PAKİSTAN ULUSLAŞA VE KİMLİK SORUNU,,, - Doç. Dr. Abbas KARAAĞAÇLI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









PAKİSTAN ULUSLAŞA VE KİMLİK SORUNU,,, - Doç. Dr. Abbas KARAAĞAÇLI
Tarih: 06.05.2011 > Kaç kez okundu? 1655

Paylaş


Pakistan(1), güney batı Asya da Hint yarım adasının önemli bir bölgesi olarak. 1947 yılında Hindistan dan ayrılmış ve bağımsızlığını kazanmıştır. Kuzeyden Afganistan ve Çin Halk Cumhuriyetiyle, doğudan Hindistan, batıdan İran, güneyden ise Arap denizine komşu olan bu ülke bağımsızlık öncesinde İngiltere siyasal havzası içerisinde yer almakta idi.

Bağımsızlık sonrası Sovyet ve komünizm tehlikesi bahane gösterilerek batı kampında yer alarak, Batı bloğunda yer almış komşu ülkelerle münasebetler kurarak askeri bloklarda yer aldı. Sovyetler Birliğinin Afganistan da ki rejimi korumak için bu ülkeye asker göndermesi Pakistan’ın stratejik konumunu güçlendirdi ve bu ülkenin bölgesel rolünü artırdı. Pakistan uzun dönem Sovyetlerin batıya ilerlemesini önünde en önemli savunma siperi konumuna geldi. Pakistan’ın Hindistan la olan tarihsel düşmanlığı ve Afganistan la olan sorunlar bu ülkeye önemli siyasal fonksiyonlar kazandırmaktadır. Öte yandan Hindistan la olan başta Keşmir sorunu ve diğer anlaşmazlıklar ve iki ülke arasında meydana gelen savaşların ardından her ikisinin de nükleer silahları elde etmeleri, bölgeyi nükleer bir çatışma alanı konumuna getirmiştir.

Sovyetler Birliğini dünya kamuoyunun baskısı, ağır askeri zayiat ve pek çok nedenden dolayı Sovyet askerleri Afganistan dan çekilmek zorunda kalmıştır. Ardından Afganistan hükümeti devrilmiş Afganistan günümüze dek süre gelen bir iç savaş ve yabancı askerlerin işgali sürecine girmiştir. Sovyetler Birliğinin çökmesi ve yukarıdaki nedenlerden dolayı Pakistan eskiden Batı nezdinde var olan stratejik önemini kaybetmiştir. Başta ABD ,diğer Batılı ülkeler ve Suudi Arabistan gibi Batı yanlısı rejimlerin Pakistan hükümetine akıttıkları mali ve silah yardımları kesilmiştir. Pakistan hala kendinin çok önemli stratejik ve jeopolitik konuma sahip olmasını Batıya anlatmakta zorlanmış üstelik nükleer bir güç olmasıyla da Batılıların tepkisini çekmiştir.

Pakistan bu durumda, konumunu güçlendirmek ve bölgesel önemini tespit için eskiden de Çin Halk Cumhuriyeti ile var olan geleneksel ilişkilerini geliştirmeye gayret etmiş Orta Asya’daki bağımsızlıklarını kazanan Orta Asya devletlerine de ulaşacak stratejik bir konumda olduğunu vurgulamaya başlamıştır. Ayrıca Fars Körfezindeki Arap Emirliklerinde ekonomik ve siyasi ilişkilerini geliştirerek o devletlerin ekonomik yardımlarını kazanmaya ve yatırım olanakları sağlamaya çalışmıştır.

Pakistan çok çeşitli etnik ve dinsel çeşitliliğe sahip bir ülke konumundadır. Çeşitli kavimler ve soyları İslam dini ortaklığı bir araya getirmiş ve Pakistan Devletinin kurulmasını sağlamıştır. Pakistanlılar 4 temel soydan oluşmaktadırlar. “Pencaplılar” Pencap Eyaletinde, “Sindliler” Sind Eyaletinde, “Beluçlar” Belucistan Eyaletinde, “Peştunlar” (Petan) Kuzey Batı Eyaletinde yaşamaktadırlar. Pencaplılar, ülkenin en önemli etnik grubunu oluşturmaktadırlar. Pencaplılar 3 etnik gruptan gelmektedirler.

1. Aryalılar: Beyaz ırktan olup İran’da, Hindistan’da ve Avrupa’da da yaşamaktadırlar.

2. Ratcputlar (Rajputs): Savaşçı bir millet olup genelde asker olarak ömür sürerler.

3. Catalar (Jats): Genelde tarımla uğraşırlar. İçlerinde Hindu mezhebine mensup olanlarda vardır.



Sindliler kendi aralarında çeşitli etnik gruplara ayrılmaktadırlar. Beluçlar, Belucistan ve Sint Eyaletlerinde ikamet ederler. Doğu Beluçları 7 aşiretten, Batı Belucları 9 aşiretten oluşmaktadırlar. Beluçların bir kısmına “Barahuvi” denilmektedir ki bunlar toplam Beluç nüfusunun %25’ini oluşturmaktadır.

Peştunlar, Pakistan’ın kuzeyinde ve Afganistan’ın Güneyinde yaşayan önemli bir kavimdir. Aşiret bağlarının çok güçlü olduğu Peştunlar; Ağferidi (Afridis), Bahsud (Mhsuds) ve Vazir (Wazirs) kabilelerinden oluşmaktadır. Afganistan da yaşayan Peştunlar ise Devrani ve Ğelcai aşiretlerden oluşmaktadır.

16.yüzyıl bugünkü Pakistan’la, Afganistan arasında önemli bir gelişme baş gösterdi. Günümüzde Afganistan ve Pakistan’ı oluşturan bölgeler o tarihlerde İran’da hüküm süren Safevi ve Hindistan’da hüküm süren Timurlar arasında paylaşılmakta idi. Günümüzde Afganistan devleti hakimiyetinde bulunan Herat, Nimruz, Kandahar, Hazarajat, Baghreyz ve Belx Eyaletleri Safevi İmparatorluğuna halen Pakistan sınırları içerisinde yer alan Pişaver, Pencap ve Sind eyaletleri Hint Timurlu hanedanlığı hakimiyetinde idi.

O tarihlerden başlayarak günümüze dek büyük bir toplumsal hareketliliğe neden olan Peştun Nasyonalizmi veya Peştunistan hareketi diye adlandırabileceğimiz toplumsal hareketin başlangıç noktasıdır. Timur İmparatorluğuna başkaldıran “Hoxhalhan isyanı” ve Safevi Hanedanına başkaldıran ‘Mahmud Ğelcai isyanı’ Peştun Nasyonalizminin bariz hareketleridir. 1747 yılında Peştun Nasyonalizmi Ahmet Şah Abdali’yi ortaya çıkardı. Günümüze dek dönem dönem kesintiye uğrasa da Peştunların hakimiyeti bu bölgede devam etti.

İngilizlerin bölgeye yerleşmesi ve hakimiyetlerini pekiştirmelerinden sonra İngiliz hükümeti kuzeyden Rus nüfuzunu önlemek için Afganistan’da kendilerini yandaş bir devlet oluşturmaya çaba gösterdiler. Uzun sürtüşmeler ve çatışmalar sonucunda meşhur Divrand Anlaşması Afganistan hükümeti ile Hindistan’ın İngiliz hükümeti arasında imzalandı. O dönemlerde İngiliz Dış İşleri Bakanlığı Genel Sekreteri olan Sir Mor Timur Divrand günümüzde de Divrand sınırı olarak adlandırılan Pakistan’la Afganistan’ın sınır hattını oluşturan Divrand sınır çizgisini çizmiştir.

Peştun bölgelerinin tam ortasından geçen bu hat günümüzde de tartışma konusu olup, İngiliz sömürge döneminin emperyal uygulamalarının bir parçası olarak varlığını sürdürmektedir.

Yukarıda kısaca konu edilen sınır ve etnik yapılar günümüzde de Pakistan Devletinin ulusal bütünlüğünü, Pakistanlılık kimliğinin meydana getirilmesi, ulusal bilinç ve şuurun oluşması milli bütünlük ve beraberliğin sağlanmasında en önemli sorunlar ve handikapların temelini oluşturmaktadır. Pakistan kurulduğundan günümüze dek Penzaplı, Sindli, Beluç veya Peştun’ların güç mücadele sahnesine dönüşmüştür. Adı geçen etnik gruplar tarih boyunca birbirlerine güven duymamış devamlı surette bir grup diğerlerini ülkenin siyasal arenasından dışlamaya ve bertaraf etmeye çalışmışlardır. Pakistan adı geçen etnik yapıların daimi rekabet ve çatışma alanı konumuna gelmiştir. Ayriyeten Keşmir sorunu, 1971 de Doğu Pakistan’ın Bangladeş adıyla ana gövdeden kopması ülkede önemli bir bölünme sendromuna yol açmıştır. Zira Bangladeş’in Pakistan’dan ayrılması Pakistanlılarda bir gün Peştun’larında Büyük Peştunistan oluşturma amacı ve hedefiyle ülkeden koparılma endişesi hakim olmuştur.

Açıkçası Peştunistan sorunu hem Pakistan hem de Afganistan açısından hayati önem arz etmektedir. İslamabat ve Kabil yönetimleri bu bölge için devamlı süratle hakimiyet için rekabet halinde olmuşlardır. Afganistan’da birkaç istisna hariç bütün hükümdarlar bu bölgenin Pakistan’a verilmesine rıza göstermemişlerdir. Onay verenlerde zaten İngiliz baskısı altında bu onayı vermişlerdir. Peştunistan’ın , Afganistan’ın ayrılmaz bir parçası olduğunu savunan en radikal isimlerden biri Afganistan hükümdarı DavudHan dır. DavudHan 1953 yılında Kabil radyosudan yaptığı bir konuşmada Peşkunistanı özgürleştirmeden söz ederek gerekirse bu iş için askeri yola başvuracağını açıklamıştır. (2)

Öyle ki günümüze dek süre gelen bir anlayışa göre Peştunistan konusunda Pakistan’la müzakereye girişen her Afganistanlı siyasi lider vatan hainliği ile damgalanmaktadır. Açıkcası gerçeği söylemek gerekiyorsa Divrand sınır hattı Peştun kabilelerinin yaşadığı bölgelerin tam ortasından geçmektedir. Sınır hattının doğusunda ve batısında yaşayan Peştunlar hiçbir zaman bu bölünmeyi kabullenmemişlerdir. Peştunları oluşturan 60 kabileden yarısı Pakistan, diğer yarısı ise Afganistan’da yaşamaktadırlar.

Günümüzde Pakistan’ın 180 milyonluk nüfusu içerisinde 20 milyon Peştun toplam nüfusun %20 sini oluşturuyorsa da bu oran yaşadıkları bölgenin coğrafi özellikleri ve Afganistan’da ki istikrarsız durum göz önünde bulundurulduğunda çok önemli bir dilim olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Ülkedeki siyasal denklemleri göz önüne aldığımızda özellikle kuzey ve orta Pakistan’da faaliyet gösteren din eğitimi veren medreselerin ulemasının ve dini otoritelerinin Peştun orijinli olmaları konunun hassasiyetinin önemli bir göstergesidir. Pakistan denince kuşkusuz bir tek Peştunların kimlik ve hüviyet arayışları ülke bütünlüğünü tehdit eden unsurlar değildir. Sindli, Pencaplı ve Beluç yanı sıra bağımsızlıktan sonra Hindistan’dan ülkeye göç eden günümüzde Muhacir diye adlandırılan milyonlarca Hintli Müslüman da saymalıyız.

Ülkenin %58’i Pencap, %12’si Sind, %8’i Peştun, %8’i Urdu, %3’ü Beluç dilinde konuşmaktadırlar. 1973 anayasasına göre Urdu dili ülkenin resmi dili olarak ilan edilmiştir. (3) Dildeki bu çeşitlilik halkın çeşitli etnik gruplara mensubiyetinden aşiret yapısının özellikle kırsal bölgelerde halen katı bir şekilde varlığını sürdürmekten ileri gelmektedir. Unutmamalıyız ki ülkenin Kuzeydoğu bölgesindeki aşiretlerin hakim olduğu eyaletlerde günümüze dek katı aşiret kuralları ve yapısı katı bir biçimde sürdürmüştür. Öyle ki katı askeri yönetimler döneminde bile o bölgede ki kuzey ve güney Veziristan eyaletlerinde Pakistan medeni ve cezai yasalarının yerine aşiretin geleneksel kural ve kaideleri hakim olmuş askeri ve mülki yerel idari makamlardan çok aşiret liderlerinin ve yerel din adamlarının sözü geçerli olmuştur.

Günümüzde ise bu yapı daha da güçlenerek bölge El Kaide ve Pakistan Taliban’ını hakimiyet alanları konumuna gelmiştir. (4)

Pakistan nüfusunu %98’i müslüman olup büyük çoğunluğu Hanefi mezhebine bağlıdırlar. Müslümanların %22 ile 25’i Şia olup küçük bir yüzde de Şafii mezhebine bağlıdırlar. Ayrıca müslümanlar arasında Sağdat, Moğul, Petan, Haxer, İsmailiye, Nezari, Bahai, Ahmediye ve Gadiyani (5) inanç gruplarıda mevcuttur.

Pakisatan devletini oluşturan temel düşüncenin Müslümanlık olduğu aşikardır. 1973 anayasası bu ülkeyi bir İslam Cumhuriyeti olarak nitelendirmektedir. Nitekim Pakistanın bağımsızlık gününde ülkenin kurucusu Muhammed Ali Cinnah, Pakistandan İslam adaleti ve yüce değerlerinin tahakkuk edeceği bir ülke olarak söz etmiştir. Anayasaya göre Cumhurbaşkanı ve Başbakanın Müslüman olması şarttır. Ülkede İslam dininin çeşitli mezhep inanç gruplarına ait cemaatlerin bulunması zaman zaman sürtüşmelere, çatışmalara ve hatta kanlı saldırılara ve mezhepler arası savaşa sahne olmuştur. Örneğin; mezhepler arası çatışmaların şiddetlendiği 1953 yılında sıkıyönetim ilan edilmiştir.

1984 yılında Cumhurbaşkanı General Ziya-ül Hak, Ahmediye tarikatını yasaklamıştır. Günümüzde ise, Taliban’ın eylemleri özellikle mezhep çatışmalarını körüklemiştir. Gün geçmiyor ki Pakistan’ın büyük kentlerinde camilere, türbelere ve diğer kutsal mekanlara bir saldırı yapılmasın. Özellikle Taliban, Şia azınlığa ait camileri hedef seçmekte bu kanlı saldırılarda on binlerce suçsuz ve masum Pakistanlı yaşamını yitirmiş ve yitirmektedir.Taliban’ın bu saldırıları, ülkedeki istikrarsız durum ülkeyi her türlü provakatif eyleme müsait bir konuma getirmiştir. Kimi terör uzmanına göre ABD, Suudi Arabistan, İsrail ve başka Batılı istihbarat örgütleri Pakistan’da Şia, Sünni çatışmasını körükleyerek ve Taliban’ı taşeron olarak kullanarak Şia kutsal mekanlarına saldırtarak, etnik çatışma meydana getirterek Pakistan’la komşusu İran arasındaki münasebetleri sabote etmeye yönelik eylemler gerçekleştirmektedirler.

Bu gibi kışkırtmalar ve Taliban’ın kanlı saldırılarına rağmen Sünni ve Şia din adamları sağduyu ve sükunet çağrısı yaparak mezhep çatışmasını önlemeye gayret etmektedirler. Pakistan’da bütün Hint Yarımadasını kapsayan ve etki alanı altına alan önemli dini merkezler mevcuttur. Bu merkezler genellikle Osmanlı dini eğitim merkezlerinde olduğu gibi kapsamlı bir külliyeden oluşmaktadır. Bünyelerinde ibadet, eğitim ve dini talebeler için barınma, beslenme hatta sağlık üniteleri bulundurmaktadırlar. Pek çoğunda büyük ve önemli kütüphaneler, bu kütüphanelerde nadide el yazması eserler mevcuttur.

Ehli Sünnet yani Sünni dini merkezler;

1. Lahor kentinde faaliyet gösteren Cami-i Eşrefiye ve Cami-i Neymyh

2. Lahor da faaliyet gösteren Hexrel Medaris ve Darel İlum (1952 yılında Şebir Ahmed Osmani tarafından kurulan bu medresede müftülük ünvanına kadar eğitim verilmektedir.)

3. Meltan da faaliyet gösteren Darel İlum Hakkaniye (Bu merkez El Belag adında etkin bir dergide yayınlamaktadır.)

4. Derukurehatek de faaliyet gösteren Cami-i Eşrefiye

5. Pişaver de faaliyet gösteren Cami-i İslamiye

6. Bahavepur da faaliyet gösteren İslami Talimatlar Merkezi, Mezheril İlum Medresesi (1885 yılında kurulan bu medrese büyük şöhrete sahiptir), Medrese-i El Nebat ve Camiyeyi Haxubiye

7. Karaçi de faaliyet gösteren Daerel İlum Emcediye

Şia inancına ait de pek çok kentte dini merkezler mevcuttur. Bunlardan;

1. Lahor kentinde El Muntezir adlı büyük dini merkez.

2. İslamabat kentinde Ehlibeyt Camisi

3. Ravılpendi kentinde Medrese-i Mümin ve Medrese-i Ayetullah Hekim

4. Haydarabat kentinde Medrese-i Meşareilum

5. Kuveyte kentinde İmam Sadık Medresesinden söz edebiliriz.

Ülke 4 eyaletten oluşmakta her eyalet iç işlerinde bağımsız, savunma ve dış işlerinde merkezi hükümete bağlıdırlar. (6) Yasama erki milli ve senato olarak iki meclisten oluşmaktadır. Her eyaletin kendi yerel meclisi vardır. Cumhurbaşkanı yürütmenin başı olup Başbakan meclisteki çoğu elinde bulunduran parti tarafından seçilmektedir. Ülke’nin tarihine bakıldığında askerler siyasal hakimiyetin en önemli ayağını oluşturmakta ve bu ülke uzun yıllar darbe yönetimlerince yönetilmiştir. Anayasaya göre ülkenin siyasal sistemi parlamenter sistem diye adlandırılsa da esasen ülkede güç Genelkurmay Başkanı, Cumhurbaşkanı ve Başbakan arasında paylaşılmıştır.

Pakistan’ın ilk Başbakanı Liaget Alihan Ekim 1951 yılında bir suikast sonucu yaşamını yitirmiştir. O tarihten başlayarak ülke günümüze dek sürecek olan siyasal çalkantılara sahne olmuştur. Bağımsızlık ilanından günümüze dek aralıklarla uzun dönemler ülkede askeri rejimler iş başında bulunmuş ve siyasi partiler yasaklanmışlardır. Örneğin 1958 den 62’ye 1979 dan 85’e kadar siyasi partilerin faaliyetleri yasaklanmıştır. (7) Merkezi hükümetin uygulamaları çeşitli dönemlerde yerel halkın ve dolayısıyla meclislerin tepkisini çekmiştir. Çeşitli etnik gruplar kendi etnik veya dini çıkarlarını zedelediğini veya başka bir grubun çıkar ve menfaatlerini koruduğunu düşündükleri yasaların ve uygulamaların öne çıktığını ileri sürerek ulusal meclise karşı bayrak açmış hatta isyanlar yapmışlardır. Örneğin; 1956 yılında yeni bir anayasanın uygulamaya girmesiyle Cumhurbaşkanı ve Başbakanın yetki ve sorumlulukları tam olarak açıklığa kavuşturulmadığını öne süren Sindler ve Pencaplılar başkaldırmış ve 1958 yılına kadar süren hatta meclis başkan yardımcısını öldüresiye saldırılara maruz kalan eylemler yapmışlardır. (8)

Darbe ve askeri müdahalelere rağmen Pakistan, parlementerist siyasal sistemle idare edilmekte ve siyasal ve demokratik sistemin en önemli ayaklarından biri olan siyasi partiler bu ülkede bağımsızlıktan beri faaliyet göstermektedirler. Ülkedeki en önemli siyasi partiler, Pakistan’ın uluslaşma sürecinde yaşadığı sıkıntılar ve ulusal bir Pakistanlı kimliğin oluşturulmamasının en bariz örneklerinden biri ülkedeki siyasi partilerdir. Başka bir değişle siyasi partilerin hedef kitleleri, üyeleri, ideolojileri, strateji ve beyannamelerine baktığımızda pek çoğunun belirli bir etnik veya dinsel kitle veya grubu hedeflediğine şahit olmaktayız. Öyle ki kimi partilerin adının başında İslami veya başka bir itikadi düşünceyi çağrıştıran sözcüklerin veya bölgesel bir etnik grubun adına rastlamakla beraber partilerin faaliyet sahaları da genellikle ülkelerin bütün coğrafyasında olmayıp belli bir etnik veya dinsel grup, cemaat veya kitlenin yaşadığı bölgelere yönelik olduğunu görmekteyiz. En önemli partilerden bir kısmının adını ve adıyla beraber faaliyet sahaları ve merkezlerinin bulunduğu veya hangi kitleye hitap ettiğini zikrederek bu bölünmüş tabloyu göstermeye gayret edeceğim.

1. Pakistan Halk Partisi (Pakistan People’s Party, PPP) Bu parti 1967 yılında ılımlı sosyalist bir parti olarak daha sonra idam edilen Başbakan Zulfikar Ali Buto tarafından kurulmuştur. Hedefi Pakistanı federal bir yapıya kavuşturmaktır.

2. Müslimlik Partisi (Pakistan Muslim League, PML) 1906 yılında Pakistanın kurucusu Mehmet Ali Cinnah tarafından kurulmuştur. Ülkenin en eski siyasal partisidir.

3. Cemiyet-i Ulema-i Pakistan (Jamiat-i Ulema-i Pakistan, JUP) 1948 yılında kurulmuştur. Lideri Mevlana Şah Ahmet Nurani olup Sunni gelenekleri ön planda tutmaktadır.

4. Muhacir Kavim Hareketi (Muhajir Qaumi Mahaz,MQM) 1978 yılında Hindistandan Pakistana gelenler tarafından kurulmuştur. Hedefinde Bu Muhacirleri Pakistanda Berucslar, Sintliler, Pencaplılar ve Peştunların yanı sıra 5. Unsur olarak kabülünü sağlamaktır. Hakikatçiler ve El Taaf Hüseyin olarak iki gruptan oluşan bu partinin taraftarları çoğunlukla Sint Eyaletinde yaşamaktadır.

5. Pakistan Cemaat-i İslam-i Partisi; 1945 yuılında kurulan bu parti. Aşırı sağcı ve islami gelenekçi bir yapıya sahiptir. Mısırdaki Müslüman Kardeşlere benzer bir ideolojiye sahiptir.

6. Cemiyet-i Ulema-i İslam (Jamiat-i Ulema-i İslam, JUI) Hambeli mezhebine mensup Vahabi düşüncesine yakın olan bu parti 1945 yılında Mevlana Şübeir Ahmet Osmani tarafından kurulmuştur.

7. Milli Avam Partisi (National Awami Party, NAP) 1968 yılında kurulan bu parti sol düşünceleri barındırmakta Peştun ağırlıklı olup kuzey bölgelerde faaliyet göstermektedir.

8. Pakistan Sipah-i Sahabah (Sipah-i Sahabah-i Pakistan,SSP) Vahabi sünni düşüncesine sahiptir.

9. Tahrig Mefaz Fik Caferiye Pakistan (Tehrik Nifaz-i Fiqah-i Jafariya, TNFJ) 1979 yılında kurulan parti, Şia mezhebini benimsemektedir. Özellikle Cumhurbaşkanı Ziyahül Akkin, ülke fıkıhını Sünnileştirmekle muhalefet etmiştir.

10. Milli Demokratik Parti (National Democratic Party, NDP) 1975 yılında kurulmuş solcu düşüncelere sahiptir. Çin yanlısı bir solcu düşünceye sahiptir.

11. İlerici Halk Partisi (Progressive People’s Party, PPP) Halk Partisinden 1978 yılında Molana Koser Niyazi tarafından Halk Partisinden koparak kurulmuştur.

12. Pakistan Camu Kaşmir Ulusal Kongre Partisi (All Pakistan Jamu and kishmir Conference) 1948 yılında Ğlan Abbas tarafından kurulmuş olan bu parti. Kaşmir sorununu ön planda tutmaktadır.

13. Pakistan Milli Partisi (Pakistan National Party, PNP) 1979 yılında Mir Rous Bxşbezencu tarafından kurulan bu parti. Sol cerahta olup Belucsları tamsil etmekte ayrıca Hindistan taraftarlığı yapmaktadır.

14. Sind Milli Cephesi; Zulfikar Ali Bıto’nun amcası Mümtaz Ali Buto tarafından 1989 yılında kurulmuş olan bir partidir. Peştun, Belucs, Sind Konfedefasyonu taraftarlığı yapmaktadır.

15. Halk Milli Partisi (National Paople’s Party, NPP) 1986 yılında Ğulam Mustafa Cağtuğbi tarafından Karaçide kurulmuştur. Sağ eğilimlidir.

16. Hizbi Tahrik-i İstiklal (Tehrik-i Istiqlal) 1968 yılında Liberal düşünceli olarak kurulmuştur.

17. Belucistan Milli Birliği Partisi (Balochistan National Alliance) Belucsitan ve Belucslar eksenli faaliyet gösteren partinin lideri Nevvap Muhammed Ekber Bugeti olup partinin merkezi Kuveyte’de dir.

18. Milli Demokratik Birlik Partisi (National Democratic Alliance,NDA) Bu parti 1992 yılında Ğulam Mustafa Kırvemolana Koğuser Niyazi tarafından kurulmuştur.

19. Belucistan Milli Hareketi Partisi (Balochistan National Movement) Belucslar ve Belucistan eksenli partinin lideri Abdulheyi Belucs merkezi ise Kuveyte’de dir.

20. Ahli Hedis İslami Partisi (Islamic Ahle Hadith) 1970 yılında kurulan parti. Şia eksenli olup liderleri bilinmemekle birlikte Milli Meclis Üyesi Mevlana Muiyittin Lekuy parti üst düzey yöneticisidir.

21. Pakistan Demokratik Partisi (National Democratic Party, NDP) 1969 yılında demokratik ve islami değerlere sahip çıkma tezi ile faaliyete başlamıştır.

22. Savad Azam Partisi (Sawaad-i Azam) 1970 yılında kurulan Sünni, Hanefei düşünceye sahip parti’nin lideri Molana Azam İsfendiar dır. Karaçi de faaliyet gösteren partinin amacı Şiaların önünü kesmektir.

23. Milli Refah Partisi; 1997 yılında emekli General Tejmel Hüseyin tarafından kurulan partinin üyeleri sayıları 2 milyonu bulan subaylar ve assubaylardan oluşmaktadır. Pencap eyaletinde faaliyet göstermektedir.

24. Halkın Rehberliği Partisi; 1997 yılında Generel Eslembek tarafından kurulan partinin hedefi askerlerin düşüncelerini yansıtmak olarak ilan edilmiştir.

Görüldüğü üzere partilerin bir çoğu İslami kimlikleri adlarında taşırken bir çoğu mezhepsel kimliği de ön plana çıkarmış bazıları etnik (örneğin; Beluçlar) kimliklerini öne sürerken bazıları da belirli bir mesleki grubun (örneğin; Askerlerin) çıkarlarını ön planda tutmuş siyasi partilerden örnek vererek ulusal bilincin ve milli kimliğin oluşumunda ve pekişmesinde en önemli görevi üstlenmesi gereken siyasi partilerin bile bu kavramdan ne denli uzak olduğunu görmekteyiz.

Pakistan’ı konuşurken bu ülkenin nükleer bir güç olduğunu unutmamalıyız. Belki de İslamiyet, İslam kimliğinin dışında ülkenin en önemli birleştirici unsuru, Hindistan karşısında elde ettiği veya edebileceği askeri başarılar elde ettiği nükleer başarılardır. Pakistan’ı yakından izleyen herkes bu ülkenin nükleer başarılarını ve bu sahada kat ettiği mesafeyi ne denli önemsediklerini yakından bilmektedirler. Ülkenin zayıf ekonomik yapısı ve siyasal istikrarsızlığının yanı sıra Müslüman bir ülke olması nükleer alanda ki faaliyetlerinde olumsun bir duruma yol açmış hatta Batının büyük baskısına maruz kalmıştır. Kuşkusuz Pakistan nükleer başarılarından söz ettiğimizde dönemin başbakanı Zülfikar Ali Butto dönemini Pakistan Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Dr. Osmani ve yine Pakistan’ın Atom bombası babası diye de adlandırılan Abdülkadirhan dan söz etmeliyiz.

Bu iki bilim adamının dönemin siyasal iktidarının desteğini alarak ülkeyi Hindistan karşısında büyük bir askeri güç konumuna getiren nükleer silahın en büyük unsurlarıdırlar. Tabi Butto’nun: “Eğer gerekirse ot yeriz ağaç yaprağı yeriz aç kalırız ama kendi atom bombamızı yaparız.” (9) sözü siyasal iradenin tavrını ortaya koymuştur.

Pakistan 1947 yılında bağımsızlığını kazandıktan sonra Hindistan’la günümüze dek sürecek olan Kaşmir bölgesi hâkimiyeti üzerinde anlaşmazlık yaşanmaktadır. Bu anlaşmazlık 1948-1956 ve 1971 yıllarında iki ülke arasında savaşa neden olmuştur.

Hindistan’ın coğrafi büyüklüğünü, kalabalık nüfusunu demokratik siyasi yapısını zengin yer altı kaynaklarını gelişmiş sanayi ve ekonomisini göz önünde bulundurduğumuzda konvansiyonel silah dengeleri ve benzeri parametreleri göz önünde bulundurduğumuzda Pakistan’ın Hindistan karşısında nükleer bir güç olarak ortaya çıkması Pakistanlılarca rasyonel bir gerçekçilikten ileri geldiği öne sürülmektedir.

Sonuç olarak Pakistan çok parçalı etnik ve dinsel bir yapıdan oluşmaktadır. 1947 yılında kurulduğunu düşünecek olursak Pakistan halkını ortak bir tarihi geçmiş veya milli birlik ve beraberliği pekiştirecek tarihsel bir geçmişten yoksun olmaları ülkenin birlik ve beraberliği, Pakistanlılık üst kimliğini benimseme dini ve etnik kimlik ve bakıştan arınarak ulusal şuur ve bilinçle ülke vatandaşı olma bilinci ve bireyi oluşturma yolunda çok önemli handikaplara sahip olduğuna şahit olduk. Her ne kadar Hindu dini ve etnik kimliğinin sembolü olarak Hindistan’la yaşanan Müslümanların yaşadığı Kaşmir sorunu ve Hindistan la yaşanan kanlı savaşlar dönem dönem ülke halkını bağımsızlık sürecinde ve Hindistan dan ayrılma süreci gibi hassas dönemlerde etken olmuşsa da kalıcı ve kurumsal olamamıştır. Ekonomik zorluklar az gelişmişlik, okuma yazma oranının düşüklüğü dini cemaat ve yapıların gücü demokratik siyasal kültürün yerleşmemesi, demokrasinin gereksinimi olan demokratik kurumların azlığı ve kurumsallaşamamaları feodal ve aşiret yapının güçlülüğü El-Kaide ve Taliban gibi kökten aşırı dinci örgütlerin faaliyetleri ve benzeri bir çok neden den dolayı kabile, aşiret ve cemaatlere mensup kişilerin Pakistanlı özgür birey olmalarının önünde en büyük engellerdir. Bu sorunlara onlarcasını daha ekleyebiliriz.

Sıradan Pakistan vatandaşı Sünni, Şii, Peştun, Sindli, Pençaplı, Muhacir, Beluç, Dinci, Sekuler, Laik, Köktenci, Devletçi, Aşiretçi, Tarikatçı, Orducu ve benzeri kimliklerden önce Pakistanlı üst kimliğini benimsemediği ve özümsemediği sürece özgür vatandaş olamaz. Pakistanlılık kimliği bütün bu etnik, dinsel, düşünsel ve benzeri özelliklerin üstünde ve önünde olmadığı sürece demokratikleşme ve ülkede siyasal istikrarın sağlanması zor hatta mümkün olamayacaktır.

Sosyal değişim ve dönüşümün uzun bir sürece ihtiyacı olduğundan ve bu süreçlerin sağlıklı olarak yerel ve ulusal güçler tarafından gerçekleştirilmesi gerektiği doğrusunu göz önünde bulunduracak olursak Pakistan’ın uluslaşması ve ulusal bilincin yerleşmesine daha çok zaman ve emek gereklidir. Ülkelerin değişim ve dönüşümünü dış güçlerin gerçekleştirmesi denemelerinin en bariz örneğine komşu Afganistan da şahit olmaktayız. Afganistan da demokratikleşme ve sivilleşme adına yapılan savaşın sonuçlarını görmekteyiz. ABD emperyalizmi başkanlığında ki Batılı emperyal devletlerin son model teknolojik silahlarla donatılmış savaş makinesiyle kısa sürede Afganistan’a kan, şiddet, talan, vahşet ve yolsuzluktan başka hiçbir getiri sağlanmamıştır. Ülke dünyanın en istikrarsız bölgesi konumuna getirilirken yüz binlerce masum Afgan vatandaşı yaşamını yitirmiş ülke harap olmuştur.

Pakistan etnik ve dinsel terörden çok muzdarip olmuştur ve olmaktadır. Bu bir gerçektir. Ama bu terör Taliban ve El-Kaide terörüne karşı ABD’nin insansız savaş uçaklarının periyodik olarak köyleri hedef almaları ve binlerce masum Pakistan köylüsünün o uçaklardan atılan bombalarla öldürülmeleri, Taliban teröründen daha çok ülkeye zarar vermektedir. Bırakınız Pakistanlılar kendileri, kendi ulusal ve milli güçleriyle kendi problemlerini çözsünler. Batılıların müdahaleleri hiçbir derde deva olmamakla birlikte günümüzde Irakta, Afganistan da ve son olarak Libya da binlerce masum suçsuz ve günahsız vatandaşın ABD ve NATO uçaklarınca öldürülmesinden bir şey değildir.

• Giresun Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi

• BİLGESAM Orta Asya Araştırmalar Enstitülüsü Direktörü



Dipnot:



1. Pakistan Urdu ve Fars dilinde Pak Ülkesine gelmektedir. Pakistan sözcüğü İngiltere’nin eski sömürgelerinin 5 eski eyaletinin baş harflerinden üretilmiştir. (P: Pencap, A: Afganya – Ülkenin kuzey batı bölgesi-, K: Kaşmir, S: Sind, TAN: Pakistan İslam Cumhuriyeti, Yüzölçümü: 803 bin, 940 km2, Toplam Sınırı: 6 bin 774 km (Afganistan la 2 bin 430 km, Çinle 523 km, Hindistan la 2 bin 912 km ve İran la 909 km), Sahil Şeridi: 1 bin 046 km, Nüfusu: 176 milyon 242,949 (2009, dünya 6.sı), Nüfus Artış Oranı: %2.11, Okuma Yazma Oranı: Erkek: %55 Kadın: %29, Bağımsızlık İlanı: 14 Ağustos 1947 (İngiltere den), Milli Bayram: Cumhuriyet Günü 23 Mart (1956), Anayasa Günü: 10 Nisan (1973), GSMH: 475,6 milyar dolar (2007 verileri, dünya 25.si), Kişi Başına Gelir: 3 bin dolar (2007, dünya 128.si)

2. İran Dış İşleri Bakanlığı belgeleri Kabil Temsilciliği Dosya: 76 Num: 73 (1959) ve Dosya: 65 Num: 2945 (1961)

3. Pakistan Institute for Political and International Studies (IPIS) Dış İşleri Bakanlığı Yayınları Tahran / 2010 Syf: 13

4. http://www.bilgesam.org/tr/index.php?option=com_content&view=article&id=497:11-eyluel-sonras-el-kaide&catid=122:analizler-guvenlik&Itemid=147

5. Gadiyanlar; Pakistan Gadiyanları, Hindistanın Güney Batılahur Eyaletinde yaşayan gadiyanların bir koludur. Rebuve diye de adlandırılan bu inanç sistemi Hz. Muhammed’in peygamberliğine inanmadığından 1974 yılında Pakistan anayasasında yapılan bir değişiklikle Hz. Muhammed’in peygamberliğine ve son peygamber olduğuna inanmayanları müslümanlık dışına çıkaran maddenin kabulü ile Gadiyanlar müslüman olma katagorisinden çıkartılmışlardır. Gadiyan inancı günümüzde Batı Afrikada bazı kabilelerce devam ettirilmektedir.

6. Pencap Eyaletinde, Sint Eyaletinde, Belucistan Eyaletinde, Kuzey Batı Eyaletinde

7. Farza Shaikh, Islam&Islamıc Gorups a word wide referance guide, CIRCA, USA, 1992, Syf:187-190

8. Robert Lang, The Land and People of PAKISTAN Çev. Davud Hatemi, İlmi ve Kültürel Yayınları,Tahran,2003 Syf:112

9. Special on Crises in Asia, Studies on Asia, Bahmen Yayınevi, Tahran, 2004 Syf: 44





Yorumlar











Aktif Ziyaretçi 12
Dün Tekil 719
Bugün Tekil 131
Toplam Tekil 1182039
IP 54.234.141.47






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:























































28 Safer 1436
Aralık 2014
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
TURAN-SAM

Sayfanızı Da Tanıtın


Sevgim - Millete!
Vurgunluğum - Azadlığa ve adalete!
itaatim - Hocalarıma!
Borcum - Dostlarıma ve meslektaşlarıma!
Nefretim - Yalancılara ve iki yüzlülere!

(Ebülfez ELÇİBEY)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007-2014 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.597 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu