MAKALELER - Prof. Dr. İsa KAYACAN - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









MAKALELER - Prof. Dr. İsa KAYACAN
Tarih: 01.05.2011 > Kaç kez okundu? 2337

Paylaş


Prof. Dr. İsa Kayacan; Ülkemiz genç şair ve yazarlarını ortaya çıkarıp, tanınmalarını sağlıyor.

Dr. İrfan AKAY

“Dünyanın neresinde Türk varsa ellerimizi uzatmalı ve kucaklamalıyız. Herkes beni Ankara’larda sanır. Burdur’da bir dam çökse içim parçalanır.”

Yukarıdaki satırlar köşe yazarı Anadolu Basını’nın duayeni Prof. Dr İsa Kayacan’ı çok güzel anlatıyor. Ulusal Basının ve bilhassa Anadolu Basını’nın çok yakından tanıdığı Türklük, Türkiye ve Burdur sevdalısı hemşerimiz yerel ve ulusal gazetelerde yurdun her yerinde yazar ve başyazar olarak makalelerinde yerel kültürel değerleri konu ediyor, aynı zamanda yazmaya hevesli kabiliyetlerden ve yazdıklarından bahsederek, onları teşvik ediyor böylece edebiyat alanında kültürümüze hizmet ediyor.. Kendisi ile ömürlerimizin ilk on yılını aynı ilçenin (Tefenni) kütüğüne kayıtlı olarak paylaşmış,(Ben Tefenni’nin Armutlu nahiyesine kayıtlıyım, İsa bey de Ece Köyü nüfusuna kayıtlı, aramızda tamı tamına bir yıl var.

Ancak babam ikinci askerliğini yaptığından altı mayıs doğumlu olduğum halde 20 Eylül 1944 olarak yazılmış) birbirine benzer ortamlarda aynı havayı teneffüs etmiş, aynı türküleri dinlemiş, aynı oyunları oynamış, benzer tarlalarda çalışmış, benzer kırlarda çobanlık yapmış, benzer tozlu yollarda koşturmuş bir hemşerisi olarak yazılarını ilgi ile takip ediyorum. Aynı lisede okumadığımız için ben kendilerini daha önce yazılarını takip ettiğim halde ancak 1990’larda tanıdım.

Burdur Türk Ocağı Başkanı olarak Burdur Gazetesinde 1989 yıllarında Bulgaristan’da Türklere karşı uygulanan zulmü konu etmiştim. Bu yazımı İsa Kayacan Başbakanlık Basın – Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünde görevli iken bir basın bülteninde neşretti. Yazımın beğenilmesi beni ziyadesi ile sevindirmiş ve daha fazla yazmaya teşvik etmişti. Ayrıca şiirlerimi de çeşitli Anadolu gazetelerinde ve Burdur’u konu alan kitaplarında yayımlayarak Burdur yazarlar ve şairler listesine alarak beni gururlandırmaya devam etmektedir. Yeri gelmişken ben de naçizane olarak ilköğretim müfettişi Osman Erenalp kardeşimi yazmaya teşvik etmiştim. Şimdi Burdur Yeni Gün Gazetesinde çok güzel yorumlar yapıyor ve isterse çok iyi bir yazar olabilir. Demek ki kabiliyetli insanların elinden tutmak ve desteklemek gerek İsa Kayacan da bunu yapıyor. Burdur yazarlar ve şairler Derneğinin fahri başkanı olan Kayacan tüm ülkenin olduğu gibi yöremizin genç şair ve yazarlarını ortaya çıkarıp, onların yazılarına çeşitli gazetelerindeki makalelerinde yer vererek tanınmalarına vesile olmaktadır.1956 -60 lı yıllarda kendisinin de yazarlık ve şairlik konusunda elinden tutanların görevini o da günümüzde yapmaktadır.

Okumayı ve yazmayı sevmeyen bir millet olduk. Osmanlı çağlarında okuyanlar bir birlerine imrenerek konuları ve ölçüleri aynı olsa da şiirler yazıyor, divanlar meydana getiriyorlarmış. Günümüz insanı çokça konuşuyor, fakat okumayı ve yazmayı sevmiyor. İşte bu noktada İsa Kayacan yazıyor, yazdırıyor, üretiyor. Kendisi hakkıyla basın alanında profesörlüğü hak etmiştir. Ayrıca Türk Dünyasında ve bilhassa Azerbaycan’da da tanın bir şahsiyettir.

Prof. Dr. İsa Kayacan kırk binin üstünde makalesiyle bütün ömrünü Türk Basınına hizmet etmekle geçirmiş takdire şayan bir şahsiyettir. Kendisine uzun sağlıklı bir ömür ve başarıların devamını Cenab-ı Allah’tan dilerim.

---

Genç, dinamik, delikanlı İLESAM: 25 yaşında

Prof. Dr. İSA KAYACAN

Kısa adı İLESAM olan, Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliğinin kuruluşunun 25 nci yıldönümü, 28 Nisan 2011 tarihinde, Yenimahalle Belediyesi Dört Mevsim Tiyatro Salonunda düzenlenen törenle kutlandı.

İLESAM’ın bir dernek veya vakıf olmadığını, meslek birliği olduğunu hatırlatalım. Meslek Birliği olan İLESAM’ın adı 1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri kanunu ile veriliyor.

İLESAM, anılan kanunun 1983 yılındaki 2936 sayılı kanunla değişik 42.maddesiyle, Fikir ve Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birlikleri ve Federasyonu hakkındaki tüzük hükümleri uyarınca kuruluyor.

İLESAM’ın kuruluş statüsü, Ankara Valiliğinin 01.09.1986 tarih ve 065.051-4979 sayılı yazıları ile onaylanıyor ve Birlik tüzel kişilik kazanarak 12.01.1987 tarihinden itibaren merkezi Ankara olarak faaliyete geçiyor.

İLESAM’ın zorunlu organları, Yönetim Kurulu, Denetim Kurulu, Haysiyet Kurulu, Yayın Kurulu, Bilim- Teknik Kurulu ve Federasyon Temsilciler Kurulu olarak görülüyor.

Asıl ve yararlanılan üyeler şeklinde bir üye ayırımı var İLESAM’ın. Üyelerin ortak amaçlarını korumada tek organ olarak görülen İLESAM, üyeler adına tam yetki sahibi olarak görülüyor.

Bu çerçeveden baktığımızda İLESAM; İdari takiplerde bulunmak yargı yoluna başvurmak/ Yurt içinde ve dışında kamu kurumu ve kuruluşların, gerçek ve tüzel kişilerle idari, mesleki ilişkiler kurmak/ Mesleki yayınları yapmak/ Sosyal tesisler kurmak/ Üyeler için yardım sandığı kurmak ve diğer sosyal hizmetleri gerçekleştirmek olarak sıralanan amaç ve hedefleri var İLESAM’ın.

28 Nisan 2011 tarihinde kutlanan İLESAM’ın 25 nci kuruluş yıldönümünde, 32 kişiye “İLESAM Üstün Hizmet ve Başarı Ödülü” verildi.

25.kuruluş yıldönümü kutlama programının, Ankara Yenimahalle Belediyesinin katkılarıyla gerçekleştirdiği görüldü.

İLESAM Merkez Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız yaptığı açılış konuşmasında, İLESAM’ın üye sayısının 2000’e ulaştığını, Üniversiteler başta olmak üzere 20 ayrı noktada telif hakları konusunda konferans verdiklerini, bilgilendirme toplantıları gerçekleştirdiklerini anlattı.

Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar ise; Türkiye’de sanatçı olmanın zor olduğunu hatırlatarak, sanatçıya önem verdiklerini, Belediyenin tüm olanaklarını, sanat ve sanatçılar için kullanmaya devam edeceklerini söyledi. Zeynel Yeşilay’ın hazırladığı, İLESAM çalışmalarıyla ilgili multivizyon gösterimi yapıldı.

İLESAM’ın 25 nci kuruluş yıldönümü çerçevesinde, İLESAM Üstün Hizmet ve Başarı Ödülü alanların sıralanışı Edebiyat dalında; Abdullah Satoğlu, Prof. Dr. Abdurrahman Küçük, Ali Akbaş, Ali Naili Erdem, Bahaeddin Karakoç, Prof. Dr. Bahaeddin Yediyıldız, Bekir Sıtkı Erdoğan, Beşir Ayvazoğlu, Cemal Safi, Cemal Tuzcuoğulları, Prof. Dr. Dursun Yıldırım, Güzide Taranoğlu, Hayrettin İvgin, İsa Kayacan, İsmet Bora Binatlı, Kemali Bülbül, Nail Tan, Neriman Saryal, Nurettin Özdemir, Osman Oktay, Prof. Dr. Reşat Genç, Rızâ Akdemir, Semih Sergen, Yahya Akengin, Yavuz Bülent Bakiler, şeklinde sıralanırken, İlim dalında; Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun, Prof. Dr. Ahmet Sonel, Prof. Dr. İbrahim Agâh Çubukçu, Prof. Dr. İnci Enginün, Prof. Dr. Sadık Tural, Prof. Dr. Süleyman Hayri Bolay, Prof. Dr. Tuncer Gülensoy,

GÜNÜN PLÂKET HABERİ:

İLESAM Edebiyat Dalında Üstün Hizmet ve Başarı Ödülü: Sayın İsa Kayacan; İLESAM’ın 25.kuruluş yıldönümünde Genel Merkez Yönetim Kurulu tarafından Edebiyat dalında, İLESAM Üstün Hizmet ve Başarı Ödülüne lâyık görüldünüz. Türk Edebiyatına yaptığınız hizmetlerden dolayı şükranlarımızı sunarız. (28 Nisan 2011- Mehmet Nuri Parmaksız, İLESAM Genel Başkanı- Yenimahalle Belediyesinin katkılarıyla).***

Irak’daki, Altunköprü katliamı

Prof. Dr. İSA KAYACAN

Irak cephesinden, Kerkük ve öteki yerleşim birimlerindeki cephelerden, buralardan gelen her türlü sesin, olayın, olayların bize yansıtılışında yorulmayan, ciddi çalışma ve araştırmaların sahibi Dr. Şemsettin Küzeci’nin başta geldiğini defalarca yazdık, naklettik. Dr. Şemsettin Küzeci’ye teşekkürlerimiz var, sevgi ve saygılarımız var eksilmeyen bir biçimde, yoğunlukta, sıcaklıkta.

Dr. Şemsettin Küzeci’nin bürosundaki sehpa üzerinden “çaldığım” bir broşür var masamda. Adı: Altunköprü Katliamı (28 Mart 1991).Anılan broşür, merkezi Ankara’da bulunan Türkmeneli Vakfı Kültür Merkezi Başkanlığınca hazırlanmış. Broşürün ilk sayfasında, bundan sonraki sayfalarda yeralan bilgilerden:

Kerkük’ün en büyük ilçelerinden biri sayılan Altunköprü, Kerkük’e 40, Erbil’e 50 km uzaklıkta olan bir Türkmen kasabasıdır. Doğal zenginlikleriyle tanınan bu şirin kasabaya Aşağı Zap ve Küçük Zap suları ayrı bir güzellik verir.

Altunköprü tıpkı Kerkük, Musul, Süleymaniye, Telâfer, Erbil ve çevresindeki başka yerleşim yerleri gibi kültürüyle, folkloruyla bin yıldan beri Türk yurdudur. Bu şiirin kasabayı yurt tutan Türkler varlıklarını, benliklerini koruyarak, milli mücadele yolunda önemli rol oynadılar.

Mensubu oldukları devlete baş kaldırmadan vatandaşlık görevlerini yerine getiriyorlardı. Ne yazık ki onlar da tıpkı öteki Türk şehirlerinde oturan kardeşleri gibi, İngiltere’nin Osmanlılara oynadığı oyun sonunda kurulan Irak Devleti’nin uyguladığı soykırım zincirinin bir halkası olmaktan kurtulamadılar.

1920’de Telafer Türklerine uygulanan Kaçakaç katliamı bu zincirin ilk halkası idi. 1924,1946, 1959, 1979, 1980, 1991, 1996, 2003, 2004, 2005, 2006 ve günümüze kadar Irak topraklarında yaşayan Türklere karşı 20’ye yakın katliam uygulandı ve binlerce kardeşimiz şehit edildi.

ALTUNKÖPRÜ KATLİAMI

1991 yılında Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i işgal etmesi üzerine başlayan 1. Körfez Savaşı, Irak’ın yenilgisiyle sonuçlanınca ülkede bir kargaşa yaşandı. Saddam Hüseyin, daha çok Bağdat’ı koruma telaşına düştüğü için ülkenin güneyinde ve kuzeyinde otorite boşluğu oluşmuştu. Güneyde Şiiler ayaklanırken, kuzeyde de Kürt gruplar işgal hareketlerine giriştiler.

18 Mart 1991 tarihinde Kerkük’e giren işgalciler tapu ve nüfus dairelerini talan ederek pek çok vesikayı yok ettiler. Kürtler önlerine çıkan her fırsatı değerlendirerek bugünkü fiili durumun temelini o günlerde atmışlardı.

27 Mart 1991 tarihinde Kerkük’e giren ordu birlikleri oradan Altunköprü kasabasına yöneldiler. İşgalci ve talancı Kürt grupları öfkelerini suçsuz ve günahsız insanlardan alma yoluna gittiler. 28 Mart günü iftar öncesi, Altunköprü’de oturan ve panik arasında Kerkük’ten, Tavuk ve Tuzhurmatu’dan kaçarak oraya sığınan Türkmenlerden, çocuk, genç ve yaşlı demeden topladıkları 102 kişiyi alıp götürdüler. Bu 102 kişinin hunharca katledildiği, Dibis Kasabası yakınlarında “Kayabaşı” adıyla anılan yerdeki çukurluktan kokuların yükseldiği duyulunca, buraya yönelindi, korkunç manzarayla karşılandı. Kurşuna dizilerek şehit edilen 102 cansız beden üst üste yığılmış halde orada duruyordu..

Altunköprülüler, şehitlerini alarak beldelerine götürdüler ve Selâhi semtinde bulunan şehre hâkim bir tepeye defnettiler. ***

Dr. Mehmet Sılay’dan: Kerkük’ten Kerbelâ’ya

Prof. Dr. İSA KAYACAN

Kitaplar, dergi ve gazeteler, yayıncılarıyla daha bir anlam kazanıyor, manalaşıyor.

Mehmet Sılay tıp doktoru. Parlamenterliği var, araştırmacılığı, yazar ve şairliği var. Yenilerde bir kitabı daha bana ulaştı Dr. Mehmet Sılay’ın. Adı: Kerkük’ten Kerbela’ya.

224 sayfalık kitap, Irak’ta-Kerkük’te faaliyet gösteren Işık Edebiyatçılar Grubu yayınları arasında günyüzü görmüş. 3 ncü yayın, Seyahatname dizisinin birincisi, ilki.

Yayın koordinatörü: Dr. Şemsettin Küzeci. Dizgi, mizanpaj, kapak: Aybeniz Küzeci’nin. Dr. Mehmet Sılay’ın kısa biyografisi ve eserleri – yayınları hakkında isimler itibariyle bilgiler yeralmakta ilk sayfalardan birinde.

Dr. Mehmet Sılay hocanın 19 ayrı kitabının yayınlandığını görüyoruz. Elimizdeki seyahatnamenin, kitabın, “Bağımsızlık mücadelesi veren tüm Iraklı kardeşlerime” cümlesiyle ithaf edildiğini anlam zenginliği içinde okuyor, görüyoruz.

Kitap 5 ayrı bölümden meydana geliyor. Birinci Bölüm: Kerkük günlüğü, ikinci bölüm: Kerbela günlüğü, üçüncü bölüm: Bağdat gibi diyar, dördüncü bölüm: Bilmirem sevdan hardadır, beşinci bölüm: Bir demet Kerbela (şiirler) bölümleri olarak karşımıza çıkıyor, çıkarılıyor.

Sunuş, Irak Edebiyatçılar Grubu Başkanı Dr. Şemsettin Küzeci imzasının taşıyıcısı. Sunuşun bir yerinde; “Dostluğundan herkesin onur duyduğu Dr. Mehmet Sılay, hem tıp doktoru, hem şair-yazar, hem de araştırmacı ve yardımsever bir insan” denilişi dikkat çeken ve doğru olan bir değerlendirme biçimidir.

Dr. Mehmet Sılay iyi bir gözlemci, başarılı bir değerlendirmeci. Bir anlamda, gazeteciliğin, haberciliğin temel ilke ve kuralları işliyor Dr. Mehmet Sılay’ın satırlarında.

Başlık ve ara başlıklara bakıyor: İstanbul’dan Erbil’e, ikinci gün, üçüncü gün, bölgenin sosyo-kültürel tarihi, Kerkük ve özel statü, Kerkük SOS veriyor, Kerkük can pazarı, Kerkük ve Nurul Kebir, Kerkük’te Beşiktaş mahallesi vd.

Sayfa:26’dan: Bugün Kerkük’te hukuk yok, dağ kanunu var. Bazı müdürler, zengin işadamları, doktorlar ve bürokratlar evlerinde, iş yerlerinde katlediliyor. Fail bulunamıyor. Tehlikeli bir dörtlü var Kerkük’te.

Bir demek Kerbela: Şiirler.. 165 nci sayfada başlıyor, karşımıza çıkıyor, çıkarılıyor. Kerbela Türküsü adlı şiirden:

Yüreğim İbrahim, gözüm Puthane,

Kırmak sırasıdır, vur bölüm bölüm.

*

Sabâ Melikesi anlar dilimden,

Süleyman bendesi sarı bülbülüm.. ***

Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı

Prof. Dr. İSA KAYACAN

Kısa adı BAKA olan, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı, çalışmaları çerçevesinde hazırlanan, Antalya, Isparta, Burdur illeri kapsamında görev yapan yetkililerce hazırlanan broşürlerin kapağında “Mutlu Yaşam Bölgesi: Batı Akdeniz” deyimi kullanılıyor.

Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA)’yla ilgili verilen bilgilerden öğreniliyor ki; 2009 yılında 27 bin 299 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla “Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı”nın kurulduğu, TR-61 Düzey-2 Bölgesinde yeralan Antalya, Isparta ve Burdur illerinde hizmet vermeye başladığı hatırlatılıyor.

BAKA’nın kamu tüzel kişiliğine haiz, teknik donanıma ve yüksek nitelikli personele sahip, kendine özgü bütçesi olan ve kar amacı gütmeyen bir kuruluş olduğu da verilen bilgiler arasında yeralıyor.

Ajansın merkezi Brüksel’de olan ve 166 üyesi bulunan Avrupa Kalkınma Ajansları Birliği (EURADA) ve merkezi Cenevre’de olan ve 252 üyesi bulunan Dünya Yatırım ve Enformasyon Ajansları Birliği (WAIPA) üyesi olduğu da bilgiler olarak karşımıza çıkıyor, aktarılıyor. Vizyon, misyon ve amaçları başlığı altında verilenlere bakıyoruz. Bunların açıklanışı, detaylandırılışı:

Vizyon: Sürdürülebilir yerel kalkınmada öncü, istihdam ve rekabet gücünü artırarak, Türkiye’nin yaşam kalitesi en yüksek bölgesi olmak.

Misyon: Isparta, Burdur ve Antalya’nın sürdürülebilir kalkınması için, bütüncül bir yaklaşım ile yerel potansiyeli harekete geçirecek katılımcı araçlar geliştirmek ve uygulamak,

Amaçlar: Geniş bir katılım ile belirlenen bölge vizyonu doğrultusunda amaç, hedef ve stratejiler belirlenmiş. Bunlardan bazıları:

-Tarımın geliştirilmesi ve kırsal kalkınmanın sağlanması/Turizmin geliştirilmesi ve kullanılmayan potansiyelin değerlendirilmesi,

-Sanayide rekabet edebilirliğin güçlendirilmesi/Ulaşım altyapısının güçlendirilmesi/Çevre altyapının geliştirilmesi vd.

Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı yönetim kurulu üyeleri: Antalya, Burdur ve Isparta Valileri, Her üç kentin Belediye Başkanları, Ticaret ve Sanayi Odalarının Başkanları, yine her üç il’in, İl Genel Meclisi Başkanları, şeklinde sıralanıyor.

Aralık 2009’da, Burdur Ticaret ve Sanayi Odası yayınları arasında 354 sayfayla günyüzü gören, “Burdur Destanı – Bensiz Olmaz” adlı kitabımın 69 ncu sayfasında başlayan “Resmi ve Sivil Toplum Kuruluşları” bölümünün 78 nci sayfasında yeralan mısralar:

25 Temmuz 2009 tarihli /Resmi Gazetede yayınlanarak / Yürürlüğe giren /Isparta – Antalya, Burdur’dan oluşan / Batı Akdeniz Bölgesini/Tek il gibi ele alan/İlk Başkanı Prof. Dr. Muherrem Certel olan /Kısa adı (AKA) olarak anılan/ Akdeniz Kalkınma Ajansı/Benim… Bensiz olmaz.

01 Nisan 2011 tarihinde 129 ncu kitabım olarak, Burdur Belediyesi Kültür Yayınlarının 12 ncisi olarak yayınlanan “Burdur’dan Kültür Yağmuru” adlı kitabımın 319 ncu sayfasında başlayan 11. bölümünün, “Burdur’a hizmet edenler, bürokrat, serbest meslek sahipleri” bölümünün 326 ncı sayfasında yeralan mısralar:

-Antalya, Burdur ve Isparta/İlleri arasında/Bölgesel işbirliği ve/Kalkınma imkânlarını/Geliştirmek amacıyla kurulan /Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı’nın/İlk Genel Sekreteri olan/Tuncay Engin/Benim… Bensiz olmaz.***

Ortanca Dergisi – 31

Prof. Dr. İSA KAYACAN

Yayın merkezi Ankara’da bulunan, iki ayda bir yayınlanan sanat ve edebiyat Dergisi “Ortanca”nın 31 nci sayısı masamda. Normal boyutlu 80 sayfayla okurlarının, sanat ve edebiyat severlerin karşısına çıkan, çıkarılan “Ortanca”nın, imtiyaz sahibi, yazı işleri müdürü ve genel yayın yönetmeni: İbrahim Engin. Baş Danışmanı: Prof. Dr. Nurullah Çetin. Yayın kurulunda 9 ayrı isim ve imzanın olduğunu, yeraldığını görüyoruz.

Ortanca Dergisinin yayın merkezi: Samsun Yolu 25 km. Kantar mevkii No: 12 Lalahan-Ankara olarak kaydediliyor. Gsm: 0554 836 25 26

İmzalar itibariyle içindekiler sayfasına, çift sütununa bakıyoruz, maşallah sütunlardan taşan bir imza kalabalığı var. Bunlardan, bu isimlerden bazı alıntı ve sıralama yapalım:

-Mehmet Nuri Parmaksız, İbrahim Engin, Prof. Dr. Nurullah Çetin, Oğuz Tansel, Yurdanur Bilgin, Engin Çır, Sabiha Serin, Ahmet Canbaba, Vedat Fidanboy, Lokman Kurucu, Ahmet Şahinoğlu, Derya Tosun Yılmaz, Ali Bozdağ, Deniz Şahinoğlu, Ekrem Yalbuz, Rasim Köroğlu, Ahmat Muhip Dranas, Hüseyin Rahmi Gürpınar, İsmet Bora Binatlı, Şadi Ünal, Prof. Dr. İsa Kayacan, İbrahim Agâh Çubukçu, Engin Fordugil vd. Mehmet Nuri Parmaksız’dan (beş ayrı dörtlükten biri-Aşkı reddeden adam-başlığı altındakilerden):

-Niyetim dönmek değil bunu böyle bilesin,

Sükuta alıştım ben bil ki kararım kesin,

İsterse herkes bana varsın divane desin,

Aşkı reddeden adam olmak hiç kolay değil.

Prof.Dr. Nurullah Çetin hocamız, İlter Yeşilay kardeşimizin “Zeytin” şiirinin tahliliyle karşımıza çıkıyor, bizimle selamlaşıyor 4 ncü sayfa başlangıcında.

Engin Çır arkadaşımız, TSM’nin duayenlerinden, yaşayan bestekârlarımızdan Ali Şenozan hocamızdan sözediyor uzun uzun. Zaten “Ortanca”nın ön kapağında Ali Şenozan hocamızın yakışıklı bir fotoğrafı var, gülen yüzüyle, sıcak bakışlarıyla bizimle, bizlerle selamlaşan.

İbrahim Engin 3 ncü sayfada “ilksöz”üyle okurlarının karşısına çıkıyor. Merhaba derken, “Üç yılı geride bırakan dergimiz ilk gün heyecanı ve siz saygıdeğer gönül dostlarıyla birlikte edebi yoluna devam ediyor” cümlesiyle sımsıcak bir selamlamada bulunuyor. Yurdanur Bilgin’in “Kahraman Apalak” adlı, beş dörtlüklü şiirinden:

Bir vuruşta düşmanların ikiye,

Yarın aslanlarım, derdi Apalak,

Serden geçtin, yaraları yarayla,

Sarın aslanlarım, derdi Apalak.

WEB: http://isakayacan.blogspot.com

www.isakayacan.com

---

İsa Kayacan; Türk Edebiyatı’nın Pythia'sı gibidir.

Arzu KÖK

"Delphoi kentinde 'Dünyanın Göbeği' diye bilinen bir yarık varmış, Bu yarıktan insanı sarhoş eden bir buhar çıkarmış. Tanrı Apollo'ya danışmaya gelen olursa yarığın üzerine üç ayaklı bir sehpa konur, buna da Pythia denen başrahibe otururmuş. Bu rahibenin, buharla kendinden geçtikten sonra söylediği sözleri etraftan saygıyla rahipler kaydeder, sonra manzum olarak bir biçime koyarak, tanrıya danışmaya gelmiş olanlara verirlermiş."

İşte İsa Kayacan’da Türk edebiyatının Pythia'sı gibidir ülkemizde. O ki gerçek bir Pythia. Aceleci, kolaycı olan günümüz insanının harcayamayacağı bir çaba istiyordu onun yazıları. Ama... Ona inanarak danışmaya gelenlere gerçeğin kendisini anlatıyordu. Duymanın, düşünmenin ve bazen de her ikisini bir anda hissetmenin tadı vardı yazılarında, şiirlerinde.

İsa Kayacan sadece kendi yazdığı şiirlerle tanınmadı. Aynı zamanda şiir yazmaya başlamış, kendini ifade etme çabası içerisindeki 2 bin 750 şairin tanınmasını sağlamıştır. Tüm yurttaki yerel gazete ve dergilerde yazdığı yazıları ile yeni yetme bir çok şairin tanıtımını sağlamıştır ki bugün bir yerlere gelmiş pek çok şair bunu İsa Kayacan hocaya borçludur.

İsa Kayacan ayrıca tüm dünya üzerinde eşi benzeri görülmemiş bir değil, birçok rekorun da sahibidir. Kısaca sıralayalım bunları;

Türk Basın tarihinde en çok makalesi yayınlanan insandır İsa Kayacan. 43 bine yakın yayınlanmış makalesi bulunmaktadır. 3 binin üzerinde gazetede yayınlanmıştır yazıları. Bu gazetelerin bir kısmı yayın hayatına devam etmekte, bir kısmı ise yayın hayatını sonlandırmış durumdadır. Bu anlamda şimdiye kadar bilinen tek bir Amerikalı kadın yazar vardır, toplamda 2 bin gazete de yazı yazmış olan. İşte sırf bu konuda büyük bir rekorun sahibidir İsa Kayacan.

Tüm Türkiye yerel basınının gözbebeğidir O. Hatta “Anadolu ve Trakya Basınının Fahri Hemşehrisi” ilan edilmiştir. Büyük şehirden, büyük gazetelerden çok yerel basına önem vermiş, onların gelişmesi adına çalışmalar yapmıştır. Her şeyden önemlisi yazılarını onlarda yayınlaması bile bu anlamda yaptıklarının bir göstergesi niteliğindedir.

İsa Kayacan Anadolu ve Trakya Basınının fahri hemşehrisidir ama O, asıl hemşehrisi olduklarını asla unutmamıştır. Ülkemizde bir yerlere geldiklerinde kendi doğup büyüdükleri yerleri unutan, “Orada bir köy var uzakta, gitmesek de, kalmasak da o köy bizim köyümüzdür.” diyenlere inat unutmamıştır köyünü. Doğum yeri olan Burdur-Tefenni Ece Köyü’nü sürekli yazılarında anlatmış, bununla yetinmemiş belki de Türkiye’deki en büyük köy kütüphanesinin orada açılmasına vesile olmuştur. Tabii köylüleri de bu çalışmalarını takdir ederek kütüphaneye “Prof. Dr. İsa Kayacan Kütüphanesi” ismini vermişlerdir.

Şimdiye kadar saydıklarımız ülkemiz sınırları içerisinde yaptıklarının bazılarıydı. Peki ya yurt dışında neler yapmıştır? Balkanlar’dan, Kafkasya’ya, Ortadoğu’ya kadar uzanan bir coğrafyada etkin çalışmalar yapmıştır. Türk Dünyası Genç İletişimciler Derneği’nin kurulmasına öncülük yapmıştır. Azerbaycan ile ilgili 1.624, Irak’ta yaşayan Türkmenler için ise 805 adet makalesi bulunmaktadır.

Azerbaycan’da yayınlanan makalelerinin derlenip toparlandığında 18 cilt olduğu söyleniyor. Azerbaycan yetkilileri ise “Sovyet sonrası ve bağımsızlık sonrası dönem dahil, hiçbir yazar İsa Kayacan kadar, Azerbaycan ile ilgili yazı yazıp yayınlamamıştır. Bu rekorun sahibi de İsa Kayacan’dır” demektedirler. Böylesi çalışmalara imza atmış birine bir başka ülkede olsaydı şimdiye kadar “Fahri Konsolosluk” unvanı verilirdi. Ama bizim ülkemiz maalesef bunları göremeyen yöneticilere sahip.

Yayınlanan kitap sayısıyla da bir rekor kırmıştır İsa Kayacan. 130 tane kitap yayınlamıştır hem de edebiyatımızın her türünde neredeyse. Allah uzun ömür verir umarım da İsa Hocamızın daha nice eserlerini görme fırsatımız olur.

Yazmak bir idmandır onun için adeta. Yazdıkça açılıyor. Yapılan bir benzetme O’nun için “Yazı Fabrikatörü” şeklindedir. Gerçek anlamda hiç üşenmeden, gocunmadan bu kadar yazı yazmak, kitap yayınlamak, yazmakla kalmayıp bunların dağıtımını sağlamak kolay iş değildir ve her babayiğidin harcı da değildir.

İyi ki varsınız İsa hocam. Sizi tanımış olmak büyük bir onurdur benim için. Siz, insan sevgisi ile yoğrulmuş, mütevazi, dost canlısı, yürekli bir insansınız. Gerçi sizi tam olarak anlatabilecek kelime bulamıyorum. Nedense yetersiz kalıyor sözcük dağarcığım. Siz bu kadar değerli ve büyükken yazık ki devletin başındakiler bu değeri görmüyorlar. Bu değere hak ettiği anlamı yükleyemiyorlar. Bu bence sizin gibi bir hazineyi görmeyen devletin ayıbıdır.

Allah uzun ve sağlıklı bir ömür versin değerli hocam.

(Ankara, 28 Nisan 2011)





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 14
Dün Tekil 880
Bugün Tekil 705
Toplam Tekil 1641940
IP 50.16.17.16






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































10 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yüksel Türk; senin için Yüksekliğin Hududu Yoktur. (Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.502 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu