Bozkurt Muhabbeti - Aziz Dolu ATABEY - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Bozkurt Muhabbeti - Aziz Dolu ATABEY
Tarih: 27.04.2011 > Kaç kez okundu? 2376

Paylaş


Televizyonun karşısına geçmiş, akşam haberlerini seyrederken iki siyasî liderin basın-yayın yoluyla atışmalarına şahit olduk canlar. Muhteremler işi, Taksim’de çete savaşı yapmaya kadar vardırınca ve savaş simgelerinden birinin de ‘Bozkurt’ olduğunu görünce ister istemez suratımız asıldı. Türkistan’da yaşamış ve/veya yaşamakta olan Göktürkler, Çeçenler, Nogaylar, Gökoğuzlar (Gagauzlar) gibi halkların bayraklarını, marşlarını süsleyen; Atatürk’ün, resmi para birimimiz olan Türk Lirası’nın üzerine resmini bastırdığı Bozkurt’u sokak ağzı ile telâffuz etmek iki siyasîye de yakışmamıştır vesselâm. Bozkurt, Türklerin birliğini, dirliğini temsil eden destansı bir simgedir ve öyle de kalmalıdır canlar. Dahası bu simge kimsenin babasının malı değildir.



Malûmunuz, meş’um 12 Eylül darbesi ülkemizde bir milat olarak hafızalara kazınmıştır. Bu saplantının tezahürü olarak biz de 12 Eylül’den epeyce bir zaman önce diyerek bir hadiseyi (olay) sizlerle paylaşacağız. Hadisenin kahramanlarından biri Aksekili Osman Zeki Yüksel, nam-ı diğer Serdengeçti üstâdımızdır. Diğeri ise hadiseyi naklederek, bizim de haberdar olmamıza vesile olan Hüseyin Üzmez’dir. Yeri gelmişken, son dönemlerin tartışılan isimlerinden olan Hüseyin Üzmez’le ilgili birkaç kelâm edelim. Kamuoyundan takip ettiğimiz kadarıyla kim olduğu, hangi gâyeye hizmet ettiği belli olmayan bu dibi meçhûl buz dağı o yıllarda, Ahmet Emin Yalman adında bir gazeteciyi yaralamıştır. Bu gazeteci, vatan için pek yararlı işler yapan; millete, çağdaş yaşamın inceliklerini öğreten dahası güzellik yarışmaları düzenleyen pek muhterem, pek aydın bir monşerimizdir. Üzmez adıyla müsemma (tanınmış) Hüseyin ise aslen Malatyalıdır ve o yıllarda öğrencidir. Monşerimiz, yöre insanını şereflendirme, onlara çağdaşlık aşılama kaygısı ile günün birinde Malatya’yı ziyaret etme lütfunda bulunur. Sen misin bulunan? Battal Gazi atamızdan ilhâm almış olacak ki bizim Hüseyin bir akşam altıpatlar mı üstüpatlar mı olduğunu şu an hatırlayamadığımız; ata yadigârı mı desek, ana yadigârı mı onda da karar kılamadığımız eski püskü tabancanın namlusunu üstâd-ı azama doğrultup, tetiğe bir iki el asılıverir. Türkiye’nin aydınlık yüzü olan mühim bir gazeteciye bu yapılır mı? Yapılmaz tabi… Olay Malatya’da olmuş olsa da, süzme Hüseyin’in üzme potansiyeli Malatya sınırları ile sınırlı kalmaz, ta Ankara’ya kadar uzanıverir. Neden derseniz, yapılan aramalar sırasında Hüso’nun evinde sakıncalı (!) kitaplar bulunur. Bu kitaplar Teksas, Tom Miks olmadığı gibi müellifleri (yazarlar) de ‘sakıncalı piyade’ değildir. Necip Fazıl, Serdengeçti gibi çılgın muhariplerin (savaşçı) kitaplarıdır. Necip Fazıl ‘ayağa kalk Sakarya’ deyince; Hüso dayanamamış, hamuda kalkmıştır. Ankara’daki monşerler bu pervasız kalkışa köpürmüşler; milletin çorunu-çocuğunu hamuda kaldıran neşriyatları (yayın) yüzünden iki muharibi, üstâd Necip Fazıl’la hemşehrimiz Serdengeçti’yi karga tulumba hâkim karşısına çıkarmışlardır. Hamutçubaşı Hüso’nun köftehor (yalancı, mübalâğacı, atıp-sıkılayıcı) olması bir yana, adaletmeab (adaletin sığınağı) olması gereken hâkimin de ‘azılı’ derecede fikir yobazı çıkması iki muharibin başını belâya sokmuştur. Bu olaydan sonra Üzmez Efendi Ankara’yı mekân tutmuş, iki muharibin ve onların temsil ettiği davaya gönül verenlerin müdavimi oldukları (devam ettikleri) mahallere (yerler) girip-çıkmaya başlamıştır. 28 Şubat sürecinde, İslâmcı tâbir edilen taifeye (tayfa, cemaat) sokulduğu gibi!.. İlginç değil mi? Velhâsıl-ı kelâm (sözün kısası) meseleyi ucuz mu ucuz bir ogün-bugün tertibi olarak telâkki edebilirsiniz (düşünmek) canlar. Ya da ucuzun da ucuzu bir Ali Kalkancı sürümü...



Şimdi asıl mevzuya (konu, bahis) gelelim. Bu köftehor Hüseyin, bir gün Osman Zeki Yüksel’i ziyaret eder. Koca Serdengeçti’nin canı sıkkındır. Odada bir o yana bir bu yana dönüp durmaktadır. Hüseyin Üzmez: “Abi” der. ‘’Gel, dolaşalım. Hem, biraz hava alırsın.’’ Beydağlarının (Taurus~Toros) özgür ruhlu efesi bu öneriyi kabul eder. Birlikte çıkarlar. Serdengeçti ‘nereye gidelim’ diye sorunca; Üzmez, hayvanat bahçesine gitmeyi teklif eder. Neyse lâfı uzatmayalım. Hayvanat bahçesini gezerlerken, kafeslerden birinde bembeyaz tüyleriyle oldukça sevimli duran bir kutup ayısı görürler. Üzmez, -biraz da maskaralık (komiklik) olsun diye- “Abi be,” der. ‘’Bu kutup ayısı tıpkı Ruslara benziyor. Uzaktan bakılınca, çok sevimliler. Yanlarına sokulunca ise tehlikeli…” Lâtifeyle karışık bu teşbih (benzetme) Serdengeçti’nin çok hoşuna gider ve gülümseyerek “doğru söylüyorsun” der. Az ileride, bu kez karşılarına boz renkli bir kurt çıkar. Kurdun hikâyesi hazindir. Erzurum’da, çobanlar tarafından kurulan bir kapanda yakalanmıştır. Özgürlüğüne çok düşkün olan asil hayvan, kapandan kurtulmak için sabaha kadar çabalayıp durmuş bu yüzden de bir ayağı sakat kalmıştır. Hüseyin Üzmez aksayıp duran kurdu gösterip, “Abi,” der. “Bak, bu kurt da aynı bize benziyor.” Müteessir (üzgün) bir yüz ifâdesiyle kurdu seyretmekte olan Serdengeçti, birden hiddetlenir. “Höst ulan! Biz hayvan mıyız?” Sonra ilâve eder. “Oğlum Hüseyin, bazı şeyler destanlarda güzeldir. Bırakalım da orda kalsınlar!”



Kalemle halvetimize son vermeden önce haddimizi biraz aşıp, mevzubahis olan siyasîlere iki çift lâf edelim canlar. Ağalar!.. Milletin değerleri üzerinden siyaset yapmayı bırakın. Meziyetinizle, erdeminizle, eserlerinizle gündeme gelmeye çalışın. Lâf değil, iş üretin. Projeleriniz, milletin ufkunu aydınlatsın. Tarih kitaplarını açıp Bilge Kağan’la, Kül Tigin’i; Tuğrul Bey’le, Çağrı Bey’i zikreden sayfaları iyice bir okuyun. Ardından Fetret devrine bir göz atın. Çok eskilere gitmeye de gerek yok aslında. Abdülhamit Han ve Atatürk dönemleri de size bir fikir verecektir. Velhâsıl hâlâ 'o da çok' diyorsanız sizin güzel canınız sağ olsun. Biz de -sağlık olsun deyip- millî şairimiz Mehmet Âkif’in, Süleymaniye Camiinden yükselmiş gür sesiyle hasbıhâlımızı noktalarız:



“Bir değil mahvedilen devlet-i İslâmiyye...

Girdiler aynı siyâsetle bütün makbereye.

Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;

Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.

Bırakın eski hükûmetleri meydandakiler

Yetişir, şöyle bakıp ibret alan varsa eğer.

İşte Fas, işte Tunus, işte Cezayir, gitti!

İşte İran´ı da taksîm ediyorlar şimdi.”



Serik–23.04.2011 C.tesi



Aziz Dolu Atabey

azizdolu.blogcu.com





Derkenar: Şiirin devamı Safahat'ın, 'Süleymaniye Kürsüsünde' adlı bölümündedir.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 17
Dün Tekil 936
Bugün Tekil 313
Toplam Tekil 1642484
IP 54.166.37.177






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































11 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yabancı kültürlere girmek demek, onun hakimiyetine girmek demektir.
(Mete'nin Oğlu)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.002 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu