Suudi Arabistan’da İktidarın Geleceği - Doç. Dr. Abbas KARAAĞAÇLI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Suudi Arabistan’da İktidarın Geleceği - Doç. Dr. Abbas KARAAĞAÇLI
Tarih: 18.05.2011 > Kaç kez okundu? 2318

Paylaş


Arap Baharı diye de adlandırılan Kuzey Afrika ve Orta Doğu’yu saran siyasal gelişmeler ve değişim rüzgârı dünya kamuoyunun dikkatini bölge üzerine çekmiştir. Uzun dönemden beri halkların iradesine rağmen sürdürülen otoriter ve totaliter yönetimlerin varlığı ve meşruiyeti sorgulanmaya başlanmıştır.











Bölge’nin en önemli devletlerinden biri konumunda bulunan Suudi Arabistan (1) ABD’nin ve Batılı devletlerin güdümündeki hareket tarzı ve bölgedeki diğer diktatör yönetimlere sağladığı destekle dikkat çekmektedir.





Ürdün, Fas, devrik Mısır ve Tunus’taki otoriter yönetimlere destek veren, Yemen’in kuzeyindeki Husi hareketinin bastırılmasında Ali Abdullah Salih yönetimine (2) mali, silah ve hava kuvvetleri ile yardım eden Suudi yönetimi Bahreyn krizine bizatihi müdahil olmuştur. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri komandolarını da yanına alarak bu küçük ada devletini işgal etmiştir. Suudi Arabistan askerlerinin Bahreyn’de uyguladıkları baskı ve şiddet uygulamaları ile ilgili daha önce ayrıntılı araştırmalarım yayınlanmıştır.(3)





Suudi Arabistan’ın dev ve inanılmaz imkânları Suudi hanedan’ın elinde toplanmıştır. Hanedan ABD’nin gücüne dayanarak tüm modern ve baskı imkânlarıyla ülkeyi kapitalizm öncesi bir devrin kalıntısı, yani aşiret sistemiyle yönetmektedir. Bu yazıda önümüzdeki dönemde Suudi Arabistan’da gerçekleşmesi muhtemel siyasal gelişmelerle ilgili öngörülerimi paylaşmak istiyorum.





Bu ülkenin en önemli özelliği küçük bir azınlığın inanılmaz boyutlardaki servet ve zenginliği ile büyük bir çoğunluğun yoksulluğu arasındaki tezattır. Bu şiddetli eşitsizlik inkâr edilmeyen bir gerçektir. Küçük bir azınlık olan Suud ailesi ülkenin en üstün imtiyazlar ve olanaklarından yararlanması bu ülkenin en bariz özelliğidir. Bu siyasal gerçek her ne kadar küçük ve önemsiz gösteriliyor veya sessiz davranılıyorsa da bu ülkenin herhangi bir bölgesine baktığımızda özellikle doğu ve kırsal bölgelerine baktığımızda bu büyük tezat kendisini gösteriyor. Büyük kentlerin dışındaki yerleşim birimlerini yabancıların ziyaret etmesi kesinlikle yasaktır. Bu bölgelerde yüz binlerce insan derme çatma evlerde yoksulluk içinde yaşamaktadır. Diğer tarafta ise her türlü imkânın var olduğu; lüks, şaşa ve gösteriş bakımından dünyanın en güzel şehirleriyle rekabet edebilecek yerlerdeki alışveriş merkezleri ve zengin insanların yaşadığı olağanüstü konforlu evler göze çarpıyor.





Suudi Arabistan’ı diğer ülkelerle kıyaslayacak olursak zengini daha zengin, fakiri daha fakirdir. Bu ülkede çok sınırlı bir azınlık topluluğu gelirin çok büyük bir kesimine sahipken orta sınıf ve alt gruplara önemsiz bir pay düşmektedir. Suudi hanedanının etrafında bulunan ve bu ülkenin ticari ve sanayinin büyük bölümünü ellerinde tutan birkaç kabile reisinin (4) ülkedeki tüm iktisadi faaliyetleri tekellerinde bulunmaktadır. Yani ekonominin büyük bölümü çok güçlü tekellerin elindedir.





Tarihsel Süreç



İbn-i Suud, Arap Yarımadası’nda birliği sağladıktan sonra ülkedeki yargı, ekonomi ve diğer önemli konularda düzenleme ve değişiklikler yaptı. Bu amaçla mutlak hükümdarlığını merkezileştirerek güçlendirdi. Necd ve diğer vilayetlerin Vahabi ileri gelenlerinden oluşan encümenler grubunu oluşturdu. Hicaz bölgesindeki Tüccar ve Tiyoldar’ları memnun etmek için bu bölgeye bir anayasa kazandırdı. 1925’te Hicaz’da dış, siyasi ve mali ilişkiler olmak üzere iki büyük genel idare kurdu. 31 Ağustos 1926’da “Hicaz Memleketi’nin Genel Hükümleri” yayınlandı. Bu hükümlere göre Hicaz, danışman encümenlere sahip krallık bir devlet oldu. Uygulama ve yatırım gücü Amel’in (5) elinde idi. Kral ve Amel 12 üyeden oluşan bir yasama meclisinin desteğinden yararlanıyorlardı. Bu meclisin üyeleri zenginler, tüccarlar, yüksek rütbeli devlet memurları ve feodaller arasından kral tarafından seçiliyordu.





Tüm hükümlerin içeriği gereğince bir danışman meclisinin temelleri atıldı. Özerk bölgeler hükümetlerinin temellerini de hazırladı. Bu hükümler aynı zamanda merkezi idarelerin, danışma meclisinin üyeleri, tüccarlar, kabile reisleri ve toplumda iyi bilinen kişiler arasından seçiliyordu. Yeni yargı sistemi 12 Temmuz 1926’dan sonra faaliyete geçti. Aynı zamanda Cidde’de Ticaret Mahkemesi tüccar menfaatlerini korumak amacıyla, tüccarlar arasından seçilen 6 kişi ile kurularak çalışmalarına başlamıştır. 19 Ağustos 1927’de kral tarafından yargı organını düzeltmek için bir emir verildi. Böylece o güne kadar uygulanan geleneksel ve ilkel yasalar yürürlükten kaldırıldı.





Kabile gelenekleri yerine şeriat hükümleri yaygınlaştırıldı. Kral tarafından seçilen hâkimler, kendine göre karar veren yaşlı adamların yerini aldılar. Tüm ülke çapında normal mahkemeler, Mekke ve Medine’de iki şeriat mahkemesi kuruldu. 1931 Temmuz’unun başlangıcında ticaret mahkemelerinin yargılama şekillerini yönlendiren ticaret kanunu Kral tarafından onaylandı. Ayrıca Mekke’de yargı işlerinin kontrol ve incelenmesi için bir komite kuruldu. Bu komite en yüksek hukuk kurumu idi.





Yargı sisteminin geliştirilmesi kabine sistemini alt üst ederek merkezdeki hükümdarlık gücünü büyük ölçüde arttırdı. 18 Eylül 1932’de parçalanmış Arap ülkelerinin birleşmesi için İbn-i Suud bir yasa çıkarttı. Bundan sonra bu topraklar “SUUDİ ARABİSTAN MEMLEKETİ” olarak tanındı. Bakanlar ve yasama meclisinin yetkilerini genişletme esasına dayalı olarak devletin idari sistemi geliştirildi. Ülkede üst düzeydeki makamlar hükümdarın sülalesine paylaştırılarak (amcalar, dayılar, kardeşler ve kral’ın oğulları) Suudi Arabistan rejiminin temeli oluşturuldu.





Devlet teşkilatını kurmak ve maliyetini sağlamak gelirlerin yükseltilmesini gerektiriyordu. O dönemde en iyi kaynak Hac’tı. İbn-i Suud hacı adaylarının sayısını artırmak için arabaların geçebileceği karayollarının yapımına emir verdi. 1926’da verilen başka bir emir gereğince Hicaz halkının devlete vergi vermeleri gerekiyordu. Bu olay ise emekçilerden faydalanmayı kolaylaştırıyordu.





Kral’ın gücü arttıkça halka yapılan baskılar da arttı. Kabile ve kraliyet sistemlerinin karışması büyük hanedanın prenslerinin yeni kurulan bereketli devlet sofrasında oturmalarına neden olmuştu. Bir yandan İbn-i Suud’un etrafındakiler tüm dünya nimetlerinden en iyi şekilde yararlanırken diğer yandan normal vatandaşlar hala 1000 yıl önceki hayat seviyesinde şiddetli sıcaklardan çöldeki çadır içinde deve sütü ve hurmalar ile yaşamlarına devam ediyorlardı. Bu yıllarda petrol satışından büyük gelir sağlanmıştı. Ancak bu paralar hiçbir zaman halkın huzur ve refahı için harcanmadı.





Suudi Arabistan’da Güç Piramidi



Suudi yönetim şekli 87 yaşındaki Kral Abdullah’ın hastalanması ve alelacele Amerika’ya gitmesi veliaht Şehzade Sultan’ın Riya’dan dönmesi, Suudi Arabistan’da önümüzdeki dönemde meydana gelecek gelişmelerin habercisi gibidir. Kral Abdullah’ın hastalığının ilanıyla birlikte 2005 yılından beri yaşlılık ve fiziki yetersizlikten dolayı görevlerini yerine getirmekte zorlanan 85 yaşındaki Veliaht’ın da bu durumu önümüzdeki dönemde Suud yönetimi ile ilgili çeşitli söylentilerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Başbakan ikinci yardımcısı Emir Naif ve başka prenslerin adı ortaya çıkmıştır. Esasen Suudi Arabistan siyasal sisteminde son 30 yılda iki ana unsurdan söz edebiliriz. Bunlar Sudeyri cenahından gelen prensler ve bunların dışındakilerdir.





Sudeyri kolu Ali-Suud hanedan’ının en önemli kollarının başında gelmektedir. Ülkenin kurucusu Kral Abdülaziz’in erkek çocuklarından 7’sinin annesi Sudeyr kabilesindendir. Kral Abdülaziz Sudeyr kabilesinin şefi Ahmed Bin Muhammed’in Hisse adındaki kızıyla evlenerek Sudeyr kabilesinin desteğini kazanmıştır. Bu evlilikten



Kral Fehat: -Suudi Arabistan’ın eski Kralı-

Sultan Bin Abdülaziz: -Veliaht-

Abdülrahman Bin Abdülaziz: -Milli Savunma Bakan Yardımcısı-

Naif Bin Abdülaziz: -Başbakan ikinci yardımcısı ve İçişleri Bakanı-

Tereki Bin Abdülaziz: -Milli Savunma Bakanı eski yardımcısı-

Selman Bin Abdülaziz: -Riyad Valisi-

Ahmet Bin Abdülaziz: -İçişleri Bakan yardımcısı’dan oluşmaktadır.





Çekişme’nin diğer yönünde Kral Abdullah bulunmaktadır. Kral Abdullah Sudeyri cenah’ını oluşturan karşı cephe’nin başında bulunmaktadır. Kral Abdullah’ın annesi Arabistan’ın kuzey bölgesinde yaşayan Şemer kabilesindendir. Şemer kabilesi ile Suud kabilesi arasında tarihsel düşmanlıktan söz edilir. Kral Abdullah, birçok gayri Sudeyri prensleri etrafına toplamış ve Suudi tahtını koruma görevini üstlenen Suud Milli Muhafız Ordusu’nu kurmuştur. Bazı söylentilere göre Abdülaziz’den sonra en önemli hükümdar sayılan Kral Faysal’ın çocuklarından Prens Suud (Dışişleri Bakanı), Prens Halid (Mekke Valisi) ve Prens Türkî (Eski Dış İstihbarat Şefi Başkanı, Eski İngiltere ve ABD Büyükelçisi) bu cenah’a mensupturlar. Kimi gözlemcilere göre sözünü ettiğimiz bu cenah Sudeyri ve karşısındakiler arasında kimi zaman köprü görevini de üstlenmiştir.





Yine Kral Faysal döneminin reformist prenslerinden Prens Tellal Bin Abdülaziz’in taraftarları,



Prens Meşhel Bin Abdülaziz: -Beyet Konseyi Başkanı-

Prens Abdullah Bin Abdülaziz: -Kral’ın Danışmanı-

Prens Megren Bin Abdülaziz: -Dış İstihbarat Teşkilatı Başkanı-

Prens Meşari Bin Suud: -Bahe Eyaleti Valisi-

Sudeyri karşıtı cephenin önde gelenlerindendir.





Kral Abdullah iktidara geldiğinde cenahlar arasındaki güç savaşının Suud hâkimiyetine zarar vereceğinin farkında idi. Öte yandan Sudeyri cephesi karşıtlarından oluşturacağı bir yönetim halkası onu büyük sorunlarla karşı karşıya bırakacaktı. Bu nedenle bu kırılgan yapıyı güçlendirmek için çeşitli önlemler almıştır. Sudeyri cenahının önünü kesmek için 2000 yıllarının başlarında veliahtlık makamına gelince önce hanedan konseyini 2006’da ise Beyet Konseyi’ni oluşturmuştur. Kuşkusuz taht’a geçme iddiası ve şansı olan prenslerin hepsinin çok yaşlı olmaları Suudi siyasal sisteminin en zayıf noktasıdır. Günümüzde Kral Abdülaziz’in çocuklarından yalnızca 19 tanesi hayattadır. Bunların hepsi de çok ileri derecede yaşlıdır. Kral Fehat devrinde 1992 yılında hükümet yasasında yapılan değişikliklerde iktidarın padişahtan veliaht’a geçeceğine dair bir madde konulmadığından, önümüzdeki dönemlerde kardeşlerin, yani Kral Abdülaziz’in oğullarının hepsinin ölümü halinde sistem’in devamlılığında önemli kriz yaşanacağı belirtilmektedir.





Esasen, Beyet Konseyi’nin görev ve salahiyetlerine baktığımızda muhtemelen hükümet yasasının yetersizliklerinde bir karar mercisi olabilecektir. Bu doğrultuda gücün ikinci nesle geçişi sağlanmış olacaktır. Suud ailesi hanedanı iktidarının tahkimi, devamı ve istikrarı için gençleşmeye ve yeniliğe ihtiyacı olacaktır. Bu doğrultuda ileri yaşlarına rağmen halen en kilit noktalarını ellerinde ve tekellerinde bulunduranlar bir sorun olarak göze çarpmaktadır. Bunun emareleri de görülmüştür, nitekim köy işleri ve belediyecilik bakanı Prens Müteep Bin Abdülaziz kendi isteği ile görevini oğlu Prens Mansur’a bırakması yine Milli Muhafız Alayı komutan yardımcısı Prens Bedr Bin Abdülaziz’in yerine Kral Abdullah’ın oğlu Metep Bin Abdullah’ın Milli Muhafız Alayı başkanlığına getirilmesi, bu yönde atılmış adımlar olarak değerlendirilmektedir.





Son 2 yılda kabinede, üst düzey askeri, siyasi, ekonomik, yargı ve kültür makamlarında Kral tarafından yapılan değişiklikler Suud hanedanı içindeki güç paylaşımının habercisi gibidir. Dikkat çeken bir husus da Kral Abdullah 5 yıl boyunca Başbakan ikinci yardımcılığı makamını boş bırakarak atama yapmamıştır. Zira atanma sırasına göre atanması gereken üvey kardeşi Prens Naif’den hoşlanmamakta ve ona güvenmemektedir. Söylentilere göre Prens Naif, Kral Abdullah’ın 11 Eylül sonrasında takındığı tavırlara karşı olduğunu beyan etmiştir. Ayrıca Amerikalıların da onun aşırı dogmatik ve güvenlikçi yapısına olumlu bakmadıkları söylenmektedir.





Nihayet Kralın fiziki durumunun kötüleşmesi sonucunda hükümet yasasının 57. Maddesi gereği Prens Naif 2009 yılında Başbakan ikinci yardımcılığına atanmıştır. Böylece yönetimde protokolün üçüncü yerine yerleşmiştir. Suudi hanedanını yakından izleyen uzmanlara göre bu atama önemli pazarlıklar sonucu gerçekleştirilmiştir. Şöyle ki Kral Abdullah, veliaht’ın ölmesi durumunda Prens Naif’in veliaht olarak atandığı takdirde Sudeyri cenahı dışından birinin ikinci yardımcı olarak atanmasını şart koşmuştur. Sudeyri cenahı Naif’in sert kişiliğinin gücünü elinde bulunduracağından bu anlaşmaya yanaşmıştır.





Varis Seçenekleri, Senaryolar ve İhtimaller



Kral Abdullah ve Prens Sultan’dan sonra Suudi Arabistan yönetim piramidinde kimlerin yer alacağına yönelik senaryolar öne sürülmektedir. Bunlardan;

1. Kral Abdullah’ın ani ölümü: Böyle bir ihtimalde Prens Sultan yani şimdiki veliaht ağır hastalığına rağmen taht’a oturur. Beyet Konseyi bunu benimser ve bu şekilde Prens Sultan’ın Kral olmasıyla Başbakan ikinci yardımcısı Prens Naif’in veliahtlık yolu açılmış olur. Beyet Konseyi’nin bu durumda Naif’in veliahtlık kabiliyet ve hak edişine yönelik nasıl tavır takınacağı merak konusudur. Bu durumda Prens Selman (Sudeyri cenahından) veya Prens Megren’in (Sudeyri cenahı dışından) Başbakan ikinci yardımcılığına atanması muhtemeldir. Bu hususta iki cenahın anlaşması büyük önem arz etmektedir.

2. Veliaht Prens Sultan’ın ölümü: Bu durumda Prens Naif’in Kral tarafından Beyet Konseyi’nin de onayı alınarak veliahtlığa atanması muhtemeldir. Bu durumda Prens Selman’ın Başbakan ikinci yardımcılığına atanma şansı yükselecektir. Bir ihtimal da Prens Selman’ın veliahtlığa atanmasıdır ama Prens Naif’in Sudeyri olması ve devlet tecrübesi bu ihtimali zayıflatıyor.

3.

a. Kral’ın ve veliaht’ın aynı anı anda ölümü: Beyet Konseyi bu durumu göz önünde bulundurmuş ve çözüm olarak şöyle bir seçenek sunmuştur. Padişah ve veliaht’ın aynı anda ölümü durumunda ülke yönetimi geçici bir konseye devredilecektir. Beyet Konseyi 7 gün içerisinde ülke kurucusunun (Kral Abdülaziz) erkek çocuklarından ikisini seçerek atayacaktır. Bu faraziye göre Suud hâkimiyetinin devamını sağlamak için Prens Naif’in Kral olarak atanması şansı yüksek görülmektedir.

b. Bir başka senaryoya göre: Beyet Konseyi orta yol olarak 73 yaşındaki Riyad valisi Prens Selman Bin Abdülaziz’i Krallığa getirmesidir. Prens Selman Bin Abdülaziz’in Ağli Suud hanedanlığı içerisinde önemli bir ağırlığa sahip olduğunun yanı sıra toplumdaki reform hareketlerinin karşısında olduğu ileri sürülmektedir. Kendisinin geçiş dönemi görevini üstlenebileceği tezi ileri sürülmektedir. Batı’nın ve özellikle ABD’nin desteğini alan Prens Selman uzun dönemden beri Amerika’da tedavi görmekte idi. Yakında Prens Sultan’la birlikte Riyad’a geri dönmüştür. Kimi marjinal fikirler yönetim boşluğu meydana geldiğinde askeri darbeleri işaret etse de Suudi Arabistan şartlarını yakından takip edenler bu seçeneğin geçerli bir alternatif olmadığı kanaatini taşımaktadır.





Yukarıdaki alternatifleri de göz önünde bulundurduğumuzda Başbakan ikinci yardımcısı Prens Naif, önümüzdeki dönemde Suudi yönetiminin başına geçmesi muhtemel en büyük adaydır. Naif 76 yaşında olup 20 yaşındayken Riyad valiliği görevine getirilmiştir. 1975 yılında Kral Halid tarafından İçişleri Bakanlığı’na atanmıştır. 2009 Martında İçişleri Bakanlığı makamının yanında Başbakan ikinci yardımcılığı görevini üstlenmiştir. Kral Faht döneminde ülkenin güvenlik ve istihbarat yönetiminde önemli görevler üstlenmiştir. 11 Eylül’den sonra Yahudilerin 11 Eylül saldırılarıyla ilgileri olduğu tezini ileriye sürünce ABD ve Batı tarafından sert bir şekilde eleştirilmiştir. Esasen Kral Faht’ın ölümünden sonra Kral Abdullah döneminde gücü ve yetkilerinde azalma olmuştur. Özellikle Milli İstihbarat Genel Sekreterliği görevi kendisinde alınarak Prens Emir Bender Bin Sultan’a verilmiştir.





Suudi yönetim geleneklerine göre Başbakan ikinci yardımcılığına atanan birisinin daha sonra veliahtlık makamına getirilmesi geleneği hâkimdir. Tabiatı ile önümüzdeki dönemde bu gelişmeler yaşanırken ABD’nin rolü ve etkisini unutmamak gerekiyor. Amerikalılar Kral Abdullah’ı Beyet Konseyini oluşturmak ve bazı reform hareketlerini yaparak gençlerin ve torunların önünü açması yönünde teşvik etmiştir. ABD, başından beri Batı değerlerine yakın Amerikan siyasal, askeri ve istihbarat örgütleriyle doğrudan ilişkisi ve iletişimi olan Suud ailesinin teknokratlarını desteklemektedir. ABD ile Suudi Arabistan arasındaki yakın ekonomik, askeri, siyasi ve istihbari münasebetleri düşünecek olursak her iki ülkede meydana gelen siyasal değişiklikler bu ilişkileri etkilememektedir. Suudi Krallarının Suudi yönetimine kim gelirse gelsin ABD ile ilişkiler büyük hatta hayati önem arz etmektedir.





Başta da zikredildiği gibi, Suudi Arabistan’da bütün sivil ve askeri bürokrasinin başında Suud hanedanının mensupları yer almaktadır.





Genç Prenslerin Durumu



Günümüzde Batı üniversitelerinden özellikle ABD üniversiteleri ve askeri akademilerinden mezun bin civarında genç yönetimin çeşitli kademelerinde yer almak için birbirleri ile mücadele halindedir. Bunlardan Kral Abdullah, veliaht Prens Sultan, Başbakan ikinci yardımcısı Prens Naif, Riyad valisi Prens Selman ve eski Kral Feht’in çocuklarının en üst düzey makamları almaları şansı hep yüksek olmaktadır.



Önümüzdeki dönemde bu genç prenslerden önemli görevler üstleneceği ön görülenler:



1. Prens Halid: Bu doğrultuda önümüzdeki günlerde Milli Savunma Bakanı Prens Sultan’ın kendi görevini büyük oğlu Prens Halid’e devretmesi öngörülmektedir. Prens Halid halen Savunma Bakan yardımcılığı görevini yürütmektedir. Beyet Konseyi üyeliğinde de bulunan Prens Halid, geçen yıl Suudi ordusunun Yemen’de kendi hakları için mücadele eden El Husi hareketinin şiddetle bastırmaya çalışan Suudi Ordusu’nun komutanlık görevini de yönetmekte idi.

2. Prens Muhammed: Ayrıca önümüzdeki dönemde güvenlik ve İçişleri Bakanlığı’nın da Prens Naif’in oğlu Prens Muhammed’e verilmesi öngörülmektedir. Prens Muhammed veliaht Prens Sultan’ın damadı olup hala İçişleri Bakanlığı Terörle Mücadele Başkanlığı Birimi’ni yürütmektedir.

3. Prens Türk-i El Faysal (Sudeyri cenahı dışından): Dış İstihbarat Eski Başkanı, İngiltere ve ABD Eski Büyükelçisi halen Parkinson hastalığından muzdarip olan abisi Prens Suud El Faysal’ın yerine Dışişleri Bakanlığı görevine atanmıştır.

4. Prens Halid Faysal (Sudeyri cenahı dışından): Kral Faysal’in çocuklarından olup halen Mekke valilik makamını yürütmektedir. Beyet Konseyi üyeliği de bulunan Prens Halid Faysal aynı zamanda Arap Fikir Cemiyeti’nin de başkanlığını yürütmektedir. Önümüzdeki dönemlerde kendisine yönetimde önemli şans tanınmaktadır.

5. Prens Metheb Meşhel ve Prens Abdülaziz (Sudeyri cenahı dışından, Kral Abdullah’ın oğulları): Gözlemciler Kral Abdullah’ın çocuklarının siyasal yeterlilik ve idarecilik bakımından Kral Faysal’ın, Prens Sultan’ın hatta Prens Selman’ın çocuklarının çok gerisinde olduğu kanaatindedir. Ama Kral Abdullah tahta çıktıktan sonra özellikle oğlu Prens Meteb’i Milli Muhafız Alayı Komutanlığı’na getirerek çocuklarının konumunu güçlendirme siyaseti gütmüştür.

6. Prens Abdülaziz Bin Abdullah (Kral Abdullah’ın üçüncü oğlu, önce Milli Muhafız Alayı’nda görev yaptı daha sonra yüksek tahsil için İngiltere’ye gitti. Kendisi hala sarayda Müşavirlik görevi yapmaktadır.): Kendisinin Suriye-Suudi Arabistan ilişkilerini düzeltme yönünde çabaları olmuştur. Annesinin Lübnanlı oluşu nedeniyle yönetimde üst makamlara yükselmesi mümkün görülmüyor.

7. Prens Meşel Bin Abdullah: Kral Abdullah’ın genç çocuklarından birisi halen Necran vilayeti valilik görevini yürütmektedir. Uzun yıllar Dışişleri Bakanlığı’nda görev yapmış ve pek çok uluslararası kuruluşta ve BM’de ülkesini temsil etmiştir.

8. Prens Halid: Kral Abdullah’ın en büyük erkek çocuğu olan Prens Halid Beyet Konseyi üyesidir. 1992 yılına kadar devlette görev yapmış daha sonra ticaret hayatına girişmiştir. Önümüzdeki dönemlerde devlette yükselmesi mümkün görülmüyor.

9. Prens Bender Bin Sultan: 20 yıl Suudi Arabistan’ın ABD’deki büyükelçilik görevini üstlenmiştir. Ülkeye döndükten sonra yeni kurulan Milli İstihbarat Teşkilatı başkanlığını yapmıştır. Kendisinin ABD ve İngiltere’den satın alınan önemli silah ve uçak alımlarında aracı olduğu bilinmektedir. Annesi Sudanlı bir hizmetçi olduğu için Kral olması mümkün değildir ama önemli görevler üstlenebilir.

10. Prens Sultan Bin Selman: Arap âleminin ilk astronotu olan Sultan Bin Selman 1985 yılında Discovery uzay aracı ile uzay yolculuğu yapmıştır. Suudi ordusunda Albay rütbesi olan Prens halen Suudi Arabistan’da turizm işletmelerinin başında bulunmaktadır. Suud El Faysal’ın damadı da olan Prensin yükselme şansı yüksektir.

11. Prens Abdül Aziz Bin Selman: Halen Petrol Bakanı ikinci yardımcısı Prens Faysal Bin Türkî Bin Abdülaziz ile rekabet yaşamaktadır.

12. Prens Faysal Bin Selman: Halen ülkenin en önemli basın-yayın kuruluşlarından olan Şerk El Ouset müessesesinin yönetim kurulu başkanlığını yürütmektedir.

13. Prens Muhammed Bin Fehed: Kral Feht (Sudeyri)’nin oğlu olan Muhammed Bin Fehed, halen Şergiye eyaletinin valilik görevini yapmaktadır. Başbakan ikinci yardımcısı Prens Naif’in damadı da olan prens, ikinci nesil prenslerin önde gelenlerindendir.

14. Prens Muhammed Bin Naif: Başbakan ikinci yardımcısı Prens Naif’in oğlu olup halen İçişleri Bakanlığı İstihbarat yardımcılığı görevini yürütmektedir.

15. Prens Meşari Bin Suud: Bahe bölgesi valilik görevini yürütmektedir. Kral Suud’un (Sudeyri cenahı dışından) oğlu olup kendisine şans tanınmaktadır. ABD ile yakın ilişkileri mevcuttur.





Sonuç olarak Suudi Arabistan yönetiminin geleceği Sudeyri ve Sudeyri olmayanlar arasındaki çekişme ve mücadelenin sonunda belirlenecektir. 1932’den beri istikrar içerisinde sürdürülen sistem kendi içerisinde aşiret ve kabile gelenekleri ve töreler gereğince bir istikrara sahiptir. Bu durumda herhangi bir Prensin ölümü veya görevden alınması durumunda boşluğu dolduracak arkadan gelenler belli olduğundan sistemde köklü bir değişikliğin söz konusu olamayacağı aşikârdır. Bunun en bariz göstergesi, 2005 yılında Kral Faht’ın ani ölümü üzerine iktidar değişikliğinin sükûnetle yapılmış olmasıdır. Kral Faht’ın yerine geleneklere uygun olarak kardeşi Abdullah Krallığa getirilmiştir.





Bu günkü şartlar altında önümüzdeki dönemde iktidar değişikliği aşamalarında sistemi tıkayacak veya tehlikeye düşürecek bir sorunun yaşanması muhtemel görülmemektedir. Ancak kendilerini Hadimine Haremeyn’e Şerif (Kutsal Mekânların Hizmetkârı) olarak tanıtan İbn-i Suud’un oğullarının hepsinin vefatı durumunda yeni iktidar silsilesinin hangi kardeşin soyundan devam edeceği temel bir sorun gibi görülmektedir. Açıkçası görüldüğü gibi halen bütün iktidar mekanizması Kral Abdülaziz’in çocukları yani Prens Naif, Prens Selman, Prens Megren ve diğerlerinin tekelinde bulunmaktadır. Halen ikinci neslin taht’a geçmek gibi bir şanslarının olmadığı kesindir.





Bu doğrultuda yeni kurulmuş olan Beyet Konseyi de Suud egemenliğinin sürdürülebilmesi için mevcut gelenek ve örfü sürdürerek gizli ve kapalı kapılar ardında var olan mutabakatlara uyacaktır. Tabi ki bütün Arap coğrafyasını sarmış olan sosyal ve siyasal değişim rüzgârları bu ülkeyi etkileyene kadar. Kuşkusuz dalganın halkaları Suudi sahillerine vurduğunda başka ülkelerde de gördüğümüz gibi geleneğin, örfün ve baskının fayda sağlamayacağı söylenebilir. Nitekim daha şimdiden komşu Yemen, Bahreyn ve Ürdün’deki siyasal değişim talepleri Suudi hükümdarlarını endişeye sevketmiştir. Suudi Arabistan, bu değişim dalgasının kendi istikrarını bozmasını önlemek için Bahreyn’e müdahale etmekte, Suudi savaş uçakları Yemen’deki Husilerin ve diğer isyancıların üzerine bombalar yağdırmaktadır.









Dipnotlar:





(1) Suudi Arabistan Krallığı: Yüz ölçümü 2.149.690 km2 Toprak Sınırı: 4.573 km Sahil Şeridi: 2.510 km Nüfusu: 28.686.633 (2009 sayımı) Nüfus Dağılımı: %30’dan fazlası göçebe ve yarı göçebe, %70 şehirlerde yaşıyor. Dini: %92 Vahabiler, Bağımsızlığı: Emir Abdülaziz (İbn-i Suud’un 15.01.1902 tarihinde Riyad kentini fethi ve 8.01.1928 Hicaz Kralı olarak ilanı arasındaki fetihlerle adım adım oluşmuş ve 18.09.1932’de devletler hukuku açısından “Suudi Arabistan Krallığı”na dönüşmüştür.) Devlet ve Yönetim Biçimi: Anayasa, kanun ve yaşam biçimi için İslam dinini kaynak alan monarşi. Yasama, yürütme ve yargı güçleri Kral’ın şahsında toplanmıştır. Ayrıca Kral en yüksek dini unvanı da taşımaktadır. Anayasa ve danışma meclisi kurulması öngörülmüş, 2002 yılında Beyet Konseyi oluşturulmuştur.

(2) http://www.bilgesam.org/tr/index.php?option=com_content&view=article&id=1029:bahreyn-krizi-ekseninde-suudi-ve-ran-catmas&catid=77:ortadogu-analizler&Itemid=150

(3) http://www.bilgesam.org/tr/index.php?option=com_content&view=article&id=994:bahreyn-krizi&catid=77:ortadogu-analizler&Itemid=150

(4) Suudi Arabistan’da Suudi ailesi dışında en büyük aileler El Emudi, Bin Ledem, Bin Zeger ve Berum aileleridir.

(5) Amel daha sonra 1932 yılında Başbakanlık görevini de üstlendi. Bu görev bu yılda oluşturuldu.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 16
Dün Tekil 790
Bugün Tekil 424
Toplam Tekil 1639966
IP 54.211.82.105






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































8 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Benim Hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.598 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu