Ufuklarda Dolaşmak (Yürek İster) - Aziz Dolu ATABEY - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Ufuklarda Dolaşmak (Yürek İster) - Aziz Dolu ATABEY
Tarih: 21.06.2011 > Kaç kez okundu? 2425

Paylaş






‘Ufukların Efendisi’ tanımlaması bizzat Osmanlılar için sarf edilmiş bir söylem olup;

-yanılmıyorsam- Batılı bir mütefekkire (düşünür) aittir canlar. Gerçekten de Osmanlı, bu söylemin hakkını veren bir dünya devletini vücuda getirmeyi başarmıştır. Taraflı, tarafsız; hısım, hasım; seven, sevmeyen… onlarca halkın saygısını kazanmıştır. Misâl bir Osmanlı barışını, adaletini hangi devletle kıyaslayabilirsiniz ki? Hatta böyle bir gayret içinde olmak -olsa olsa- Osmanlı’ya karşı bir haksızlık, bir saygısızlıktır. Ötesi mi? Ötesi Allah-u âlem…



Türk Ocaklarının kapatılıp, Halkevlerinin açılması bir yerde Türkçülüğün terk edilip, halkçılığın tedavüle sokulması bize göre Türk Milletinin yedi iklimi kapsayan ufkunu perdelemiş, görüş açısını daraltmıştır. Zira Türk milletinin Viyanalarda, Endülüslerde, Hint’te, Türkistan’da, dahası Hicaz’da dolaşan hayâlleri Edirne ile Kars arasında hapsolup kalmıştır. Dahası 1930’ların ortalarında “Türk Birliğine inanıyorum. Çünkü onu görüyorum.” diyen Gazi Mustafa Kemal de perdeyi aralama ihtiyacını hissetmiş olmalıdır ki, bu sözleri gidip ta Kars’ta dile getirmiştir. Fakat ne yazık ki 1944 belası (musibet, trajedi) ve sonrasında ne Dâhiliye (İçişleri) ne de Hariciye (Dışişleri) çalışanlarımızın yüreklerinde bu perdeyi aralama kaygısı yer bulamamıştır. Devlet uzuvlarımız, 1990’lı yıllara kadar bir nevi yarasa hayatı yaşamıştır. Türkistan diyenlerin, ırkçı (faşist); Arabistan, diyenlerin yobaz (fundamentalist) olarak yaftalandığı bir hengâme (gürültü-patırtı) alıp başını gitmiştir. Dahası bu süreç hem Türkiye’yi ve Türkleri hem de Arapları, Hintlileri… bilumum İslâm dünyasını zora sokmuştur. Bosna’dan, Filistin’e; Karabağ’dan, Doğu Türkistan’a kadar uzanan coğrafyada yaşananlar da bizim bu görüşümüzü desteklemektedir.



Türk-Sovyet ilişkileri, ülkemizde hep yanlış anlaşılagelmiş; bir nevi propaganda mahiyetinde kullanılmıştır. Yok, yardımdı; yok, ilk siyasî anlaşmaydı… diye giden bir sürü ezber tekrar edilir durur. Oysa yardımı Ruslar değil; Türkistan Türkleri ve Afganistan, Hindistan (Pakistan ve Bangladeş dâhil) dolaylarındaki diğer Müslümanlar yapmıştır. Bununla ilgili belge isteyen, Türk Genelkurmayının arşivlerine bakabilir. Anlaşmaya gelince, bu da tamamen bir ‘avanak’ avuntusudur. Şöyle ki, Ankara ve Moskova anlaşmaları yapılmıştır yapılmasına ama öncesi önemlidir bu anlaşmaların. Bu anlaşmaların imza edildiği ikili toplantılarda Türkiye’nin ısrarla ittifak anlaşması önerdiği ama Rusya’nın buna yanaşmadığı, olaya şahitlik edenlerin sonradan kaleme aldıkları anılarda ortaya konulmuştur. Sonuç olarak, Ruslar dostluk anlaşması ile işi geçiştirmiştir. Zaten Kızıl Ordu iç savaş ve Polonya sorunları ile boğuşmaktadır. Yani kendisine hayrı yoktur. Bir de Moskova’nın 50–60 km doğusundaki Kazan’dan başlayarak Moğolistan’a, Afganistan’a kadar uzanan bir Türkistan meselesi vardır. Dahası bir Sultan Galiyev efsanesi vardır. Şimdi bir düşünün bakalım: Türkistan Türklerinin -Türkiye’den etkilenip- başkaldırması hâlinde neler olurdu? Rusya tarih olurdu elbette… Yani o dönemde bizim Ruslara değil, Rusların bizim dostluğumuza daha çok ihtiyaçları vardı. Ee tabi insan avanak olunca bu gerçeği görebilmesi, anlayabilmesi de mümkün olamamaktadır.



Türkiye’nin zincirlerini kırıp, ufukları fethetmesi meselesi siyasîlerin omuzlarına yüklenmiş birer vebâldir. Bu vebâli omuzlamak gönüllülük esasına dayanır. Ama ne yazık ki siyasete soyunan insanların idealizmle yola çıkıp, materyalizmle noktayı koymaları siyasetin açmazı olarak karşımıza çıkmaktadır. Onları onaylamak zorunda kalan (Dikkat buyurun, ‘seçmek’ demiyorum.) halkımıza gelince; günlük-gündelik işlerle uğraşmaktan elli-yüz yıl sonrasını düşünmeye takat bulamamaktadır. Zaten halkımızın kısır şöleni müdavimi, kahvehane erbabı, sokak voltacısı, vitrin meftunu diye anılan taifesini (tayfa) çıkardığımızda arta kalanlar da ya cep derdindedir, ya iman kurtarma kolaycılığına kaçmıştır. Hâl böyle olunca da bu milletin şahlanıp, ufukları fethetmesi mümkün olamamaktadır. Zira millete önderlik edecek, millete kılavuz olacak insanlar ya yetişmemekte ya da yetişse bile fırsat verilmemektedir. Tabi bu durumun müsebbiplerinden (sebep) birinin de sözde demokrasimiz olduğunu belirtmeden geçmeyelim. Zira lider yetişmemesinin en önemli sebebi bize göre şahsiyetli insanların değil, yağdanlık durumuna düşmüş insanların makamlara, mevkilere gelmesi, getirilmesidir. Misâl bir muhtarlık seçimlerinde uygulanan saf ve duru demokrasi, milletvekilliği seçimlerine de uygulansa -inanın- birçok sorun kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Dahası “Hâkimiyet bilakaydü şart milletindir.” diyen Gâzi Mustafa Kemal’in de kemikleri sızlamayacaktır vesselam. Antalya–26.12.2008



Aziz Dolu Atabey

azizdolu.blogcu.com







Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 14
Dün Tekil 763
Bugün Tekil 355
Toplam Tekil 1636649
IP 54.163.94.5






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































4 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ne kadar bilirsen bil; söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.502 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu