TÜRK MİLLİYETÇİLERİ MHP’YE SAHİP ÇIKMALIDIR - Dr. Tahir Tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









TÜRK MİLLİYETÇİLERİ MHP’YE SAHİP ÇIKMALIDIR - Dr. Tahir Tamer KUMKALE
Tarih: 19.05.2011 > Kaç kez okundu? 2275

Paylaş


Türk milliyetçiliği, ilerleme ve gelişme yolunda milletlerarası temas ve münasebetlerde, bütün çağdaş milletlere paralel ve onlarla bir ahenkte yürümekle beraber, Türk toplumunun özel karakterlerini ve başlı başına bağımsız hüviyetini mahfuz tutmaktır.-Gazi Mustafa Kemâl Atatürk- (1930)



Tarihi bir seçim sürecinden geçmekteyiz. Bu süreçte bugüne kadar hiç bir seçim döneminde görülmemiş olayları yaşıyoruz.



Düşünen beyinler, medyanın bütün yanıltıcı değerlendirmelerine rağmen ülkemizin hızla bir iç savaşa ve sonunda bölünmeye doğru sürüklendiğini görmektedir. Gelişen olaylardan Haziran 2003’de Ak Partinin kabul ettiği Uluslarası İkiz Yasalara uygun olarak Doğu ve Güneydoğu illerimizde Kürdistan Devletinin kurulması için ihtiyaç duyulan bütün fiziki şartların geçen süre içinde tamamlanmış olduğu anlaşılmaktadır.



Nitekim, Ak Parti üst yönetiminin seçim sonrasına ilişkin söylemlerinde, 12 Hazirandan sonraki ilk işlerinin “Anayasanın tamamını değiştirmek ve üniter yapının muhafazasını sağlayan değiştirilemez maddeler dahil tartışmak ” olduğu hususuna yer verilmektedir.



Seçim çalışmaları içerisinde PKK ve uzantısı siyasi kuruluş liderlerinin ağzından duyduğumuz “devlete karşı savaşma ve bölünme” sözcüklerinin kullanılma dozajı giderek artmaktadır. Bu durumun ülkeyi hızla Türkler ve Kürtler arasında bir iç savaşa doğru sürüklediğini görmemek mümkün değildir. Ve bu husus şimdi her platformda alenen tartışılmaya başlanmıştır.



Seçimler Türk insanının daima ilgi odağı olmuştur. Türk milleti 88 yıllık Cumhuriyet idaresinde demokrasi alanında çok önemli kazanımlar elde etmiştir. Milletimiz, engin sağduyusu ve müthiş öngörüsü ile her seçimde yöneticilerine ve bu yöneticileri kendi istikametlerinde yönlendirdiğini sanan küresel mihraklara beklemediği dersler vermiştir.



12 haziran seçimlerinde de milletimizin kendisinden beklenen dik duruşu tekrar göstereceğine ve hızla parçalanmaya giden devletimize sahip çıkacağına inanıyorum.



Seçimlere katılacak partilerin sayısı önce 27 olarak açıklanmış ve bu sayı şimdi 15’e düşmüştür. Mecliste temsil edilen AKP, CHP ve MHP’nin dışında kalan siyasi partilerin bünyesinde yaklaşan tehlikeyi görerek ülkenin birliğine ve devletin bütünlüğüne sahip çıkacak çok tecrübeli kadroların olduğu bir gerçektir. Fakat bu kadroların partilere konulan %10 barajını geçip mecliste temsil edilmeleri asla mümkün değildir.



Bu baraja takılmamak için oluşturulan ve bağımsız adaylarla TBMM’ne girerek bilahare grup haline dönüşmeyi planlayan Cumhuriyet Güçbirliği Platformuna dahil adayların bu seçimde başarılı olacaklarına inanıyorum. Ama, her biri tek başına çok ciddi değerlere sahip olan bu kişilerin TBMM çatısı altındaki çabalarının hiç bir zaman bir siyasi parti grubunun gücü ile kıyaslanamayacağını da biliyorum.



İşte bu yüzden oylarının boşa gitmiş olmasını istemeyen insanlarımız ülkenin birlik ve bütünlüğüne sahip çıkmak zorundadır. Bu sahiplenmenin ancak mevcut siyasi partiler yasasına göre TBMM’e girmesi asla önlenemeyecek olan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) adaylarına oy verilmesi ile gerçekleşeceğini değerlendiriyorum.



İslâm coğrafyasını ve Türkiye’yi çıkarları doğrultusunda ( bilhassa BOP içinde ) yeniden düzenlemenin plânlarını uygulayan küresel güçler MHP’nin siyasi potansiyelinin farkındadırlar. İşte bu farkındalık yüzünden Milliyetçi Hareket Partisi’ne yönelik iğrenç saldırılar son günlerde belirgin bir artış içine girmiştir.



Ak Parti, mutlaka yapmak zorunluluğunda olduğunu vurguladığı yeni anayasal düzenin oluşturulması için TBMM’de yeterli çoğunluğu elde etmek zorundadır. Bu da ancak 2002’de olduğu gibi MHP’nin meclis dışında kalarak sadece AKP ve CHP’nin mecliste temsili ile mümkün olabilecektir. Normal şartlarda MHP’nin oyları daima %10’un üzerindedir ve TBMM’de temsil edilmesi önlenemez bir gerçektir. MHP’nin TBMM’deki varlığı, hem sayısal ve hemde fikir bazında önceden yapılan bölünme plânlarını önlemeye yetecektir.



O halde her türlü legal ve illegal yol denenecek MHP meclise sokulmayacaktır. Şimdi oynanan oyun işte bu gerçek üzerine kurgulanmıştır. Bu durumda MHP, bağımsız ve üniter Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varolmasnın bir teminatı olarak zor bir görev üstlenmiş olmaktadır.



Birbiri arkasına gelen kasetlerle değişik bir görünüm arzeden MHP’ye saldırı eylemleri tipik bir psikolojik savaş operasyonudur. Bu operasyonlar çok iyi ve dikkatlice kurgulanmıştır. Profesyonel ellerde hazırlandığı açıkça belli olan bir plân dahilinde her alanda sıkıştırılan MHP etkisizleştirilmeye çalışılmaktadır. Görünürde bu faaliyetleri yürütenler mevcut Bahçeli yönetiminden memnun olmayan eski ve gerçek ülkücülerdir. Yani bunlar efsane lider Başbuğ Alparslan Türkeş’in has adamlarıdır.



Oysa gerçek bu değildir. Saldırı bütün yönleriyle dış mihraklıdır ve son derece profesyonelce yürütülmektedir. Bu saldırıda küresel tarafından taşeron olarak Ak Parti kadrolarının, Ak Parti tarafından da çeşitli sebeplerle MHP ile ilişkisini kesmiş ülkücülerin kullandığı değerlendirilmektedir.



Seçim mitinglerinde Başbakan Erdoğan’ın özellikle MHP ve CHP liderlerini hedef alarak yaptığı ağır hakaret dolu sözlere Cumhuriyet tarihimizde ilk defa rastlanmaktadır. Buna karşı bu parti sözcüleri de ayni sertlik ve ağırlıkta sözlerle kendisine cevap vererek seçim ortamını germektedirler. Bu tutum her iki taraf içinde doğru değildir. Türk seçmeni, böyle adi ve belden aşağı vuruşlarla dolu bir seçim kampanyasına bugüne kadar şahit olmamıştır. Partilerden hizmet yarışı bekleyen halkımız en son yapılan kaset savaşlarını sessiz, şaşkın, ibretle ve üzülerek seyretmektedir.

Önce CHP lideri Deniz Baykal’ı hedef alan ve genel başkanlığı bırakmasına kadar varan kaset tabanlı siyasetin bugün CHP’yi güçlendirdiği bilinmektedir. Şimdi de Bahçeli ve arkadaşlarını yıpratmayı hedef alan internet tabanlı kaset siyasetine milletin prim vermeyeceğinin de bilinmesi gerekmektedir. Çünkü Türk halkı daima mağdurun yanında olmuştur ve hiç bir zaman ahlaksızca sürdürülen siyasete itibar göstermemiştir.



Burada dikkati çeken bir diğer husus daha vardır. O’da kendini farklı ülkücü olarak nitelendiren bir grubun seçimlere dört hafta kala MHP lideri Bahçeli’ye verdiği “18 Mayısa kadar derhal partinin başından çekil”ültimatomudur. Bunu söyleyenlerin psikolojik savaş tekniklerinden hiç haberleri olmadığı anlaşılmaktadır. Çünkü bu şekilde MHP’yi yıpratacağım derken bütünleştirdiklerini görememişlerdir. Bu davranışın zamanlaması ve yapılma şekli çok amatörce olmuştur. Nitekim Devlet Bahçeli, bir lidere yakışan dik duruşu derhal göstermiş ve bunu yapanlara “hodri meydan” demiştir.



Şurası muhakkak ki bu davranışı yapanların ülkücü olması asla mümkün değildir. Çünkü, ülkücü olmak bir ayrıcalıktır. Ülküsü olan bu ülküsüne ölene kadar sadık kalır. Ülküler, ülkücü hareketin yönetimindeki kişilere olan yakınlık ve uzaklıkla da alâkalı değildir. Ülkücü her zaman ülkücüdür. Eskisi, yenisi veya farklısı olmaz. Bu anlamsız sınflandırmalar dahi bu hareketin dış kaynaklı olduğunu ispat etmektedir.



Siyasi Partiler demokrasimizin vazgeçilmez temel unsurları olup devleti yönetmek için kurulurlar. Ülkenin bütün milli güç unsurlarını, devlet yönetiminde bir bütün halinde kullanmak gibi zor bir işlevleri vardır. Her partinin hedefi; vatandaşlarına güven vererek bu ülkeyi en iyi kendi kadrolarının yöneteceğine inandırıp iktidar olmaktır. Kurulduğu andan itibaren partiler ülkenin genel ve yerel yönetimlerinde fiilen görev almak için teşkilatlanır ve iktidar için hazırlanırlar. TBMM’de veya yerel yönetimlerde temsilcileri bulunmasa dahi partilerin bütün teşkilatlarının görevi partiyi iktidara taşımaktır.



Bugün saldırı odağı haline getirilen MHP, kırk yılı aşkın bir süredir Türk siyasi yaşamındadır. Bu partinin iktidar ve muhalefette önemli kazanımları ve bilgi birikimleri vardır. En küçük beldeye kadar teşkilatlanmış ve kendini Türk toplumuna kabul ettirmiştir. Küresel mihraklar bu gün ülkemizi ve insanımızı içine düşürüldüğü dar boğazdan çıkartacak kadroların MHP içinde bulunduğunu değerlendiriyor olmalılar ki bütün güçleriyle MHP’ye saldırılmaktadır.



Fakat bu saldırılar MHP’ye zarar veremez. Aksine dış saldırılar partiyi güçlendirir ve kuvvetlendirir. Birlik ve beraberliğini pekiştirmesine katkıda bulunur.



Küresel, etnik ve irticai yapılanmaların cirit attığı devletimizin, tele voleler ve bitmek tükenmek bilmeyen evlendirme yarışmaları ile beyinleri uyuşturularak tepkisiz hale getirilen milletimizin devasa sorunlarının çözümünde tek çare Türk milliyetçilerinin iktidara gelmesidir. Bu kaçınılmaz bir gelişmedir. Dış mihraklar bu sonucu görmekte ve önlem almaya çalışmaktadır. Nitekim, küresel odaklar küreselleşmenin tek panzehiri olan “Milliyetçi Düşünceyi” kaynağında kurutmak üzere ülkücü ve milliyetçi kadroların yoğun olarak toplandığını bildikleri MHP’ye karşı her cepheden saldırıya geçmişlerdir. Burada hedef sadece Devlet Bahçeli ve yakın çevresi değildir. Hedef Türk milliyetçiliğidir. Hedef; MHP'den başlanarak yurt sathına yayılmış bütün milliyetçi kadroların tasfiyesidir.



Sonuç olarak; küresel, etnik ve irticai yapılanmalarla ülke bütünlüğümüz tehlike altındadır. Şimdi sıra bu yapılanmaya karşı birlik ve bütünlüğümüzün yılmaz savunucusu milliyetçi kadroların yıldırılıp, korkutulup tasfiye edilmesine gelmiştir. Bu oyun görülmeli acilen tedbir alınmalıdır. Dağıtılmış, küstürülmüş, irili ufaklı partilere dağılmış Türk milliyetçileri şer güçler karşısında tek yumruk olmalı, toprağına ve milli değerlerine yapılan saldırılara karşı dayanışma içine girmelidir.



12 Haziran seçimleri bu büyük dayanışmanın gösterileceği, ülkenin varlık ve yokluk mücadelesinin noktalanacağı tarihi bir gündür.



Bu tarihi günde son sözüm milliyetçi olduklarını yakından bildiğim Sayın Sadettin Tantan, Sayın Yalçın Topçu, Sayın Namık kemal Zeybek, Sayın Haydar Baş ve Sayın Osman Pamukoğlu’na... 12 Haziran 2011 seçimlerinde parti genel başkanlığı şapkanızı çıkartın ve devlet adamlığı şapkanızı takın. TBMM’de temsil edilecek her milliyetçi oyun ülkemizi bölmek isteyen hainlere sıkılan birer kurşun olacağını unutmayın. Ve TBMM dışına taşınmak istenen Milliyetçi Hareket Partisine oylarınızla sahip çıkın. İşte o zaman tarihe silinmeyecek şekilde adınızı yazdırırsınız.



Milliyetçi kadrolar birlik ve beraberlik içinde oldukları sürece cumhuriyetimize yönelik bütün tehlikeleri kolayca göğüsleyecek güçtedir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.



Dr.Tahir Tamer Kumkale



http://www.kumkale.net



http://www.bildiriyorum.com





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 22
Dün Tekil 767
Bugün Tekil 475
Toplam Tekil 1637536
IP 54.205.8.87






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































5 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Üstümüze kılıç çekilmedikçe, ülkemize girilmedikçe, teb'ama cefa edilmedikçe Bizden kimseye zarar gelmez. (Fatih Sultan MEHMET)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.716 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu