SİĞİL-leşme Süreci - Zahide UÇAR - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









SİĞİL-leşme Süreci - Zahide UÇAR
Tarih: 07.08.2011 > Kaç kez okundu? 1987

Paylaş




Bayılıyorum şu işgal medyasının sivilleşme dediği SİĞİLLEŞME edebiyatına. Askeri istifalardan sonra isterik çığlıklar atarak “sivilleşme süreci” diye SİĞİLLEŞME sürecini pazarlamaya devam ediyorlar ya. Pes diyor insan.



“İşgal Medyası” na göre nedir sivilleşmek bir bakalım:

Onca rezalete, çalınan sorulara, namusları ile tek bir sınav dahi yapamamış olmalarına rağmen ÖSYM’nin başında oturmaktır sivilleşmek... Daha da güzeli, intihalci, yani emek hırsızı bir zatı, Ali Demir’i ÖSYM’nin başına oturtmaktır demokrasi(!).. E.., niyet çalmak olunca, aşırma ustasının aşırılacak soruların başına getirilmesinden doğal ne olabilir ki(!)… Hepsi demokrasi adına(!)..



2 yıldır YAŞ kararları öncesi hukuk harekete geçirilip tutuklama kararları çıkartılıyor. Yani, kestirmeden yargı kullanılarak istenmeyen komutanlar bertaraf ediliyor. Bunu adı da sivilleşme oluyor(!)..



“İşgal Kuvvetleri” diye adlandırdığım bu kesim için sınırsız özgürlük var, doğru. Hedef kitleleri linç etmek, iftira atmak, tuzak kurmak… Yani, bunların dilinde namertliğin her türü sivilleşme ve demokrasi oluyor.



Meşe dalları bir yerine mi battı diyene sınırsız özgürlük, parasız eğitim isteyene dayak ve hapis. Özerklik isteyene şak şak, yumurta atana hapis. PKK’yı övmek serbest, Ar(h)ınç’ı protosto etmeye okuldan uzaklaştırma.



Hukuku uygulayan yargıçlara soruşturma, katledenlere övgü. Oldu yandaşa fıstıklı kadayıf üzeri kaymaklı demokrasi(!).. Namuslu vatandaşa oldu de-“BOK”-rasi…



Vatanına sahip çıkanlara Silivri-Hasdal REHİN EVİ, ülkeyi bölmek isteyen AB kucağında ki etnik milliyetçi Burkay’a VİP salonu… Vali Yardımcısı karşılamaya gidiyor, hem de etnik bir dilde hoş geldin diyor… Yani “Türk Milletinin Dili Türkçedir” yasasını resmi bir ağızdan çiğniyor. Egemen Bağış ve Ertuğrul Günay ellerinde tuz, Burkay’a koşuyor. Turizm ve Kültür Bakanı “bu ülkede turist herhalde”, Atatürk’ün resmini kapatacak kadar omurga kaybına uğruyor, ki böyle bir uygulama suçtur. Savcı olamayan AKP yargıçları bütün hukuk ihlallerini seyrediyor.

İşte bu kepazeliğin adıdır işgal kuvvetleri dilindeki demokrasi(!)..



Erdoğan’ın protesto edildiği Hopa’da, bir öğretmenin polis terörü ile öldürülmesi ve protesto eden halkın sürek avına tabi tutulmasının adıdır sivilleşme. Kimin dilinde? İşgal Kuvvetlerinin dilinde ve köşesinde tabii ki(!)..



'Reddimin reddine...' Başlıklı Radikal Gazetesinin haberine göre;

“Ankara'daki Hopa protestosunda gözaltı ve tutuklama kararlarını veren hâkim, avukatların reddi hâkim talebini de kendisi reddetti.”

Deniz Feneri, asıl adıyla “Keriz Feneri Derneği” davasında görevli yargıçlar hakkında HSYK tarafından soruşturma açılıp müfettiş görevlendirildi. Yapılabilecek bütün hukuk ihlallerinin yapıldığı Ergenekon Davası yargıçları hakkında da sürekli Reddi Hakim talebinde bulunuluyor ama adamlar 4 yıldır görevlerinin başında. Pardon, beraat isteyen Bolu’ya sürüldü hükümet tarafından.



Zaten Keriz Feneri Derneği davasına basın yasağı geldi. Neden? Çünkü suç hükümete uzanıyor. Ya Ergenekon Davası? Bırakın sanıkları, sanıkların bütün arkadaş-dost ve tanıdıklarının konuşması, adresleri ve telefonları Bizans Medyası tarafından servis edildi. Avukatın, sanığın bilmediği suçlamaları işgal medyası biliyordu.

Bu durum Türk Milletini Ergenekon’a hapsetme projesinde kimlerin ortak çalıştığını da açık ediyor. Kim bu işgal çetesi?

İşgal siyaseti, işgal medyası, işgal hukuku, işgal patronları, işgal sivil örgütleri…

Bunlara yandaş falan deyip durumlarını hafifletmeyin! Bunlar resmen işgal güçleridir.

Ordunun en mahrem bilgilerine el uzatanlardır işgal güçleri. Kubilay’ın başını kesenlerin çocuklarıdır Ordu mensuplarını Hasdal ve Silivri’de rehin tutan... Türk Ordusunun şerefli askerleri Suriye, Libya ve İran’da Orduyu savaşa sürmek için rehin tutuluyor, anlamıyor musunuz!?



Bir ülkenin ordusuna kim düşmandır? Başka bir düşman ülke ordusu değil mi?

O zaman anlayacağız!! Bugün Türk Ordusuna düşman olanlar, ülkemizin çıkarları ile çıkarları çatışan başka bir ülkenin ülkemize soktuğu “düşman ordulardır”. NOKTA!!



İşgalin derinleşmesinin adıdır “demokrasi” ve “sivilleşme”.



Ermeni Cumhurbaşkanı haline bakmadan Ağrı’yı alacağız diye meydan okuyor. Sarkisyan’a ağzını açamayan Ermeni dostu Gül, Suriye’ye meydan okuyor. Ah Exeter yetiştirmesi Gül ah… ABD adına ABD kovboyluğuna soyunanlar sizi… Vatan evlatları tek tek toprağa düşerken Kandil’e gidemeyenlerin Libya’da fedailiğine soyunanları ah… Böyle olurmuş demek ki “Müslüman” Cumhurbaşkanı(!).. Evangelist Müslümanlar sizi…



Kirli demokrasiniz de batsın, kirli sivilleşmeniz de…



Saygı Öztürk PKK’lılar sınır kapısına el koydu diyor. Habere göre:

“Hakkari’ye bağlı Yüksekova ilçesi, PKK’nın en etkili olduğu ilçelerin başında geliyor. Esendere Sınır kapısına çok yakın olan ilçede, İran’ı protesto etmek için kapıya yığılan grup, sınırın ötesine geçmedi ama giriş-çıkışları tamamen durdurmayı başardı.



Sınır kapısını kapatan, yol kontrolleri yapan, bayrağımızı indiren gruplara karşı herhangi bir şey yapılamadığını belirten yetkililer, konunun güvenlikle ilgili olduğunu, ancak bu makamların da kapının açılması için her hangi bir çalışmasının olmadığını bildirdiler.”



Güneydoğu’yu PKK’YA TESLİM ETMENİN ADIDIR DEMOKRASİ!!



İşgal medyası tarafından PKK propagandasını milletin beynine balyoz gibi vurmanın adıdır SİVİLLEŞME!!



Erdoğan konuşuyor. “Suriye konusu bizim için bir dış mesele değil, iç meseledir(!)” diyor. Herhalde BOP, GOP Eşbaşkanlığının bir iç meselesidir(!).. Bizim tek bir iç meselemiz var: PKK terör örgütü ve ülkeyi örümcek ağı gibi saran “İŞGAL KUVVETLERİ”.



Kandil’e göndermediğiniz Ordu, Suriye’ye gitmeyecektir!!. Esat Emperyalist devletlere karşı ülkesini savunuyor. Türk Milletine düşen Esad’ın yanında yer almaktır. Biz, gerçek Türkiye Vatandaşları olarak Esad’ın ve masum Suriye Halkının yanındayız. Gitmek isteyen AKP’liler gidebilir. İlla lejyoner olma “şerefine(!)” nail olma sevdanız varsa, AKP’lilerin çocukları, TÜSİAD-MÜSİAD üyelerinin çocukları, TESEV’cilerin çocukları, Fetullahçılar, İşgal Medyasının çocukları gitsin!!. Bizlerin şeytani güçlere verecek çocuklarımız yok. Kendi terör meselesini çözmeyenler, Mehmedimi küresel katillere yem edemez!!. Milleti, vatanı adına savaşan şehitlikle müjdelenir. Şeytan adına savaşan ne olur?

Bizim çocuklarımızı “şehitlik müjdesinden yoksun” ölümlere kimse süremez!!

Susma Türk Halkı!! Susma gerçek Müslüman!! Susma!! AKP çocuklarımızın şehit olmasını bile engelleyerek kiralık katil yapıyor.



Libya’da akan kan, bu sahtekar, Evangelist, putperest Haçlı Müslüman güruhun suratından akıyor.

İşte bu kepazeliklerin adına demokrasi ve sivilleşme diyor Haçlı güruh!!



Ufuk Söylemez’in güzel yakıştırması ile; “toplu ikna odası haline gelen holding medyası”ndan bahsedelim biraz da…



Holding medyası, yani işverenlerin medyası neden ikna odası gibi çalışıp PKK ve Kürtçülük propagandası yapıyor? Neden ekranlarda PKK ve Öcalan güzellemesi yapılıyor? Neden bölücüler “barış güvercinleri” gibi pazarlanıyor?



Çünkü onlar küresel sermayenin Türkiye bayisidir!. TÜSİAD, MÜSİAD gibi kuruluşlar ülkeyi soymanın zirvesinde oldukları için Küresel Güçlerin gönüllü taşeronluğunu yapıyor.



AKP ile el ele verip ülkeyi kimler soymuş bir bakalım. 2002-2007 yılları arasında özel sektörce 60 milyar dolar nasıl hortumlanmış.

Ali Serdar Bolat Yeditepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Emrullah Cemil Tarhan tarafından Maliye Bakanlığı internet sitesinden alınan grafikler yardımıyla yapılan yorumları göndermiş. Bu yorumların bir kısmını dikkatinize sunuyorum:



(Soygun şöyle işliyor:



Devlet dış borçlarını ödüyor. Devletin dış borçları azalıyor. Tayyip Erdoğan "Dış borçlarımızı azalttık" diye caka satıyor.



Özel sektör dış borç alıyor, Türk Lirasına çevirip devlete borç veriyor.

Yani:

Devletin dış borcu azalıyor, iç borcu artıyor.



İşin püf noktası:

Dış borcun faizi %2,5. Yani özel sektör dışarıdan %2,5 ile borç alıyor. Devlet ise, özel sektörden %17,6 faizle borç alıyor.



Soygunun esası:

Özel sektör, dışardan %2,5 faizle aldığı parayı devlete %17,6 faizle veriyor.

Aradaki fark olan %15, net kar olarak özel sektörün cebine giriyor.



"Milli gelir artışından halk niçin yararlanamıyor" diye soruyorsanız, işte cevabı bu.

Paralar bu dümenle özel sektörün (gayet tabii yandaş olanların) cebine akıtılıyor.



"Gayetle Müslüman" AKP Hükümetlerinin "İslama uygun" sömürüsü bu dümenle yürütülüyor.



İşte olayın grafik olarak açıklamaları, hem de Maliye Bakanlığı'nın internet sitesinden.



On dakikanıza kıyın, acı gerçeği yakalayın:



2002'de 130 milyar dolar olan toplam dış borç AKP döneminde 91 milyar dolar artarak 2006'da 221 milyar dolara ulaşıyor. Özel sektörün dış borcu 44 milyar dolar iken 94 milyar dolar artarak 138 milyar dolara ulaşırken devletin dış borcu 86 milyar dolardan 84 milyar dolara düşüyor.



Peki, özel sektör aldığı bu dış borç ile ne yapıyor? Sanayiye mi yatırıyor, fabrika mı açıyor, ticaret mi yapıyor? Hayır. Devlete borç olarak veriyor.

2002-2007 arasında devlet özel sektörden 105 milyar dolar borç alıyor ve bu dönemde özel sektör net 60 milyar dolar faiz farkı kazanıyor.)



İşte değerli okur, paraya tapan vatansız alçakların dümeninde bir millet böyle yok ediliyor. Sahibinin sesi tarafından bu üç kağıt, soygun ekonomisi “istikrar” diye servis ediliyor. Millet kanını emenlere “istikrarı sürsün” diye gidip oy veriyor.



Üretimin durduğu, faiz kıskacında bir ekonomi yönetimi sürdüren uzaktan kumandalı hükümete “Müslüman” diyerek destek olanlar ise İslam’a iftira ediyor.



Tam bir cahiliye dönemi anlayışı…



Ekranlarda halkı ikna odalarını kuran işgal medyasından da, holding medyasından da uzak durun. Ya da tepkilerinizi gösterin. Cellatlarına hayran mahkumlar gibi bu güruhu daha ne kadar seyredeceksiniz?



Sivilleşme ve demokratikleşme şeytani güçlerin elinde iki zehirli meyve oldu. Yiyen zehirleniyor, zehirini de Türk Halkının üzerine kusuyor.



Sivilleşmeymiş… Hadi ordan zevzek işgalci. Bunun adı olsa olsa “SİĞİLLEŞME” dir.

Ve o siğiller bütün vücudu kapladı. İrin oldu akıyor.

İşgal medyası da “yalamaya” devam ediyor.



Z_eucar@yahoo.com.tr





























Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 16
Dün Tekil 790
Bugün Tekil 424
Toplam Tekil 1639966
IP 54.211.82.105






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































8 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Benim Hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.311 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu