17 Kasım 2007’de TBMM’den çıkan “Tezkere” sonucu, Aralık 2007’den itibaren Irak’ın kuzeyine hava harekâtı zaman zaman yapılmaktaydı. Ama böylesi büyüklükte ve “kızgınlıkla” değil!



Nereden kazandığı belli olmayan uzmanlığı ile önüne gelenin “Askeri deha” kesildiği ülkemizde, ne yazık ki sapla saman birbirine karıştırılmakta, yalan-yanlış bilgilerle kamuoyunun kafası karıştırılmaktadır. Öyle ki, bilgisayar oyunlarını ve cep telefonunu iyi kullananlar, bu tip “gerçek oyunları” da kolaylıkla becerebileceğini zannetmektedirler.



İşte, öfkeyle karar alan hükümet ve başbakan sebebiyle, her ne kadar bazı “hümanist” çevre “Barışa gölge düşürüldü!” diye feryat etse de, gene de büyük bir yazar-yorumcu kitlesinin moda seçeneğinde “Askeri Harekâtın Yararları” vardır. Terörle mücadelenin sadece silahlı mücadele ile yapılmasının yeterli olmayacağından hareketle, konunun biraz daha ayrıntılı açıklanmasında yarar görülmüştür.



Kandil’e ve Zap Vadisi’ne Hava Harekatının Etkisi Ne Olabilir?



Şayet bu hareket PKK teröristlerine zarar vermek, ya da gözdağı vermek için ise, pek önemli sonuç verdiğini söyleyebilmek mümkün değildir. Sadece bu bölgeden illegal intikalleri bir süreliğine geciktirmiş olur. Yani kış dönemi öncesinde PKK’nın son eylemlerini planlanandan daha az yapmasına imkân sağlar. Bu da fena sayılmaz.



Eğer milletin, iktidarın terörle mücadeledeki pısırıklığına, yani bu konuda hala “siyaset, strateji belirleyemeyip, kararlılık gösterememesine” tepkiyi azaltmak maksadıyla harekat yapıldıysa, ya da bir başka ifadeyle “Halkın gazını almak” içinse, büyük ölçüde amacına ulaştığı söylenebilir. Ama amaç bu kadar da “hafif” olmamalıdır umarım!



Aslında pusu sonrasında böylesi bir hava harekâtının gelebileceğinin bilincindeki PKK da farklı mekânları düşünebilirlerdi. Üstelik eski itirafçıların yazdığı çok sayıdaki kitaplarda bile hava harekâtının tek başına hiç etkisi olmadığı, teröristlerin böylesi durumlarda mağarada dinlenip çubuğunu tüttürdüğü yazılmaktadır. Tabii bunu anlayabilmek için “Terörle mücadele” konusunu iyi araştırıp, incelemek gereklidir!



Hava unsurları askeri tabirle kara ve deniz kuvvetleri gibi “satıh kuvvetlerini” desteklemek içindir. Buna ilaveten karşı tarafın önemli ekonomik birimlerine hasar vererek harbe devam azim ve iradesini kırmak, cephanelik, mühimmat fabrikaları, demiryolu-karayolu-liman yükleme rıhtımları, havaalanları, muharip uçak ve gemilerine hasar vermek üzere de sıkça kullanılır.



Kandil Dağı ve Zap vadisi gibi coğrafyalarda da hava harekâtı pekâlâ yapılabilir. Ancak, şayet bu bölgede başlatılmış ya da planlanmış bir kara harekâtını desteklemek için. Yani bu bölgeye özel harekâtçı ve komando birliklerini intikal ettirirsiniz. Sonra bu birliklerden istenecek desteğe göre, belirtilen koordinatlardaki coğrafi mevkileri hedef alırsınız. Böylece dost kara kuvveti unsurları da hedef üzerindeki engelleri kısa sürede aşabilir.



Terörle Mücadelede Belirsizlik, Tutarsızlık, Kararsızlık, Ciddiyetsizlik



Aslında terörle sadece silahlı mücadeleyle baş etmek mümkün değildir. Anlaşılmayan, daha 2 yıl öncesine kadar, terörle her canımızın yandığında AKP iktidarının bazı “çok bilen” bakanlarının ortaya çıkıp “Terörün silahla yok edilemediği anlaşıldı!” demeleri idi. İktidarda tek başına geçen onca yıldan sonra bu durumu “Keşfedenlere” de “Günaydın!” diyenler az değildi…



Ancak, her nedense ünlü “Açılım” belirsizliğinin başladığı 2 yıl öncesinden beri bu söylem de duyulmuyordu. Önce “Açılım”, ardından “Kürt Açılımı”, daha sonra “Demokratik Açılım”, son olarak da pek tutar yanı olmayan “Milli Birlik ve Kardeşlik Açılımı”na dönüşen, ne olduğu belirsiz ve sadece söylem-slogana dönük, gündemde kalmayı, bir şeyler yapıyormuş algılatması amaçlayan bir şeyler tekrarlanmaya başladı.



Üstelik “Açılımı desteklemek” maksadıyla ve terörle mücadeleyi “yeniden keşfederek” yeni bir müsteşarlık kuruldu. Yetinilmedi, bir de başbakan yardımcılığı ihdas edildi. Hatta bir adım daha atılarak, “Özel Harekât Polislerinin sayısını artırarak kırsala gönderileceği” söylemi duyuldu. Hâlbuki ellerini tutan kimse yoktu. Özel Harekât Polisi’nin bu “yeni” görevi için 9 yıldır ne diye beklenmişti ki? Hepsi boş, hepsi birer oyalama gibiydi. Çünkü terörle mücadelenin içi doldurulmuyor, havanda su dövülüyordu!



Ramazan’da Silvan’da yaşanan elim terör olaylarından sonra Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ın “Artık bıçak kemiğe dayandı!” ifadesi ise anlaşılır gibi değildir. O bıçak kemiğe dayanıncaya kadar kesilmedik et, sinir ve kıkırdak kalmadı! Terörle mücadele ciddi bir güvenlik ve sosyolojik çalışmayı gerektirir. Bu neden yapılmadı?



Gene Başbakan Erdoğan’ın “Ramazan” ayını bahane eden çıkışı var. Çukurca’daki şehit faciası yaşanmadan önce söylenen bu söze de katlanabilmek mümkün değildir: Zira mevcut AKP hükümeti iktidar olduğu günden beri tam 9 Ramazan geçti. Neden bu kadar Ramazan beklendi ki? Bu bekleme ve sayısız şehit verme lüksü ya da hakkı nereden verildi?



Aslında eksik olan husus; PKK terörü ile mücadelede belirgin bir siyaset, strateji ve hatta daha da beteri bir kararlılığın yokluğuydu.



Terörle Mücadelede Neler Yapılmalıdır?



Terörle mücadelenin esasları belli olduğundan Amerika’yı yeniden keşfetmeye de gerek yoktur. Zira daha önce denenmiş ve neler olabileceği üç aşağ beş yukarı ortaya çıkarılmıştır. Bunun için Hepsinin aynı anda yapılması gereken esaslar satır başları ile şöyledir:



1. Terörün yeşermesine imkân veren ortamı eğitim, ekonomik, sağlık, sosyolojik ve psiko-sosyal desteklerle normale çevirmek (yani bataklığı kurutacak önlemler almak. Buna terör elebaşısının mutlaka etkisizleştirilmesi de dâhildir.).

2. Teröriste hiçbir bölge ve insanı teslim etmeyerek kurtarılmış bölge, şehir, köy vs. bırakmamak, (3) Teröristin finans kaynaklarını kesmek.

3. Teröriste iç ve dış siyasi desteği kesmek.

4. Terörle mücadelede gerektiğinde yasal önlemler almak (Yani İngiltere, Japorya ve ABD gibi demokratik ülkelerin de aldığı ilave yasal önlemler).

5. Teröriste moral veren medya desteğini önlemek. (Oysa son yıllarda giderek büyüyen bir PKK Lobisi oluştu). Bu bağlamda terör elebaşısının mesajlarını kamuoyu ile paylaşmasını önlemek.

6. Terörle mücadelede etkili bir iç ve dış istihbarat temini sağlamak.

7. Terörle mücadele eden tüm birimlerin (Hükümet, muhalefet partileri, devletin silahlı kuvvetler-jandarma-emniyet-içişleri-MİT vb birimleri) birbiriyle uyum içerisinde çalışacak bir ortam sağlamak.



8. Sonuncusu ve en önemlisi: Terörle mücadele kararlılığı göstermek!



Şöyle bir düşünülecek olursa,PKK terörünün tasfiye sürecinin başladığı 1999-2002 döneminden sonra, 2002 sonlarında hükümet olan AKP iktidarı, terörün yeniden hortlaması sırasında, yukarıdakilerden hangisini ne ölçüde uyguladı?



Sonuç



Dileriz bundan sonra ayaklar yere basar da, terörün sonlandırılmasında söylem ve sloganla hareket edilmeyerek, nostaljik solcu ve sözde hümanist “entelektüel” köşe yazarlarının aklıyla değil, bu işi bilim ve tecrübeyle birleştirenlerin teklifleriyle hareket edilir.



Keza bu bağlamda 1990’lı yıllarda terörle mücadelede sadece “faili meçhul ve köy boşaltma” gibi menfi hususlar akla getirilip itelenmez, o yıllardaki iyi hareketler de dikkate alınarak kazanılan engin tecrübelerden yararlanılır. Yani bir bakıma terörle mücadelede “Varlık içinde yokluk çekme!” lüksü bırakılır…



Tek başına hava harekâtı ile Kandil ve Zap vadisinde barınan PKK teröristlerine fazla bir kayıp verdirmek mümkün değildir. Mutlaka hava harekâtı ile destekli kara harekâtı da düzenlenmelidir. Bu maksatla hazırlanmış 5 tugaylık profesyonel personelden (subay, astsubay, uzman çavuş/onbaşı/er) terörle mücadele tugayları, komando tugayları ve Özel kuvvetler komutanlığı birimleri mevcuttur. Bu kuvvetler bugünler içindir!



Son söz: Terör sebebiyle yerini yurdunu bırakıp canını, çocuklarını ve geleceğini kurtarmak için gelen ve kendisini “Kürt” olarak niteleyen yurttaşlarımıza karşı provokasyona gelinmemesi için özellikle gençlerimizin uyarılması çok önemlidir. Zira ortalık toz duman!



KAYNAKÇA: http://www.turksam.org/tr/a2453.html





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 18
Dün Tekil 813
Bugün Tekil 526
Toplam Tekil 1640881
IP 54.161.168.87






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































9 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Onlara Allah Türk Adını verdi ve Onları yeryüzüne hakim kıldı.
(Kaşgarlı MAHMUT)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.597 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu